Esas No
E. 2022/13673
Karar No
K. 2023/9687
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2022/13673 E.  ,  2023/9687 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/2214 E., 2022/2772 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/126 E., 2022/229 K.

Taraflar arasındaki 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılarak elde dilen hizmetlerin geçtiği ilgili yıllara mal edilmesi suretiyle yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespit edilmesi ve fark aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı ve davalı Kurumun istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili, dilekçesinde özetle; 08.09.2015 tarihli tahsis talebine göre sigortalık başlangıcının Almanya da işe giriş tarihi olan 04.03.1969 tarihli olarak tespitinin istenildiğini ancak kurum tarafından yanlışlık yapılarak 01.12.1971 olarak sigortalılık başlangıcı kabul edildiğini, 3600 günlük borçlanmasında bulunan davacıya 16.08.2013 tarihinden geriye dönük olarak 16.08.2003 tarihine göre maaş hesaplaması yapıldığını, davacının hak etmiş olduğu emeklilik maaşının hesaplanmasında hata yapıldığını, emsallere yönelik yapılan ödemelerin altında bir ödeme olduğunun aşikar olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının yurt dışı borçlanması sonucu kurumca belirlenen ilk işe giriş başlangıç tarihinin 04.03.1969 olarak düzeltilmesini, bu başlangıç tarihi dikkate alınarak hesaplanacak yeni maaşının davacıya bağlanmasını ve tahsis talep tarihinden itibaren bugüne kadar eksik hesaplanarak ödenen maaş farklarının yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığını belirtmiş, davacı hakkında kurumca borçlanılan sürelerin zaten davacı lehine mal edilmiş olduğunu buna göre bağlanan aylığında da herhangi bir hatanın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...3201 sayılı Kanun'un "Aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihi" başlıklı 6 ncı maddesinde "A) Bu Kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için; a) Yurda kesin dönülmüş olması, b) Tahakkuk ettirilen borcunun tamamının ödenmiş olması, c) borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması şarttır. Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 506 sayılı Kanun'un geçici 20 nci maddesi hükümlerine göre bağlanır. B) Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır. Yurt içinde veya yurt dışında çalışması sona erenlerin veya ikamete dayalı bir ödenek alanlardan ödenekleri sona erenlerin, aylıklarının tekrar ödenmesi için yazılı talepte bulunmaları halinde, talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanır. C) Yurt dışında zorunlu sigortalılığa tabi olsalar dahi kısa süreli çalışma olarak adlandırılan işlerde çalışanların aylıkları bu madde kapsamında değerlendirilmez ve kesilmez. Bu maddede geçen kısa süreli çalışmaya tabi işler yönetmelik ile belirlenir." denilmektedir.

Davacının 24.12.2015 tarihli dilekçesiyle emeklilik aylığının eksik bağlandığından bahisle emeklilik aylığının iptalini ve ödenen aylıkların geri alınmasını talep ettiği, kurum tarafından 13.01.2016 tarihli cevabi yazısıyla 01.10.2015 tarihinden itibaren bağlanan aylıkların alacak kaydedilmesine karar verildiği, mahkememize hitaben yazılan 22.01.2018 tarihli cevabi yazı ve ekinden davacının 11.08.2015-31.10.2015 ile 01.11.2015-31.12.2015 tarihleri arasında Almanya'dan temin edilen çalışma belgesine istinaden aylıklarının iptal edildiğinin bildirildiği, Mahkememize hitaben yazılan 17.08.2021 tarihli cevabi yazı ekinde ise davacının Almanya'da 2015-2021 yılları arasında çalışmaya devam ettiğine dair evrakların mahkememize gönderildiği görülmüştür. Açıklanan sebeplerle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 04.03.1969 olduğunun tespitine, davacı tarafın yaşlılık aylığı bağlanmasına ve ödenmeyen maaşların faiziyle ödenmesine dair taleplerinin reddine,..." dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekiliile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili, Mahkemece kısmen redde dair verilen kararın hatalı olduğunu, esasen talebinin tamamen kabul edilmesi ve buna göre de kurumdan tahsili gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2.Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre Kurum işlemlerinde herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kabulüne dair verilen kararın kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı vekilinin ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine..." dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili, davacı hakkında 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğin işlem yapıldığını, buna göre Kurum işlemlerinde davacıya bağlanan aylıkta, herhangi bir hata olmadığını belirterek davanın reddi yerine kısmen kabulüne dair verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yurt içinde çalışması bulunmayan davacı hakkında yurt dışı borçlanması ile elde edilen hizmetlerin aylık bağlama ve tahsis işlemleri sırasında hangi esaslara göre mal edilerek yaşlılık aylığının hesaplanacağına ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 3201 sayılı Kanun'un 5 inci ve 5510 sayılı Kanun geçici 2 nci maddesi hükümleridir.

3.Değerlendirme

Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1 inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır. 3201 sayılı Kanun'un, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesi ile değişik “ Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır. Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile ilgili hizmetlerine katılır. Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.

Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir…” hükmünü içermekte olup yasanın anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Kanun'un 5 inci madde hükmü uyarınca, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi giderek, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekecektir.

Eldeki davada ise yukarıda belirtilen yasal düzenlemenin dikkate alınmadığı gibi, öncelikle, davacı bakımından aylık bağlama koşullarının devam edip etmediği, davalı Kurumca davacı hakkında tahsis dosyası içeriğinden anlaşıldığı kadarı ile davacının kesin dönüş şartını yerine getirmediğinin tespit edilmesi nedeniyle aylığının başlangıç tarihinden itibaren iptal edildiğinin ve hatta borçlanmaya konu edilen prim tutarlarını dahi iade almış olduğunun belirtilmesi karşısında, Mahkemece davalı kurumca baştan itibaren iptal edildiği anlaşılan aylık hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi davacı bakımından öncelikle aylık bağlama koşullarının mevcut olup olmadığı ile uyuşmazlığın bu kapsamda yeniden irdelenmesi gerektiğinin dikkate alınmaması da isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog