8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, babası müteveffa ----- beraber hissedarı bulunduğu ----- ana sözleşmesi tescil edilerek kurulduğunu, dava konusu şirketin --- numarası ile ---- kayıtlı göründüğünü, işbu şirketin şu anda iki ortağı bulunduğunu, ortaklardan birinin müvekkili diğer ortağın ise müteveffa --------- olduğunu, şirketin uzun zaman önce faaliyetine son verildiğini, tasfiyesi istenen şirketin herhangi bir vergi doğuran hareketi bulunmadığı gibi banka hesaplarında mal varlığı, üzerinde taşınır-taşınmaz malı da bulunmadığını, ayrıca şirketin gerek ---- gerek --- gerekse de devletin diğer kurumlarına borcunun bulunmadığını, şirketin faal olmadığının daha önce ---- de bildirildiğini, şirketin yalnızca ---nezdinde kaydı bulunduğunu, bu nedenle de şirketin haklı nedenle feshini talep etme zorunluluğu doğduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları” başlıklı 636/3 maddesinin “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir….” şeklinde olduğunu, limited şirketlerde haklı nedenlerle fesih hakkı,
TTK 636/2 maddesinde “uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin durumunu kanuna uygun hale getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilemezse, şirketin feshine karar verir” şeklinde düzenlendiğini, Gerek doktrinde gerekse ----- tamamen durmuş olmasının haklı neden kabul edildiğini, şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, şirketin diğer ortağı ---- tarihinde vefat ettiğini, tüm mirasçıların mirasını reddettiğini ileri sürerek davanın kabulüne, Şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun 636/3 maddesi uyarınca haklı nedenle tasfiyesiz olarak feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanunu 636.maddesinde limited şirketlerin Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları düzenlenmiş olup TTK.m.636/3 de “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir” hükmü getirilmiştir. Davacı, davalı şirketin ortağı sıfatıyla mahkememizdeki davayı açmıştır.Davalı şirkete ait ------ incelendiğinde davacının aynı zamanda davalı şirketin münferiden imza yetkilisi olduğu, bu itibarla mevcut davada davalı şirketin temsilinin sağlanamayacağı anlaşıldığından davalı şirketi işbu davada temsil etmek üzere mahkememizce resen temsil kayyımı olarak ---- atanmış yargılamaya onun huzurunda devam edilmiştir.Mahkememizin -------- günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanıbulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.Davalı şirketin -------- nezdinde tutulan sicil kayıtları getirtilmiş davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde olduğu, mahkememizin davaya bakmaya yetkili olduğu anlaşılmıştır. Yine sicil kayıtlarından şirketin ---- yılında ana sözleşmesi tescil edilmek suretiyle kurulduğu, şirket ortaklarının ---- ve davacı ---- olduğu,------- aynı zamanda münferit imza yetkilisi olduğu görülmüştür.--- nüfus kayıt örneği dosya içine alınmış, ölüm tarihinin ----- olduğu geriye, eşi ------kaldığı anlaşılmıştır. ---- sayılı dosyasının incelenmesinden Mahkemenin ------- mirasçıları tarafından mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespitine karar verildiği, murisin terekesinin tasfiye işlemlerinin sürdüğü anlaşılmıştır.-----yazısında,----- itibariyle vergi borcu olmadığı, mükellefin ---- tarihinde mükellefiyetine başladığı ve adreste bulunmama nedeniyle ----- tarihi itibariyle re'sen terk yapıldığı bildirilmiş, ayrıca şirketin 5 yıllık ------ gönderilmiştir. Davalı şirketin adreste bulunmama nedeniyle 31/12/2020 tarihi itibariyle re'sen terk yapıldığı dikkate alınarak 01/01/2021 tarihinden sonra vergi dairesine beyanname vermemiş olduğu anlaşılmıştır.------ yazısında, şirketin icra haciz ve takip servisine 15/05/2023 tarihine itibariyle intikal eden sigorta prim borç miktarının 4.950,00 TL olduğu bildirilmiştir.Davalı şirket yönünden haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti bakımından davalı şirketin ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ancak şirket defter ve kayıtları ibraz edilmediğinden incelenmesi mümkün olmamıştır.
Bilirkişi heyetince düzenlenen raporda----dosyaya gönderilen yazı ekinde ----- yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamelerinin gönderildiği, kurumlar vergisi beyannamelerinde ------- yıllarına ait ticari defterlerin dayanağı bilanço ve gelir tabloları vergi dairesine beyan edilmiş olup yapılan tespitler neticesinde, davalı şirketin öz kaynaklarının en son, 31/12/2020 tarihi itibariyle (-) 1.163,17 TL olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 31/12/2020 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre (-) 2.171,66 TL olduğu ve borca batık durumda bulunduğu, 2019 ve 2019 yıllarında herhangi bir satış geliri elde edilmediği, diğer bir ifade ile gayrı faal durumda olduğu, -------yazısında da, davalı şirketin adreste bulunmaması nedeniyle 31/12/2020 tarihi itibariyle re'sen terk işlemine tabi tutulduğu dikkate alındığında, davalı şirketin 01/01/2021 tarihinden sonra vergi dairesine beyanname vermediği, davacının fesih talebine gerekçe olarak davalı şirketin ticari faaliyetinin bulunmamasını ve diğer ortağı ------- tarihinde vefat etmesi ve mirasın reddi sonucu ortaklar arasında karar alınmasının da imkansız hale geldiğini ifade etmesi karşısında, dosya kapsamında mali inceleme sonucunda davalı şirketin yaklaşık 4 yılık dönemde ticari bir faaliyetinin bulunmadığı ve borca batık durumda olduğu tespit edildiğinden davalı şirketin TTK m.636/1ll uyarınca feshi bakımından haklı sebebin oluştuğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizde açılan dava, davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
TTK 636/3 maddesinde haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini talep edebileceği düzenlenmiştir, aynı maddenin 2. cümlesinde mahkemenin fesih yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin verilmesi ve davacının ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir başka çözüme de karar verebileceği de kabul edilmiştir. Ancak TTK.m.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi Limited Şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkânsız hale getirebilir. Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir. Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkânsız olduğu hallerde, ortağın kendisini, çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden, kurtarabilmesi amacıyla, haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir. Haklı nedenin tanımı yasada yapılmamış ancak bazı hükümlerde örnek olarak haklı nedenlere değinilmiştir (TTK md. 245 a-d ). Bu nedenle haklı sebep her olayın özelliğine göre saptanır.Haklı sebeple şirketin feshinin temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkeleribulunduğundan, haklı sebebin mevcut olup olmadığı tespit edilirken dürüstlük kuralına ve kişilik haklarına aykırı bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir ---------Haklı sebeplerin şirketin feshini gerektirebilmesi için, artık bu sebeplere dayanılmasının davacı ortak veya ortaklar açısından açık bir şekilde imkânsız hale gelmesi ve şirketin devamını sağlayan unsurların ortadan kalkmış olması gerekmektedir.--------Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir. Bunun yanısıra haklı sebeple fesih yerine alternatif çözüme hükmedilebilmesi için bu çözümün ilgililerin menfaatlerini gözetmesi, yani her iki ortağın menfaatlerinin eşit ağırlıkta dikkate alınması gerekecektir. Ayrıca, alternatif çözüm haklı sebebi yaratan durumu sürekli olarak ortadan kaldıracak nitelikte olmalıdır. Şirketin yaşatılmasının ekonomik ve rasyonel açıdan da daha doğru olması diğer bir şarttır. Aynı zamanda şirketin devamında hem genel ekonomik menfaatler için yarar olmalı hem de çıkarılan ortağın ayrılma payını talep etmeye ilişkin menfaatinin aşırı zarar görmemesi gerekir. Tek kişilik limited şirket kurulması mümkün olmakla şirketin iki ortağından birinin ortaklıktan çıkarılması mümkündür. Davacı ortak olmaksızın şirket devam edebilecekse mahkemenin haklı sebeple fesih yerine çıkarma kararı vermesi uygun olabilir. Limited şirket sermaye şirketi olduğundan ekonomik menfaatler kişisel menfaatlere göre öncelik taşımalıdır. Ancak, limited şirket şahıs şirketi özelliğini de taşıdığından kişisel menfaatlerin de dikkate alınması gerekir. Ekonomik yönden kötü durumda olan bir şirkette diğer pay sahibinin şirketin devamına ilişkin menfaati önemli görülmemelidir. İç işleyici bozulan karlılık kaybı içinde bulunan bir şirketin devamında genel ekonomik menfaatler açısından da bir fayda bulunmamaktadır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında davalı şirketin iki ortaklı olduğu, diğer ortağın aynı zamanda davacının babası olup 17/05/2026 yılında vefat ettiği ve davacı dahil tüm mirasçıları tarafından mirası reddedildiğinden mahkeme kanalıyla tereke tasfiyesinin sürdüğü ,gerek davacının gerekse diğer ortağın davacı dışındaki mirasçılarının şirketin faaliyetlerine devam etmesi ve ortaklığın sürdürülmesi yönünde bir iradelerinin olmadığı, şirket ortakları arasında "ortak amacı gerçekleştirmek için birlikte çaba gösterme"----- unsurunun ortadan kalmış olduğu, dosyaya getirtilen-----cevabi yazılarından davalı şirketin gayri faal olarak tespit edildiği, şirketin kuruluş ve gayesini gerçekleştirmesine imkan kalmadığı, şirketi başarıya ulaştırabilecek başka bir alternatif çözüm yolu da bulunmadığı anlaşılmakla şirketin haklı nedenlerle feshi koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış ve davalı şirketin TTK. 636/3 maddesi kapsamında haklı sebeple fesih ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere TTK 643. Maddesi atfı ile TTK 536/3 maddesi uyarınca --- tasfiye memuru olarak atanmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.DAVANIN KABULÜNE,
-----kayıtlı ----- fesih ve tasfiyesine,
Tasfiye memuru olarak re'sen ---- görevlendirilmesine,
Tasfiye memuru için 10.000,00 TL ücret takdirine, tasfiye avansı olarak takdir edilen 20.000,00 TL ile birlikte harcama yapıldıktan sonra davacı tarafından davalıdan yargılama gideri olarak alınmak kaydıyla davacı tarafça karşılanmasına, Avansın yeterli olmaması halinde eksik kalanın davacı tarafça karşılanmasına, karar sicil müdürlüğüne gönderilmesine,
2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL peşin harcın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4.Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 374,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 5.000,00 TL temsil kayyımı ücreti olmak üzere toplam 9.759,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'ye göre takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6.Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
7.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/01/2024