Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2019/10275
Karar No
K. 2023/1103
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/10275 E.  ,  2023/1103 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2019/10275
Karar No: 2023/1103
DAVACI: …
DAVALI: … Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU:

Yükseköğretim Genel Kurulu'nun " TC uyruklu olup lise öğreniminin son üç yılını yabancı bir ülkede tamamlayanların, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabilmeleri " konulu … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. DAVACININ İDDİALARI :

Davacı tarafından, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında … Koleji 9. sınıf (Lise 1) öğrencisi iken, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki … School'dan kısmi burs kazanması üzerine Lise 2. sınıf için kaydını anılan okula aldırdığı, eğitimine devam ederken 25/08/2011 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile "TC uyruklu olup lise öğreniminin son üç yılını KKTC hariç yabancı bir ülkede tamamlayanların" üniversitelerin yurtdışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabileceklerine karar verildiği, sonrasında ise 6287 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'da değişiklik yapıldığı ve dava konusu kararla; "6287 sayılı Kanun hükmünde "ortaöğretimin tamamını bitirmiş olma" şartı arandığı, ancak değişiklikten önce KKTC dışındaki yabancı ülkelerin ortaöğretiminin son üç yılını tamamlamak üzere gitmiş olanların durumu ile ilgili bir "Geçici maddenin" eklenmemiş olması nedeniyle, anılan mevzuat hükmünün yürürlüğe giriş tarihinden önce KKTC dışındaki yabancı bir ülkedeki liselerde öğrenim görmek üzere gitmiş olanların ortaöğretimlerinin bir kısmını tamamlayarak, mezun olmaları halinde üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuru hakkına sahip olamayacakları"na karar verildiği, 2011 yılında eğitim için Amerika Birleşik Devletleri’ne gidildiği, dava konusu kararın ise 14/11/2013 tarihli olduğu, yurt dışında eğitim görmeye başladıktan sonra alınan kararın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, aleyhe sonuç doğuran düzenlemelerin geriye doğru uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı, idareye güven prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırılık olduğu, düzenleyici işlemlerin ancak geleceği düzenleyebileceği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI : 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 6287 sayılı Kanunla değişik 54. maddesinin (f) fıkrasında, "ortaöğretiminin tamamını bitirmiş olma" şartının aranması ve bu değişiklikten önce yabancı ülkelere ortaöğretiminin son üç yılını tamamlamak üzere gitmiş olanların durumu ile ilgili bir geçici madde eklenmemiş olması nedeniyle, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce lise öğrenimlerinin bir kısmını görmek üzere yabancı ülkelere gitmiş olanların, yurtdışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuru hakkına sahip olamayacakları, dava konusu düzenlemenin dayanağı Kanun hükümlerine aykırı olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması durumunda ısrar olanağı tanınmadığı dikkate alındığında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararının dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ : Yükseköğretim Genel Kurulu'nun "TC uyruklu olup lise öğreniminin son üç yılını yabancı bir ülkede tamamlayanların, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabilmeleri" konulu … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu kararın iptali yolunda Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 21/09/2017 tarih ve E:2014/4403, K:2017/6575 sayılı karar, temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/04/2019 tarih ve E:2018/455, K:2019/2040 sayılı kararıyla; “TC uyruklu olup ortaöğretimini yurt dışında sürdüren öğrencilerin Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları, 2547 sayılı Kanun'un 45. maddesinde 30/03/2012 tarih ve 6287 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar, tamamen Yükseköğretim Kurulu kararları ile belirlenmiştir. Bu dönemde alınmış olan 25/08/2011 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararında, "TC uyruklu olup lise öğreniminin son üç yılını KKTC dışındaki yabancı bir ülkede tamamlayanların, üniversitelerin yurtdışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabileceklerine" karar verilmiştir.

Ancak, 11/04/2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6287 sayılı Kanun ile, 2547 sayılı Kanun'un 45. maddesi başlığı ile birlikte değiştirilmiş ve maddenin (f) bendinde, "..... ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir......" hükmüne yer verilmek suretiyle, TC uyruklu olup ortaöğretimini yurt dışında sürdürenlerin üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabilmeleri için "ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlamış olma" koşulu getirilmiş, bu koşulun uygulanmasına yönelik olarak herhangi bir geçiş hükmü ya da istisnaya da yer verilmemiştir.

