Esas No
E. 2012/12304
Karar No
K. 2013/10862
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2012/12304 E.  ,  2013/10862 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vd vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd aleyhine 30/09/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın davacılardan ... yönünden reddine, davacı ...'in maddi tazminat talebinin reddine, davacı ...'nın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 29/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.

Davacılar, davalıların elmalarını dava dışı Battal Gürkan ve Anıl Gündoğdu'ya sattıklarını, ancak satış bedelini alamayınca davalıların kendilerini dolandırıcılık suçundan şikayet ettiklerini, yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, yapılan haksız şikayet nedeniyle manevi zarar gördüklerini ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalılar ise, davacı ...'in satışa aracılık ettiğini, ayrıca elmaların soğuk hava deposuna ... ve davacı ... adına konulduğunu, satış bedelini alamadıklarını, şikayetin haksız olmadığını, yasal şikayet hakkını kullandıklarını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; davacı ...'in satışa aracılık ettiği, davalıları ikna ettiği , dava dışı tüccarları evinde ağırladığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiş, davacı ...'in ise dava dışı elma tüccarlarına yardımcı olmadığı, davalıların şikayetinde delil bildirilmediği, takipsizlik kararı verildiği, şikayetin haksız olduğu gerekçesiyle isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır.

25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda, davacı ...'in diğer davacı ...'in oğlu olduğu, davalıların elmalarının dava dışı tüccarlara satışı konusunda davacı ...'nın aracılık yaptığı, davalıların sattığı elmaların davacı ... ve davacı ... adına soğuk hava deposuna konduğu, davalıların ödeme günü gelmesine rağmen sattıkları elmanın satış bedelini alamadıkları, icra takipleri yaptıkları, dolayısıyla davacıların da içinde bulundukları satış işleminden dolayı zarar gördükleri, ayrıca davalıların şikayet dilekçeleri, savcılık ifadeleri ve dosyaya sunulan taraflar arasındaki yazılı belgeler ve olayla ilgili alınan beyanlar birlikte değerlendirildiğinde davalıların satış bedelinin tahsili için hak arama gayreti içinde oldukları, sırf davalıları zarara uğratmak kasıtlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece, şikayet için yeterli emare olması nedeniyle davalıların yasal şikayet hakkını kullandığı sonucuna varılarak, davacı ...'in de istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, şikayet hakkını hukuka uygun kullanmadığı gerekçesiyle, davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog