10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2022/14612 E. , 2023/11580 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli ve 2022/2 Esas, 2022/130 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 09.05.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.09.2022 tarihli ve 2022/21138 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/120757 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.11.2022 tarihli ve KYB-2022/120757 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanığın 30.06.2008 tarihli eyleminden dolayı sanık hakkında İstanbul 18.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2014 tarihli ve 2012/528 Esas, 2014/415 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın itiraz edilmeksizin 29.12.2014 tarihinde kesinleştiği, bu karar ile zamanaşımı süresinin durduğu, denetim süresi içerisinde işlenen suçun ise 02.04.2016 tarihinde işlendiği, zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı ve söz konusu bu kararın 12.07.2017 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde, sanık hakkında duran zamanaşımı süresinin ikinci suçun işlenme tarihi olan 02.04.2016 tarihinde yeniden işlemeye başladığı, bu durumda suçun işlendiği 30.06.2008 tarihi ile hükmün açıklanarak mahkûmiyet kararının verildiği 31.03.2022 tarihleri arasında 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanık hakkında, 30.06.2008 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının 02.08.2008 tarihli ve 2008/14395 Soruşturma, 2008/7765 Esas, 2008/682 sayılı iddianamesi ile kamu davası açılmıştır.
B.
Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2012 tarihli ve 2008/134 Esas, 2012/150 Karar sayılı kararı ile; sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiş, karar, 06.06.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşerek, infazı için 18.06.2012 tarihinde İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
C. İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 10.07.2012 tarihli ve 2012/3822 DS sayılı çağrı yazısı sanığa 28.07.2012 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, Müdürlüğe başvurmaması nedeniyle dosyası kapatılarak 26.09.2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
D. Tedbirin gereklerine uymadığının bildirilmesi üzerine dosya ele alınarak 12.12.2012 tarihinde tensip zaptı düzenlenmiş, İstanbul 18.
Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2014 tarihli ve 2012/528 Esas, 2014/415 Karar sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, karar, itiraz edilmeksizin 29.12.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
E. Sanığın denetim süresi içerisinde 02.04.2016 tarihinde işlediği "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan cezalandırıldığının ve kararın 12.07.2017 tarihinde kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine;
İstanbul 18.Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 31.03.2022 tarihli ve 2022/2 Esas, 2022/130 Karar sayılı kararı ile; hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm, istinaf edilmeksizin 09.05.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
F. Sanığın yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği, 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın, hükümden sonra 191 inci maddenin ikinci fıkrasına 14.04.2011 tarihli ve 27905 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20 inci maddesi ile eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde olduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve zamanaşımının denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı dikkate alındığında; Suç tarihinden itibaren mahkûmiyet kararının verildiği tarihe kadar, denetimli serbestlik tedbirinin kesinleştiği tarih ile birlikte duran süre ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği
29.12.2014 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlediği suç tarihi olan 02.04.2016 tarihi arasında duran süre eklendiğinde, karar tarihi itibariyle 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmiştir.
G. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli ve 2022/2 Esas, 2022/130 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE" şeklinde değiştirilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.