Aramaya Dön

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/378
Karar No
K. 2024/52
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/378 Esas
KARAR NO: 2024/52
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 23/03/2016
KARAR TARİHİ: 25/01/2024

Taraflar arasında görülen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile; müvekkili banka ile dava dışı ... ve Dış Ticaret A.Ş. arasında imzalanan 28.07.2015 tarih ve 1.000.000 USD tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca, davalı şirkete nakdi kredi kullandırıldığını, davalıların da işbu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarından, borcun ödenmesinden müteselsilen sorumlu bulunduklarını, kredi borçlusu ...'ın finansal açıdan zor duruma düşmesi ve ödemelerini tatil edilmesi talebiyle iflas erteleme davası açtığının öğrenilmesi nedeniyle,

.... Noterliğinden 16.02.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle kredi hesabının kat edilerek, mevcut kredi borcunun geri ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnamede verilen süreye rağmen kredi borcunun geri ödenmemesi üzerine, kefiller aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından, 02.03.2016 tarihinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava tarihinde 754.286,30 TL bedelli icra takibi başlattığını, yapılan takibe, borçlular tarafından haksız ve mesnetsiz olarak itiraz edildiğinden, itirazın iptaline karar verilmesini, söz konusu iflas erteleme davasında 09.02.2016 tarihinde verilen İhtiyati tedbir kararı uyarınca kefillere karşı takip açılmasının önüne geçildiğini belirterek, davalıların icra takibine itiraz ettiklerini, ancak davalı vekilinin itirazının gerçekleri yansıtmadığını, iddia edilen tedbir kararında; "... iflas erteleme talebinde bulunan şirketin borçlarına kefil olanlar yönünden devam eden takipler ile İİK'nın 79/b. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında yazılı istisnalara ilişkin hükümler hariç olmak suretiyle 6183 sayılı kanun ile yapılan takipler de dahil olmak üzere hangi nedene dayanırsa dayansın davacı şirket hakkında her türlü ihtiyati haciz - ihtiyati tedbir ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının..." denilerek kefillere açılan takipler ile İİK. 179/b'de belirtilen istisnaların hariç tutulduğunu, tedbir kararında dava dışı ... şirketine karşı takibin yapılmasının engellendiğini, ancak kefillere yapılan takipler ile taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehinin paraya çevrilmesi yoluyla açılan/açılacak olan takiplerin tedbir kararının dışında bırakıldığını, belirtilen sebeple davalı vekilinin itirazının iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalılar tarafından ayrıca geçerli bir kefalet ilişkisinin varlığından söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle borcun tamamına itiraz edildiğini, itiraz dilekçesinde, "Genel Kredi Sözleşmesi, kefalet sözleşmesi ve tüm işlem dosyasının" kendilerine gönderilmediğini, bu nedenle bu aşamada geçerli bir kefalet ilişkisinin ve borcun varlığının söz konusu olmadığının belirtildiğini, buna karşın .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, takip talebinin ekinde bahsi geçen tüm belgelerin dosyaya sunulduğunu, buna rağmen davalıların borcun muhtacı muhakeme olduğunu iddia etmelerinin, davalıların tamamen zaman kazanmaya yönelik olduğunu bu nedenle davalıların itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili Mahkememize verdiği cevap dilekçesi ile; .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E.sayılı dosyasından verilen 09.02.2016 tarihli iflas erteleme tedbir kararı gereği, öncelikle davanın reddine karar verilmesini, tedbir kararı kapsamında, dava dışı şirkete kefil olan müvekkillerinin davaya konu icra takibinde borçlu olmadıklarının sabit olduğunu, alınan tedbir kararında, tedbir kararından sonra kefiller yönünden de takip açılamayacağının açıkça hüküm altına alındığını, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasından verilen 09.02.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararında; "...a-) İflas erteleme talebinde bulunan şirketin borçlarına kefil olanlar yönünden devam eden takipler ile İİK 179/b maddesinin 2 ve 3. fıkralarında yazılı istisnalara ilişkin hükümler hariç olmak suretiyle 6183 sayılı Kanun ile yapılan takipler de dahil olmak üzere hangi nedene dayanırsa dayansın davacı şirket hakkında her türlü ihtiyati haciz-ihtiyati tedbir ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına..." karar verildiğini, ihtiyati tedbir kararında da belirtildiği gibi, 09.02.2016 tarihinden önceki tarihlerde iflas erteleme talebinde bulunan ... ve Dış Tic. A.Ş.’nin borçlarına kefil olanlar yönünden devam eden takiplerin hariç tutulduğunun açıkça belli olduğunu, davacı banka tarafından başlatılan icra takibinin devam edebilmesi için, takip tarihinin 09.02.2016 tarihinden önce olması ve 09.02.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararı verildiği anda söz konusu icra takibinin devam etmesi gerektiğini, sonuç itibariyle; işbu tedbir kararı kapsamında; müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılamayacağını, davaya konu kefalet sözleşmesi incelendiğinde; Kefalet sözleşmesinde bulunan ve müvekkilleri tarafından el yazısı ile yazılması zorunlu olan kısımlardaki yazıların tamamının aynı olduğu ve aynı kişi tarafından sözleşmeye dahil edildiği, hatta kefillerin bizzat kendi el yazısı ile belirtmesi gereken kısımlarda kullanılan kalemin dahi aynı kalem olduğu, bunun da sözleşmenin kefalet kısımlarının el değiştirmeden bir kişi tarafından yazıldığının açık olması sebebiyle; Türk Borçlar Kanunu madde 583 uyarınca hukuken batıl, geçersiz ve kesin hükümsüz olduğunu, kefalet sözleşmesinde, TBK. madde 583 hükmü uyarınca geçerlilik şartı olan “...Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünün yerine getirilmediğini, mezkur sözleşme incelendiğinde, banka adına imzalayan memurun el yazısı ile kefalet kısımlarındaki el yazısının birbirine çok benzer olduğu,

