17. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- İZMİR Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/893
- Karar No
- 2024/140
- Karar Tarihi
- 11.01.2024
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- Borçlar Hukuku
- Karar Sonucu
- KALDIRILMASINA
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/893
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/01/2020
NUMARASI : 2018/116 Esas 2020/87 Karar
DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 11/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/01/2024
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 07.07.2017 tarihinde Bornova 3.Noterliği'nde düzenleme şeklinde ekte tapu senedi sunulu taşınmaz için önödemeli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşmenin "3.1 Bağımsız Bölüm Satış Bedeli" maddesinde; "Bağımsız Bölüm'ün toplam satış bedeli 590.000,00-TL + KDV'dir(Satış Bedeli). İş bu bedele Bağımsız Bölüm'ün arsa payı, sözleşme uyarınca yapımı, malzeme ve işçilik bedelleri dahildir. Fiili teslim tarihi öncesinde yahut sonrasında yürürlükteki KDV oranında değişiklik meydana gelmesi halinde dahi; KDV oranının değişmesi nedeniyle oluşan lehe ya da aleyhe farklar alıcıya yansıtılmayacak; iş bu sözleşmede yazılı satış bedeli KDV dahil olacak şekilde taraflar arasında geçerliliğini korumaya devam edecektir." şeklinde düzenleme yapıldığını, sözleşmede "3.2 Satış Bedeli'nin ödenmesi" maddesinde düzenlenen ödeme planına göre toplam satış bedelinin 590.000,00-TL+ KDV olarak düzenlendiğini, buna göre sözleşme tarihinde toplam satış bedelinin 590.000,00-TL+KDV=696.200,00-TL olduğunu, sözleşmenin yine aynı maddesinde "Yukarıda bulunan 3.2maddenin ödeme planındaki tutarlara %18 KDV dahildir." dendiğini, müvekkilince sözleşmede düzenlendiği şekilde davalı şirkete ödeme yapıldığını, bunun karşılığında davalı şirket tarafından 17.10.2018 tarihinde müvekkiline tebliğ edilen, 21.09.2018 tarihli ve 223947 sıra numaralı faturanın düzenlendiğini, fatura irsaliye tarihi olan 21.09.2018 tarihinde %8 olarak lehlerine değişen KDV oranı doğrultusunda müvekkili şirket tarafından 590.000,00-TL+KDV= 637.200,00TL ödeme yapılması gerektiğini ancak sözleşmede satış bedeli 590.000,00-TL+ KDV olarak belirtilmiş olmasına rağmen; faturada satış bedeli/ödeme tutarının davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak 644.329,63-TL şeklinde değiştirilip bu tutara %8lik KDV oranının (fatura irsaliye tarihindeki oran) eklenmesi suretiyle kendilerinin iyi niyetli olarak ödediği 696.200,00-TL(590.000,00-TL+ KDV) tutarındaki miktarın bulunmaya çalışıldığını, müvekkilince, sözleşmede düzenlendiği şekilde (590.000,00-TL+ KDV) ödeme yapıldığı tarihte KDV oranı %18 olup 696.200,00-TL ödeme yapıldığını fakat ilgili taşınmaz tapusunun kendilerine verildiği 15.11.2018 tarihinin ödeme yaptıkları tarih olmayıp tapu senedinin KDV oranının %8 olduğu tarihte düzenlendiğini ve davalı tarafın tapu senedinde satış bedelini 644.629,23-TL olarak değiştirdiğini,karşı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak, değişen KDV oranını asıl satış bedeline yansıtmak yerine kendilerince ödenen miktarı tutturmak adına yeni bir satış bedeli belirlemiş olup bu satış bedeli üzerine %8 oranında KDV ekleyerek sebepsiz olarak zenginleştiğini,bu nedenle karşı tarafa Denizli Barosu Başkanlığı'ndan 18.10.2018 tarihli, 2018/3514 Sayılı ve 815 Havale Numaralı ihtarname gönderilerek satış bedeline eklenen %10'luk KDV farkının iadesinin istendiğini,söz konusu ihtarnamenin davalı tarafa 23.10.