ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/58 Esas - 2024/14
T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirketin Davalı/Borçlu şirkete kendi markalı ürünlerini sattığını, ilgili satışlar neticesinde ortaya çıkan bakiye borç, Davalı/Borçlu şirket tarafından ödenmediğini, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen davalının şirkete borcunu ödemediğini, borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin müvekkil ile borçlu şirket arasındaki son ticari satış olan 09.03.2019 ve 06.03.2020 tarihli faturalara dayandığını, ilgili faturalara ilişkin 20.000TL bakiye müvekkilinin tüm ihtarlarına rağmen ödenmediğini ve bu bedel miktarınca icra takibi başlatıldığını, icra takibine borçlu tarafından itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiği ancak davalı vekili tarafından cevap dilekçesinin sunulmadığı anlaşılmıştır. Hendek İcra Müdürlüğünün 2020/1025 Esas sayılı dosyasının bir sureti sistemden celp edilmiş incelenmiştir.
Davacı vekili tarafından arabuluculuk son oturum tutanağı dosyaya ibraz edilmiştir.
Mahkememizce Sakarya Vergi Dairesi Başkanlığı ve Yalova Defterdarlığından davacı ve davalıya a ait BA (Beyyaname Alış) ve BS (Beyyanname Satış) formlarının mahkememize gönderilmesi için müzekkere yazılmış ve müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Hendek İcra Müdürlüğünün 2020/1025 esas sayılı takip dosyasında yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, takibe dayanak yapılan faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Mahkememizce Mali Müşaviri ...'ın mahkememize biraz etmiş olduğu 06/11/2023 tarihli raporlarında ".... davacı ile davalı arasında ticari bir ilişkinin olduğu tespit edilmekle birlikte, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 20.495,39.-TL. bedelli faturalar tahsil edilmek için davacı tarafından Hendek İcra Müd.2020/1025 E sayılı dosyası üzerinden takip başlattığı, bu bağlamda takibe konu faturalar yönünden davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında,davacının 2019 ve 2020 takvim yılına ait ticari defter kayıtları incelediğini, yapılan incelmelerim neticesinde, ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 11.017,61.-TL.alacaklı olduğu tespit ve hesap edildiğini, yine davacının icra inkâr tazminatı talebinin ile ilgili herhangi bir değerlendirme ve hesaplama yapılmadığı...." yönünde raporlarını Mahkememize ibraz etmişlerdir. Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
1.İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
2.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
3.Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
4.Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
5.TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
6.Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
7.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
8.İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.
Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
9.Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1).
HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar) Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
10.Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen 2 adet fatura ile ilgili olarak Hendek İcra Müdürlüğü’nün 2020/1025 sayılı takip dosyası ile 20.000,00-TL asıl alacak ve 6.013,53-TL diğer faiz olmak üzere toplam 26.013,53-TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 21.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 24.12.2020 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 02.02.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
11.Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturalara dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda 3-9 arası paragraflarda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların delil olarak dayandıkları ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, 08.06.2023 tarihli duruşmada davalı vekilene 2019 ve 2020 yılına ait ticari defterlerini 2 haftalık kesin süre içerisinde sunması için muhtıra çıkartılmasına karar verilmiş, davalıya muhtıranın 13.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak verilen sürede davalı vekili tarafından ara kararın gereği yerine getirilmediğinden, ibrazdan kaçınmış sayılmış ve davacının usulüne uygun defter kayıtlarına 6100 sayılı yasanın 222/3.maddesi gereği itibar etmek gerekmiştir. Davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu dosyaya sunulan 06.11.2023 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takibe konu faturaların davacı tarafından 06/03/2019 tarih ve 309714 fatura numarası ile 17.077,50-TLtutarlı, 09.03.2019 tarih ve 309738 fatura numarası ile 3.417,89-TL olarak .... adına düzenlendiği, ticari defter kayıtlarına esas teşkil eden muavin defter incelendiğinde 2019 takvim yılı açılış kaydından gelen 9.453,20-TL'nin davalının alacaklı olduğu takibe konu faturalar davacı tarafından düzenlendikten sonra davacının davalıdan 11.042,19-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından 08.03.2019 tarih ve 200422 fatura numarası ile 16,52-TL, 17.06.2019 tarih ve 200699 fatura numarası ile 8,06-TL satıştan iade faturası düzenlendiği ve davacının davalıdan 11.017,61.