12. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/867
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2021
NUMARASI: 2018/307 Esas - 2021/223 Karar
Davanın kabulüne ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:
Davacılar vekili, müvekkilinin kardeşi ...'in davalı bankadan 20/04/2016 tarihinde kullandığı 50.000-TL bedelli kredi için, İstanbul İli, Kartal İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parseldeki taşınmazı üzerine, 05/05/2016 tarihinde 1. dereceden 150.000-TL bedelle davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini,
TBK 584'e göre en geç sözleşme anında alınması gereken eş muvafakatinin, ipotek tesis edildikten sonra alındığını; kredi borçlusu ...'in 10/11/2016 yılında vefat ettiğini, kredi borcunun müvekkili tarafından ödenerek ipoteğin kaldırıldığını ancak davalının yasal olarak yapılması gereken erken ödeme indirimlerinden müvekkilini yararlandırmadığını, davalının borç miktarı hakkında müvekkiline bilgi vermediğini sadece 130.000-TL bedelli bir sözleşme gönderdiğini, ...'in böyle bir borcunun bulunmadığını, çekilen kredinin 50.000-TL olduğunu, müvekkilinin de sadece o miktardaki kredi için teminat verdiğini, davanın belirsiz alacak davası ve dava değerinin de 500-TL olduğunu ileri sürerek, ipotek senedi ve senet sonucu müvekkilinden tahsil edilen tutarların hukuka uygun olup olmadığının tespitini, ipotek senedinin hukuka aykırı olması durumunda senedin geçmişe dönük olarak iptalini, müvekkiline ödettirilen tutarın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile müvekkiline iadesini; ipotek senedinin hukuka uygun olması halinde, senet hükümlerine aykırı olarak müvekkilinden fazla tahsil edilen tutarların ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili, bilirkişi raporundan sonra 24/11/2020 havale tarihli dilekçesiyle, belirsiz alacak davası olarak açtıkları işbu davanın dilekçesinde gösterdikleri 500-TL dava değerini 9.775,50-TL daha arttırarak, toplam 10.275,80-TL'nin ödeme tarihi olan 30/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, 28/05/2015 tarihli ve ... referans numaralı ile 20/04/2016 tarihli ve ... referans numaralı genel kredi sözleşmeleri kapsamında vefat eden borçlunun bir çok kredi kullandığını, bu kredilerden 06/05/2016 tarihli ve 51.000-TL tutarlı kredinin dava konusu edildiğini; davaya konu ipoteğin davacı tarafından tapu memuru önünde imzalandığını, anılan belgenin hukuka aykırı olduğu iddiası için husumetin tapu sicil müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini; davacının eşi ile ikamet ettiği adresin farklı olması sebebiyle ipotek konusu taşınmazın aile konutu olmadığını, buna rağmen davacının eşinden muvafakatname alındığını, aile konutu ile ilgili bir meselede dava açma yetkisinin davacının eşinde olması sebebiyle davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını; kredi asıl borçlusunun vefatından sonra borçlar ödenmediğinden kullanılan kredilerin takibe alınıp muaccel hale geldiğini ve temerrüt faizi uygulandığını, kanuni takibe aktarılan krediler için erken ödeme indirimi talep edilemeyeceğini, kaldı ki murisin kullandığı kredilerin ticari kredi olup erken ödemenin belirli koşullarda yapıldığını, muris hakkında başlayan icra takibine konu borcun tahsili sağlandığı için fazla ödeme ve faiz taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ancak davanın kabulü anlamına gelmemek üzere, faize hükmedilebilecek olsa bile dava tarihinden itibaren davacının yasal mirasçı olması sebebiyle yasal faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece,ipotek sözleşmesinin 1. maddesine göre, kredi asıl borçlusunun asaleten ve kefaleten doğmuş doğacak tüm kredi borçları, bunların faiz, komisyon, ücret, vergi, resim, harç, fon ve bunlara terettüp eden her türlü ceza ve gecikme cezalarını kapsadığı,..140 numaralı ticari kredinin ipotek ile teminat altına alındığı; davalının, 06/05/2016 tarihinde 36 ay vadeli 51.000-TL ticari kredi verdiği, her bir taksit tutarının 1.875,82-TL olduğu; 06/01/2017'ye kadar ilk 8 taksitinin ödendiği, geriye 28 taksit kaldığı ve anapara bakiyesinin 42.046,65-TL olduğu, kredi asıl borçlusunun vefat tarihi olan 10/11/2016 tarihini takip eden 90 gün sonra, 10/02/2017 tarihinde hesabın kat edildiği; 17/02/2017 ve 07/03/2017 tarihli her biri 1.860-TL'lik iki ödemenin yapıldığı; borcun tasfiye tarihi olan 30/03/2017 tarihine kadar başka bir taksit olmaması sebebiyle, bankanın krediden tahsil edebileceği ve ipotekli taşınmaz malikinden kredi için talep edebileceği tutarın anaparasının 39.671,56-TL olduğu; genel kredi sözleşmelerinde erken ödeme indirimi veya cezası ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığı, 51. maddede sebebe bağlı olmaksızın bankanın keşide edeceği ihtarname ile hesabın kat edilebileceğinin düzenlendiği; kredinin kat edildiği 10/02/2017 tarihinde muaccel olduğu kabul edilmekle birlikte kat ihtarının borçluya tebliğ edilemediği; davacının davalıdan 40.159,38-TL tahsil etmesi gerekirken, 1.396,62-TL fazla yani 41.556-TL tahsil ettiği, tüketici kredilerinin de ipotek kapsamında kaldığından 57385601 numaralı KMH'dan kullandığı bireysel kredi borcunun da ipotekle temin edildiği; KMH dan 135,95-TL fazla,kredi kartı alacağından 95,19-TL fazla tahsilat yapıldığı, ipotek sözleşmesinde çek kanuni karşılık tutarının banka tarafından ödenmesi halinde ipotek malikinin bundan sorumlu olacağına dair hüküm bulunmadığı, tazmin olan çeklerin de, borçlunun ölüm tarihinden sonra olduğu, bir kişinin ölümünden sonra kredi sözleşmesi yapması mümkün olmadığından, bu alacağın doğmadığından ipotekle de karşılanamayacağı,davacıdan haksız olarak 8.643,03-TL tahsil edildiği; tazmin olmamış iki adet çek yaprağından kaynaklandığı anlaşılan 2.820-TL’lik gayri nakdi risk için her ne kadar, davacı delili olan borç bildirim yazısında ipotek malikinin sorumluluğu dolayısıyla bu tutarın ödenmesini talep edilmişse de, yine davacı delili olan 30/03/2017 tarihli dekontta bedelin vadesiz hesaba yatırıldığının görüldüğü, bu bedel için davalıdan rehin blokaj talimatı da alındığı, ilgili tutarın davacı tarafından ipotekli taşınmaz maliki sıfatından dolayı değil ilgili tutar için gayri nakdi risklere nakdi teminat vermek için yatırıldığının anlaşıldığı, sonuç olarak, ipotek sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğu, davalı bankanın, davacıdan, ipotek maliki sıfatıyla 60.043,42-TL tahsil etmesi gerekirken, 70.319,22-TL tahsil ettiği, davacıdan 10.275,80-TL fazla tahsilat yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 10.275,80-TL alacağın 30/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
1.Davalı vekili, müvekkili tarafından fazla tahsilat yapılmadığını,çek sorumluluk bedeli gayrinakdi kredi riski olup, ipoteğin teminat teşkil ettiği 20/04/2016 tarihli 130.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında bulunduğunu; çek sorumluluk bedeli ödenen karşılıksız çeklerin borçlu tarafından keşide edildiğini,ipoteğin tacir olan borçlunun GKS limiti kapsamındaki tüm nakdi, gayri nakdi, kart ve kredili mevduat/BCH risklerinin teminatını teşkil ettiğini, 09/02/2017 tarihli ihtarnameyle borçlunun temerrüte düşürüldüğünü; nakit riskler kapsamında tahsil edilen miktarların, müvekkili ile ... arasındaki sözleşmelere ek olarak, davacı ile nakit teminat için bloke ve rehin talimat mektubu çerçevesinde kendi rızası ve bilgisi dahilinde tahsil edildiğini, davacının davaya konu ödemeleri gerçekleştirirken kendi hür iradesiyle imzaladığı 30/03/2017 tarihli Nakit Teminat için Bloke ve Rehin Talimat Mektubu'nun da mevcut olduğunu; mahkemenin avans faizi ve faiz başlangıç tarihine ilişkin değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, davacının böyle bir faiz isteyemeyeceğini ve kabul anlamına gelmemekle beraber uygulanabilecek faizin yasal faiz ve başlangıç tarihinin de dava tarihi olması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davacı vekili, somut olayda ipotek için eş muvafakatinin sözleşme kurulmasından sonra alınmış olduğunu ve bu nedenle ipoteğin geçersizliğinin tespit edilerek müvekkilinden tahsil edilen tutarın iadesine; aksi halde, cebri icra tehdidi altında müvekkilinin yaptığı fazla ödemelerin tespitini ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, dava dışı borçlunun bankadan kullandığı kredi borcu için verdiği ipotek kapsamında yapılan fazla ödemenin iadesi istemine ilişkindir. 4721 sayılı TMK'nın 194. maddesindeki özel düzenleme uyarınca eşin rızasının alınması şartının ancak ipotek edilen taşınmazın aile konutu olması haline mahsus olduğunu belirtmek gerekir. Dosya içerisinde yer alan tapu kaydından ipoteğe konu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmamaktadır.TMK'nın 881. maddesi "Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir." ve TBK'nın 603. maddesi de "Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır." hükmünü içermektedir. İpotek ile verilen teminat ise kişisel bir teminat olmayıp ayni bir teminattır. Bir başka anlatımla ipotek,
TBK'nın 603. maddesi kapsamında olmadığından eş rızasının alınmasına gerek yoktur. Davalı bankanın tapuya güven ilkesi uyarınca davacının eşinin muvafakatini alma zorunluluğu söz konusu olmadığından dava konusu ipotek sözleşmesi geçerlidir.Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Somut olayda, davacı dava dışı borçlunun davalı bankayla akdettiği 20/04/2016 tarihli ve 130.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi kapsamında taşınmazını 05/05/2016'da 150.000-TL bedelle banka lehine ipotek ettiğini ve ipoteğin paraya çevrilmesi riskine karşılık davalıya yaptığı ödemenin fazla olduğunu beyan etmiştir.Kredi borçlusu 10/11/2016 tarihinde vefat etmiştir. Davalı, davacıya 30/03/2017 tarihinde borçlu ... için 70.319,20-TL nakit ve 2.820-TL gayrinakdi risk tutarı olarak borç miktarını bildirmiş ve aynı tarihte davacı tarafından ihtirazı kayıtla ödeme yapılmıştır.İpotek sözleşmesinin 1. maddesinin "...'in bankaya tevdii ettiği/edeceği her türlü kredi sözleşmesi, taahhütnamesi (konut kredisi sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri ve türev işlem çerçeve sözleşmeleri de dahil olmak üzere) v.s. uyarınca veya üçüncü kişiler tarafından ... ile ilgili olarak Banka'ya tevdi edilmiş/edilecek kefaletler uyarınca ...'in Banka'ya karşı asaleten ve kefaleten doğmuş/doğacak tüm kredi borçlarının ve bunların faiz, komisyon, ücret, vergi, resim, harç, fon ve bunlara terettüp eden her türlü ceza, gecikme cezaları ve sair teferruatına şamil olmak üzere 150.000-TL için maliki bulunduğum/bulunduğumuz yukarıda yazılı taşınmazım/taşınmazımız üzerinde Banka lehine 1. derecede ve boşalacak tüm serbest derecelerden devamlı istifade etmek ve fekki Bankaca bildirilinceye kadar devam etmek kaydıyla %90 değişken faiz oranıyla ipotek tesisini kabul ediyorum." hükmünü içermektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kredi asıl borçlusu ...'in 06/05/2016'da kullandığı 36 ay vadeli 51.000-TL bedelli kredinin , bir kısım taksitleri ödenmiş, ...'in ölüm tarihi olan 10/11/2016 tarihinden 90 gün sonrasında yani 10/02/2017 tarihinde kredi hesabı kat edilmekle alacak 10/02/2017 tarihinde borcun muaccel hale geldiği, 17/02/2017 ve 07/03/2017 tarihinde 1.860-TL'lik iki ödeme yapıldığı,son tahsilat tarihi 07/03/2017 tarihinden 30/03/2017 tarihine kadar anapara tutarına %18,33 oranındaki akdi faizin uygulanmasıyla ve BSMV'yle birlikte aslında davacının ödemesi gereken toplam borcun 40.159,39-TL olduğu fakat davacıdan 41.556-TL tahsil edildiği, 1.396,63-TL fazla tahsilat yapıldığı; KMH'dan 135,95-TL, kredi kartı borcundan 95,19-TL; fazla tahsilat yapıldığı belirlenmiştir. Borçlunun ölümünden sonra 15/11/2016-07/12/2016 arasındaki tarihlerde düzenlenen ve 31/01/2017 tarihinde karşılıksız işlemi yapılarak her bir çek için 1.290-TL sorumluluk miktarından 30/03/2017 tarihinde davacı tarafından ödenen 8.648,03-TL' çeklerin düzenleme tarihinin, borçlunun ölümünden sonraki tarih olması dolayısıyla ölü kişinin de çek düzenleyemeyeceği gerekçe gösterilerek iadesine karar verilmiştir.Ancak 5941 sayılı Çek Kanununa, 31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunla eklenen Geçici 3/5. Maddesi ile"31/12/2017 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm ile ileri tarihli çek düzenlenmesine izin verilmiştir. Söz konusu altı adet çekte bulunan imzaların, borçlu ...'e ait olmadığı yönünde bir iddia ve tespit bulunmamaktadır. 5941 sayılı Kanunun 3/3. maddesinde muhatap bankanın, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için karşılığının hiç bulunmaması hâlinde, çek bedeli (işlem tarihi itibariyle) 1.290-TL'yi ödemekle yükümlü olduğu, bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmünde olduğu düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi çek yaprağı başına öngörülen ödeme garantisi kanunda, çek defteri verilmesi sırasında bir nakit ödemesi söz konusu olmadığından gayri nakdi kredi sözleşmesi olarak açıklanmıştır.Buna göre banka, genel kredi sözleşmesi uyarınca sözleşme lehtarına verdiği çeklerin ibrazı halinde karşılıksız çıkması nedeniyle ödediği yasal zorunlu karşılıkları sözleşme borçlusundan isteyebilir (Yargıtay 19. HD'nin 2015/6016 E., 2015/15575 K. sayılı ve 25/11/2015 tarihli ilamı). Genel kredi sözleşmesi çerçevesinde de asıl borçluya çek karnesi verilerek, gayri nakdi kredi kullandırıldığı, karşılıksız çıkan altı adet çekin asgari sorumluluk bedelinin ödenmesi üzerine her biri 1.290-TL'den toplam 7.740-TL anapara alacağı olmak üzere işlemiş faiziyle birlikte toplam 8.648,03-TL nakit krediye dönüşmüştür (Yargıtay 19. HD'nin 2016/17205 E., 2018/1941 K. sayılı ve 10/04/2018 tarihli ilamı). Davacı ipotek sözleşmesiyle, asıl borçlunun Banka'ya karşı asaleten doğmuş/doğacak tüm kredi borçlarına şamil olmak üzere taşınmazı üzerinde ipotek tesis etmiştir. Bankanın ödemek zorunda olduğu çek yaprağı bedellerinden sorumluluk konusunda ipotek sözleşmesinde bir hüküm bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacı karşılıksız çıkmış altı çek için davalı tarafından ödenmiş nakdi krediye dönüşmüş bedelden sorumludur. Bu gerekçeyle, davalının davacıdan tahsil ettiği 8.648,03-TL bakımından davanın reddi gerekirken bu miktarın tahsilinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın bu kısım açısından kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, davalı vekili asıl borçlu ve davacıya 09/02/2017 tarihli hesap kat ihtarının noterden tebliğe çıkarıldığını ileri sürmüşse de, borçlu ...'in söz konusu tarih itibariyle ölü olduğundan ve davacının da adreste tanınmadığından tebliğler yapılmamıştır.Asıl borçlu ve davacı temerrüte düşmediğinden buna göre yapılan hesaplamanın benimsenerek karar verilmesi yerindedir. Davacının davalıya 30/03/2017 tarihinde ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı dikkate alındığında, kabul edilen miktara ödeme tarihinden itibaren, ayrıca alacak ticari krediden kaynaklandığından avans faizi uygulanması gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karşılıksız çıkmış altı adet çek için davacı tarafından ödenen tutar açısından davanın reddine, karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın kaldırılarak nakit kredilerden dolayı alınan fazla miktarın iadesine, çek kanuni karşılık tutarlarına yönelik istemin reddine karar verilmiştir.