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı taraftan herhangi bir cevap gelmediğini, karşı tarafın ihtarnamenin tebliği ile temerrüde düştüğünü, ayrıca söz konusu Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin "3.2.3 Akdi Faizler" maddesinde faiz oranlarının yıllık brüt %13,5 ve aylık brüt %1,125 olarak düzenlenmiş olup "Temerrüt Faizi oranı, yukarıda belirtilen akdi faiz oranına eşittir." denilmek suretiyle temerrüt faizi belirlendiğini belirterek davanın kabulü ile karşı tarafa gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işletilecek akdi faizle (temerrüt faizi) birlikte anılı sözleşmede düzenlenen satış bedeline eklenen %10'luk KDV farkı olan müddeabih değerin(59.000,00-TL) kendilerine ödenmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 07/07/2017 tarihinde Bornova 3. Noterliği’nde “... Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmede öngörüldüğü şekilde, inşaatın tamamlanmasını müteakip 21/09/2018 tarihinde sözleşme konusu bağımsız bölümün davacıya teslim edildiğini ve 15/11/2018 tarihinde tapuda davacı adına tescili gerçekleştirerek devir işlemlerinin tamamlandığını, müvekkili tarafından 21/09/2018 tarihinde 696.200,00 TL bedelli fatura düzenlenerek davacıya 17/10/2018 tarihinde tebliğ edildiğini,davacı tarafın 18/10/2018 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile faturadaki KDV oranına itiraz ederek faturayı iade ettiğini ve KDV oranındaki değişim sebebiyle alacaklı olduğu iddiasıyla 13/12/2018 tarihinde işbu davayı ikame ettiğini, taraflar arasında imzalanan Sözleşme’nin 3.1 maddesine göre satış bedelinin KDV dâhil olarak tespit edildiği ve 696.200,00 TL olduğunu, sözleşmede %18 olarak belirlenen KDV tutarının değiştirilmeyeceği ve satış Bedelinin KDV dâhil olarak taraflar arasında geçerliliğini korumaya devam edeceğinin açıkça kararlaştırıldığını, bu durumda, faturanın kesildiği tarihte yürürlükteki KDV oranı kaç olursa olsun satış bedelinin KDV dâhil olmak üzere 696.200,00 TL olacağının taraflarca kabul edildiğini, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 10. Madde hükmüne göre taşınmaz mülkiyetin devrine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmenin “mal teslimi” niteliğinde olup vergiyi doğuran olayın malın teslimi halinde gerçekleştiğini, davaya konu taşınmazın teslimi 21/09/2018 tarihinde gerçekleşmiş olup bu tarihte yürürlükteki mevzuata göre konut teslimlerinde %8 KDV oranı uygulandığını, 05/05/2018 tarihli 30412 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6. maddesi ile 30/12/2007 tarihli 2007/13033 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mal Ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar’ın geçici 2. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen ''Geçici Madde 3-Bu Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen vergi oranına tabi konutların, 31/10/2018 tarihine kadar(bu tarih dahil) teslimlerinde, aynı fıkranın (c) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanır'' hükmü gereğince (a) bendinde belirtilen vergi oranı %18 olup 31/10/2018 tarihine kadar bu oranın (c) bendinde belirtilen %8 olarak uygulanacağının belirtildiğini,ilgili kararlar uyarınca KDV oranının tespitinde, Katma Değer Vergisi Kanunu’na paralel olarak “teslim” tarihinin esas alınacağının belirtildiğini,sonuç olarak mevzuat hükümleri ışığında, 21/09/2018 tarihinde fiilen teslimi yapılan taşınmazın satış bedeline %8 KDV oranı uygulanması gerektiğinin açık olduğunu, taraflar arasındaki Sözleşme’de ise satış bedelinin KDV dâhil 690.200,00 TL olarak belirlendiğini ve teslim tarihindeki KDV oranın değişikliklerinin yansıtılmayacağının belirtildiğini, sözleşme hükmü ile tarafların amacının tam olarak işbu davada davacının yararlanmak istediği KDV değişiminin sözleşme bedeli’ne yansıtılmaması olduğunu, işbu davaya konu fatura düzenlenirken sözleşme’nin 3.1. maddesine uygun şekilde Sözleşme’de yazılı satış bedelinin geçerliliğini koruması amacıyla hareket edilip bu kapsamda Sözleşme’de 696.200,00 TL olarak tespit edilen satış bedelinin faturada da bu şekilde yer aldığını, faturadaki bağımsız bölümün KDV’siz fiyatının sözleşmedeki fiyatı ile farklı olmasının sebebinin KDV mevzuatında yer alan değişiklik olduğunu,sözleşmede bağımsız bölümün KDV hariç tutarı 590.000,00 TL olup düzenlenme tarihinde yürürlükte olan %18’lik KDV oranının (106.200,00 TL) eklenmesiyle KDV dahil tutarın 696.200,00 TL olarak belirtildiğini ve tarafların anlaşması ile de KDV dâhil tutarın satış bedeli olarak sabitlendiğini bu tutara teslim tarihinde %8 olan KDV de dahil olduğuna göre KDV hariç bedelin 696.200,00 / 1.08 = 644.630,00 TL olarak hesap edilmesinin sözleşmeye uygun olduğunu, sözleşme’yi akdederken KDV oranının lehe veya aleyhe değişmesi halinde hiçbir şekilde yansıtılmayacağını kabul etmiş olan bir tacirin, lehe değişen KDV oranından yararlanmaya çalışmasının basiretli tacir ilkesine uymadığını, ayrıca davacının ahde vefa ilkesi gereği sözleşme şartlarına riayet etmesi gerekirken, kendi lehine değişen KDV oranına dayanarak talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından faturada gösterilen tutarların hukuka ve taraflar arasındaki sözleşme’ye uygun olup sebepsiz zenginleşme teşkil eden bir durum bulunmadığını, müvekkilinin malvarlığındaki 59.000,00 TL tutarındaki aktifin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayandığını, davacının iddiaları lehe değişen KDV oranından çıkar sağlamaya yönelik olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Dava , KDV oranlarının değişmesinden kaynaklanan KDV farkı alacağına ilişkindir.
Mahkememizce toplanan deliller, bilirkişinin düzenlemiş olduğu rapor ve dosyada mevcut taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin hükümleri, dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; Bornova 3. noterliğinde taraflar arasında düzenleme şeklindeki ön ödemeli konut satış vaadi sözleşmesinin 07/07/2017 tarihinde düzenlendiği, "... Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi (İ)'' başlıklı kredili sözleşmenin " Bağımsız Bölümün Satış Bedeli ve Bedelin Ödenmesi" başlıklı 3. Maddesinde hüküm altına alınan bağımsız bölüm satış bedeli 3.1 maddesinde bağımsız bölümün 590.000,00 TL +KDV olarak satış bedelinin sözleşme tarihi itibarıyla belirlendiği, ayrıca anılı hükümde Fiili teslim tarihi öncesinde yahut sonrasında yürürlükteki KDV oranında değişiklik meydana gelmesi halinde dahi, KDV oranının değişmesi nedeniyle oluşan lehe yada aleyhe farkların alıcıya yansıtılmayacağı ve satış bedelinin KDV dahil olacak şekilde taraflar arasında geçerliliğini korumaya devam edeceğine dair açık hüküm bulunduğu ve tacirler arasında kararlaştırılan bu satış bedeline ilişkin hükmün sözleşme serbestliği hükümlerini ihlal eder bir nitelik taşımadığı gibi basiretli tacir olarak her iki tarafın da sözleşmenin imzalandığı sırada KDV oranlarının sözleşme tarihinden sonra, ancak ödeme ya da fiili teslim tarihinden önce veya sonraki bir tarihte değişebileceğinin kolaylıkla öngörebileceği; kaldı ki, sözleşmede bu husus öngörülerek, KDV değişikliğinin söz konusu olması halinde bu hususun ihtilaf oluşturmasını engellemek bakımından sözleşmeye özel hüküm olarak konulmuş olduğu, ön ödemeli sözleşme nedeniyle davacı