TBK.nın 583. madde hükmü uyarınca müvekkilleri tarafından bizzat el yazısı ile yazılması gereken tüm kısımların banka memuru tarafından doldurulduğunu, bu sebeple yazıya itiraz ettiklerini, öncelikle dava konusu kefalet sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin beyanlarının incelenmesini talep ettiklerini belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizde yapılan yargılama sonucunda Mahkememizin 22/10/2020 tarih ve 2016/... E., 2020?... K. sayılı ilamı ile; "...Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinde; davalılar ..., ... ve ...'in isim ve imzalarının bulunduğu müteselsil kefil bölümünde yer alan; 28/07/2015, 1.000.000 $ ve "birmilyondolar" yazılarının davalılara ait olmadığı Adli Tıp Kurumu Raporu ile belirlendiğinden, davalılar yönünden kefalet sözleşmesinin TBK. nın 583/1. maddesine göre geçerli olmadığı, geçerli olmayan sözleşmeye dayalı olarak davalılar hakkındaki takibin ve Mahkememizde açılan bu davanın hukuken yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine, davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkememiz kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 18/05/2023 tarih ve 2021/... Esas, 2023/... Karar sayılı ilamı ile; "...Mahkemece takip dayanağı genel kredi ve kefalet sözleşmesi asılları, medarı-ı tatbik ıslak imzalı belge asılları ve davalıların imza örnekleri alınarak, kefalet sözleşmelerinde yer alan yazıların kefillere ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmış, Adli Tıp Kurumu 20/02/2020 tarihli raporunda; kefalet sözleşmelerinde yer alan "28.07.2015", "1.000.000$", "Bir milyon dolar" yazılarının davalıların eli ürünü olmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından rapor esas alınarak, kefalet sözleşmelerinin TBK'nun 583 maddesinde aranan şekil şartlarını taşımadıkları ve geçersiz oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dava dışı kredi lehdarı ... ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin sicil kayıtları incelendiğinde; 28/07/2015 tarihli genel kredi ve kefalet sözleşmelerinin imzalandığı tarihte her üç kefilin de dava dışı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi oldukları anlaşılmıştır. 6098 Sayılı Kanunun 583.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği; kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini kendi kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şartına bağlı olup, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere kefalet tarihi ve kefalet limiti davalıların el yazısı ile yazılmamış olduğundan kefalet sözleşmelerinin şekil noksanlığı nedeniyle kesin hükümsüz olduğu açıktır.

Dava dışı kredi lehdarı şirketin ortağı ve yetkilileri davalılar imza inkarında bulunmamışlardır. Şu halde mahkemece kat ihtarı ve tebliğ şerhi asılları, hesap özetleri, kredi lehdarına kullandırılan kredilere ilişkin ödeme planları da getirtilerek, davacı banka ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılması, takip tarihi itibariyle davacının dava dışı şirket ve kefillerden alacağının bulunup bulunmadığının ve miktarının tespit edilmesi, buna göre davalı şirketin ortak ve yetkililerinin, kefalet sözleşmelerinin geçersizliğini ileri sürmelerinin, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu öngören, hakkın kötüye kullanılması yasağının da dayanağını oluşturan TMK'nun 2 maddesine aykırı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması yerinde olmamış, davacı vekilinin kefaletlerin geçerliliğine yönelik eksik inceleme yapıldığına dair istinaf sebebi bu bakımdan yerinde bulunmuştur. (bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2020/(19)11-356 esas, 2022/1160 karar sayılı, 27/09/2022 tarihli kararı)..." gerekçesiyle Mahkememiz kararı kaldırılmıştır.

Mahkememiz kararının kaldırılmasından sonra yapılan yargılamada; BAM kararı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmıştır. Dava;

İİK.nın 67. maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır. .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası celp edilmiş, taraf delilleri toplanmış, Adli Tıp Kurumundan yazı itirazı ile ilgili rapor alın ve bankacı bilirkişiden rapor alınmıştır. .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine; 750.000 TL asıl alacak ile 4.286,30 TL faiz olmak üzere toplam 754.286,30 TL alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalılar tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Bilirkişi ...Mahkememize sunduğu 28/11/2023 tarihli raporunda; davacı bankanın dava dışı kredi borçlusu ... ve Dış Ticaret A.Ş. ve davalı kefiller ..., ... ve ...’den takip tarihi 04.03.2016 itibariyle 750.000 TL asıl alacak, 3.725 TL işlemiş temerrüt faizi, faizin %5’i 186,25 TL BSMV olmak üzere toplam 753.911,25 TL alacağı hesaplandığını, takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar, müşterek borçlu müteselsil kefillerden 750.000 TL matrah üzerinden hesaplanacak % 29,80 temerrüt faizi ile % 5 i gider vergisinin istenebileceğini, dava tarihi 23.03.2016 sonrası vadesi gelecek ve ödenecek çekler ile İflas ertelemesi bulunan çeklerin tahsili durumunda, nihai infaz aşamasında İcra müdürlüğünce dikkate alınmasının uygun olacağını belirtmiştir.

Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı banka ile dava dışı ... ve Dış Tic. A.Ş. arasında 28/07/2015 tarih ve 1.000.000 USD bedelli Genel Kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların bu sözleşmeyi 1.000.000 USD kefalet limiti ile müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, bu sözleşme kapsamında ticari nitelikli krediler kullandırıldığı, ödemelerde aksaklık olması nedeniyle davacı tarafından hesabın kat edilerek, borcun ödenmesi için.... Noterliğinin 16/02/2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiği ve borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığı ve icra takibine itiraz edilmesi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı Banka tarafından Genel Kredi Sözleşmesinin kefilleri olan davalılar hakkında açılan davada; davalılar Genel Kredi Sözleşmesindeki kefiller tarafından bizzat yazılması gereken yazıların kendileri tarafından yazılmadığı itirazında bulunması üzerine Mahkememizce buna ilişkin belgeler toplanarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış ve bu raporda; davalıların isim ve imzalarının bulunduğu müteselsil kefil bölümünde yer alan; 28/07/2015, 1.000.000 $ ve "birmilyondolar" yazılarının davalılara ait olmadığı Adli Tıp Kurumu Raporu ile belirlendiğinden Mahkememizce davanın reddine karar verilmiş, İstanbul İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 18/05/2023 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile; dava dışı kredi lehdarı şirketin ortağı ve yetkilileri davalılar imza inkarında bulunmadıkları, takip tarihi itibariyle davacının dava dışı şirket ve kefillerden alacağının bulunup bulunmadığının ve miktarının tespit edilmesi, buna göre davalı şirketin ortak ve yetkililerinin, kefalet sözleşmelerinin geçersizliğini ileri sürmelerinin, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu öngören, hakkın kötüye kullanılması yasağının da dayanağını oluşturan TMK'nın 2. maddesine aykırı olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Mahkememiz kararı kaldırılmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda davalı kefillerin durumunun incelenmesinde; davacı banka ile dava dışı ... ve Dış Tic. A.Ş. arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer alan davalıların genel kredi sözleşmesini imzalandıkları tarihte dava dışı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi oldukları anlaşılmıştır. Dava dışı kredi lehdarı şirketin ortağı ve yetkilileri olan davalılar imza inkarında bulunmamışlar, yazı ve rakam itirazında bulunmuşlardır. Kaldı ki; Adli Tıp Raporunda imzaların davalılara ait olduğu belirtilmiştir.

Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da davacı bankanın kullandırdığı kredi nedeniyle kredi lehtarı şirketten ve dolayısı ile kefillerinden alacaklı olduğu ortaya çıkmıştır.

TMK.nın 2. maddesinde; "...Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz..." hükmü mevcuttur.

Genel Kredi Sözleşmesinde kefiller tarafından bizzat yazılması gereken bir takım yazıların davalı kefillere ait olmadığı Adli Tıp raporu ile anlaşılmış ise de; Genel Kredi Sözleşmesini imzalayan ve bu sözleşmeye istinaden kredi kullanan ve bilirkişi raporuna göre bu sözleşmeden dolayı davacı bankaya borcu bulunan şirketin; ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan kefillerin yazı ve rakamların kendi eli ürünü olmadığını bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmelerinin; herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğunu öngören, hakkın kötüye kullanılması yasağının da dayanağını oluşturan TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin savunmaya itibar edilmemesi gerektiği Mahkememizce kabul edilmiştir.

Genel Kredi sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası, BAM kararı, davacı banka kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre; dava dışı şirketin kullandığı kredi nedeniyle kefillerin takip konusu borçtan dolayı sorumlu olduğu,

TBK.nın 586/1 maddesi geriğince tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kefiller yönünden ilamsız icra takibi yapılabileceği, davacı bankanın davalılardan takip tarihi itibariyle; 750.000 TL asıl alacak ve 3.725 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 753.911,25 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından bu miktar alacak için davalıların yaptıkları itirazın iptaline, 750.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 29,80 oranında faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazla ilişkin talebin reddine ve alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Davanın ret edilen kısmı ile ilgili davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalıların kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 750.000 TL asıl alacak ve 3.725 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 753.911,25 TL alacak için davalıların yaptıkları itirazın iptaline, 750.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 29,80 oranında faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazla ilişkin talebin reddine,

2.Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında İcra Müdürlüğünce dikkate alınmasına,

3.Kabul edilen alacağın % 20' si olan 150.782,25 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,

5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 51.499,68 TL harçtan peşin alınan 9.109,90 TL harcın mahsubu ile geriye kalan 42.389,78‬ TL harcın davalılardan tahsiline,

6.Davacı tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı ve 9.109,90 TL peşin harç toplamı 9.139,10 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

7.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 111.547,58 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

8.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın ret edilen kısmına göre hesaplanan 375,05 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'e verilmesine,

9.Davacı tarafından yapılan 3.000 TL bilirkişi ücreti, 685 TL ATK fatura ücreti ve 710,5‬0 TL tebligat-müzekkere masrafları olmak üzere toplam 4.395,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4.393,31 TL.sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

10.Davalı ... tarafından yapılan 100 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 0,05 TL.sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

11.Davalı ... tarafından yapılan 30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 0,01 TL.sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,

12.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin yüzlerine karşı, davalı ...'in yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/01/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6098 sayılı Kanun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6183 sayılı Kanun ile yapılan takipler de dahil olmak üzere hangi nedene dayanırsa dayansın davacı şirket hakkında her türlü ihtiyati haciz-ihtiyati tedbir ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına..." karar verildiğini, ihtiyati tedbir kararında da belirtildiği gibi, 09.02.2016 tarihinden önceki tarihlerde iflas erteleme talebinde bulunan ... ve Dış Tic. A.Ş.’nin borçlarına kefil olanlar yönünden devam eden takiplerin hariç tutulduğunun açıkça belli olduğunu, davacı banka tarafından başlatılan icra takibinin devam edebilmesi için, takip tarihinin 09.02.2016 tarihinden önce olması ve 09.02.2016 tarihli ihtiyati tedbir kararı verildiği anda söz konusu icra takibinin devam etmesi gerektiğini, sonuç itibariyle; işbu tedbir kararı kapsamında; müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatılamayacağını, davaya konu kefalet sözleşmesi incelendiğinde; Kefalet sözleşmesinde bulunan ve müvekkilleri tarafından el yazısı ile yazılması zorunlu olan kısımlardaki yazıların tamamının aynı olduğu ve aynı kişi tarafından sözleşmeye dahil edildiği, hatta kefillerin bizzat kendi el yazısı ile belirtmesi gereken kısımlarda kullanılan kalemin dahi aynı kalem olduğu, bunun da sözleşmenin kefalet kısımlarının el değiştirmeden bir kişi tarafından yazıldığının açık olması sebebiyle; Türk Borçlar Kanunu K6183 md.583 İİK md.79 TBK md.583 K6098 md.583 İİK md.179
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.