Esas No
E. 2020/953
Karar No
K. 2024/83
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/953

KARAR NO: 2024/83
KARAR TARİHİ: 10/01/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/02/2020

NUMARASI : 2018/1319 Esas 2020/110 Karar

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali

BAM KARAR TARİHİ : 10/01/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2024

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini davalının müteselsil kefil olarak imzaladığını, kredi sözleşmesi gereğince kredi garanti fonu teminatlı olarak kredi kullandırıldığını, kullanılan kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek icra takibine girişildiğini, davalının icra takibinde haksız borca itirazı nedeni ile takibin durduğunu ileri sürerek, İzmir 7. İcra Dairesinin 2018/13011 esas sayılı takip dosyasında davalının borca itirazının iptaline, takibin devamına ve % 20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kendisinin 28.10.2016 tarihli kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, bu sözleşme nedeni ile kullanılan kredinin daha sonra kapatıldığını, 23/02/2017 tarihinde bilgisi olmadan asıl borçlu şirket tarafından KGF teminatlı 1.500.000,00-TL kredi çekildiğini, bu kredi ile ilgili bir belge imzalamadığını, bunun yanı sıra ... AŞ isimli şirkete ortak olduğunu, 1/3 oranındaki ortaklık payının daha sonra diğer ortaklar tarafından sahte imzalarla devredildiğinin öğrenildiğini, bu nedenle Ankara CBS'ye şikayette bulunduğunu, bu takibin konusunun Hazine destekli kredi olduğunu ve kendisinin sorumluluğunun bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...Toplanan tüm deliller karşısında; davacı banka ile dava dışı ... AŞ arasında 28/10/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşmeyi davalı ...'ın aynı tarihte 2.000.000,00-TL limitle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kredi sözleşmesinin hükümleri dikkate alındığında asıl borçlunun kullanacağı tüm kredilerin bu sözleşme kapsamında kaldığı, asıl borçlu şirketin davacı bankadan 23/02/2017 tarihinde KGF teminatlı kredi kullandığı, yine tüzel KMH'dan kredi kullandığı, kullanılan kredilerin ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın 26/09/2018 tarihinde kat edildiği, ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından İzmir 7.İcra Dairesi'nin 2018/13011 esas sayılı dosyasından asıl borçlu şirket ile aralarında davalının da yer aldığı müteselsil kefiller aleyhine icra takibine girişildiği, bilirkişi hesaplamasına göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın 1.212.392,94-TL asıl alacak, 28.279,83-TL işlemiş faiz, 1.413,99-TL BSMV, 1.442,08-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 1.243.528,84-TL alacağının tespit edildiği, davacı bankanın bu alacağından müteselsil kefil sıfatıyla davalının da sorumlu olduğu kanaatine varılmakla bilirkişinin bu hesaplaması dikkate alınarak aşağıda belirtildiği üzere davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Her ne kadar davalı sözleşmeyi imzaladığı sırada kullanılan kredinin kapatıldığını, daha sonra kullanılan kredide kefil olmadığını savunmuş ise de genel kredi sözleşmesinin asıl borçlunun kullanacağı tüm kredileri kapsayacağı, bu borçtan sorumluluk üstlenen müteselsil kefillerin usulüne uygun kefaletten vazgeçtiğini muhatabı olan bankaya bildirmesi halinde bildirim tarihine kadar oluşan borçtan sorumlu olmakla birlikte kefilin bildirim tarihinden sonra oluşacak borçtan sorumluluğunun ortadan kalkacağı, davalının bankaya böyle bir bildiriminin bulunmadığı, asıl borçlu şirket ortaklığıyla ilgili problemlerin veya ortaklıktan ayrılmasının müteselsil kefilin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, müteselsil kefaletinin alacaklıya karşı ortaklık ilişkisinden farklı olarak teminat içerdiği dikkate alınarak davalının bu yöndeki savunmalarına değer verilmemiştir." gerekçesi ile; "Davanın kısmen kabulüne, İzmir 7. İcra Dairesinin 2018/13011 esas sayılı takibinde davalının borca itirazının kısmen iptaline, 1.212.392,94-TL asıl alacak, 28.279,83-TL işlemiş faiz, 1.413,99-TL BSMV, 1.442,08-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 1.243.528,84-TL nakdi alacağın tahsili bakımından takibin devamına, Asıl alacağın 1.193.175,76-TL'sinin takip tarihinden itibaren yıllık %50 oranında ve 19.217,18-TL KMH asıl alacağına 5464 sayılı yasanın 26.3 maddesi hükmü gereği TCMB tebliğleriyle belirlenen yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, Takip tarihinden itibaren işleyecek faiz üzerinden %5 BSMV'nin icra müdürlüğü tarafından hesaplanıp tahsiline, Hüküm altına alınan alacağın %20'si oranındaki 248.705,76-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya dair talebin reddine..." karar verilmiştir.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davalı istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin kararında “asıl borçlunun kullanacağı tüm kredilerin bu sözleşme kapsamında kaldığı” gerekçesine dayanmışsa da, savunmasında belirttiği üzere mahkemenin bu gerekçesinin genel kredi sözleşmesinin genel işlem şartlarına ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilmesinin gerekmesi, ayrıca yeni kefalet hükümlerinde müteselsil kefili koruyan hükümler çerçevesinde kabul edilemeyeceği, mahkemenin Türk Borçlar Kanunu'nun kendisi ile ilgili olan hükümlerini tamamen gözardı ederek, genel kredi sözleşmesinin kullanılacak tüm kredileri kapsadığından bahisle, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmesini arayan Türk Borçlar Kanunu'nun kefalet hükümlerini de gözardı etmiş bulunduğunu, krediye müteselsil kefil olması, asıl borçlunun kullanacağı her türlü krediye kefil olduğu anlamına gelmeyeceğini, kefil olduğu sırada kullanılan kredinin kapatılmış olup, fer'i niteliği itibariyle kefalet sorumluluğunun da sona erdiğini, daha sonra kullanılan kredilerden hiçbir şekilde bilgisinin olmadığını, bu tarihlerde şirket ortağı olmadığını, şirketin şimdiki ortakları hakkında yaptığı şikayetleri ve uğradığı haksızlıkları hiçbir şekilde dikkate almadığını, şirketten hiçbir şey elde etmediği halde, şirket ortaklarının hileli davranışları sonucu ve iyiniyetle sorumluluk altına sokulduğunun gerçeği tamamen göz ardı edildiği, şirketin şimdiki ortaklarının kullanmış olduğu kredilerden dolayı sorumlu tutulamayacağı, kararda uygulanan temerrüt faizinin fahiş olduğunu, ayrıca tamamen karşılıksız olarak borç altına giren ve şu andaki ortaklar tarafından hileli davranışlarla kandırılan iyiniyetli kefilin, icra inkar tazminatına mahkum edilmesinin de Yasaya aykırı olduğunu, asıl borçlu şirketin Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/03/2020 tarihli 2018/748 dosya no-lu kararı ile konkordato süreci sonunda, bu davanın davacısı bankaya olan borcunun 17 Mart 2025 tarihine kadar ödenmek üzere yapılandırıldığını mahkeme kararı ile öğrenmiş bulunduğunu, asıl borç ödeme süresinin uzatılmış olup, kefil olarak kendisinin bundan istifade etmesi gerektiğini, kefalet borcunun asıl borca bağlı olduğundan bununda dikkate alınması gerektiğini, maddi durumunun iyi olmayıp günlük geçimini sağlayacak durumda olmadığını, bu nedenle harçtan muaf tutulmayı talep ettiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava; İİK 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.

HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.

Davacı vekili; dava dışı ... A.Ş ile davacı banka arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzadığı, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın Kahramanmaraş 2. Noterliği'nin 26/09/2018 tarihli ihtarnamesiyle kat edildiği, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında İzmir 7. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13011 esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığından bahisle davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı asil sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle, dava dışı asıl borçlu şirketin diğer ortaklarının hileli davranışlarla şirkette hissesini azalttıkları ve nihayetinde sıfırladıkları, dava konusu icra takibine konu borcun nedeninin söz konusu dava dışı asıl borçlu şirketin kullandığı kredilerden kaynaklandığı, dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunduğu, davacı bankanın kullandırdığı kredilerden dolayı asıl borçluyu takip etmek yerine kefil sıfatıyla hakkında takip başlatmasının hakkaniyete aykırı olduğundan bahisle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne, İzmir 7. İcra Dairesi'nin 2018/13011 esas sayılı takibinde davalının borca itirazının kısmen iptaline, 1.212.392,94-TL asıl alacak, 28.279,83 TL işlemiş faiz, 1.413,99 TL BSMV, 1.442,08 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 1.243.528,84 TL nakdi alacağın tahsili bakımından takibin devamına, asıl alacağın 1.193.175,76 TL'sinin takip tarihinden itibaren yıllık %50 oranında ve 19.217,18 TL KMH asıl alacağına 5464 Sayılı yasanın 26.3 maddesi hükmü gereği TCMB tebliğleriyle belirlenen yıllık %30,24 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, takip tarihinden itibaren işleyecek faiz üzerinden %5 BSMV'nin icra müdürlüğü tarafından hesaplanıp tahsiline, hüküm altına alınan alacağın %20'si oranındaki 248.705,76-TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

İşbu karar davalı tarafından istinaf edilmiştir.