tarafından ödemenin ne şekilde hangi tutar üzerinden hangi tarihte yapılacağı hususunun kararlaştırıldığı, davacının da yükümlülüğünü sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirdiği, davalının da ödeme nedeniyle davacıdan her hangi bir ek ödeme talep etmeksizin sözleşmeye konu satışını vaad ettiği taşınmazın tapuda devrini gerçekleştirdiği ve taşınmazı teslim ettiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, böylece tarafların sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirdikleri; sözleşme ile kararlaştırılan ve sözleşme tarihinden sonra KDV oranlarının değişmesi halinde bu hususun lehe veya aleyhe olarak davacıya yansıtılmayacağına ilişkin hüküm nedeniyle davacının davalıdan % 8 e düşen KDV oranına göre % 18 olarak ödediği KDV farkını talep edemeyeceği, sözleşme ile taşınmazın satış bedelinin 590.000,00 TL +KDV olarak belirlendiği, yani satış bedeline sözleşme tarihindeki geçerli KDV tutarı eklenerek davacının satışını vaad ettiği taşınmaza karşılık olan ve davacının davalıya ödemesi gereken tutarın sabit tutar olarak belirlendiği, sözleşmede belirlenen toplam satış bedelinde fiili teslim tarihindeki KDV oranına göre yeniden düzenleme yapılacağına dair hüküm bulunmadığı, bunun tam tersi değişiklik olması halinde bu değişikliğin satış bedeline yansıtılmayacağına dair hükmün bulunduğu, bu durumda davacının lehine veya aleyhine olarak oluşabilecek KDV farklılığının toplam ödenmesi gereken tutarı değiştirmeyeceği hususunu kabul ettiği, yine aynı şekilde davacı aleyhine olarak KDV nin artması halinde de bu hususun davacı aleyhine ileri sürülerek fazla ödeme talep edilemeyeceği anlamına geldiği; tapu devri sonrasında davalının düzenlemiş olduğu faturada davacı tarafından yapılan ödemeleri değişen KDV oranına göre düzenleyerek faturayı bu şekilde düzenlemeye çalışmasının esasa etkili olmayacak ayrı bir husus olduğu ve davacıya KDV farkını talep edebilme hakkını vermeyeceği gibi, davacı tarafından davalıya yapılan ödemenin taraflar arasındaki sözleşmeye göre ve davacı tarafından kendisine mülkiyeti devredilen taşınmaza karşılık olarak yapılmış olması nedeniyle, bu hususun davalı yönünden sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyeceği; sözleşme özgürlüğü sınırları içerisinde tarafların özgün iradeleri ile yapmış oldukları yazılı sözleşme hükümlerine bağlı kalmalarının bekleneceği, sözleşmelerin amacı her iki tarafında kendisine düşen yükümlülükleri kararlaştırılan şekilde, zamanında ve tam olarak yerine getirmesi olup davalı tarafın da edimini yerine getirmiş olduğu, anlaşıldığından davacının davasının esastan reddine," gerekçesi ile, davacının davasının esastan reddine,"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen hüküm ve gerekçesinin taraflarınca kabul edilebilir olmadığını, dilekçelerinde ve dosya kapsamında ayrıntılı olarak belirttikleri üzere söz konusu sözleşmenin "3.1 Bağımsız Bölüm Satış Bedeli" maddesinde; "Bağımsız Bölüm'ün toplam satış bedeli 590.000,00-TL(Satış Bedeli) + KDV'dir. İş bu bedele Bağımsız Bölüm'ün arsa payı, sözleşme uyarınca yapımı, malzeme ve işçilik bedelleri dahildir. Fiili teslim tarihi öncesinde yahut sonrasında yürürlükteki KDV oranında değişiklik meydana gelmesi halinde dahi; KDV oranının değişmesi nedeniyle oluşan lehe ya da aleyhe farklar alıcıya yansıtılmayacak; iş bu sözleşmede yazılı satış bedeli KDV dahil olacak şekilde taraflar arasında geçerliliğini korumaya devam edecektir." şeklinde düzenleme yapıldığını, sözleşmede "3.2 Satış Bedeli'nin ödenmesi" maddesinde düzenlenen ödeme planına göre toplam satış bedeli 