6. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 24/10/2023
NUMARASI : Esas
İSTİNAF EDEN VE
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP EDEN DAVACI :
KARŞI TARAF
TALEP
İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARARININ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından karşı taraf davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında açılan davada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen 24/10/2023 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin ölü hissedarı... tarafından emekli ikramiyesine davalı şirkete ortak edileceğinden bahisle alınan para nedeniyle % 30 şirket hissedarı olduğunu, 10.07.2023 tarihli olağanüstü genel kurul kararların dürüstlük kuralına aykırı olup, müvekkilin yasal haklarının ihlal kastıyla hareket edildiğini, şirketin malvarlığının devrinin amaçlandığını, şirketin içinin boşaltılmasına yol açacak yetkilerin kendilerine tanımlandığını, şirketin malvarlığı ve işletmesel değerinin oldukça yüksek olduğunu, ölen ... tarafından müvekkilinin şirkete % 30 hissedar edildiğini, ...’nin de müvekkili aleyhine muvazaalı devirler yaptığını, oğlu ....’a yaptığı hisse devirlerinin de müvekkilinden mal kaçırma amacıyla muvazzalı devirler ve iptale tabi olduğunu, müvekkilinin hem mal rejiminden kaynaklanan hem de mirasçılık sıfatından kaynaklanan haklarının ihlal edilmek istendiğini, süresi ve kapsamı belli olmayan yetkilerin ve buna bağlı kendine oldukça yüksek maaş bağlamanın hukuksal temeli olmadığını, genel kurul çağrı usulüne uyulmadığını, müvekkilinin haberdar olamayacağı şekilde usulsüz tebliğat yapıldığını, oyalama sayılacak işlemlerle haberdar olunmasının engellendiğini, haberdar edilmeksizin şirketin tüm malvarlığı üzerinde dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde yetki alındığını, buna dair muhalefet şerhi haklarının engellendiğini, mahkemelere de dürüstlük kuralına aykırı bilgi ve beyanlar verildiğini, mirasen tescil için olağanüstü genel kuruluna ihtiyaç olmadığını, çağrısız şekilde bunun yapılması yerine bu tür yöntemin tercih edilmesinin nedeninin müvekkilini zarara uğratmak olduğunu ileri sürerek, iptali istenen genel kurulun 4. Maddesinde alınan şirketin malvarlığını devir yetkisi ile şirketi her türlü borçlandırma yetkisinin kaldırılması ile 5. maddesinde alınan 50.000,00 TL net ücretin ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, genel kurul toplantısına çağrıda usulsüzlük tek başına iptal sebebi olmayıp, nisabı etkilemesi halinde iptal sebebi olabilir. Kaldı ki genel kurul çağrısının davacıya iadeli taahhütlü posta yolu ile iletildiğine dair davalı şirket yöneticisi tarafından dosyaya belge sunulmuştur. Öte yandan genel kurulun 4. gündem maddesi, münferit yetkilinin belirlenmesine ilişkin olup; yürütmenin durdurulması istemi gündem maddesinin tamamına yönelik olarak değil, şirket müdürünün tasarruf ve borçlanma yetkisine ilişkin olarak istenilmiştir. Şirket müdürünün tasarruf ve borçlanma yetkisi iş bu davanın konusu değildir. Bu, ancak açılacak yöneticinin azli ve kayyım tayini davasının konusu veyahut da fesih veya ortaklıktan çıkma davası gibi davaların sebebi olabilir. Öte yandan TTK'nun 394. Maddesi gereği, genel kurul kararı ile şirket yöneticisine huzur hakkı verilmesi mümkün olup; bunun fahiş veya yersiz olduğunun tespiti ancak yargılama sırasında şirketin mali durumu ve yöneticinin vazife yükünün uzman bilirkişiler aracılığıyla tespitinden sonra mümkündür. Hal böyle olmakla talep eden vekilinin dilekçesindeki iddiaları ve delilleri, talep edilen tedbir için bu aşamada yaklaşık ispat koşulunu gerçekleştirmemiştir. Bu itibarla ihtiyati tedbir talebinin reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, şirketin malvarlığını devir ve borçlandırma yetkisinin, tüm hissedarların aleyhine olabilecek bir tehlikeyi barındırdığını, bu tür yetkilerle şirketlerin içinin boşaltıldığını, kurulan başka şirketlere ciddi malvarlığı aktarımları yapıldığını, davalı şirketin tek hissedarlı bir şirket olmadığını, devir yapılması durumunda müvekkiline de külfet getireceğini, mahkemece şirketin hisse devir belgelerinin incelenmediğini, ölen ...’nin oğlu ...’a sırf müvekkili ile olan boşanma davası nedeniyle muvazaalı şekilde hisse devrettiğini, ölümüyle de ...’ın ancak müdür olabildiğinin dikkate alınmadığını, hem boşanma davası hem de ticaret sicil kayıtlarının incelenmediğini, davada delil olarak bu belgelere dayanıldığını ancak mahkemece yaklaşık ispatın oluşmadığından bahsedilmesinde yasal imkan bulunmadığını, şirketin malvarlığının başka şirket veya şahıslara devir tehlikesinin varlığını içeren yetkinin kendi başına ihitiyati tedbir kararı için yeter ve gerek koşul olduğunu ileri sürerek, mahkemece tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde '' Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü düzenlenmiştir.
HMK'nın 390. maddesinde de ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle,
HMK'nın 389 ve 390. maddesinde belirtilen ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı, talep eden tarafça yaklaşık ispatın sağlanmadığı ve bu itibarla, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf isteminin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının ihtiyati tedbir talep eden davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4.İstinafa başvuran ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6.Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/01/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
(e-imzalıdır)