17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/981
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/01/2020
NUMARASI : 2017/510 Esas 2020/23 Karar
Davacı vekili ve Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile imzalanmış olan proje yapım sözleşmesi gereği sebepsiz cayma hakkını kullanması üzerine yatırılan avansın %70 inin iade edilmesi ve proje gereklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalıya ödenmiş olan 9.500,00 TL ana para ve sözleşmeden doğan cezai şart olmak üzere toplam 14.896,74 TL nin İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/4609 Esas sayılı dosyası ile tahsilinin talep edildiğini, ancak davalının icra takibindeki borca, faize ve ferilerine itiraz etmesi üzerine 12.172,71 TL lik kısma ilişkin itirazın iptalini, davalının itirazının haksız olduğunu, borca itirazın iptali ile yapılan takibin devamını, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davası hukuki ve yasal dayanaktan yoksun olup, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında tanzim edilen sözleşmenin her iki tarafa borç yükleyen ve karşılıklı edimleri içeren sözleşme olduğunu, davacının sözleşme gereği sebepsiz cayma hakkı süresi sözleşmede de belirtildiği üzere 35 gün olduğunu, fesihin 35 günden sonra yapıldığı için bu sebebe dayalı feshinin hükümsüz hale geldiğini, davalının edimini yerine getirmediği, sözleşmede belirtilen sürede işi tamamlamadığı yönündeki gerekçesi de davacının edimini yerine getirmemesi nedeniyle olduğunu, sözleşmede "Proje işleri ve inşaat ruhsatı için ...'dan onaylı aplikasyon krokisi, imar durumu belgesi ve yol ve kanal kotu tutanağı işveren tarafından alınacaktır" hükmü bulunduğunu, davacının, aplikasyon krokisi ile kot krokisini davalıya ulaştırdığını ispatla mükellef olduğunu, davalıya izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, sözleşme yükümlülüklerini yerine getiren davalının sorumluluğunun buunmadığını ve temerrüdü de söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, takibin iptali ile kötü niyetli davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, fazlaya dair tüm haklarının ve başkaca dava hakkının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE: "...Dava, İİK'nun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki ihtilaf, davacı ile davalı tarafın aralarında bulunan proje yapım sözleşmesi uyarıca önce kimin temerrüde düştüğü, sözleşmeye aykırı davranışın bulunup bulunmadığı, şayet bulunmuş ise hangi tarafın sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davacının davalıdan bu hususlar dikkate alındığında alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, davacının davalıdan avans bedelinin ve cezai şartı isteyip isteyemeyeceği, sözleşmenin taraflarından hangisinin edimini yerine getirmediği hususlarında toplanmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle; taraflar arasında proje yapım sözleşmesi adı altında ... ili, ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan ... ada, ... parselde tasarlanacak olan site projelerinin projeci davalı tarafından yapılmasına dair sözleşme imzalandığı, davalının sözleşmede belirlenen süre içerisinde projeleri tamamlamadığı, davacının da bu nedenle sözleşmeden cayma hakkını kullandığı, sözleşmedeki caymaya ilişkin maddeye göre: tarafların herhangi birisinin bu sözleşmenin ifasından caymak istemesi durumunda avan proje belediye onayından önce cayabileceği, caymak isteyen tarafın bu isteğini karşı tarafa yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu, bu durumda cayan taraf iş veren ise Projecinin aldığı avansın %70 ini geri ödemekle yükümlü olduğu, cayan taraf projeci ise aldığı avansın %10 ünü geri ödemekle yükümlü olduğu yönündeki hükümler uyarınca davacının davalıdan 6.790,00.-TL asıl alacak, 20.09.-TL faiz olmak üzere toplam 6.810,09.-TL alacağı bulunduğu, davacı her ne kadar sözleşmedeki ceza-i şarta dayalı olarak da icra takibi başlatmış ise de; ceza-i şarta hükmedilebilmesi için sözleşmenin yürürlüğe girmesi, işin sözleşmeye uygun olarak ancak gecikmeli olarak yapılmasının gerektiği, oysa somut olayda davacının sözleşmeden caymış olması nedeniyle ceza-i şart talep edilemeyeceği değerlendirilerek, ceza-i şart yönünden talebin reddine, davanın kısmen kabulüne, uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.'' gerekçesi ile;
1.Davanın kısmen kabulü ile,
Davalının, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2017/4609 sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 6.790,00.-TL asıl alacak, 20.09.-TL faiz olmak üzere toplam 6.810,09.-TL lik kısmına yaptığı itirazın iptali ile takibin bu bedel üzerinden devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine,
Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklandığından icra inkar tazminatı talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece alınan 2 kişilik heyet bilirkişi raporunda davalının avan proje onayını süresinde yerine getirmediğini ve avan projenin onaylanmadığının tespit edildiğini, sözleşmesel olarak cayma hakkının kullanılması ya da kullanılmaması durumlarına göre terditli hesaplama yapıldığını, mahkemenin davanın kısmen kabulü yönünde kurmuş olduğu hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, öncelikle davaya konu sözleşmenin ilgili maddesinde " projeci de iş programında kendisinden kaynaklanan gecikmeler için gecikilen gün başına proje bedelinin %0,5'i kadar ceza ödemeyi kabul eder." denildiğini, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ışığında davalı borçlunun sözleşmenin gereklerini tamamen kendi kusuruyla yerine getirmediğinin sabit olduğunu, bu nedenle karşı tarafın kusurundan kaynaklanan sebeplerle avan projesi onaylanmadığından müvekkilinin sözleşmeden cayma hakkını kullandığını, ilgili sözleşme maddesinde herhangi bir ifa durumu ya da şarta bağlı bir husus bulunmadığını, "sözleşmenin yürürlüğe girmesi, işin sözleşmeye uygun olarak ancak gecikmeli olarak yapılmasının gerektiği" gerekçeleriyle cezai şart taleplerinin reddine karar verildiğini, ancak davalı tarafın proje onayını alma süresinin geçmesinden dolayı davanın açıldığını, bu gecikme nedeniyle müvekkilinin cayma hakkını kullanmış olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, ödenmiş olan 9.700,00 TL'nin %70'i olan 6.790,00 -TL ve cezai şat olan 5.320,00- TL'nin dikkate alınarak davanın kabulüne, itirazın kötü niyetli ve haksız olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sözleşme gereği edimini yerine getirmediğini,sözleşmenin 3. Sahifesinin 4. Paragrafının "Proje işleri ve inşaat ruhsatı için ...'dan onaylı aplikasyon krokisi, imar durumu belgesi ve yol ve kanal kotu tutanağı işveren tarafından alınacaktır" hükmünü içerdiğini, davacının, aplikasyon krokisi ile kot krokisini davalıya ulaştırdığını ispatla mükellef olduğunu, davacının gönderdiği emailde sadece imar durumunun iletildiğini, aplikasyon krokisi ve kot krokisinin iletilmediğini, davacının edimini yerine getirmemesi nedeni ile haksız olduğunu, davacı tarafından istenilen cezai şartıın yasal dayanağının bulunmadığını, karşılıklı borç içeren sözleşmelerde cezai şart talebinde bulunan tarafın sözleşme edimlerini eksiksiz olarak yerine getirmesi gerektiğini, edimini yerine getirmeyen tarafın da davacı olduğundan cezai şart olan faiz talebinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, davanın esastan reddi yerine kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının müvekkili lehine ortadan kaldırılarak, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davalı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; denetime elverişli ve açık olan bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarına göre avan proje onaylanmadan davacının sözleşmeyi feshetmiş olmasına ve sözleşme gereği ödenmiş olan 9.700 TL avansın %70 ini talep edebilecek olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede;
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020 tarihinden itibaren ise, bu sınır 5.390,00 Türk Lirasıdır.
Davacı tarafın istinafa konu ettiği reddedilen alacak miktarının 5.362,62 TL olması nedeniyle ilk derece mahkemesince verilen reddedilen kısma ilişkin karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen red kararı kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi,
HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının davacıdan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün reddedilen kısım yönünden kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin ise; HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
A-1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca mahkeme hükmünün reddedilen kısım yönünden kesin olması nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,
2.Davacının yatırmış olduğu 148,60 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 54,40 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, B-1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/01/2020 tarih ve 2017/510 Esas 2020/23 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından alınması gereken 465,19 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 116,40 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 348,79 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.