590.000,00-TL(Satış Bedeli)+ KDV olarak düzenlendiğini, buna göre sözleşme tarihinde toplam bedel:590.000,00-TL(SatışBedeli) +KDV=696.200,00-TL olduğunu, zira sözleşmenin yine aynı maddesinde yer aldığı üzere; "Yukarıda bulunan 3.2 maddenin ödeme planındaki tutarlara %18 KDV dahildir." söz konusu sözleşme hükmünde geçen "KDV oranının değişmesi nedeniyle oluşan lehe ya da aleyhe farklar alıcıya yansıtılmayacak; iş bu sözleşmede yazılı satış bedeli KDV dahil olacak şekilde taraflar arasında geçerliliğini korumaya devam edecektir." ibaresine göre fatura irsaliye tarihi olan 21.09.2018 tarihinde %8 olarak lehimize değişen KDV oranı doğrultusunda müvekkil şirket tarafından 590.000,00-TL+KDV= 637.200,00TL ödeme yapılması gerekmektedir, fakat sözleşmede satış bedeli 590.000,00-TL+ KDV olarak belirtilmiş olmasına rağmen; faturada satış bedeli/ödeme tutarı davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak 644.329,63-TL şeklinde değiştirilmiş ve bu tutara %8 lik KDV oranının (fatura irsaliye tarihindeki oran) eklenmesi suretiyle taraflarınca iyi niyetli olarak ödenen 696.200,00-TL(590.000,00-TL+ KDV) tutarındaki miktarın bulunmaya çalışıldığını, yerel mahkeme kararında "basiretli tacir olarak her iki tarafın da sözleşmenin imzalandığı sırada KDV oranlarının sözleşme tarihinden sonra, ancak ödeme ya da fiili teslim tarihinden önce veya sonraki bir tarihte değişebileceğinin kolaylıkla öngörebileceği, tarafların sözleşme gereği edimlerini yerine getirdikleri ve ihtilaf olmadığı" belirtildiğini, fakat bilirkişi raporunda da gözetildiği üzere KDV oranlarındaki düşüş taraflardan bağımsız olarak yasa koyucular tarafından tüketici lehine düşünülerek yapıldığını, KDV oranlarındaki düşüş veya artışın doğrudan devleti ilgilendiren bir husus ve hak olup, indirilen KDV bedelinin satış bedeline ilavesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararında ilgili sözleşme hükmü için "KDV değişikliğinin söz konusu olması halinde bu hususun ihtilaf oluşturmasını engellemek bakımından sözleşmeye özel hüküm olarak konulmuş olduğu" değerlendirmesi yapılsa da; ilgili sözleşme hükmünün, taraflar arasında ihtilaf oluşmasını engellemek amacıyla düzenlenen genel bir hüküm olmayıp, sadece davacı müvekkili alıcı lehine düzenlenmiş özel bir hüküm olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesine verilen kararın kaldırılarak davanın davanın kabulü ile karşı tarafa gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işletilecek akdi faizle (temerrüt faizi) birlikte anılı sözleşmede düzenlenen satış bedeline eklenen %10'luk KDV farkı olan müddeabih değerin(59.000,00-TL)'nin taraflarına ödenmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi gereği satın alınan taşınmaz nedeniyle fazla alındığı iddia olunan KDV farkının iadesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin bağımsız bölüm satış bedeli başlıklı 3.1 maddesinde bağımsız bölümün 590.000,00 TL +KDV olarak satış bedelinin sözleşme tarihi itibarıyla belirlendiği, ayrıca fiili teslim tarihi öncesinde yahut sonrasında yürürlükteki KDV oranında değişiklik meydana gelmesi halinde dahi, KDV oranının değişmesi nedeniyle oluşan lehe yada aleyhe farkların alıcıya yansıtılmayacağı ve satış bedelinin KDV dahil olacak şekilde taraflar arasında geçerliliğini korumaya devam edeceğine dair hüküm bulunduğu, satış bedelinin ödenmesinin düzenlendiği 3.2 maddesindeki ödeme planında toplam bedelin "696.200" TL olarak yer aldığı, %18 KDV dahil olduğunun belirtildiği, davalıya gönderilen faturada ise satış bedelinin 644.329,63-TL olarak yer aldığı görülmüştür.
Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2010/8821 Esas-2011/53 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere; fatura tanzim tarihinde KDV yükümlülüğünün doğmuş olduğunun kabulü zorunludur. Sözleşmenin düzenlendiği tarihte KDV oranı %18 olup, KDV dahil fiyat %18 KDV oranı gözetilerek belirlenmiştir. Davacıdan %18 oranında KDV alınmasına rağmen,fatura kesim tarihi ve fiili teslim tarihi itibariyle KDV oranlarının satışa konu taşınmaz yönünden 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu‘nun 28. Maddesi hükmü uyarınca Bakanlar Kurulunun 08 Eylül 2016 tarihli Kararı ile 08.09.2016 tarihinden geçerli olmak üzere; 2016/9153 sayılı Kararın 1. maddesi ile KDV Oranlarının belirlenmiş olduğu Karara geçici 2. Madde eklenmiş olup Geçici 2. maddenin hükmü; “Bu kararın 1. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen vergi oranına tabi konutların, 31/3/2017 tarihine kadar (bu tarih dahil) teslimlerinde, aynı fıkranın (c) bendinde belirtilen vergi oranı uygulanır” şeklindedir.Yapılan bu düzenlemeye göre Mart 2017’ye kadar geçerli olmak üzere; 08.09.2016 ve 31.03.2017 tarihleri arasında teslimi gerçekleştirilecek net kullanım alanı 150 m2 üstü olan konut teslimlerinde yeni KDV oranı %8, 08.09.2016 ve 31.03.2017 tarihleri arasında teslimi gerçekleştirilecek Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde net alanı 150 m2’ye kadar konutlardan arsa birim m2 fiyatı Bin Türk Lirası ve üzerinde olan konutların tesliminde de yeni %8 olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Satıcının devlete karşı kamu hukukundan doğan Katma Değer Vergisi mükellefiyeti ilişkisi üçüncü kişi durumundaki davacıyı etkilemeyecektir. Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca fatura ve fiili teslim tarihi itibariyle Devlet'e %8 oranında KDV ödeyen davalı şirket aradaki %10 oranında sebepsiz olarak zenginleşmiştir. Bu durumda davacının %10 KDV farkına tekabül eden miktarı davalı şirketten talep etmekte haklı olduğundan davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1.Davacı vekilinin yatırmış olduğu 54,40 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,
2.Davacı vekilinin yatırdığı 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama gideri 69,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/01/2020 tarih, 2018/116 Esas ve 2020/87 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE:
1.Davanın KABULÜ ile, 59.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine
2.Alınması gereken 4.030,29 TL ilam harcından başlangıçta peşin olarak yatırılan 1.007,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.022,71 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davacı tarafından yatırılan 1.007,58 TL peşin harç ve 35,90 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan 16,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 14/11/2023