-TL. alacaklı olduğunun hesap edildiği, 01.11.2019 tarihinde davalı tarafından 20.000,00-TL tutarlı senetin davacıya ödeme olarak verildiği, verilen senetten sonra davalının davacıdan 8.982,39-TL alacaklı durumuna geçtiği, davacı tarafından 8.982,39-TL tutar virman yapılarak hesabın sıfırlandığı, ancak 8.982,39-TL'nin hangi hesaba hangi alacak veya ödeme karşılığı olarak virman yapıldığının tespit edilemediğini, 01.06.2020 tarihinde davacının davalıdan alınan 20.000.00-TL tutarındaki senedi davalıya iade ettiği, iade edilen senetten dolayı davacının davalıdan cari hesap kayıtlarına göre alacaklı olduğu, ancak 8.982,39-TL'nin hangi hesaba niçin virman yapıldığının tespit edilemediği için davacının (20.000,00-8.982,39)= 11.017,61-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davaya konu faturalar ile ilgili taraflar arasında ticari ilişki kurulduğu anlaşılmıştır. Davaya konu faturalar davacının ticari defterlerine kayıtlı ve faturalardan kaynaklı davacı alacaklı ise de, 01.11.209 tarihinde davalı tarafından 20.000,00-TL tutarlı senet davacıya ödeme olarak verilmiş, verilen senetten sonra davalı davacıdan 8.982,39-TL alacaklı durumuna geçmiş, davacı tarafından 8.982,39-TL tutar virman yapılarak hesap sıfırlanmıştır. Ancak virmanın davalı şirkete yapıldığına ilişkin ticari defterlerde kayıt yoktur. Bu hususta davacı tarafından dosyaya yazılı bir delilde sunulmamıştır.
Davacı vekili tarafından 15.11.2023 tarihli dilekçe ile virman işleminin davalı şirketin sözlü talimatı üzerine davalı şirkete ait olduğu bildirilen Hesaplı ...adına yapıldığı belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından itiraz dilekçesinde davalı şirket ile virman yapıldığı belirtilen şirket yetkilisi ve hissedarının aynı kişi olması nedeniyle borcun davalı şirkete ait olduğu iddiası ileri sürülmüştür. Yetkilisi ve hissedarları aynı olsa da davalı şirket ile dava dışı Hesaplı ... ayrı tüzel kişilikleri bulunduğu, yapılan virman işleminin davalı şirket adına yapıldığına ilişkin dosyaya başkaca bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının iddiaları yerinde görülmemiş, 8.982,39-TL yönünden davacı alacaklı olduğunu ispat edememiştir.
Davacı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı görülmekle bu hususta yemin delili de hatırlatılmamıştır.
14.Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1).
HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 06.1.2023 tarihli bilirkişi raporuna ve dosyaya sunulan diğer belgelere göre, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacının davalıdan 11.017,61-TL alacaklı olduğu, anılan bu bedel yönünden dosyada ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmadığı, dava dışı Hesaplı Depom Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne yapılan 8.982,39-TL virman işlemi yönünden de davacının alacaklı olduğunu ispat edemediği, sonuç olarak davacının davalıdan 11.017,61-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
15.Davacı tarafın takipten önceki dönem için faiz talep ettiği, 6098 sayılı yasanın 117.maddesi gereği muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğinin düzenlendiği, davadan önce davalının temerrüte düşürülmediği, dolayısıyla temerrütün icra takibi ile gerçekleştiği, takip öncesi işlemiş faizi davacının talep edemeyeceği anlaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı itirazında asıl alacak yönünden kısmen haklı çıktığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM. Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun Hendek İcra Müdürlüğünün 2020/1025 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 11.017,61-TL asıl alacak üzerinden devamına fazlaya ilişkin istemin reddine,
2.Davalı itirazında asıl alacak yönünden kısmen haklı çıktığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3.Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 752,61-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 314,18-TL peşin harç düşüldükten sonra eksik kalan 438,43-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan; 179,90-TL Başvuru Harcı, 314,18-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 494,08-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan 1.500,00-TL bilirkişi, 78,75-TL posta ve tebligat olmak üzere toplam 1.578,75-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre (%42,35 kabul, %57,65 red) 668,60-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7.Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL ücretin kabul red oranına göre 1.321,32-TL'nin davalıdan, kalan 1.798,68-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,
8.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 11.017,61-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 11.017,61-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10.Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma vasıtasıyla) yüzünde, MİKTAR itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 11/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)