Aramaya Dön

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/193
Karar No
K. 2023/193
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/193 Esas - 2024/89

T.C.

SAKARYA

ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2023/193 Esas
KARAR NO: 2024/89
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/04/2023
KARAR TARİHİ: 08/02/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 16/02/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili faturadan kaynaklı alacağı nedeniyle davalıya Sakarya 3.İcra Müdürlüğünün 2023/1633 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2023/1633 esas sayılı dosyasına borca ve ferilerine itirazda bulunduğunu, davalı tarafından yapılan itiraz sonucu icra takibinin durdurulduğunu, İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun 2023/99 Başvuru ve 2023/2950 Arabuluculuk numaralı dava şartı arabuluculuk başvurusunda yapılan müzakereler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını beyan ederek; davalının Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2023/1633 E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, tüm alacak yönünden takibin kaldığı yerden devamına ve %20' den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin içeriğini kabul etmediklerini, Söz konusu faturanın gerçek olmadığını, Şirketimizin ticari defter kayıtlarında şirketimize ait böyle bir fatura yer almadığını, taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, Herhangi bir mal veya hizmet almadığını, faturanın sahte fatura olduğu kanaatinde olduklarını, davacı tarafından kötü niyetli olarak Kocaeli İcra Dairesi 2019/14459 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını ve davalının itiraz süresini kaçırdığını, davalının banka hesaplarına konan bloke'yi kaldırmak için icra tehdidi altında haksız ve hukuksuz olarak bu borcu ödemek durumda kaldığını, icra takibine konu faturanın içeriğinde bahsi geçen alışveriş gerçekleşmediğini, Davacının iddia ettiği üzere bahse konu icra dosyasının borcu ödenmesi, borcu kabul anlamına gelmediğini, davacı tarafından haksız, hukuksuz ve kötü niyetli şekilde başlatılan icra takibine ve faturaya karşı itirazlarımız yerinde olduğundan açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2023/1633 Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra takip dosyasına dayanak yapılan fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak miktarı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün 2023/1633 esas sayılı icra takip dosyası Uyap'tan eklenerek incelenmiştir. Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2019/14459 esas sayılı icra dosyası Uyaptan dosyamız arasına alınmıştır.

Davacı vekili tarafından arabuluculuk son oturum tutanağı dosyaya ibraz edilmiştir.

Mahkememizce ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğünde davacı ve davalıya a ait BA (Beyyaname Alış) ve BS (Beyyanname Satış) formlarının mahkememize gönderilmesi için müzekkere yazılmış ve müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır.

Mahkememizce Yeminli Mali Müşavir ... 'a bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi mahkememize biraz etmiş olduğu 10/07/2023 tarihli raporlarında ".... Dava ve icra dosyası ile ticari defterlerinin tetkiki sonucunda, rapor içerisinde açıklanan nedenlerle, her türlü hukuki değerlendirme ve nihai kararın Sayın Mahkemenize ait olduğu işaret edilerek özetle,

Davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan 25.169,40 TL alacaklı olduğu, 2019 yapılan icra takibi ile 5.857,46 TL tahsil edildiğinden 19.311,94 TL üzerinden takip başlatıldığı ve dava açıldığı, Davalının kendi ticari defterlerinde davacı tarafından düzenlenen faturaya ilişkin kayıt bulunmadığı,

Davacı tarafından 29.12.2017 tarih A Seri 463082 nolu 25.169,40 TL tutarlı faturanın Bs formu ile beyan edildiği, davalı tarafından Ba formu ile beyanda bulunulmadığı, Davalının bilanço esasına göre defter tutan tacir olduğu, cep telefonu alım satımı işi ile iştigal ettiği ve bu kapsamda yapılan işlemlerin ticari iş olarak kabul edilmesi gerektiği..." yönünde raporunu Mahkememize ibraz etmiştir.

Davacı vekili 13/10/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını 24.783,30 Tl olarak ıslah etmiş ve ıslah harcını yatırmıştır.

Davacı vekili 08/02/2024 tarihli duruşmada; Davamızın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, icra dosyası kapsamında davalı tarafından aynı faturaya ilişkin kısmi ödeme yapıldığını, faturanın davalı tarafın ticari defterlerine kayıtlı olmaması ya da BA formuyla bildirilmemesi borcunun bulunmadığı sonucunu ortaya çıkartmayacağını, davalı taraf borçlu olduğu faturayı ticari defterlerine kaydetmediğini, beyan etmiştir.

Davalı vekili 08/02/2024 tarihli duruşmada; Davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalının başka bir icra dosyasında ödeme yaptığını, tebligat davalıya ulaşmadığı için haciz işlemleri başlatıldığını, haciz tehdidi altında borcun ödendiğini, ticari ilişkinin varlığını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;

1.İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)

2.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)

3.Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.

