8. Ceza Dairesi
8. Ceza Dairesi 2021/13234 E. , 2023/10610 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tavas Cumhuriyet Başsavcılığının 11.03.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan 5271 sayılı Kanun' un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında değerlendirilerek sanığın cezalandırılması gerektiğine, re'sen dikkate alınacak hususlarla usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanık ...'ın, katılan ... ile nikahsız birlikteliklerinden doğan müşterek çocukları mağdur ...'i yanında alıkoyup katılan ...'e teslim etmeyerek çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu' nun 337 nci maddesinin birinci fıkrasına göre anne ve babanın evli olmaması halinde doğan çocuğun velâyeti anneye aittir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 234 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki suçun oluşabilmesi için velâyet yetkisi bulunan sanığın bu yetkisinin mahkeme kararıyla elinden alınmış olmasının ön koşul niteliği taşıdığı, somut olayda sanık ...'ın suç tarihi itibariyle velâyet yetkisini haiz olmadığı gibi, velâyet yetkisi elinden alınan kişi de sayılmadığı göz önüne alındığında, 5237 sayılı Kanun' un 234 üncü maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın, kızının 1,5 yaşından beri kendisiyle kaldığını, annesinin kızını bırakıp gittiğine ilişkin savunmaları, katılanın da soruşturma aşamasındaki "kızımı babası ... 2014 yılının Temmuz ayı içerisinde alarak götürdü, bu tarihten sonra geri getirmedi. Kızımı bana göstermemektedir..." şeklindeki beyanı ile yargılama aşamasındaki"...kızım hem benim hem de sanığın yanında kalıyordu, kızım benim yanımdan 2014 yılının Temmuz ayında ayrıldı, bir daha da kızımızı göremiyorum,..." şeklindeki beyanları karşısında, katılanın kızını alma girişiminde bulunduğuna ve buna rağmen sanığın kızını vermediğine ilişkin bir delil sunmamış olması, sanığın mağdureyi kızı olarak tanıyıp nüfusuna kaydettirmiş olması, sanığın mağdur ...' i zorla götürdüğüne veya zorla onu yanında tuttuğuna ilişkin bir iddia ve delil de bulunmaması karşısında, ilk derece mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Cumhuriyet Savcısının, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz itirazı ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz itirazının reddiyle hükmün Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.