3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 02/04/2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile müvekkili çalışanı olduğunu, sözleşmenin özel şartlar "s" bendinde rekabet yasağına ilişkin hüküm bulunmasına rağmen davalının kendi işletmesini kurarak aynı alanda faaliyet yürüttüğünü, bu şekilde müvekkilinin zararının doğduğunu iddia ederek şimdilik 1.000,00 TL madde zarar ile 20.000,00 TL cezanın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 25/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, 9.147,09 TL maddi tazminat ile sözleşmenin 14. Özel şartlar başlığı altında " s " maddesine aykırılık sebebi ile 20.000,00 TL cezanın davalının işten ayrılma tarihinden itibaren yürütülecek en yüksek faiz oranı ile beraber tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ıslah edilmiş cevap dilekçesinde özetle; iş sözleşmesinde sadece işçi aleyhine hüküm konulamayacağını, rekabet yasağının yer, konu ve zaman sınırlaması içermediğini, sözleşme haklı bir nedene dayanmaksızın işveren tarafından ya da işverene yüklenebilen bir sebeple işçi tarafından feshedilirse rekabet sözleşmesinin geçerli olmayacağını, davacı tarafça sunulan ibranamenin geçersiz olduğunu, davacının müvekkiline mal sattığı da gözetildiğinde müvekkilinin eyleminin haksız rekabet teşkil etmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, taraflara ait şirketlerin ticaret sicil müdürlüğü kayıtları, iş sözleşmesi, faturalar, ... kayıtları, .... esas sayılı dosyası dosya arasına alınmıştır.
Davacı tanığı ..., "Davacı şirket sahibi kardeşim olur, bende orada satış müdürü olarak çalışıyorum, davalı bir süre şirketimizde satış elamanı olarak çalıştı, bizimle anlaşmazlık yaşadıktan sonra işten ayrıldı, son 15-20 gün müşterilere ben işten ayrılacağım benden alışveriş yapın diyerek haber vermiş, biz bunu sonradan müşterilerden duyduk, bizden ayrıldıktan sonra müşterilerimize bizde hizmet vermeye devam ettik, bu nedenle davalının eylemlerinden haberdar olduk, hem bizim ürünlerimizin kötü olduğuna ilişkin hemde firmamızın süresinde teslimat yapmayacağı şeklinde firmamızı kötüleyen beyanları olmuş, maliyeti kurtarmayacak fiyat teklif ederek işlerin bize gelmesini engellemeye çalışmış, diğer rakip firmaları da bu şekilde yönlendirmiş, bazı şirketlerle bizden ayrılmadığını söyleyerek iletişime geçmiş, örneğin fırında unlu mamülleri isimli şirketle bizim adımıza irtibat kurup kendi firması aracılığıyla ürünleri üretmiş, kalitesiz olduğunu ve bizim yapmadığımızı teslimatta anladıklarında şirket temsilcisi bu durumu kendisine sormuş ve ürünleri teslim almak istememiş, indirim yaparak kendisini ikna etmişler, sonrasında bu kişi ile herhangi bir ticaret yapmamışlar, bu kişi sonrasında bizimle çalışmıştır, bizimle çalıştığında davalının bizimle çalıştığını düşündüğü için bu işi verdiğini söylemişti, daha sonrasında da çalışmamıştır, bizim davalıdan alacağımız mahkeme kararı ile belirlendikten sonra davalı da bizim şirketin aleyhine hizmet tespiti ve işçilik alacakları davası açmıştır, kardeşim iyi niyetli olduğu için öncesinde dava açmayı düşünmüyordu bu davalar açıldıktan sonra yasal hakkını kullanarak eldeki davayı açtı. Ayrıca bu şirketlerden bir anda haberdar olmamız mümkün olmamıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ..., "Ben firma sahibiyim, yıllardır davacı ile iş yaptım, beni davacıyla davalı tanıştırmıştır, bir gün davalı iş yerine gelerek davacıdan ayrıldığını daha uyguna iş yapabileceğini söyledi, aynı kalitedeki malı daha ucuza yapabileceğini söyledi, bende bunun üzerine davacıyı arayarak neden bana pahalı ürün sattıklarını sordum, ancak güvenilir oldukları için çalıştım, hatta sonrasında başka şirketleri ambalaj işini vermem için gönderdi, ancak ben güvenemediğim için davacı ile çalışmaya devam ettim, hangi tarih olduğunu hatırlamıyorum, ben davalıya güvenmediğimi söylediğim için davalının adıyla başka şirketler aynı işi yapıp malzemeyi satmak için benzer fiyatlarla görüşmek için geldiler," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ..., "Davacı şirkette 2018 yılından itibaren 5 yıl boyunca çalıştım, davalı halen çalışırken ben oryantasyon sürecindeydim, saha inmeye başladığımda davalı işten ayrılmıştı, müşteri ziyaretlerinde davalının davacı firma adına sipariş aldığını öğrendim, üç firmada bu şekilde bildirim yapıldı, bende durumu davacıya anlattım, davacı şirket tüm müşterilerine davalı ile çalışmadığına dair bildirim yaptı, sonrasında saha çalışmalarında bazı firmalara davalının ...ambalaj olarak satış yaptığını ancak davacı firmayı kötülediğini duydum, bu durumu da davacıya bildirdim, davacı ile arasında dava olduğunu, kötü ürün yaptıklarını, daha uyguna ürün verebileceğini söylemiş, 15-20 firmadan bu şekilde bilgi aldım, 15 firmaya yakın güven kaybı oluştuğu için müşteri kaybı yaşadım, ... kafe olarak hatırlıyorum, ben davalıyı hiçbir şekilde tanımıyorum, ismen biliyorum, bana soran firmalar taraflar arasında dava olduğunu, ürün kalitesinde bozulma olduğunu söylediler, bende aralarındaki ilişkiyi bilemediğimi ve ürün kalitesini koruduğumuz anlattım," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ..., " Davalıyı eskiden beri tanırım, davacıda çalışmaya başladığını ve daha sonra ayrıldığını duydum, firmamdaki (...) ürün ihtiyacı için davalıyı aradım, başka arkadaşlarımda vardı, birlikte müşteri olduk, ihtiyaçlarımızı kendisinin firmasından aldık, öncesinde davacıyla iş yapıyorduk, haksız olarak bize alacak davası açtıkları için kendileriyle bir daha çalışmadık," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ..., "Davacı şirkette davalı ile birlikte çalıştık, ... Hanımın sigortasız çalıştığını, fazla mesai almadığını biliyorum, bu nedenle işten ayrıldığını biliyorum, sonrasında aynı şekilde çalışıp çalışmadığını bilmiyorum, sonradan firma açtığını biliyorum, davacıda çalıştığı müşterilerle çalışıp çalışmadığını bilmiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... firmasında çalışıyordum, 2016 yılında davalı gelerek ürün tanıtımı yaptı, bizde araştırarak uygun bulduk ve çalışmaya başladık, ... Ambalajla herhangi bir ilgimiz yoktu, dekontlarda ismini görüyorduk sadece, bizim tüm ilişkimiz davalıylaydı, halen zaman zaman kendisinden alışveriş yapıyoruz, benim taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin davadan önce bilgim yoktur, çağrılmamla haberdar oldum, biz davacıyla ticaret yaptık ancak sadece davalıyı tanıyorduk, ...ambalaja geçince onunla devam ettik, ben davalıyı tanıdığım firmalara da tavsiye ettim, onlarda davalı ile çalışmaya devam ettiler, onlardan davalının davacıyı kötülediğine dair bir şey duymadım, örneğin ...'u ben tavsiye ettim," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mali müşavir bilirkişi ve nitelikli hesap bilirkişisinden oluşan heyet 22/05/2023 tarihli raporunda özetle, tarafların defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, davacının 188.023,05 TL ciro kaybı olduğu, dava dilekçesi ekinde sunulan dava dışı ....İnşaat, ..., Ltd. Şti. .... 'nun davacının müşterileri olduğu ve bu firmalara 2018/2019/2020/2021 yıllarında toplam 188.023,05 TL mal satışı gerçekleştiği, davacının 188.023,05 TL ciro kaybı olabileceği ve 9.936,09 TL kar mahrumiyeti olabileceği, bu zararın davalının eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında takdirinin mahkemede olduğu, davalının satış temsilcisi olması nedeni ile müşteri çevresine nüfuz etme imkanının bulunduğu, hizmet ilişkisinin davalı işçiye müşteri çevresi ya da işverinin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlayacağı, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikle olduğu, iş sözleşmesindeki rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı noktasında nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olduğu kabul edilir ise davalının davacı ile aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere şirket kurarak aynı iş kolundaki ürünlerin satışını yapmasının rekabet yasağına aykırılık oluşturacağı bildirilmiştir. Taraf itirazları üzerine bilirkişi heyetinden alınan 17/07/2023 tarihli ek raporda, davacının 31/05/2018 tarihinden 2019-2020-2021 yıllarında 181.704,95 TL ciro kaybına karşılık 9.147,95 TL kar mahrumiyeti olabileceği bildirilmiştir.
DEĞERLENDİRME
Dava, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işçinin haksız rekabet yasağına aykırılığı nedeni ile tazminat ve cezai şart istemine ilişkindir. Davalı yan her ne kadar görev itirazında bulunmuş ise de, iş akdinin feshinden sonraki döneme ilişkin haksız rekabet nedeni ile görülen davalarda Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan savunmaya itibar edilmemiştir (... sayılı ilamı).