4.Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.

5.TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.

6.Bu nedenle, TMK'nın 6. ve HMK'nın 190/1. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu durumda, davacı tarafın icra takibinde dayanak olarak gösterilen fatura konusu hizmeti gereği gibi yerine getirdiğini ispat etmesi gereklidir.(Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 2015/4027 esas 2016/534 karar sayılı ilamı)

7.Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )

8.İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.

Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)

9.Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1).

HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)

10.İtirazın iptali davası, borçlunun itirazına uğramış olan alacak için, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılan alacak davası ile aynı mahiyette bir eda davası türüdür. Davacının, itirazın iptali davasına konu icra takibindeki talep miktarını aşmamak kaydıyla, ıslah yolu ile talebini artırması mümkündür. İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının, borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğinden ıslahında buna göre yapılıp yapılmadığının saptanması gerekir (Y.

3.HD. 11/02/2021 tarih 2020/7412-2021/1279 s.k ve 6. HD. 08/06/2023 tarih 2022/1274-2023/2273 s.k) Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;

11.Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen fatura ile ilgili olarak Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2023/1633 esas sayılı takip dosyası ile 19.311,94-TL asıl alacak ve 5.471,36-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.783,30 TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 24.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 24.02.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 04.04.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının gerçekleştirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.

12.Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturalara dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır. Az yukarıda 3-9 arası paragraflarda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu davalarda ispat yükü TMK’nın 6.maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 190.maddesi gereği davacıdadır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla tarafların delil olarak dayandıkları ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 10.07.2023 tarihli rapora göre, anılan faturanın davacının ticari defterlerinde ve BS kayıtlarında bulunduğu, defterlerin açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu, usulüne uygun tutuldukları, yine davalının incelenen ticari defterlerinine göre, davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, onaylarının yapıldığı, davaya ve takibe konu faturanın davalının defterlerinde yer almadığı bildirilmiş, yine dosyaya gelen vergi kayıtlarına göre davalının BS kaydı olarak da anılan faturaları bildirmediği anlaşılmıştır.

13.Davacı vekili dava dilekçesinde dava değerini 1.000,00-TL göstermiş, 13.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 24.783,30-TL'ye çıkarmış, ıslah harcının yatırıldığı görülmüştür. Davacıya davalının itirazı İİK’nun 67/1 hükmü uyarınca tebliğ edilmemiş ise de, davacı alacaklı en geç iş bu davayı açtığı 04/04/2023 tarihinde davalının itirazlarını tebliğ aldığının kabul edilmesi gerekir. Davacının dava tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 13/10/2023 tarihinde yapılan ıslah ile artırılan talebi dikkate alınmış, davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda yargılamaya 24.783,30-TL üzerinden devam edilmiştir.

14.HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan raporlara göre; davacının ticari defter kayıtlarının davalının ticari defter kayıtları ile uyuşmadığı, dolayısıyla davacı lehine delil vasfında olmadığı anlaşılmış, bu nedenle ticari defterler ile davacının iddiasını ispat edemediği, yine faturaların karşı tarafa tebliğ edildiğine veya fatura konusu malların karşı tarafa teslim edildiğine dair dosyaya başkaca delil de sunulamadığı, davacı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılarak, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

15.Davacı vekili her ne kadar davalı tarafından aynı faturaya ilişkin Kocaeli İcra Dairesinin 2019/14459 esas sayılı dosyasında ödeme yapıldığı belirtilmiş ise de, Kocaeli İcra Dairesinin 2019/14459 esas sayılı dosyasında 5.000,00-TL asıl alacak üzerinden takip başlatıldığı, davalı vekilinin 08.02.2024 tarihli celsede alınan beyanında tebligat müvekkile ulaşmadığı için haciz işlemlerine başlandığı ve haciz tehdidi altında borcun ödendiğinin belirtildiği, dava konusu aynı faturaya ilişkin Sakarya 3. İcra Müdürlüğü’nün 2023/1633 esas sayılı dosyası ile başlatılan takip dosyasında 19.311,94-TL asıl alacak ve 5.471,36-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.783,30 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının ödeme emrine 24.02.2023 tarihinde borcu bulunmadığını belirterek itiraz ettiği anlaşılmış davacının aynı faturaya ilişkin kısmi ödeme yapıldığı bu nedenle davalı tarafın borçlu olduğu yönündeki iddialarının reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 158,46-TL'nin yatıran tarafa iadesine,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4.Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL ücretin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6.HMK 321/2 maddesi gereğince gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğine, Dair, davacı vekilinin (e-duruşma vasıtasıyla) ve davalı vekilinin yüzünde miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 08/02/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog