Esas No
E. 2020/2185
Karar No
K. 2024/49
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2020/2185 Esas

KARAR NO: 2024/49

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 04/12/2019

NUMARASI: 2018/402 E. - 2019/1155 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

Davacı vekili dilekçesinde özetle ; Davacı ...'ın dava dışı ... lehine keşide ettiği 05.02.2012 keşide tarihli 05.03.2012 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak ... tarafından 11.04.2012 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığı, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası her ne kadar dava dışı ... tarafından başlatılmışsa da takibe konu alacak ... tarafından 24.12.2015 tarihinde davalı ...'a temlik edildiği, davacı ..., dava dışı (alacağını temlik eden) ...'dan herhangi bir mal almadığı, bu nedenle takibe konu bonoya ilişkin borç doğmadığını, bu nedenle davanın kabulü ile davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu davanın süresinde açılmadığını, icra takibi kesinleştikten sonra ve üzerinden tam 6 yıl geçtikten sonra aleyhe yönelik iş bu menfi tespit davası açıldığı, süresi içinde açılmayan davanın zamanaşımı sebebi ile davanın reddine karar verilmesini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının kendisinin düzenlediğini ve imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, iş bu davanın usul ve esas yönünden reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davacı tarafça dava dilekçesinde delilleri arasında yemin deliline dayanılmış ise de,

HMK 225.maddesinde yeminin konusu başlığında kişinin kendisinden kaynaklanan vakıaların yeminin konusu olduğu düzenlenmekle ve davalının senet taraflarından olmayıp takip kapsamındaki alacağı temlik alması nedeniyle işbu davada husumetin kendisine yöneltildiği gözetilerek, davalının kendisinden sadır olmadığı değerlendirilerek, davacı tarafa yemin delili mahkememizce hatırlatılmamıştır. Sonuç itibariyle, senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia edip ayrıca senedi talil de eden davacının, borçlu olmadığını ispat külfeti altında olup bunu yazılı delille ispat etmesi gerektiği, buna karşın ispat külfetini yerine getiremediği, davacının kayıtsız şartsız borç ikranın aksinin ispat olunamadığı kanaatiyle davanın reddine ve iş bu dava kapsamında herhangi bir tedbir kararı verilmemiş olmakla davalı tarafın kötüniyet tazminatı istemi yönünden de" reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -dava dışı ...'ın takibe konu bonoda lehdar olduğunu, bonoyu ciro yoluyla değil, bonoya dayalı olarak takip başlattıktan sonra TBK m.183 ve devamı maddelerine göre alacağını davalı ...'a devrettiğini, TBK m.188 gereğince borçlunun, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebileceğini, TBK m.191 gereğince alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını garanti etmiş olacağını, ... her ne kadar alacağını temlik etmişse de devir sırasında alacağın varlığını garanti ettiğinden ve borçlu devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı ileri sürebileceğinden Yerel Mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığını, -Davaya konu icra takibini davalıya 27.10.2015 tarihinde icra memuru önünde temlik eden dava dışı ...'ın İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/273 Esas sayılı dosyasından 11.05.2017 tarihinde isticvab edildiğini ve "...'ın bana taahhüdü 4 dükkan 6 dairede bulunan hisselerin diğer hissedarlarından benden aldığı para ile karşılığını ödeyip tamamının mülkiyetini temiz olarak bana teslim etmekti ancak yerine getiremedi ve bana 4 daire 6 dükkanın üzerine 2 adet daire daha vereyim sende bana 2.000.000,00 TL öde dedi. Ben de kabul ettim 2.000.000,00 TL'ye ödememi tamamladım. ... bu taahhüdünü de yerine getiremedi, önceki senedi iade ettim, karşılığında bana 1 ay sonrasına 2.000.000,00 TL senet verdi. Senet ödenmediği için vadesinden sonra takibe koydum. Anadolu ... İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasına konu olan 05/02/2012 keşide 05/03/2012 vade tarihli 2.000.000,00 TL tutarlı senet bu senettir" beyanında bulunduğunu, menfi tespit davaları ilgili olduğu takip konusu alacağın bedeli "malen" belirtilen bonoya dayandığı halde, alacaklı ...'ın İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/273 Esas sayılı dosyasından 11.05.2017 tarihinde isticvabında nakit para verdiğini ileri sürerek bononun düzenleme sebebini değiştirdiğini, bu durumda ispat yükünün davacıdan davalıya geçeceğini ve davalı alacaklının nakit ödeme sebebiyle davacıdan alacaklı olduğunu ispat yükü altına gireceğini, -Yerel Mahkemece davacı tarafa yemin delili hatırlatılmadığı değerlendirilmişse de Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan 3.kişiye geçeceğinden, böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap edeceğinden, borçlu devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı ileri sürebileceğinden, yemin delillerinin hatırlatılması gerektiğini, tüm nedenlerle kararın kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, menfi tespit davası olup, Davacı ...'ın dava dışı ... (T.C. Kimlik No:...) lehine keşide ettiği 05.02.2012 keşide tarihli 05.03.2012 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak ... tarafından 11.04.2012 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatılıp, ... tarafından başlatılan takibe konu alacağın 24.12.2015 tarihinde davalı ...'a temlik edildiği anlaşılmıştır.Alacağın temliki BK 162 ve devamı maddelerinde, borcun üstlenilmesi 173 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Alacağın temliki; alacaklının, sözleşmenin tarafı olmayan 3. kişideki alacağının temlik alana devredilmesine ilişkin alacaklı ile temlik edilen arasında düzenlenen sözleşme türü olup, alacaklı ile üçüncü şahıs arasındaki alacak temlik edene geçerek ilk sözleşmedeki alacaklı değişir. Borcun naklinde ise alacaklı değişmeden üçüncü şahsın borcunu borcu devralan yeni borçlu ödemeyi üstlenir.

TTK 687.maddesinde;" Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi adasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez, meğerki hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." düzenlemeleri, gereği somut olay değerlendirildiğinde, dava dışı ...'in alacağın temliki hükümlerine istinaden alacağını davalıya devrettiği, davalı tarafından da davacı aleyhlerine icra takibi başlatıldığı, cirantaya karşı ileri sürebilecekleri tüm şahsi def’îlerin senedi alacağın devri ile devralan davalıya karşı da ileri sürebilecekleri, senedin icra takibi sonrasında davalıya geçtiği anlaşılmıştır.Davaya konu senedin bedel kaydının "malen" şeklinde olduğu, senetteki bedel kaydına göre alacaklı tarafın, davacı borçluya mal satılarak karşılığında senedin alındığının anlaşıldığı ancak temlik eden ... tarafından "davacıya para verdiği, karşılığında kendisine gayrımenkul devredeceği ancak devretmediğinin" yani senet karşılığında para verildiğinin ileri sürülmesi karşısında, bedel kaydı davalı tarafça talil edildiğinden ispat yükünün davalı tarafta olduğu, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile ispat yükünün davacı tarafta olduğu kabul edilerek ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmış, tüm deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davalının iddialarının ispatı yönünden delil listesindeki delillerinin toplandıktan sonra karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2019 tarih, 2018/402 E. 2019/1155 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog