Esas No
E. 2010/18150
Karar No
K. 2010/13186
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2010/18150 E.  ,  2010/13186 K.

"İçtihat Metni"

Tehdit suçundan sanık ...’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 43/1, 29/1.maddeleri uyarınca 27 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın evvelce işlemiş bulunduğu suçtan dolayı Sakarya 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 18.05.2006 tarihli, 2005/774 esas, 2006/31 sayılı tekerrüre esas sabıkası bulunduğundan aynı Kanun’un 58/1-2-6.maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına dair Sakarya 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 tarihli ve 2008/860 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 31.05.2010 gün ve 2010/34412 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2010 gün ve 2010/139637 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, evvelce hapis cezasına ilişkin hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3.maddesindeki “Daha önce hapis cezasının mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, mahkum olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” hükmü uyarınca anılan maddenin 1.fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Gereği görüşüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 1.fıkrasında "Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir." hükmü yer almaktadır. Belirtilen maddede düzenlenen olağanüstü yasa yoluna başvurunun ilk koşulu hakim veya mahkeme tarafından verilen karar veya hükmün kesinleşmiş olmasıdır. Henüz kesinleşmemiş karar veya hükümler için bu yasa yoluna başvurulamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.9.2007 tarih ve 2007/162-177 sayılı kararında "..........Karar ve hükümlerde yer alan yasa yolu açıklamalarının, bu yola başvuru hakkı olan kişilere tam bir açıklıkla ifade edilmesi ve yanılgılara sebebiyet verilmemesi yasal zorunluluktur. Anayasanın 4709 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 03.10.2001 tarihinde değiştirilen 40.maddesinin 2. fıkrasındaki; "devlet işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 232. maddesinin 6. fıkrasındaki; "hüküm fıkrasında ........ kanun yollarına başvurma ve tazminat istemi olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. 5271 sayılı C.Y.Y.'nın "eski hale getirme" başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasındaki; "kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de kişi kusursuz sayılır." hükmü birlikte değerlendirildiğinde, Yasa koyucunun, hak sahibi olanlar yönünden yasa yolunun mercii, biçimi ve süresi bakımından hükmün yeterli olması ve keza her türlü yanıltıcı ifadeden uzak bulunması keyfiyetini önemsediği ortaya çıkmaktadır.......... Yapılacak işlem; yasa yolu açıklamasını, her türlü kuşkuyu kaldıracak ifadeyle sanığa duyuran...... yasa yolu mercii, süresi ve yöntemini tam bir netlikle ifade eden yeni bir bildirimin, yöntemine uygun meşruhatlı tebligatla gerçekleştirilmesinin sağlanması, ........ gerekmektedir." denilerek yasa yoluna başvuru hakkının kullanılabilmesini sağlayacak tebligatın içeriği ve yöntemi açıklığa kavuşturulmuştur.

İncelenen somut olayda, mahkemece sanığın, katılanın ve katılan vekilinin yüzüne karşı verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında yasa yolu başvurusunun mercii, başvuru şekli, türü gösterilmiş ise de 7 günlük temyiz süresinin ne zaman başlayacağı belirtilmeyerek yasa yoluna başvuru hakkını kullanma konusunda tereddüde yol açılmıştır. Hükmü temyiz hakkı olup son oturumda hazır bulunan sanık ve katılan vekilinin yüzüne karşı okunarak gerçekleştirilen yanıltıcı nitelikteki bildirimlerin hukuken geçerli kabul edilemeyeceği açıktır. Yasal düzenlemeler ve Y.C.G.K.'nun içtihadı birlikte değerlendirildiğinde, katılan ... vekili ile sanık ...'a, mahkumiyet kararına karşı başvurabilecekleri temyiz yasa yolu süresinin ne zaman başlayacağını açıkça belirten yeni bir tebligat çıkarılarak, katılan ve sanığın yasa yoluna başvuru hakkını kullanmalarına olanak sağlanması gerektiği sonucuna ulaşılacağı kuşkusuzdur. Yapılan açıklamalara göre, sanık ... hakkında tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği ileri sürülemeyeceğinden yasa yararına bozmaya konu olabilecek nitelikte bir hüküm de bulunmamaktadır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yukarıda belirtilen nedenlerle yerinde görülmediğinden, yasa yararına bozma isteğinin REDDİNE, 07.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog