44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1790
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 11/07/2023
NUMARASI: 2023/145 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; Müvekkili olan şirketin WIPO nezdinde 800'ü aşkın tescilli markası ve geniş ürün portföyüyle medikal çözümler sunarak sektöre öncülük eden ... Grup şirketleri arasında yer aldığını, yaralanma ve sakatlanmaları tedavi amacıyla kullanılan ortopedik ürün ve markalarının Türk pazarında yüksek bilinirliğe sahip olup tüketiciler tarafından yoğun bir şekilde tercih edildiğini, müvekkili olan şirketin sahip olduğu şekil ve marka haklarının korunması amacıyla söz konusu markaları TPMK, WIPO, EUIPO nezdinde tescil ettirerek koruma altına aldığını, ... ile davadışı ... arasında 23.06.2019 tarihinde bir distribütörlük sözleşmesi imzalandığı ve ... sözleşme süresi boyunca ... markalarının münhasır olmayan kullanım hakkını elde ettiğini, sözleşmenin m.19.4 kapsamında ...'ın sözleşmeden doğan hak ve borçlarını başka bir ... grup şirketine devredebileceği ve ... bu devre rıza gösterdiğinin hüküm altına alındığı, bu hüküm tahtında ...'ın 01.01.2021 tarihinden itibaren hüküm ifade etmek üzere sözleşmeyi ... şirklerinden ... Ticaret A.Ş.'ye devrettiğini ve ... Turkey'in olağan fesih hükmü uyarınca sözleşmeyi 31.12.2021 tarihinden ibaren geçerli olmak üzere feshettiğini ve feshi noter aracılığıyla ...'e ihbar ettiğini dolayısıyla fesih tarihi itibariyle ...'in ... Grubuna ait markaları kullanım hakkının da ortadan kalkmış olduğunu, ancak buna rağmen müvekkili olan şirketin tescilli markalarından tamamen kötü niyetli şekilde faydalanarak haksız ticari menfaat elde etmeye devam ettiğini, ...'in müvekkili olan şirket adına TPMK'ya tescilli “...” markasının sahibiymiş gibi www.....com alan adını kendi adına kaydettirdiğini ve ilgili alan adının - iletişim bilgileri bölümünde kendi bilgilerine yer verildiğini ayrıca www...com alan adını da gaspederek site içerisinde ... tarafından yürütülen bir program olduğu izleniminin verildiğini, Google'da “...”, “...”, “ ...” vb. ifadelerin aratıldığında iletişim bilgisi olarak ...'in işyeri adresi ve iletişim bilgilerinin gösterildiğini, diğer davalıların da müvekkili olan şirketin marka hakkını ihlal etmekte olduğunu ve müvekkili olan şirketin tanınmışlığından faydalanarak haksız ticari menfaat elde ettiklerini, aralarında herhangi bir ticari ilişki olmamasına rağmen internet sitelerinde müvekkili olan şirketin tescilli markaların taşıyan ürünleri hak sahibiymiş gibi pazarlayarak müvekkili olan şirketin marka hakkına alenen tecavüz ettiklerini, davalıların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesi, durdurulması ve bu fiillerin vuku bulduğu internet sitelerine erişimini engellenmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince verilen 11/07/2023 tarihli ara kararda özetle; "....Mahkememizce yapılan inceleme neticesinde; tüm dosya kapsamı, HMK hükümleri, benzer Bölge Adliye Mahkemesi kararları ile sunulan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde sözleşme hükümleri değerlendirilmek suretiyle yargılama neticesinde haklılık durumunun ortaya çıkacağının anlaşıldığı, ihtiyati tedbir bakımından tam ispat aranmasa da yaklaşık ispat şartının gerçekleşmesi gerektiği, dosya içerisinde tedbir talebinin kabulü gerektiğine yönelik yaklaşık ispatı sağlayan delil ve emareye rastlanmadığı, bu sebeplerle yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığı kanaatine varılarak kanuni şartları oluşmayan tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.Davacı tarafın istinaf başvuru dilekçesinde özetle; -yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, 23.06.2019 tarihinde imzalanan Distribütörlük Sözleşmesinin 31.12.2021 tarihinde fesih edildiğini, fesih tarihine kadar ... tarafından hukuka uygun olarak kullanıldığını ancak fesihten sonra da ...'in müvekkili Şirket'in tescilli markalarından internet ortamında tamamen kötü niyetli şekilde faydalanmaya, haksız ticari menfaat elde etmeye devam ettiğini, diğer Davalılar ile de herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, ancak Müvekkili Şirket'in marka hakkına alenen tecavüz ettiklerini, Bilirkişi Heyetinin markanın tükenmesi ilkesine ilişkin değerlendirmesinin somut olayın özellikleri göz önünde bulundurulduğunda hatalı olduğunu, markanın tükenmesi ilkesinin, marka hakkı sahibinin kendi rızasıyla piyasaya sunduğu malların serbest dolaşımına engel olunmaması gerektiği düşüncesiyle, bu malları piyasadan satın alan üçüncü kişileri koruma amacıyla ortaya çıkmış bir ilke olduğunu, ...'in piyasaya sunulmuş malları satın alan taraf değil, bizzat malları piyasaya sunan taraf olduğunu, davalıların sözleşme'nin feshine rağmen pazarlamaya devam ettiği malların orijinal olup olmamasının huzurdaki uyuşmazlık bakımından bir önemi olmadığını, Davalı ...'in, sözleşme süresi boyunca davaya konu markaları lisans alan sıfatıyla kullandığını, doktrinde, lisans alanın marka hakkı sahibi tarafından kendisine verilmiş olan yetkileri aşması halinde markanın tükenmesi ilkesinin üçüncü kişileri dahi koruma altına almayacağının ifade edildiğini, KHK'nın 61/1 (d) maddesinde marka sahibi tarafından sözleşmeye dayalı lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmenin, marka hakkına tecavüz sayıldığını, yargıtay içtihadında da lisans hakkı tanıyan sözleşmenin feshinden sonra markanın kullanılması halinde markanın tükenmesinden söz edilemeyeceğinin kabul edildiğini, davalıların pazarladığı malların marka sahibi tarafından piyasaya sunulmadığını, eski distribütör sıfatındaki ...'in ve onunla organik bağ içinde olan diğer Davalılar'ın malları piyasadan satın alan üçüncü kişi sıfatında olmadığını, her halükarda ...'in kendisine lisans ilişkisi çerçevesinde tanınmış olan yetkileri aştığı gözetildiğinde marka hakkının tükendiğinden söz etmenin mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesi tarafından da hukuki bir değerlendirme yapılmaksızın Rapor'da varılan sonuca itibar etmekle yetinildiğini, emsal Yüksek Mahkeme içtihatlarında marka hakkı sahibinin haklarına internet sitesi aracılığıyla tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti, önlenmesi ve durdurulması için açılan davalarda, dava konusu internet sitelerine erişimin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, davacının markasının tescilli olmasının, tedbire hükmetmek bakımından aranan yaklaşık ispat koşulunu yerine getirdiğini, markanın tükenmesi ilkesinin somut olayda uygulama alanı bulamayacak olduğunu, tedbir taleplerinin reddinin kararının kaldırılarak, tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Talep eden vekilinin, müvekkilinin markasını taşıyan ürünlerin karşı taraflarca satışa sunulduğunu beyanla ihtiyati tedbir talep ettiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporu sonrasında tedbir talebinin reddine karar verildiği, talep eden vekilince istinaf isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.6769 sayılı SMK 152.madde "Sınai Mülkiyet Hakkı Korumasına konu ürünlerin, hak sahibi veya onun izni ile üçüncü kişiler tarafından piyasaya sunulmasından sonra bu ürünlerle ilgili fiiller hakkın kapsamı dışında kalır. Marka sahibi,birinci fıkra kapsamına giren ürünlerin üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını önleme hakkına sahiptir." hükmü düzenlenmiştir. Dosyada alınan 10/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "...Dosyada yer alan distribütörlük sözleşmesinin kısmi tercüme metninde ... sözleşmeden doğan hak ve borçlarını başka bir ... şirketine devredebileceği ve ...'in bu devre rıza gösterdiğinin hüküm altına alındığına dair düzenlemenin bulunduğu iddia edilen 19.4 maddesi tespit edilememiş olup feshin haklılığı değerlendirmesi Sayın Mahkemenin takdirinde olmak üzere distribütörlük sözleşmesinin hukuka uygun feshedildiğinin kabulü ve davalı yan tarafından ticari faaliyete konu edilmiş olan ürünlerin orijinal olmadığının tespiti halinde heyetimizce www.....com.tr alan adlı internet sitesindeki markasal kullanımların davacı yanın markalarına tecavüz olarak değerlendirilebileceği, ancak fesih usule uygun olarak yapılmış olsa dahi tespit edilen kullanımlardaki ürünlerin orijinal ürünler olmaları ve ticari faaliyete orijinal konu edilmesi halinde herhangi bir hak ihlalinden bahsedilemeyeceği, tarafların anlaşması devam eder iken alınmış olan www...com ve www...com şeklindeki alan adlarının an itibari ile kapalı oldukları, ilgili alan adlarının sahipliklerinin gizli olduğu, yargılama konusu sözleşmenin feshinden sonra ilgili alan adları üzerinde ihtilaf konusu herhangi bir markasal kullanımın tespit edilemediği, ancak bizatihi alan adlarının isimleri gereği davacı tarafa ait marka haklarını ihlal edip etmediği, adlarının kime ait olduğu, davalılara ait ise distribütörlük sözleşmesi çerçevesinde alan adlarının bu şekilde alınmış olmasının uygun olup olmadığının esas yargılama içerisinde hallinin gerekeceği..." belirtilmiştir.
Somut olay bakımından, malların ne zaman ve ne şekilde piyasaya sunulmuş olduğu, piyasaya sunma bakımından hak sahibinin izninin ne şekilde sağlandığı hususlarının yargılama gerektirdiği, 6769 sayılı SMK 152.maddesi gereğince "markanın tükenmesinin" söz konusu olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmediği kanaatiyle ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olduğuna, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.