10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/8932 E. , 2023/10813 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve sigorta primine esas kazancın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 25.02.2011 – 30.08.2012, 05.01.2015 – 17.11.2015 ve 10.02.2017 – 18.06.2017 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde hizmet akdine bağlı olarak en son net 3000 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 23.07.2011 tarihinde işe başladığını, bu tarihten itibaren çalıştığı sürelerin Kuruma bildirildiğini, çalışmasının kesintili olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını, bildirilmeyen hizmet süreleri için Kurumun herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, eksik bildirildiği iddia edilen süreye ilişkin çalışmaların bordro, puantaj ve vergi kayıtları gibi belgelerle kanıtlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hizmet süresinin tespitine ilişkin olarak; dosya içeriğine dahil edilen belge - bilgiler doğrultusunda, davacının tespitini talep ettiği 25.02.2011 - 23.07.2011 tarihleri arasında ... sicil no.lu davalıya ait işyerinde çalıştığını ispata elverişli yeni bir belge, bilgi, beyan bulunmadığı, davacının davalı işyerinde iş kıyafetleri ile döner ustası olarak çalışmaktayken çekildiği anlaşılan fotoğraflar ile tanık anlatımlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacının ... sicil no.lu işyerinde 05.01.2015 - 08.03.2015 ve Nisan ve Mayıs dönemlerinde çalışırken çekildiği anlaşılan fotoğraflar ile 01.05.2015 - 18.12.2015 tarihleri arası bakımından bordro tanığı konumunda olan davacı tanığı ...'ın beyanlarından davacının 12.03.2015 - 17.11.2015 tarihleri arasında ... sicil no.lu işyerinde hizmet akdiyle çalıştığı sonucuna ulaşıldığı, davacının 25.02.2017 - 28.02.2017 tarihleri arası hariç olmak üzere, 10.02.2017 - 18.06.2017 tarihleri arasında çalıştığının usulüne uygun olarak ispatlanamadığı, zira bu dönemde bordro tanığı sıfatı taşıyan tanık bulunmadığı, davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek komşu işyeri sahibi yahut çalışanı bulunmadığı, bu durumda davacının ... sicil no.lu davalı işyerinde 05.01.2015 - 08.03.2015, 12.03.2015 - 17.11.2015 ve 25.02.2017 - 28.02.2017 tarihleri ve arasında hizmet akdiyle çalıştığı ancak hizmetlerinin Kuruma bildirilmediği davacının prime esas kazanç tutarına yönelik iddiası açısından ise davacının döner ustası olarak çalıştığı ve asgari ücretten daha fazla ücret karşılığı çalışması gerektiği ve ücret hususunda bozma öncesi beyanı doğrultusunda davacının son ücretinin 111,90 TL/brüt ücretle çalıştığının kabulü halinde; 23.07.2011 - 31.12.2011 arasında günlük 46,04 TL/brüt ücretle, 01.01.2012 - 30.06.2012 arasında günlük 48,75 TL/brüt ücretle, 01.07.2012 - 30.08.2012 arasında günlük 51,73 TL/brüt ücretle, 01.02.2015 - 30.06.2015 arasında günlük 66,08 TL/brüt ücretle, 01.07.2015 - 17.11.2015 arasında günlük 70,04 TL/brüt ücretle, 25.02.2017 - 28.02.2017 arasında günlük 111,90 TL/brüt ücretle çalıştığı yönündeki bilirkişi raporu esas alınarak davacının davalı işverenlikçe Kuruma bildirilen hizmet süresinin tespitinde hukuki yararının bulunmadığı, bildirilen hizmet süresine ilave olarak ... sicil no.lu davalı işyerinde; 05.01.2015 - 08.03.2015, 12.03.2015 - 17.11.2015 ve 25.02.2017 - 28.02.2017 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığı, davalı işyerinde; 07.03.2011 – 22.07.2011 tarihleri arasında hiçbir kuşku ve duraksamaya yer olmaksızın çalıştığının usulünce kanıtlanamadığı, 23.07.2011 – 31.12.2011 tarihleri arasında günlük 46,04 TL/brüt ücretle, 01.01.2012 – 30.06.2012 tarihleri arasında günlük 48,75 TL/brüt ücretle, 01.07.2012 - 30.08.2012 tarihleri arasında günlük 51,73 TL/brüt ücretle , 01.02.2015 – 30.06.2015 tarihleri arasında günlük 66,08 TL/brüt ücretle, 01.07.2015 - 17.11.2015 tarihleri arasında günlük 70,04 TL/brüt ücretle, 25.02.2017 – 28.02.2017 tarihleri arasında üç gün, günlük 111,90 TL/brüt ücretle hizmet akdine tabi olarak çalıştığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ;
1.Davacının 07.03.2011 - 22.07.2011 tarihleri arasındaki çalışmalar yönünden hizmet tespiti talebinin reddine,
2.Davacının ....071 sicil sayılı işyerinde ;
23.07.2011 - 31.12.2011 tarihleri arasında günlük 46,04 TL/brüt ücretle,
01.01.2012 - 30.06.2012 tarihleri arasında günlük 48,75 TL/brüt ücretle,
01.07.2012 - 30.08.2012 tarihleri arasında günlük 51,73 TL/brüt ücretle
01.02.2015 - 30.06.2015 tarihleri arasında günlük 66,08 TL/brüt ücretle,
01.07.2015 - 17.11.2015 tarihleri arasında günlük 48,75 TL/brüt ücretle,
25.02.2017 - 28.02.2017 tarihleri arasında üç günlük 111,90 TL/brüt ücretle hizmetinin belirlendiği ve sigortalı olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili, yargılama esnasında dinlenen tanık beyanlarının çelişkili olduğu, davacı tarafça çalışma olgusunun somut ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı, Mahkemece verilen kararın hukuka, yasaya ve dosya içeriğine aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına davalı tarafından 23.07.2011 ve 09.03.2015 tarihli işe giriş bildirgelerinin Kuruma verildiği, yine davacı adına davalı tarafından 23.07.2011-30.08.2012 ve 09.03.2015-11.07.2015 tarihleri arası bildirimlerin yapıldığı, uyuşmazlık konusu döneme ait bordroların getirtildiği, davacının 02.05.2013-13.04.2015 tarihleri arası Sevgi Lokantacılık. Ltd. Şti. ortaklığından dolayı vergi kaydının bulunduğu, tanık ... beyanında, davacının bir süre çalıştığını, süreyi bilmediğini, daha sonra davacının kendi adına sevgi döner isimli işyerini açıp işlettiğini belirttiği, bordro tanıklarından, ... davalı nezdinde 1,5-2 sene birlikte çalıştıklarını, sonra davacının kendi adına sevgi döner isimli işyerini açtığını, ..., birlikte çalıştıklarını, sürekli bir çalışmasının olmadığını, ..., 2010-2011 yıllarında 3-5 ay çalışıp ayrıldıklarını belirttikleri, TÜİK kazanç sorgulama raporları ile ticaret ve sanayi odasından emsal ücret dökümlerinin getirtildiği, davacının son ücretinin net 2.400,00 TL kabul edilerek geriye yönelik oranlama yapılarak karar verildiği, dönem bordrolarının getirtildiği, ücret bordrolarına ulaşılamadığı, dinlenen tanıklar davacının çalışırken birkaç defa işe girip çıktığını ve kesintili çalıştığını belirttikleri, bordro tanıkları beyanları, tüik ve sanayi odaları yazıları dikkate alınarak verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Feri müdahil Kurum vekili çelişkili tanık beyanlarına dayalı karar verildiği davacı tarafın asgari ücret üzerinde çalışmasının olduğu yönündeki iddiasını da somut ve yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle temyiz etmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 80 ve 86 ncı maddeleri
3.Değerlendirme
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde , hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür.
Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar.
Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, ... 2011, s.472). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu'nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K; 28.09.2012 gün 2012/3-444 E, 2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E, 2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile yargıcın, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Eldeki dosyada, davacının 25.02.2011 – 30.08.2012, 05.01.2015 – 17.11.2015 ve 10.02.2017 – 18.06.2017 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde en son net 3000 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, mahkemenin gerekçesinde ve hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunda hizmet tespitine ilişkin istem bakımından ,25.02.2011 - 23.07.2011 dönemine ilişkin hizmet tespiti isteminin reddedildiği, 05.01.2015 - 08.03.2015 ve 12.03.2015 - 17.11.2015 tarihleri arasında bordro tanıkları ve yazılı delillere dayalı olarak hizmet akdiyle çalıştığı sonucuna ulaşıldığı, yine 25.02.2017 - 28.02.2017 tarihleri arası hariç olmak üzere, 10.02.2017 - 18.06.2017 tarihleri arasında çalıştığının usulüne uygun olarak ispatlanamadığının belirtildiği ,sonuç olarak davacının ... sicil no.lu davalı işyerinde 05.01.2015 - 08.03.2015, 12.03.2015 - 17.11.2015 ve 25.02.2017 - 28.02.2017 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığı kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Dava, hem hizmet tespiti hem de prime esas kazanç tespiti istemine ilişkin olup gerekçe bölümünde hizmet tespiti istemi ile ilgili mahkemece kabul edilen dönemler belirtilmiş olsa da, hüküm fıkrasının 2 numaralı paragrafında sadece prime esas kazanç tespiti istemine ilişkin talep açısından kabul edilen dönemlerin gösterilmesi ve bu dönemlerde " sigortalı olarak çalıştığının tespitine" denilmek suretiyle de gerekçe bölümüyle çelişki oluşturularak, infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Mahkemece, hem hizmet tespiti hem de prime esas kazanç istemi açısından ayrı ayrı olmak üzere kabul edilen dönemler hüküm bölümünde infaza elverişli şekilde ayrıca ve açık olarak gösterilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının, bozma nedenine göre sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.