İzmir 7.İcra Dairesi'nin 2018/13011 esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı banka tarafından davalı ... ile dava dışı ... A.Ş, ... A.Ş, ..., ... aleyhine 1.212.392,94-TL asıl alacak, 36.308,99-TL faiz, 1.442,06-TL ihtar gideri, 1.815,45-TL BSMV olmak üzere toplam 1.251.959,46-TL'alacak üzerenden 18/10/2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak Genel Kredi Sözleşmelerinin gösterildiği, davalının süresi içersinde borca itirazı nedeniyle hakkındaki takibin durduğu anlaılmıştır.

Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... A.Ş arasında 28/10/2016 tarihli Genel Kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalı ...'ın da bu sözleşmeyi 2.000.000-TL limitle sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nın kefalete ilişkin 581.maddesi ve devamı hükümleri doğrultusunda, kefalet tarihi olan 28/10/2016 tarihi, kefalet türü ve kefalet limiti yazılmak suretiyle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ve bu nedenle dava konusu genel kredi sözleşmesi nedeni ile kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmakla davacı asilin kefaletinin geçerli olmadığına dair tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 04/09/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda; davacı banka ile asıl borçlu ... A.Ş arasında imzalanan 28/10/2016 tarihli 2.000.000,00-TL limitli Genel Kredi Sözleşmesini davalı ...'ın 2.000.000,00-TL kefalet limitiyle müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete 23/02/2017 tarihinde 276/TT/783 kredi hesabından yıllık %15,60 akdi faiz oranı ile KGF teminatlı kredi kullandırıldığını, kredinin ödenmeyen 1.173.033,91-TL ana para tutarının 26/09/2018 tarihinde kat edildiğini, 276/17197978-1 nolu tüzel KMH dan muhtelif tarihlerden kullandırılan ve ödenmeyen 17.948,66-TL ana para tutarının 26/09/2018 tarihinde 19.217,18-TL olarak kat edildiğini, kredilerin riske girmesi üzerine bankanın kredi hesaplarını 26/09/2018 tarihinde kat ederek dava dışı ve davalı borçlulara 26/09/2018 tarihli ihtarnameyi gönderdiği, ihtarnamenin davalıya 01.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarname ile verilen 1 gülük sürenin ilavesi ile davalının 03.10.2018 tarihinde temerrüde düştüğü, takip tarihi itibariyle bankanın 1.212.392,94-TL asıl alacak, 28.279,83-TL işlemiş faiz, 1.413,99-TL BSMV, 1.442,08-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 1.243.528,84-TL alacağının tespit edildiği bildirilmiştir.

Yine alınan raporda; Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinin 22. Maddesine göre; müşteri muaccel olan veya muaccel sayılan kredi borcuna temerrüt faizi uygulanacağını, temerrüt faizinin ise sözleşmede farklı bir oran belirtilmediği sürece, kredi borcunun muaccel olduğu tarihte cari olan bankanın TCMB'ye uygulayacağını bildirdiği en yüksek kredi faiz oranına %100 ilavesiyle bulunacak olan oran üzerinden hesaplanacak oran olacağına ilişkin hükmün kabul ve taahhüt edildiğini, davacı bankanın 27/03/2014 tarihli faiz tebliğinde en yüksek kredi faiz oranının %50 olup, %100 ilavesiyle temerrüt faiz oranının yıllık yüzde olarak tespit edildiği ancak davacı banka tarafından takip talepnamesinde tespit edilen bu temerrüt faiz oranından daha düşük olan %50 oranında temerrüt faizi talep edildiği, ayrıca KMH, akdi ve temerrüt faiz oranlarının 5464 sayılı Yasa'nın 26.3. Maddesi hükmü gereğince TCM tebliğleriyle belirlendiği, dava konusu somut olayda kredi hesabının kat edildiği 26/09/2018 tarihinde 2018/4 sayılı tebliğ gereğince akdi faiz oranının yıllık %24.24, temerrüt faiz oranının ise yıllık 30.24 olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği davacı banka tarafından ise takip talepnamesinde ise, KMH kredisi için yıllık %30.24 oranında temerrüt faizi talep edildiğinin tespit edildiği bildirilmiş olmakla taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesi hükümleri gereğince davalı asilin uygulanan faiz oranlarına ilişkin istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına; takibe konu alacak likit olduğundan ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan alacağa icra inkar tazminatı uygulanmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yine davacı banka tarafından takip talepnamesinde talep edilen faiz oranlarının, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi hükümleri gereğince yerinde olduğunun tespit edilmiş olmasına ve iş bu raporun da hükme esas alınmasına göre davalı asilin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/02/2020 tarih, 2018/1319 Esas ve 2020/110 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2.Dairemizin 09/01/2024 tarihli ara kararı ile davalının adli yardım talebinin kabulüne karar verildiğinden, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil edilmek üzere şimdilik harç alınmasına yer olmadığına, (İşbu kararın bu haliyle kesinleşmesi halinde, 148,60 TL başvuru harcı ile 21.236,36 TL olarak hesaplanan nispi karar ve ilam harcının istinaf yoluna başvuran davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına)

3.Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,

4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6.Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog