43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1692
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİH: 27/11/2019
NUMARASI: 2014/1100 Esas - 2019/1078 Karar
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 45.000,00 TL sermayeli olan ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numaralı davalı şirketin ortaklarından olduğunu, 10/11/2010 tarihinde şirkete ortak olduğunu, şirkete ortak olduğu 10/11/2010 tarihinden bu yana şirketin elde etmiş olduğu kardan kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi şirketin toplantılarına çağrılmadığını, şirketle ilgili hiçbir şekilde kendisine bilgi verilmediğini, fiili olarak şirketten dışlanmış durumda olduğunu, şirketin gelirleri-giderleri hakkında bir çok kez sözlü olarak talepte bulunmasına rağmen cevap ve bilgi verilmediğini, diğer ortaklar ve bilhassa şirket yetkilisi tarafından şirketin dışında tutulmakta olduğunu, şirket ana sözleşmesinin karın dağıtımı başlığını taşıyan 11. maddesinde elde edilen net kardan %5 ihtiyat akçesi ayrıldıktan sonra kalan karın ödenmiş sermaye üzerinden ortaklara dağıtılacağının belirtilmiş olduğunu, bu bağlamda kar payının ödenmesi için Üsküdar .... Noterliğinin 12/02/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarının gönderildiğini, ihtar davalı şirkete tebilğ edilmiş olmasına rağmen ihtara itiraz edilmediği gibi ihtarın gereklerinin de yerine getirilmediğini, bu nedenle 10/11/2010 tarihinden bu yana şirketin elde etmiş olduğu kardan TTK 608 ve şirket ana sözleşmesinin 11. maddesi gereği şirket payı oranında pay talep etmesinin gerektiğini, belirtilen nedenlerle diğer şirket ortakları ile de arasının açılmış durumda olduğunu, davalı şirketin ortağı olarak devam etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davalı şirketten çıkmasına karar verilmesini talep ettiklerini beyanla müvekkilinin ortak olduğu 10/11/2010 tarihinden bu yana elde edilen kardan müvekkilinin payına düşen miktardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 500,00 TL'nin her yıl sonundan itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesine,
TTK'nın 638. maddesi uyarınca müvekkilinin davalı şirketin ortaklığından çıkmasına,
TTK'nın 641. maddesi uyarınca ayrılma akçesinden şimdilik 500,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesindeki iddia ve taleplerin doğru ve yerinde olmadığından bu iddia ve talepleri kabul etmediklerini, dava dilekçesinde davacının şirket ortağı olduğu 10/11/2010 tarihinden bu yana şirketin elde etmiş olduğu kardan kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi şirketin toplantılarını da çağrılmadığını, şirketle ilgili hiçbir şekilde kendisine bilgi verilmediğini, bu anlamda fili olarak şirketten dışlandığını, şirketin gelirleri- giderleri hakkında bir çok kez sözlü olarak talepte bulunmasına rağmen cevap ve bilgi verilmediğini, diğer ortaklar ve bilhassa şirket yetkilisi tarafından dışlandığını iddia etmekte olduğunu, davacının şirket ortağı olduğu tarihten bu yana kendisine kardan herhangi bir ödeme yapılmadığını belirttiğini ancak kendisi gibi şirketin diğer ortaklarına da herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının, şirketin bütün kararlarında ve karar defterindeki tutanaklar altında şirkete ilişkin işlemlerde bilgi ve imzasının bulunmakta olduğunu, davacının kendisine kar payının ödenmesi için Üsküdar .... Noterliğinin 12/02/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini, bu ihtarnameye itiraz edilmediği gibi ihtarın gereklerinin de yerine getirilmediğini belirttiğini, söz konusu ihtarnameye Bakırköy ....Noterliğinin 26/02/2014 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile yanıt vermiş olduklarını, davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ettiğini ve bunu gerçekleştirirken de şirketle ilgili hiçbir karara katılmadığını, hiçbir işleme müdahil olamadığını ve bu anlamda kendisine hiçbir bilgi verilmediğini belirttiğini, davacının şirketle ilgili bütün işlemlere katıldığını, karar defteri altında imzasının bulunmakta olduğunu, en son 28/04/2014 tarihinde iadeli taahhütlü olarak gönderilen davette de 15/05/2014 tarihinde şirket faaliyetlerine ilişkin genel gider hesaplarının değerlendirilmesine ilişkin olarak yapılacak genel kurula katılımı talep edilmiş olmasına rağmen söz konusu mektubun alınmayıp iade edildiğini beyanla davacının haksız davasının reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davalı şirketin 19/01/2010 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, davacının, davalı şirkette pay sahibi olduğu, davalı şirketten çıkmasına, ayrılma akçesi ödenmesine ve şirketin kurulduğu 2010 yılından bu yana ödenmeyen kar payının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirketin ana sözleşmesinin karın tevzi başlıklı 11. maddesinde; şirketin safi kardan her sene evvela %5 ihtiyat akçesi ayrılacağı, kalan karın pay sahiplerine ödenmiş sermaye üzerinden payları nispetinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu madde uyarınca davalı şirket tarafından kar payı dağıtılması için öncelikle kar elde edilmesinin gerektiği, alınan heyet raporlarında davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren 2012 yılı dışında zarar ettiği, kar elde edemediği ve halihazırda borca batık durumda olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davacının kar payı talep edemeyeceği anlaşıldığından bu talebin reddine karar verilmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 638/2. maddesinde, her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceğinin düzenlendiği, her ne kadar davacı şirketten dışlandığını, kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini, toplantılara çağrılmadığını beyan ederek söz konusu gerekçelerle iş bu madde uyarınca ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiş ise de; davalı tarafça sunulan yönetimle ilgili tüm kararlarda davacının imzasının olduğu, davacının davalı şirkete gönderdiği ihtarnameye cevaben dilediğinde şirkette inceleme yapabileceğinin, bilgi alabileceğinin bildirildiği, bu ihtarnameden sonra davacı tarafından şirkete gidilerek inceleme yapılmak istemesine rağmen engel olunduğuna dair bir delil sunulmadığı, şirketin zarar etmesinin tek başına ortaklıktan çıkmak için haklı neden teşkil etmeyeceği, davalı şirket tarafından hiçbir ortağa kar payı ödenmediği, bu nedenle davacının ortaklıktan çıkarılmasını gerektirir haklı sebeplerin oluşmadığı kanaatine varıldığından talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil 45.000,00 TL sermayeli olan davalı şirkete 10.11.2010 tarihinde ortak olduğunu, ancak şirkette hissedar olduğu 10.11.2010 tarihinden itibaren şirketin elde etmiş olduğu kârdan kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi şirketin toplantılarına da çağrılmadığını, şirketle ilgili hiçbir şekilde kendisine bilgi verilmediğini, fiili alarak şirketten dışlanmış durumda olduğunu, şirketin gelirleri- giderleri hakkında birçok sözlü olarak talepte bulunmasına rağmen cevap ve bilgi verilmediğini, diğer ortaklar ve bilhassa şirket yetkilisi tarafından şirketin dışında tutulduğunu, bütün bu yaşanan sürecin sonunda da TTK 608’e göre kar payı TTK 638/2’ye göre ortaklıktan çıkma TTK 641’e göre ayrılma akçesinin iadesine ilişkin huzurdaki dava açıldığını, şirket ana sözleşmesinin Kârın Dağıtımı başlığını taşıyan 11. maddesinde elde edilen net kârdan %5 ihtiyat akçesi ayrıldıktan sonra kalan kâr, hissedarlara ödenmiş sermaye üzerinden ortaklara dağıtılacağı belirtildiğini, davalı taraf vermiş olduğu cevap ve beyanlarda şirketin kâr etmediğini iddia ettiğini, davanın kar payı alacağına yönelik kısmında; mahkeme her ne kadar gerekli işlemleri yapma, delilleri toplama noktasında gayret sarf etmiş ise de maalesef ülkemizdeki sorunlar nedeni ile yeterli delil toplanmadığını, davalı dershanenin tercih edilen bir dershane olduğu da nazara alınarak makul bir kâr hesabının yapılması gerektiği açık olup bu sebeple kararın bozulmasını talep ettiğini, belirtildiği üzere müvekkil şirketle ilgili hiçbir işleme müdahil olmadığını, şirketin işleyişi ile ilgili alınan kararlara katılmadığını, kendisine bu hususlarda hiçbir bilgi verilmediğini, bu nedenle diğer şirket ortakları ile de arasının açıldığını, davalı şirket ortağı olarak devam etmesi mümkün olmadığını, bu nedenle davalı şirketten çıkmasına karar verilmesini, dava süresince, müvekkilin ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya müvekkilin durumunun teminat altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, haklı sebebe dayalı olarak limited şirket ortaklığından çıkma, kar payı ve ayrılma akçesi talebine ilişkin alacak davasıdır.
İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının ileri sürdüğü hususların ortaklıktan çıkma istemi yönünden haklı sebep oluşturup oluşturmadığı ile kar payı ve ayrılık akçesi taleplerinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı, şirkete ortak olduğu 10/11/2010 tarihinden bu yana şirketin elde etmiş olduğu kardan kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığını ve şirket toplantılarına çağrılmadığını, şirketle ilgili kendisine bilgi verilmediğini, fiili olarak dışlanmış durumda olduğunu iddia etmiş, şirket ortaklığından çıkarılmasını, kar payı ve ayrılma akçesi alacağının hesaplanarak ödenmesini talep etmiştir.
Davalı taraf ise davacı iddialarını kabul etmemiş, hiç bir ortağa her hangi bir ödeme yapılmadığını, şirket kayıtlarını inceleme bakımından ise izne yada bildirime gerek olmadığını savunmuştur.Mahkemece davalı şirket ticari defter ve dayanakları üzerinde inceleme yapılarak bilirkişi heyetinden rapor alınmış, alınan bilirkişi heyet raporlarında davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren 2012 yılı dışında zarar ettiği, kar elde edemediği ve hali hazırda borca batık durumda olduğunun tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 638/2. maddesinde, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabileceği düzenlenmiştir. Buna göre ortak, haklı bir sebebin varlığı hâlinde, diğer ortakların rıza ve muvafakatlerine lüzum olmaksızın şirketten çıkmasına karar verilmesini mahkemeden talep edebilmekte ve mahkeme kararı ile şirketten çıkabilmektedir. Ancak kanunda haklı sebebin tanımı yapılmamıştır. Bu durumda haklı sebebin varlığı somut olayın özelliğine göre tespit edilmelidir. Bunun yanı sıra haklı nedenler somut olarak kanıtlanmalıdır.Haklı sebep ile kast edilen örneğin; şirket ortaklığını çekilmez kılacak nitelikteki husumet, şirketin işleyişi, yönetimi ve faaliyetleri hakkında bilgi vermemenin süreklilik kazanması, ortakların şirketten dışlanması, şirket yöneticilerinin kişisel menfaatleri yönünde hareket edip şirketi borca batık hale sürüklemesi, şirkete ihanet etmesi olarak sayılabilir.TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/1 ve 2. maddelerinde her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebileceği ve belirli konuda inceleme yapabileceği düzenlenmiştir. Genel kurulun, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellemesi halinde ortağın istemi üzerine mahkemece bu hususta karar verileceği belirtilmiştir. Somut olayda dosya kapsamından davacının bu konuda yasal yollara başvurmadığı anlaşılmaktadır. Davacı ortak, davalı şirketin işleri ve hesapları hakkında bilgi talep etmesi ve belirli konularda inceleme yapması engellendiğini ispatlayamamıştır. Bu halde ilk derece mahkemesince davacının ortaklıktan çıkmasını gerektirir haklı sebeplerin oluşmadığı gerekçesiyle ortaklıktan çıkma ve çıkma halinde karar verilecek ayrılma akçesi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yine davacının kar payı talebi bakımından ise davalı şirketin ana sözleşmesinin karın tevzi başlıklı 11. maddesinde; şirketin safi kardan her sene evvela %5 ihtiyat akçesi ayrılacağı, kalan karın pay sahiplerine ödenmiş sermaye üzerinden payları nispetinde ödeneceğinin düzenlendiği, bu madde uyarınca davalı şirket tarafından kar payı dağıtılması için öncelikle kar elde edilmesinin gerektiği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında davalı şirketin kurulduğu tarihten itibaren 2012 yılı dışında zarar ettiği, kar elde edemediği ve halihazırda borca batık durumda olduğunun tespit edilmesi karşısında mahkemenin kar payı talebinin reddine karar vermesinde isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.