1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ASIL DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı), İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) ASIL DAVA TARİHİ : 13/02/2019 BİRLEŞEN DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 29/05/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı), İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma 15/10/2018 tarihinde ..... şirketine gönderilmek üzere 1 kap içerisinde 10 adet orkestra zili davalı şirkete teslim edilmesi gerekirken sehven 3 kap 2 zil kolisi 1 taşıma çantası çuvalı teslim edildiğini, davalı tarafından konşimentoya 3 kap yazılarak teslim alındığını, kolilerin üstünde varış noktası Polonya olarak yazmasına rağmen ve taşıma faturasında ürünün içeriği ile taşınan ürün adedi, mal bedeli farklı olmasına rağmen davalı firma görevlisinin dikkatli davranmadığını 1 kap eşya yerine 3 kap eşyayı teslim aldığını, bu durumun fark edilmesi üzerine davalı firmaya haber verildiğini, söz konusu malların ..... yollanmamasını ve malların iadesinin talep edildiğini, davalı tarafından bu talep olumlu karşılanmasına rağmen mallar ..... posta kutusuna bırakılarak teslim edildiği, ürünlerin bu şirketten kendilerine iade edildiğini, dava firmanın müvekkili firmaya hizmet bedeli olarak 5.846,44 TL fatura kestiğini, müvekkilinin faturayı kabul etmediğini, ..... şirketi ile ilişkisinin zedelendiğini ve söz konusu müşterisini kaybettiğini belirterek davalı tarafnı söz konusu mallların bedeli olan 17.703,15 TL bedelin davalı tarafından tahsil edilerek müvekkili firmaya olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin taşımasını üstlendiği gönderiler, gönderen davacı tarafından ürün / mal olarak değil, paketlenmiş / ambalajlanmış, kargo haline getirilmiş olarak müvekkili şirkete teslim edildiğini, belge içeriğinin ve taşınan kargoyu takip eden diğer belgelerin doğruluğundan gönderenin sorumlu olduğunu, taşıyıcının bu sebeplerle zarar görmesi halinde zararı gönderen tarafından karşılanacağı açık bir şekilde hüküm altına alındığını, paketleri açıp içindeki ürünler ile gönderiyi takip eden mal faturasını karşılaştırmak gibi her hangi bir yükümlülüklerinin bulunmadığını, hatanın davacı şirket tarafından yapıldığının açık ve kesin olduğunu, gönderinin, usulüne uygun olarak Türkiye Gümrüğünden çıkarılmadığı şeklindeki iddianın hukuki dayanağının bulunmadığını, davanın konusunun uluslararası hava yolu taşıması olup, uluslararası hava yolu taşımasından doğan ihtilaflarda Türkiye'nin taraf olduğu Montreal Sözleşmesi hükümleri uygulanacağını, Montreal Sözlemesi hükümlerine göre uluslara arası hava yolu taşımalarında geç taşıma, hasar ve kayıp sebebiyle taşıyıcının sorumluluğunun belirlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce verilen 20/01/2020 tarihli, ..... Esas, ..... karar sayılı karar İstanbul BAM ...... Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarih, ..... Esas, ..... karar sayılı ilamı ile kaldırılmış olmakla ... Esas sayılı sırasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememize ait ..... esas sayılı dosyanın aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunması nedeniyle 08/11/2022 tarihli birleştirme kararı ile mahkememiz dosyası ile birleştirildiği anlaşılmıştır. Birleştirilen mahkememizin .... Esas sayılı dosyası yönünden;
Birleşen dosya yönünden Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket “...... “ logosu ile yurt içi ve yurt dışı paket ve kargo taşımacılığı işi ile iştigal etmekte olduğunu, müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasında 07.06.2016 tanzim tarihli taşıma sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, müvekkili şirketin, işbu taşıma sözleşmesine istinaden davalı borçlu şirkete ait gönderileri, paketleri ve kargoları taşıdığını, müvekkili şirketin hak kazandığı taşıma ücreti, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen navlun faturaları ile tahakkuk ettirilmiş olduğunu, davalı borçlu şirketin, müvekkili şirketin tanzim ettiği taşıma ücreti faturaları tutarından 34.345,11.-TL sını tediye etmediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete gönderilen 01.03.2019 tarihli e-mail ekindeki 01.03.2019 tarihli yazı ile bakiye borcun ( 3 ) iş günü içinde ödenmesi aksi takdirde tahsilini temin bakımına yasal yollara başvurulacağı, icra takibine girişileceği, bu durumda tekmil yargılama gideri ve avukatlık ücretinin kendilerine yükletileceği hususları belirtilerek bakiye borcun ödenmesi talep ve ihtar edilmesine rağmen bakiye 34.345,11.