10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/4586 E. , 2023/12465 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki prim ödemelerinin iadesine ilişkin Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin vergi kaydına istinaden 20.01.1991 tarihinde resen 4/1-b (Bağ-kur) sigortalısı olduğunu ve 5458 sayılı Kanun kapsamında prim borcu yapılandırmasından da faydalanarak prim borçlarını ödediğini, 09.09.2013 tarihi itibariyle 22 yıl 8 ay 11 gün sigortalı olarak kabul edildiğini, ancak daha sonra yapılan yazışmalar çerçevesinde vergi kaydının 31.12.1993 tarihinde sona erdiği için bu tarih itibariyle sigortalılığının sona erdiğini ve müvekkilinin Kurum işleminin iptali için ...
1.İş Mahkemesi'nin 2013/781 E.-2014/479 K.sayılı dosya ile açtığı davanın reddedildiğini, sigortalının talep koşulu aranmaksızın kanun hükmü gereğince yersiz alınmış olduğu tespit edilen 25.872,17 TL'nin davalı Kurum tarafından müvekkiline iadesi gerekirken, kanun hükmü uygulanmadığını ve müvekkiline işbu yersiz primin iade edilmediğini, bunun üzerine müvekkilinin 18.02.2021 tarihli dilekçe ile yersiz primin iadesini talep ettiğini, ancak 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle bu talebinin reddedildiğini, yapılan kurum işlemi ile müvekkilinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet ve sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkilinden yersiz alınan 25.872,17 TL'nin her primin davalıya yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanacak yasal faizi ile birlikte müvekkiline iadesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili, cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum'un yaptığı işlemlerin yasal mevzuat gereği ve hukuku esas ve usul açıdından uygun olduğunu, iş bu davada hak düşürücü ve zamaşımı sürelerinin göz ardı edildiğini, davacının dosyasının incelenmesinde, 1479 sayılı kanuna göre 04.05.1993 tarihli Bağ-Kur işe giriş bildirgesine istinaden tescilinin yapıldığı, şahsın 13.09.2013 tarihinde sigortalının oda ve sicil kaydının bulunmadığına dair sigortalılık belgesini Kuruma ibraz etmesi sebebiyle devam eden sigortalılığı güncellenerek vergi terk kaydına istinaden 31.12.1993 tarihinde sonlandırıldığına ilişkin belgelerin ekte sunulduğunu, 25.872,17 TL'nin 20.01.1991-30.04.2008 tarihleri arasındaki süreleri kapsadığını, 13.09.2013 tarihinde sigortalının Kuruma ibraz ettiği sigortalılık belgesine istinaden 4/b sigortalılığının vergi kayıt tarihi olan 31.12.1993 tarihi itibariyle, 17.09.2013 işlem tarihinde sonlandırıldığını, ayrıca 18.02.2021 tarihli fazla ödemeye ilişkin iade talebine istinaden 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi gereği ödeme tarihinin üzerinden 10 (on) yıl geçtiğinden iade edilemediğinin anlaşıldığını belirterek, haksız ve yersiz açılan yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... 1. İş Mahkemesi'nin 2013/781 E. - 2014/479 K. sayılı dosyasında kurum işleminin iptali ile davacının 31.12.1993 - 13.10.2005 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkin açtığı davanın reddine karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2014/27955 E. - 2016/2342 K. sayılı ve 18.02.2016 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, böylece davacının 5510 sayılı Yasa'ya tabi 4-B sigortalı olduğu döneme ilişkin SGK'ya ödediği primlerin dayanağının kalmadığı, ayrıca davacının dava açmış olmasının Borçlar Kanunu'nun 154 üncü maddesinde zamanaşımını kesen bir neden olarak düzenlenmiş olması karşısında; davaya konu edilen yersiz ödenmiş primlerin davacıya iadesi gerektiği değerlendirilerek, iadesi gereken primlerin 5510 sayılı Kanun'un 31 inci maddesine göre hesaplanıp, hakkaniyet ve yasa gereği ödenen her prim tutarının Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine dair davanın kabulüne, SGK'ya yersiz ödenen 25.872,17 TL tutarındaki ödenmiş her bir primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ihtilafla ilgili olarak kurumca tesis edilen işlemlerin kanun ve mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, davanın öncelikle tetkik edilerek zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacının açmış olduğu davayı ilişkin taleplerinin tamamen haksız olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile primlerin ait olduğu dönem ve uygulanacak yasa hükümleri gözetildiğinde 10 yıllık zaman aşımı süresi dolduğu, Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasının zaman aşımını kesen bir yönününde olmadığını belirleyerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının prim iadesine ilişkin talebinin reddine dair Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle davacının 31.12.1993-13.10.2005 Bağ-Kur sigortalılığının tespitine ilişkin açılan ve reddedilen davanın 18.02.2016 tarihinde Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmesi karşısında yapılan prim ödemelerinin 30.05.2006-25.01.2011 tarihleri (dahil) arasında ödendiğinin, davacının Kuruma başvuru tarihi olan 18.02.2021 tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun anlaşılmasına göre dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla
06.12.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ I. UYUŞMAZLIK:
1.Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, 20.01.1991 tarihli vergi kaydına istinaden 31.12.1993 tarihinde vergi kaydının sonlanması nedeni ile davalı kurum tarafından 31.12.1993-13.10.2005 tarihleri arası için 30.05.2006-25.01.2011 tarihleri arası ödediği ve davacının Kurumun işlemi iptali açtığı davanın reddine dair kararın 18.02.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine, primlerini iadesi istemi ile 17.03.2021 tarihinde açılan davada istenen primlerin dava tarihi itibari ile zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