Bu kanun hükmü sonrasında, ortaöğretiminin tamamını yurt dışında tamamlamamış öğrencilerin, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuruları kabul edilmemiş ve dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile; 2547 sayılı Kanunun 6287 sayılı Kanun ile değişik 45. maddesinin (f) bendinde, açık bir şekilde "ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlamış olma" koşulunun arandığı, Kanuna herhangi bir geçici madde de eklenmediği belirtilmek suretiyle, "anılan mevzuat hükmünün yürürlüğe giriş tarihinden önce KKTC dışındaki yabancı bir ülkedeki liselerde öğrenim görmek üzere gitmiş olanların ortaöğretimlerinin bir kısmını tamamlayarak mezun olmaları halinde, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuru hakkına sahip olamayacaklarına" karar verilmiştir.

İdareler tarafından, mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güvenlik ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

Bununla birlikte, ortaöğretimini yurt dışında sürdüren öğrencilerin Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına kabulü konusunda kanun hükmü ile bir sınırlama getirilmiş olması ve kanun koyucunun herhangi bir geçiş hükmüne yer vermemesi karşısında, idarenin düzenleyici işlemler ile sürdürdüğü değişiklik öncesi uygulamasının, kazanılmış hak ya da haklı beklenti gerekçeleriyle, kanun hükmüne rağmen devam ettirilmesinin, ya da kanun hükmünün bu çerçevede geniş yorumlanmasının beklenilmesi mümkün değildir.

Öte yandan, "kazanılmış hak" doktrinde, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olarak tanımlanmakta olup, uyuşmazlık konusu olayda davacı, 2547 sayılı Kanun'un 45. maddesindeki değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte henüz lise 2. sınıf öğrencisi olduğundan, yasa değişikliği öncesinde bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş bir hakkı bulunmamaktadır.

Bunun yanında, idarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine "haklı beklenti" denilmektedir. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında … Koleji 9. sınıf (Lise 1) öğrencisi iken, ABD'deki … School'dan kısmi burs kazanması üzerine 2011-2012 eğitim-öğretim yılında kaydını anılan okula aldırmış olan davacının, ABD'de lise 2. sınıfta okuduğu sırada, 11/04/2012 tarihinde 2547 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik sonucu artık Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarının yurtdışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurma hakkı kalmadığı halde eğitimini yurtdışında sürdürmeye devam ettiği anlaşıldığından, davacı bakımından haklı beklentinin varlığından da söz edilemez. Bu itibarla, davaya konu … tarih ve … sayılı Yükseköğretim Genel Kurulu Kararında üst norma ve hukuka aykırılık, söz konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ :

