Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO:

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ : 06/09/2023

NUMARASI : 2 Esas

VEKİLİ: Av.
İSTİNAF EDEN DAVALI:
VEKİLLERİ: Av.

Av.

FERİ MÜDAHİL:
VEKİLLERİ: Av.

Av.

DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: 15/11/2023
YAZIM TARİHİ: 20/11/2023

Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirrket davasında 06/09/2023 tarihinde tesis edilen ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, zaman içerisinde müvekkilinin ağabeyi de olan ....'un şirketin bütün yetkilerini fiilen kendi üzerine geçirmiş müvekkiline uyguladığı mobbing ile müvekkilinin şirkete girmesini engelleyerek onun yasadan ve şirket sözleşmesinden kaynaklanan zorunlu tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine engel olduğunu, müvekkilimin müdür olarak görevini yapmasına her şekilde engel olunması, onun inceleme ve bilgi edinme hakkının kısıtlanmasının da ötesine geçirilerek, onun ortaklıktan doğan tüm haklarının da neredeyse ortadan kaldırılmasına neden olduğunu, bu şekilde bir uygulama ile müvekkilinin şirket yönetiminden fiilen uzaklaştırılmış olması halinin, müvekkili adına TTK.

636.maddenin özellikle 2. ve 3. fıkraları uyarınca şirket ortaklığından ayrılmanın da ötesinde, şirketin haklı nedenle feshini talep etmesi için gerekli ve yeterli şartların oluştuğunu belirterek davalı şirketin TTK 636 ncı maddesi ve sair mevzuat hükümleri uyarınca tasfiye edilerek müvekkilimin tasfiye ortaklık payının ödenmesini ve/veya müvekkilinin %35 oranındaki hisse bedelinin net öz varlıklar üzerine şirketin marka değeri, şerefiye ve işleyen teşebbüs değeri dahil tüm haklarının da ilave edilmesi suretiyle ödenmesine karar verilmesini, davalının şirketin içini boşaltmasına engel olunabilmesi için dava sonuna kadar şirkete yönetim veya denetim kayyumu atanması ve tüm mal varlığı üzerine de ihtiyati tedbir konulması

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince 21/07/2023 tarihli ara kararı ile özetle; "... Somut olayda ; davanın türü, mevcut delil durumu ve tarafların menfaat dengesi göz önünde bulundurularak teminat ve denetim kayyımının ücretinin depo edilmesi karşılığında davalı şirkete denetim kayyımı tayin edilmesi ve davalı şirkete ait varsa taşınmazların iradi olarak satış ve devrinin önlenilmesi için kayıtlarına ihtiyati tedbir konulması talebinin kabulüne, davalı şirketin faaliyet alanı ile tarafların menfaat dengeleri gözetilerek davacı tarafın fazlaya ilişkin tedbir taleplerinin ise reddine karar vermek gerekmiş ve dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;

1.6100 s. HMK'nın 393/1. maddesi gereğince bu ara kararının tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde, 100.000 TL. nakdi teminatın veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun Mahkememize ibrazı ve ayrıca denetim kayyımı için de 6 aylık ücret karşılığı 15.000 TL.'nin Mahkememiz veznesine depo edilmesi halinde davacının İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİNİN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;

a)Davalı şirketin rutin işleyişini engellememek kaydıyla, davalı şirket yönetiminin davalı şirketi borçlandırıcı ve malvarlığını azaltıcı işlemlerinin DENETİM KAYYIMININ ONAYINA TABİ TUTULMASINA,

b)Davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların kayıtlarına iradi olarak başkasına satış ve devrinin önlenmesi ve sınırlı ayni hak tesis edilmemesi için ihtiyati tedbir konulmasına,

c)Fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.

İTİRAZ:

Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; şirkete kayyum tayini için gerekli şartların oluşmadığını, yaklaşın ispatın sağlanmadığını, şirketin hangi şekilde zarara uğratılacağına dair inandırıcı bir delil sunulmadığı gibi bu yönde bir beyanda dahi bulunulmadığını, aksi kanaat oluşması halinde tedbirin mahiyetinin değiştirilmesi gerektiğini, teminatın son derece düşük olduğunu belirterek itirazda bulunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince 06/09/2023 tarihli ara karar ile "... Somut olayda; dava limited şirketin fesih ve tasfiyesi olup, davanın reddi hariç davanın kabulüne karar verilmesi halinde, davalı şirketin tasfiyeye girecek olması, seçenekli çözümlerin uygulanması halinde de davacının çıkma payı karşılığında davacı şirketten çıkmasına karar verilebilecek olması, her iki halde de şirket malvarlığının korunmasının davacının tasfiye veya çıkma payını etkileyecek olması, denetim kayyımı raporundan da anlaşıldığı üzere davalı şirketin mali sisteminin siber saldırıya maruz kalması ve ticari defterlerinde de bu yüzden yeterli inceleme yapılamadığının anlaşılması nedeniyle, tarafların menfaat dengesi ve alınan teminatın miktarı da gözetilerek ihtiyati tedbire sebep ve teminat yönünden yapılan itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı taraf, murafaa duruşmasında tekrar tedbiren yönetim kayyımı atanması talebinde bulunmuş ise de; 21/07/2023 tarihli ara kararı ile bu husustaki tedbir talebinin istinafı kabil olarak reddedilmesi ve tedbir şartlarından herhangi bir değişiklik görülmemesi nedeniyle aynı konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Davacı taraf tedbir için yatırılan 100.000 TL.'lik nakdi teminatın iadesini istemiş ise de; 6100 s. HMK'nin 392. maddesine göre, teminatın iadesi için ya tedbir devam ederken davalı tarafın teminatın iadesine muvafakat etmesi ya da davacı tarafın tedbirin kaldırılmasını istemesi ve davalı tarafın da tedbirin kaldırıldığı tarihten itibaren 1 ay içerisinde haksız tedbir iddiası ile davacıya karşı tazminat davası açmamış olması gerekmektedir. Bu şartlar oluşmadan teminatın iadesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmış, davacının teminatın iadesi talebi de reddedilmiştir. ..." gerekçesiyle ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı iddialarının doğru olmadığını, şirketin feshinin talep edilebilmesi için haklı sebeplerin oluşmadığını, davacının şirketten uzaklaştırılmasının söz konusu olmadığını, şirketin zarara uğratılmasının söz konusu olmadığını, gelişen olaylarda tamamen davacının kusurlu olduğunu, şirketin herhangi bir mal varlığının devredilmesinin söz konusu olmadığını, şirket gelirlerinin tamamının resmi olduğunu, kayyum tayini için gerekli şirtların oluşmadığını, davacının şirketin hangi şekilde zarara uğratılacağına dair inandırıca bir delil sunmadığı gibi bu yönde ciddi bir beyanda dahi bulunmadığını belirterek istinaf talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep, ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf ve itiraz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi ‘Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.’

Aynı yasanın 390. maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünün yer aldığı,

Somut olayda, davanın şirketin tasfiyesi ve ortaklık payının ödenmesi istemine ilişkin olduğu, ihtiyati tedbir talebinin ise şirketin tüm mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulması ile şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanmasına yönelik olduğu, ilk derece mahkemesince 21.07.2023 tarihli ara kararla, davalı şirket yönetiminin davalı şirketi borçlandırıcı ve mal varlığını azaltıcı işlemlerinin denetim kayyımının onayına tabi tutulmasına ve davalı şirket adına kayıtlı taşınmazların kayıtlarına, taşınmazların iradi olarak devrinin önlenmesine, karar verildiği, davalı tarafça, şirketin denetim kayyımına tabi tutulması yönündeki kararının kaldırılması talep edilmiş ise de, uyuşmazlığın niteliği ve dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesince denetim kayyımı atanmasına yönelik tedbir kararı verilmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varılmış olmakla, davalının istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,

2.Alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,

4.İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

6.Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/11/2023 tarihinde oy çokluğu ile HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

(e-imzalıdır)

(muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ: Talep, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.

Yukarıda Dairemiz heyet çoğunluk kararında da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir talep şartları HMK'nın 389. ve 390. maddelerinde düzenlenmiştir.

Ayrıca, aynı Yasa'nın 396. maddesinde '' Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır. '' hükmü,

Yine 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.", hükmü

TTK'nın 636/4 maddesinde de "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" hükmü yer almaktadır.

Her ne kadar mahkemece, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve davalı taraf itirazı üzerine de itirazın reddine karar verilmiş ise de, taraf iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı itibariyle ihtiyati tedbir talebinin kabulü için HMK'nın 389 ve 390. ile TTK'nın 636/4 madde koşullarının oluşmadığı, davacı tarafça yaklaşık ispatın yerine getirilmediği, kaldı ki HMK'nın 396. maddesi uyarınca durum ve koşulların değişmesi halinde mahkemece her zaman tedbir kararı verilebileceği ve bu itibarla, mahkemece ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulü ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatinde olduğumdan sayın heyetin aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Üye

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.