-TL sının ödenmemesi üzerine, tahsilini temin bakımına 27.03.209 tarihinde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, icra kılınacak yargılama neticesinde, müvekkili şirketin icra takip tarihi itibarı ile davalı borçlu şirketten icra takibine konu edilen 34.345,11.-TL tutarında bakiye taşıma ücreti alacağının bulunduğu sübut bulacağını, dolayısı ile davalı borçlu şirketin icra takibine vaki itirazının haksız ve usulsüz olduğu da açık bir şekilde anlaşılacağını, bu itibarla da davalı borçlu şirketin Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı icra takibine vaki itirazının iptaline, icra takibinin aynen devamına, icra takibine haksız yere itiraz eden davalı borçlu şirketin icra takip tutarının % 20 si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı borçlu şirkete yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; Alacaklı davacı şirketin, davalı şirket hakkında 34.345,11-TL alacağın tahsili ile asıl alacağına işleyecek %19,50 avans faizi ile borçludan tahsilini talep ettiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından dilekçeyle itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar ve birleşen dosyada alınan bilirkişi raporu da mukayeseli olarak incelenmek sureti ile, ana dava bakımından davalı tarafça yapılan taşımanın hatalı olup olmadığı, davalının taşımadan kaynaklı davacıya karşı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, taşımadan kaynaklı davacı zararının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar olduğu, birleşen dava bakımından ise taşımadan kaynaklı birleşen dosya davacısının, birleşen dosya davalısından alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar olduğu, işlemiş faiz var ise ne kadar olduğu konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi mali müşavir ...., Lojistik ve Taşıma Uzmanı .... ve Sigorta Hukuk Uzmanı ....'ın 15/07/2023 tarihli heyet raporunda özetle;
Davacı tarafından, davalı aleyhine, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası ile, 27.03.2019 tarihinde 34.345,11.TL tutarında icra takibi başlatıldığını, usul yönünden incelenen, davacıya ait 2017-2018-2019 dönemi defter-i kebir ve yevmiye defteri e-defter olarak tutulmuş, berat onayları usulüne uygun ve zamanında alınmış olduğunu, fiziki olarak tutulan envanter defteri, açılış noter tasdiki usulüne uygun ve zamanında yaptırıldığını, davalı tarafın, mahkemenizce belirlenmiş tarihte incelemeye gelmediğini ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığını, hesap ve kayıt yönünden incelenen davacı yasal defterlerine göre; davalı, takip talebi tarihinde (27.03.2019) 34.345,11.TL tutarında borçlu olduğunu, Asıl davada davacının taşıma sürecinde kullanılan taşıma senedinin yanlış düzenlenmesine dayanan alacak iddiaları ve zararının tazmini bakımından meydana gelen zararın davacının risk alanında olduğunun değerlendirildiği, birleşen davada ise davacısının gördüğü taşıma işleri bakımından navlun alacaklısı olduğunun değerlendirildiği, netice olarak; Ana dava (..... e.) yönünden netice; davacının tazminat taleplerinin yerinde olmadığı birleşen dava (..... e.) yönünden netice; davacısının taşıma faturalarına dayanan ve karşılıklı ticari defterlerde uyumlu olduğu belirlenen 34.345,11 TL miktarında alacaklı olduğu, birleşen dava davacısı ..... firmasının alacağının likit ve muaccel taşıma işi görme faturalarına dayandığı sonuçlarına ulaşıldığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava, davalının hatalı taşıma yaptığı iddiası ile taşımaya konu malların bedelinin tahsili davasıdır. Dosya muhteviyatından taraflar arasında taşımaya dayalı ilişki kurulduğu hususu ihtilafsızdır. Davacının asıl iddiası davalının kusurlu olarak malları alıp farklı bir yere taşıdığı ve bundan ötürü gördüğü zararın tazmini noktasındadır. Birleşen Dava, ticari ilişki olduğu iddiası ile taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacağa dair yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319) Dava dosyamızda ispat yükü ana dava yönünden ana dava davacısı, birleşen dava yönünden ispat yükü birleşen dava davacısı üzerinde olup, taraf iddia ve savunmaları bu muvacehe ölçüsünde değerlendirilmiştir.
Ana dava yönünden; Asıl davada, davacı yanlış taşıma ve yanlış taşınan ürünlerden kaynaklı zarar ziyanının tazminini talep etmektedir. Esasen, taşımada hata, yük senedinin hatalı düzenlenmesinden kaynaklanmaktadır. Taşıma konusu mallar Polonya’ya gönderilmesi gerekirken, hatalı olarak ABD yükü olarak sevk edildiği anlaşılmaktadır. Davaya konu taşıma yükümlülüğü şartları 1999-Montreal Konvansiyonu hükümlerine tabidir. Konvansiyon m.7/4 hükmü incelendiğinde, taşıma senedi kayıtları ve yükün kayıtlarla uyumluluğu gönderen davacının yükümlülüğüdür. Davacı ... beyan ve kabul edildiği üzere; 15.10.2018 tarihinde .... .... şirketine (ABD) gönderilmek üzere 1 kap içerisinde 10 adet orkestra zilinin davalı şirkete taşıma için teslim edilmesi gerekirken sehven 3 kap 2 zil kolisi 1 taşıma çantası çuvalının davalıya teslim edildiğini, davalı firma yetkilisinin ..... nolu konşimentoya kendi el yazısı ile 3 kap yazarak malları teslim aldığını ve taşımayı da buna göre yürüttüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda, taşıma senedinin içerik itibarı ile yanlış düzenlenmesi ve yanlış yükün ABD’ye gönderilmesinden kaynaklı zararlar davalının sorumluluğunda olmayacağı, davacının kendi kusuru ile oluşan zarara katlanması gerektiği anlaşılmakla dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Birleşen dava yönünden;
Birleşen dava davacısı taşıma ilişkisine dayanarak alacağı olduğunu iddia etmektedir. Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 34.345,11-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
1.ANA DAVANIN REDDİNE,
-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 302,33-TL harçtan mahsubuna, artan 32,48-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.703,15-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak asıl dosya DAVALISINA VERİLMESİNE, -Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine BIRAKILMASINA, -Gider avansından artan avans var ise karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE
2.Mahkememiz dava dosyası ile birleşen mahkememize ait ..... esas sayılı dava dosyası yönünden; -BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜ İLE, -Davalının aleyhine yapılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, -Takibin aynen DEVAMINA, -Asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE, - Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 2.346,11-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 414,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.931,31-TL harcın birleşen dosya davalısından alınarak hazineye İRAD KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin birleşen dosya davalısından tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, -Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL ücreti vekaletin birleşen dosya davalısından tahsili ile birleşen dosya davacısına VERİLMESİNE, -Davacı tarafından ödenen 54,40-TL başvurma harcı, 414,80-TL peşin harç, 1.594,85-TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.064,05-TL yargılama giderinin birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına VERİLMESİNE, -Gider avansından artan avans var ise karar kesinleştiğinde İLGİLİ TARAFA İADESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı27/11/2023 Katip ....
(e-imzalıdır)
Hakim ....
(e-imzalıdır)