4. Hukuk Dairesi
4. Hukuk Dairesi 2022/13548 E. , 2023/5023 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkin davada davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına direnilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı tarafından davalıya ve eşine ait restoran ve pansiyon işletmesinin yazılı kira sözleşmesi ile kiraladığını, bir süre işlettikten sonra davalının 07.05.2012 tarihinde iş yerine gelerek ödenen kira bedelinin az olduğunu, bu miktarın artırılması gerektiğini söylediğini, bu konuları daha sonra görüşmeleri gerektiğini söylemesi üzerine davalının davacıya ve ortağına hakaret ettiğini, davalının eylemi nedeniyle Didim (Yenihisar) Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikâyette bulunulduğunu, soruşturma sonucunda davalı hakkında Didim (Yenihisar) Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığını, yargılama sonunda davalının hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, bu olay nedeniyle davacının işletmede bulunan müşteriler ve çalışanların yanında küçük düştüğünü ve itibar kaybettiğini ileri sürerek 14.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kira bedellerini zamanında ödememesi nedeniyle davacı ve davalı arasında anlaşmazlık bulunduğunu, ceza dosyasında müvekkili davalının hakaret ettiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, Didim (Yenihisar) Sulh Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verildiğini, ceza mahkemesi tarafından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayıcı nitelikte olmadığını ve talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.05.2013 tarihli, 2013/37 Esas ve 2013/47 Karar sayılı ilamı ile davalının Didim (Yenihisar) Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/354 Esas sayılı dava dosyasında davacıya hakaret ettiği iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda neticeten 1.740,00 TL adli para cezasıyla cezalandırıldığı ve adli para cezasına yönelik hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 11.02.2013 tarihinde kesinleştiği, davacının da davalının ceza davasına yansıyan ve mahkûmiyetle sonuçlanan eylemi nedeni ile müşterilerinin ve çalışanlarının yanında küçük düştüğünü iddia ederek iş bu davayı açtığı, davacının uğramış olduğu haksız fiil sonucu üzüntü ve ızdırabın giderilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 07.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Daire'nin 30.04.2014 tarihli, 2013/12224 Esas ve 2014/6930 Karar sayılı ilamı ile ''...Dosya arasına getirtilip incelenen Didim (Yenihisar) Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2012/354 Esas ve 2013/45 Karar sayılı ilamı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkindir.
CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” Bu nedenle açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, BK’nın 53. maddesi anlamında hukuk hâkimi yönünden bağlayıcılığı yoktur. Somut olayın oluşunu hukuk hâkimi kendisi takdir etmelidir. Ceza dosyası incelendiğinde, davalı tarafından davacıya hakaret edildiğine ilişkin olarak beyan veren ve davacının iş yerinde çalışan ... hazırlık aşamasında alınan beyanında davalının davacıya hakaret içeren ifadeler kullandığını beyan etmekle birlikte mahkeme huzurunda verdiği beyanında, davalının davacıya hakaret etmediğini ifade etmiş, olay anında davalı ile birlikte balkonda olan tanık ... ise tarafların aralarında kira borcunun ödenmesi hususu nedeniyle ağız dalaşı yaşandığını, bunun dışında hakaret içeren söz duymadığını beyan etmiştir. Dava dosyası kapsamı itibari ile davalının davacıya hakaret ettiği kesin ve net bir şekilde ispatlanamamıştır. Açıklanan nedenle istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.'' gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Mahkeme'nin 11.11.2014 tarihli, 2014/348 Esas ve 2014/513 Karar sayılı ilamı ile ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak hukuk hâkimince ceza dosyası incelenerek kusur tespiti yapılması durumunda daha önce ceza mahkemesince suç sabit görülerek adli para cezası verilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılan olayda hukuk hâkimince manevi tazminat yönünden yeniden yargılama yapılması gibi bir müessesenin oluşmasına neden olacağı, bununla birlikte ceza mahkemesinde beraat etmemiş olan sanık hakkında hukuk hâkimince yapılacak inceleme sonucu manevi tazminat davasının reddi durumunda ceza ve hukuk mahkemelerinin ayrı ayrı ve zıt kararlarının ortaya çıkacağı, bu nedenle iş bu davada davalının kusuruna ilişkin incelemenin gerekmeyeceği, ceza dosyasına yansıyan eylemlerinden ötürü davacının kişilik haklarının saldırıya uğrayıp uğramadığının incelenmesi gerektiği, davalının ceza dosyasına yansıyan hakaret eyleminin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2014 tarihli, 2013/12224 Esas ve 2014/6930 Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Hukuk Genel Kurulu'nun 23.10.2018 tarihli, 2017/4-1353 Esas ve 2018/1552 Karar sayılı ilamı ile ceza mahkemesince davalının davacıya karşı hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiğinden, bu kararın hukuk hâkimini bağlamayacağına işaret eden Özel Daire bozma kararının bu yönüyle yerinde olduğu, ne var ki Özel Dairece bozma gerekçesi olarak, ceza dosyasının incelenmesinde dosya kapsamı itibariyle davalının davacıya hakaret ettiğinin kesin ve net bir şekilde ispatlanamadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, ceza dosyası içeriğinin ve tanık beyanlarının yerel mahkemece değerlendirilmesi, bu kapsamda olaya tanık olan kişiler dinlenilmek suretiyle davalının eyleminin sübut bulup bulmadığına ilişkin değerlendirmenin yerel mahkemece yapılması gerektiği, Özel Daire bozma kararının gerekçesinin bu yönden yerinde olmadığı gerekçesiyle direnme kararının açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, ceza mahkemesince davalının davacıya karşı hakaret suçunu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiğinden, bu kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı, mevcut ceza dosyasının incelenmesinde de, davalının davacıya hakaret ettiği hususunun kesin ve net bir şekilde sabit olmadığı, kaldı ki, olay tarihi olan 07.05.2012 tarihinde, tanıklardan ...'ın 09.12.2020 tarihli talimatla alınan beyanında bile olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için ayrıntılı olarak hatırlamadığını beyan ettiği, tanığın bu şekilde ki beyanının hükme esas alınmaya değer görülmediği, olay tarihinden bu yana yaklaşık 10 yıl geçmiş olması, tanıkların yıllar öncesine ilişkin hakaret fiilini hatırlama ihtimalinin mümkün olamayacağı değerlendirilerek; dosya kapsamı itibariyle davalının davacıya hakaret ettiğinin kesin ve net bir şekilde ispatlanamadığı, mahkemece dinlenen tanığın beyanına itibar edilmediği, böylece hakaret fiilinin sabit olmadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza dosyası kapsamı ve ceza dosyasında dinlenen tanık beyanları ile davalının davacıya hakaret ettiğinin sabit olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi (6098 sayılı TBK’nın 49 uncu maddesi).
3.Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.