Yükseköğretim Genel Kurulu'nun " TC uyruklu olup lise öğreniminin son üç yılını yabancı bir ülkede tamamlayanların, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabilmeleri " konulu … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Dairemizin 21/09/2017 tarih ve E:2014/4403, K:2017/6575 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Dairemiz kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/04/2019 tarih ve E:2018/455, K:2019/2040 sayılı kararıyla; Dairemizin temyize konu kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Temyiz' başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 'İdari ve vergi dava daireleri kurullarının görevleri' başlıklı 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun'un 'Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar' başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında da, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması durumunda ısrar olanağı tanınmamıştır. Bu nedenle, bozma kararı göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Davacının, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında … Koleji 9. sınıf (Lise 1) öğrencisi iken, Amerika Birleşik Devletlerindeki … School'dan kısmi burs kazanması üzerine Lise 2. sınıf için kaydını anılan okula aldırdığı, yurt dışındaki eğitimine başlamasından önceki dönemde, 25/08/2011 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararı uyarınca "TC uyruklu olup lise öğreniminin son üç yılını KKTC hariç yabancı bir ülkede tamamlayanların" üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabildikleri, ancak, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında davacı ABD'de lise 2. sınıf eğitimine devam etmekte iken 6287 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Kanun'un 45. maddesinde yapılan değişiklik sonrası, Kanun hükmünde "ortaöğretimin tamamını bitirmiş olma" şartı aranması ve değişiklikten önce KKTC dışındaki yabancı ülkelere ortaöğretiminin son üç yılını tamamlamak üzere gitmiş olanların durumu ile ilgili bir geçici maddenin eklenmemiş olması nedeniyle, "anılan mevzuat hükmünün yürürlüğe giriş tarihinden önce KKTC dışındaki yabancı bir ülkedeki liselerde öğrenim görmek üzere gitmiş olanların ortaöğretimlerinin bir kısmını tamamlayarak mezun olmaları halinde, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuru hakkına sahip olamayacaklarına" dair dava konusu kararın alındığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun, 11/04/2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6287 sayılı Kanun'un 14 maddesi ile değişik "Yükseköğretime giriş ve yerleştirme" başlıklı 45. maddesinde, yükseköğretime giriş ve yerleştirmenin nasıl yapılacağı düzenlenmiş olup, (a) bendinde, yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemlerinin imkân ve fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılacağı; (b) bendinde, yükseköğretim kurumlarına esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen merkezî sınavlarla girileceği belirtildikten sonra, (f) bendinde, "..... ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir......" hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : TC uyruklu olup ortaöğretimini yurt dışında sürdüren öğrencilerin Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları, 2547 sayılı Kanunun 45. maddesinde 30/03/2012 tarih ve 6287 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar, tamamen Yükseköğretim Kurulu kararları ile belirlenmiştir. Bu dönemde alınmış olan 25/08/2011 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu kararında, "TC uyruklu olup lise öğreniminin son üç yılını KKTC dışındaki yabancı bir ülkede tamamlayanların, üniversitelerin yurtdışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabileceklerine" karar verilmiştir.

Ancak, 11/04/2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6287 sayılı Kanun ile, 2547 sayılı Kanunun 45. maddesi başlığı ile birlikte değiştirilmiş ve maddenin (f) bendinde, "..... ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlayan öğrencilerin yükseköğretim kurumlarına kabul usul ve esasları Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir......" hükmüne yer verilmek suretiyle, TC uyruklu olup ortaöğretimini yurt dışında sürdürenlerin üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurabilmeleri için "ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlamış olma" koşulu getirilmiş, bu koşulun uygulanmasına yönelik olarak herhangi bir geçiş hükmü ya da istisnaya da yer verilmemiştir.

Bu kanun hükmü sonrasında, ortaöğretiminin tamamını yurt dışında tamamlamamış öğrencilerin, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuruları kabul edilmemiş ve dava konusu Yükseköğretim Genel Kurulu kararı ile; 2547 sayılı Kanunun 6287 sayılı Kanun ile değişik 45. maddesinin (f) bendinde, açık bir şekilde "ortaöğretimin tamamını yurt dışında tamamlamış olma" koşulunun arandığı, Kanuna herhangi bir geçici madde de eklenmediği belirtilmek suretiyle, "anılan mevzuat hükmünün yürürlüğe giriş tarihinden önce KKTC dışındaki yabancı bir ülkedeki liselerde öğrenim görmek üzere gitmiş olanların ortaöğretimlerinin bir kısmını tamamlayarak mezun olmaları halinde, üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuru hakkına sahip olamayacaklarına" karar verilmiştir.

İdareler tarafından, mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güvenlik ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

Bununla birlikte, ortaöğretimini yurt dışında sürdüren öğrencilerin Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarına kabulü konusunda kanun hükmü ile bir sınırlama getirilmiş olması ve kanun koyucunun herhangi bir geçiş hükmüne yer vermemesi karşısında, idarenin düzenleyici işlemler ile sürdürdüğü değişiklik öncesi uygulamasının, kazanılmış hak ya da haklı beklenti gerekçeleriyle, kanun hükmüne rağmen devam ettirilmesinin, ya da kanun hükmünün bu çerçevede geniş yorumlanmasının beklenilmesi mümkün değildir.

Öte yandan, "kazanılmış hak" doktrinde, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olarak tanımlanmakta olup, uyuşmazlık konusu olayda davacı, 2547 sayılı Kanunun 45. maddesindeki değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte henüz lise 2. sınıf öğrencisi olduğundan, yasa değişikliği öncesinde bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş bir hakkı bulunmadığından kazanılmış hakka dair ilkenin olayda uygulanma olanağı yoktur.

