10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/21207 E. , 2013/24250 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi No : 2013/43-2013/219 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili ve davalı ....... tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarfından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı 01.05.1982-01.08.1982 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığının tespitini talep etmiş, Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, temyiz denetimini yerine getiren Dairemizce, davalı işverene ait işyerinden Kuruma verilmiş 01.05.1982 tarihli işe giriş bildirgesi nedeniyle talep edilen dönem yönünden hak düşürücü süre geçmediğinden gerekli araştırmanın yapılarak davanın esası hakkında karar verilmesi gerekçesi ile bozulduğu görülmüştür. Bozma sonrası yapılan yargılamada; Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeğe elverişli değildir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; mahkemece, davalıya ait işyerinin talep edilen dönemde varlığı yönünden vergi kaydının bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, Kurumdan işyeri sicil dosyasının istenmediği ayrıca, hükümde işyeri sicil numarası diye davacının sigorta sicil numarasının yazıldığı anlaşılmıştır.
Şu halde mahkemece; davalının temyiz dilekçesinde işe giriş bildirgesindeki imzanın sahte olduğu ve huzur lokantası isimli işyeri bulunmadığı iddiası karşısında, re'sen araştırma yapılarak, davacının çalıştığını ileri sürdüğü, işe giriş bildirgesini kuruma veren işyerinin kurum dosyasından bildirilen adresi sağlıklı biçimde araştırılmalı, işyerinin varlığı konusunda, dava konusu dönemde işyerinin faal olup olmadığı araştırılmalı, işverene ait işyerinden muhtasar beyanname verilip verilmediği, beyanname verilmiş ise; davalı işverenin işçi çalıştırıp çalıştırmadığına ilişkin bildiriminin olup olmadığı ve vergi yoklama memurunca yapılan bir tespit bulunup bulunmadığı, vergi kayıtları istenerek araştırılmalı, talep edilen dönemde kuruma verilmiş dönem bodrosu bulunup bulunmadığı sorulmalı varsa Kurumdan dönem bordroları getirtilmeli; varsa bordro tanıkları re’sen belirlenerek beyanlarına başvurulmalı; bodro tanıkları bulunamadığı takdirde kimlik bilgileri doğru yazılmak süretiyle sigortalı ile birlikte çalışan kişiler ile aynı çevrede işyeri olan işveren ya da bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler re’sen saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; işe giriş bildirgesi üzerindeki, davacıya ait doğum tarihinin kayıtlardaki doğum tarihinden farklı olması nedeniyle bildirgedeki kimlik bilgilerinin, yaptırılacak grofolojik inceleme sonucuna göre bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, bildirge Kuruma teslim edildiğinde davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve bu numaranın sigortalının daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı ve toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; hükümde davacının çalıştığı kabul edilen işyerinin sicil numarası olarak, davacıya ait sigorta sicil numarasının yazılması isabetsizdir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.