15. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1975
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/12/2019
NUMARASI: 2019/228 Esas, 2019/1422 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabuüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili, cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 30/11/2018 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı yanca takibe haksız ve mesnedsiz olarak itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu, faturaların tebliğ edildiğini, itiraz olmaksızın fatura içeriğinin kesinleşmesine rağmen ödeme emrinin tebliğ edildiği 11/01/2019 tarihinde davalı tarafından reklamasyon faturası düzenlenerek noter aracılığıyla tebliği edildiğinin müvekkilinin faturayı kabul etmeyerek, iade ettiğini, cari hesap ilişkisi bulunması nedeniyle TTK'nın 90.maddesi gereğince müvekkilinin faiz alacağının da bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle cari hesaba dayalı olarak başlatılan takibin usulsüz olduğunu, kur farkı alacağı bulunmadığını, müvekkilinin ... markası ile anlaşmalı olup ürünlerini belirtilen firmaya sattığını, bu kapsamda davacı ile çalışıldığını, tedarikçinin kendi ürünlerinde veya alt tedarikçilerden kumaş üretimi, aksesuar üretimi, kesim dikim, ütü-paket işlemlerinin gerçekleştirildikten sonra ihracata hazır şekilde ürünü müvekkiline teslim ettiklerini, ürünün yüklenmesinden sonra fatura düzenlendiğini, ödeme vadesi olarak ise ihraç alıcısının uyguladığı vadeye göre ödeme yapıldığını, üretimden herhangi bir ayıp ve aksama olması halinde reklamasyon bedelinin tedarikçilere yansıtıldığını, davacının da bu şekilde ... markası için verilen siparişleri hazırladığını, ürünlerin gereği gibi üretilmemesi nedeniyle ... tarafından yapılan tespit sonucu reklamasyon faturası düzenlendiğini, taraflar arasındaki yazışmalardan davacının ... firması için üretilen corde modeli için dava dışı ... şirketi ile anlaştığını ve üretim yeri olarak bu şirketi bildirdiğini, ihracatçı firmaca yapılan tespitlerde yasa dışı işçi çalıştırılması nedeniyle ticari ilişkinin sona erdirildiğini, bu nedenle müvekkilinin ... ile olan ticari ilişkinin sona erdiğini, bu durumun ihtarla davacıya bildirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava ticari satım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya teslim edilen emtia bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, emtianın teslim edildiğinin sabit olduğu, uyuşmazlığın gecikme ve yabancı işçi çalıştırılması nedeniyle davalının zararının bulunup bulunmadığı varsa miktarına ilişkin olduğu, davacı tarafından ürünlerin 26/07/2018 tarihinde teslimine rağmen takipten sonra düzenlenen 11/01/2019 tarihli fatura tarihine kadar gecikmeye ilişkin herhangi bir bildiri yapılarak gecikmeden kaynaklı herhangi bir gecikme ileri sürülmeksizin ifa kabul edildiği, bu durum da gecikmeye ilişkin reklamasyon faturasına itibar edilmeyeceği gibi davacının ürünü ürettiği tesiste yabancı işçi çalıştırıldığı iddisı ile ithalatçı firma ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisinin bozulduğuna dair herhangi bir kanıtta sunulmadığı, bu durumda davanın reklamasyon faturası içeriğini kanıtlayamadığından reklamasyon faturası haricinde taraf defterleri ile sabit olan 69.704,48TL yönünden itirazın iptaline fazlaya ilişkin asıl alacak yönünden talebin reddine karar verildiği, takip tarihi itibariyle borçlunun temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle işlemiş faize yönelik talebin reddine karar verilmiş yukarıda ki açıklamalarda belirtildiği üzere takibin TL üzerinden başlatıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davalının Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 69.704,48-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %10,75 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'i olan 13.940,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının istinaf taleplerinin reddi ile mahkemenin kararındaki alacaklarına ilişkin takip tarihi itibariyle borçlu temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı şirketin ... ile anlaşmalı olup, ...'ya ürünleri Türkiye pazarında tedarik eden şirketlerden olduğunu, tedarikçi firma olarak alt firmalardan kumaş, aksesuar üretimi, kesim, dikim, ütü-paket işlemlerini aldıklarını, bu şekilde ihracata hazır hale getirilen ürünlerin müvekkili şirkete teslim edildiğini, gümrük işlemlerinin müvekkili şirket tarafından tamamlanıp ihracatın yapılmasının sağlandığını, bu arada yaşanan aksaklıkların ürün teslimi sırasındaki hataların gecikmelerden kaynaklanan cezaların iskonto ve reklamasyon adı altında tedarikçi firmalara yansıtıldığını, müvekkili tarafından düzenlenen reklamasyon faturasının icra takibinden sonra düzenlendiği ve kötü niyetli olduklarına ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı tarafla şifai olarak yapılan görüşmelerde reklamasyon faturasının bilindiğini, bu nedenle düzenlenen faturanın birinin fiyat farkına, değerinin ise yabancı işçi çalıştırmaya yönelik olup maillerle bu durumun ispatlandığını, mahkemece verilen karar hatalı olduğu gibi alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca kötüniyet tazminatının da şartlarının oluşmadığını, reddi gerektiğini belirterek, davanın tümden reddi talebi ile yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında fason üretime ilişkin tedarikçi sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı tedarikçi firma olarak davalı şirkete yaptığı ürün bedeline ilişkin alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. Ürün teslimi 26/07/2018 tarihli sevk irsaliyesi ile yapılmış, 20/06/2018 tarihinde herhangi bir ihtirazı kayıt olmaksızın kabul edilmiştir. Davacı dava konusu alacağa ilişkin 24/09/2018 tarihli 74.102,51 TL tutarlı cari hesap alacağına ilişkin 30/11/2018 tarihinde icra takibi başlatmıştır. Davalı ise takip tarihinden sonra 11/01/2019 tarihli reklamasyon faturasını düzenlemiştir. Faturanın 10.374,83 Euro' luk kısmı, gecikme ve yabancı işçi çalıştırılması için düzenlenmiştir. Ancak ürünlerin teslim tarihinde herhangi bir gecikmeden kaynaklı itirazı kayıt ileri sürülmemiştir. Ayrıca, davacının gecikme nedeniyle yabancı işçi çalıştırdığına dair iddiasına yönelik herhangi bir ispat belgesi de sunulmamıştır. Bu nedenle icra takibinden sonra davalının düzenlediği reklamasyon faturasına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün teslimi yaptığı sabittir. İcra takip tarihi itibariyle davacı davalıdan 11.857,73 Euro alacaklıdır. Her ne kadar takip talebindeki TL karşılığı dava dosyasında hüküm altına alınan alacaktan fazla ise de, asıl alacak Euro olup, TL çevirmeden kaynaklanan bu husus alacağın likit olmadığını göstermez. Dava ve takibe konu alacak likit olup, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi isabetli olmuştur. Öte yandan, takip tarihinden önce davalı alacağa ilişkin temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebine hükmedilemez. Bu nedenlerle mahkemece verilen karar dosya kapsamına göre isabetli olup, tarafların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.