Bunun yanında, idarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine "haklı beklenti" denilmektedir. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında … Koleji 9. sınıf (Lise 1) öğrencisi iken, ABD'deki … School'dan kısmi burs kazanması üzerine 2011-2012 eğitim-öğretim yılında kaydını anılan okula aldırmış olan davacının, ABD'de lise 2. sınıfta okuduğu sırada, 11/04/2012 tarihinde 2547 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik sonucu artık Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarının yurtdışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvurma hakkı kalmadığı halde eğitimini yurtdışında sürdürmeye devam ettiği anlaşıldığından, davacı bakımından haklı beklentinin varlığından da söz edilemez. Bu itibarla, davaya konu … tarih ve … sayılı Yükseköğretim Genel Kurulu Kararında üst norma ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, kalan … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,

4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,

5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/03/2023 tarihinde oyçokluğu karar verildi. KARŞI OY : (X)- Dava; lise eğitiminin bir kısmını yurt dışında görmüş olan davacı tarafından, Yükseköğretim Genel Kurulu'nun "Yurtdışında lise eğitimi görenler" konulu … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Anayasanın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş olup, Anayasa Mahkemesi kararlarında, hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır.

Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinde; kimsenin, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağı kuralı yer almıştır. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) Ek 1 Nolu Protokolünün "Eğitim hakkı" başlığını taşıyan 2. maddesinde ise; hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, Devletin, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı göstereceği belirtilmiştir.

İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğinin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak idareye tanınan bu takdir yetkisinin, başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.

Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan "hukuk güvenliği" ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, önceden oluşmuş hukuksal durumların, sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesi, hukuktan beklenen güvenle bağdaşmayacaktır. "Kazanılmış hak" ise doktrinde, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olarak tanımlanmaktadır. İdarenin ister düzenleyici işlem, ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine de "haklı beklenti" denilmektedir. Hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesi gereğince idareler düzenlemelerini önceden öngörülebilir ve kişilerin haklı beklentilerini gözardı etmeyecek şekilde yapmak zorundadır.

Bu itibarla, eğitim hakkını kullanarak ve idareler tarafından yürürlüğe konulan düzenlemeleri göz önünde bulundurarak eğitim kurumlarına kayıt yaptıran ilgililerin, eğitimlerine devam ederken, yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre elde etme beklentisi içinde oldukları kazanımlarının, idareler tarafından yürürlüğe konulan düzenlemelerde gözardı edilmesi yukarıda belirtilen ilke ile bağdaşmamaktadır.

Öte yandan, davalı idare tarafından yürürlüğe konulan düzenleyici işlemlere güvenerek lise eğitimi için yurt dışına giden öğrencilerle ilgili olarak 6287 sayılı Kanunda geçici bir maddenin yer almaması nedeniyle, bu kişilerin üniversitelerin yurt dışından öğrenci kontenjanlarına başvuramayacakları belirtildiğinden, yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin mevcut kazanılmış haklarını ve beklentilerini koruyan geçici maddelere yer verilmesi gerekirken yer verilmemesi hukuk güvenliği, kazanılmış hak ve haklı beklenti ilkelerine uygun düşmemektedir.

Bu bağlamda, yürürlükte olan mevzuat hükümlerini göz önünde bulundurarak, lise öğreniminin son üç yılını yurt dışındaki bir eğitim kurumunda tamamlamak için kayıt yaptırdıktan sonra, yurt dışında eğitime devam ederken, yürürlüğe konulan dava konusu düzenleme ile davacının üniversitelerin yurt dışından öğrenci kabul kontenjanlarına başvuru hakkına sahip olmadığı belirtilmiştir.

Bu durumda, dava konusu düzenleme yürürlüğe konulurken, kazanılmış hakların ve haklı beklentilerin korunması ve bu yönde düzenlemeler yapılması gerekirken, yürürlükte olan mevzuata göre, uzun bir süreci kapsayan eğitimini tamamlaması durumunda elde etme beklentisi içinde olduğu haklar korunmadan yürürlüğe konulan dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği görüşüyle aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.