Davalının 02/04/2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 04/04/2018-31/05/2018 tarihleri arasında davacı bünyesinde satış elemanı olarak çalıştığı, 31/05/2018 tarihinde "..." kodu ile istifa etmek suretiyle işten ayrıldığı, davalı vekilinin savunmasında bildirdiği üzere işverenden kaynaklanan bir sebeple ayrıldığına ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, bu yöndeki İş Mahkemesi dosyasının da feragatle sonuçlandığı, davalının 30/05/2018 tarihinde ... Tic. Ltd. Şti.'yi kurduğu, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacı şirket ile davalının sahibi olduğu şirketin aynı alanında faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır.
TBK’nın 396/4. maddesi uyarınca; “İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamaklayükümlüdür.” Dolayısıyla işçinin, iş gördüğü sırada edindiği mesleki bilgileri iş ilişkisinin bitiminden sonra madde hükmünde belirtilen şartlar çerçevesinde kullanmasına izin verildiği belirtilmektedir. İş sözleşmesinden doğan sadakat borcunun bir gereği olan rekabet etmeme borcu, iş sözleşmesinin bitimi ile sona erer. İşçinin sözleşmenin bitiminden sonraki rekabet etmeme borcu, sadakat borcundan kaynaklanan bir borç olmayıp, bağımsız ve akdi bir borç niteliğindedir.
TBK’nın 444/1. maddesine göre; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir."
TBK’nın 445/1. maddesi uyarınca, "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz." Yani rekabet yasağının geçerli olabilmesi için yasağın konu bakımından sınırlandırılmış olması gerekir.
Bu kapsamda işçinin icra edemeyeceği iş türü sözleşmede açıkça gösterilmelidir. Kanunda yasaklanabileceği öngörülen faaliyetler birbirinden bağımsızdır ( ...).
TBK'nın 446. Maddesine göre "Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır."
Sözleşmenin geçerli olabilmesi için, öncelikle işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin varlığı, üretim sırları, işverenin işleri veya müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağı, işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimali bulunması gerekmekte, bunlarla birlikte işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemesi şartının da sağlanması gerekmektedir.
Davalının satış çalışanı olarak çalışması nedeni ile işveren davacının müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olasılığının olması, onlarla az veya çok kişisel ilişki içinde bulunması, müşterilerin kişilik özellikleri, istek ve ihtiyaçlarını bilebilecek ve bu bilgileri kendi adına ekonomik bir değer olarak kullanabilecek durumda olduğu kabul edilmelidir. Ancak işverenin kazancında veya siparişlerinde ciddi düşüşler doğuran, işverenin iş yapma olasılıklarını ciddi olarak sınırlandıran, ilgili piyasada rekabet gücünde geriye dönüş yaşatan, zararın kolayca telafi edilemeyeceği ciddi bir zarar ihtimalinin varlığı da gerekmektedir. Oysa ki yapılan bilirkişi incelemesinde, davalının işten ayrıldığı tarihten sonra davacının cirosunu artırdığı, davalının cirosunun ise gittikçe azaldığı belirlenmiştir.
İşçinin ekonomik geleceğinin korunması bakımından da sözleşmenin sınırlandırılması gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin özel şartlar "s" bendinde "İşçi bu sözleşmeyi imzalayarak işten ayrıldığında işverenin yapmış olduğu sektörle vb. sektörlerle ilgili olarak başka bir firmada 5 yıl boyunca çalışamaz. Eğer bu koşulu yerine getirmezse şimdiden işverenin belirleyeceği cezai şartı kabul ve taahhüt etmiş olur," hükmü yer almaktadır. Taraflarca rekabet sözleşmesi konu bakımından sınırlandırılarak "işçinin başka bir firmada çalışmasının yasaklanmasına karar verilmiş," davacı ise eldeki davayı davalının kendi adına firma kurması ve benzer faaliyetler yürütmesine dayalı olarak açmıştır. Rekabet sözleşmesinin davaya konu faaliyeti sınırlandırdığından da söz edilemeyecektir. Kaldı ki rekabet yükümlülüğüne uyulmaması nedeni ile davacının herhangi bir zarara uğradığı da ispat edilememiştir. Açıklanan gerekçelerle, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gereken şartların oluşmadığı ve davacının zarara uğradığının ispat edilemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
DAVANIN REDDİNE,
Alınması gereken 269,85 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, fazla alınan 227,91 TL'nin karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine,
1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ve takdir olunan 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya arasında bulunan ticari defterlerin karar kesinleştiğinde sahibine iadesine, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırına iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/12/2023 Katip ... Hakim ... ¸¸ ¸¸