2.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Davacının prim iadesine ilişkin eldeki uyuşmazlığın çözümünde 1479 sayılı Yasa'nın 39.maddeleri ile 5510 sayılı Yasa'nın 28 ve 31.maddesinden söz etmek gerekir. 1479 sayılı Yasa'nın 39.maddesinde; “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan, malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş bulunan sigortalılara, ödedikleri primler, yazılı istekleri üzerine toptan ödeme şeklinde geri verilir..”. 5510 sayılı Yasa'nın 28.maddesinde yaşlılık aylığından sağlanan hakların, yaşlılık aylığı ile toptan ödeme olduğu belirtilmiş olup 31. maddesinde; “4 üncü maddenin birinci fıkrasının; (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile bu Kanuna göre ilk defa (c) bendi kapsamında sigortalı olanlardan, herhangi bir nedenle çalıştığı işten ayrılan veya işyerini kapatan ve yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli yaş şartını doldurduğu halde malûllük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalıya, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında ise kendi adına bildirilen, (b) bendi kapsamında ise ödediği malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin her yıla ait tutarı, primin ait olduğu yıldan itibaren yazılı istek tarihine kadar geçen yıllar için, her yılın gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek toptan ödeme şeklinde verilir” şeklinde düzenlendiği,
Öte yandan 5510 sayılı Kanunun 89/3. Maddesi ise; “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır. Ancak Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü saklıdır.” şeklinde düzenlendiği, Davacının iadesini talep ettiği Bağ-Kur hizmetinin ait olduğu yılların 20.01.1991-30.04.2008 tarihleri arasındaki döneme ait olduğu, prim ödemelerinin ise 30.05.2006 ile 25.01.2011 tarihleri arasında olduğunun anlaşıldığı,
Somut olayda, davacının ...
1.İş Mahkemesi'nin 2013/781 E - 2014/479 K sayılı dosyasında kurum işleminin iptali ile davacının 31/12/1993 - 13/10/2005 tarihleri arasında Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkin açtığı davanın reddine karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2014/27955 E. - 2016/2342 K. sayılı ve 18/02/2016 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, böylece davacının 5510 sayılı Yasa'ya tabi 4-B sigortalı olduğu döneme ilişkin SGK'na ödediği primlerin dayanağının kalmadığı, ayrıca davacının dava açmış olmasının Borçlar Kanunu'nun 154. maddesinde zamanaşımını kesen bir neden olarak düzenlenmiş olması karşısında; davaya konu edilen yersiz ödenmiş primlerin davacıya iadesi gerektiği" gerekçesi ile davanın kabulüne ve yersiz ödenen 25.872,17 TL tutarındaki ödenmiş her bir primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
3.Kararın davalı Kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi; "Primlerin ait olduğu dönem ve uygulanacak yasa hükümleri gözetildiğinde 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, Bağ-kur sigortalılığının tespiti davasının zaman aşımını kesen bir yönü bulunmadığı" gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
4.Kararın davacı tarafından temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. II. DEĞERLENDİRME:
5.Kurumca alınan ve 17.09.2013 tarihinde kurumca 5458 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma ile 2006-2011 yılları arasında alınan sigortalılık primleri, davacının vergi kaydının olmaması neden ile kurumca 17.09.2013 tarihinde iptal edilmiştir. O halde alınan primler bu tarihte 5510 sayılı Kanun'un zamanında yersiz alınan prim haline gelmiştir. Anılan tarihte yürürlükte olan 5510 sayılı kanunun 89/3 maddesine göre "“Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden ay başından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır".
6.5510 sayılı kanunda zamanaşımını durduran ve kesen nedenler belirtilmemiş olup, bu konuda genel kanun olan Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerine gitmek gerekecektir.
7.6098 sayılı TBK'un 153. maddesinde zamanaşımını durduran nedenlerden biri de "Borçlunun, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece" zamanaşımının işlemeyeceği ve duracağı belirtilmiştir.
8.Keza 6098 sayılı TBK'nın 154. maddesinde "Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmasının" zamanaşımını keseceği açıkça belirtilmiştir.
9.Somut uyuşmazlıkta davalı Kurum 17.09.2013 tarihine kadar yapılandırma ile 2006-2011 yılları arasında ödenen primleri kullamıştır. Kısaca davalı kurum bu tarihe kadar primleri geçerli saymış ve kullanmıştır. Primler 17.09.2013 tarihinde yersiz hale gelmiştir. Dolayısı ile bu tarihe kadar zamanaşımının işlememesi gerekecektir.
10.Diğer taraftan davacı ödediği primlerin sigortalılık günleri için geçerli sayılması için kurum işleminin iptali istemi ile 2013 yılında dava açmış ve bu dava 2016 yılında kesinleşmiştir. Davacı ödediği primlerin yersiz olmadığı iddiasında olup dava açtığına göre bu davada zamanaşımını kesecektir. III. SONUÇ:
11.İlk Derece Mahkemesinin zaman aşımının kesilmesine ilişki değerlendirmesi yerindedir. Gerek zamanaşımının işlemediği 17.09.2013 tarihine ve gerekse kesen neden davanın açılmasına ve kesinleşmesine göre dava 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekir. Çoğunluğun onama düşüncesi mahkemeye erişim hakkını sınırladığı gibi (ki davacı yersiz ödeme kabul edilmediği sürece mahkemeye de başvuramaz) mülkiyet hakkının ihlaline neden olacaktır.
12.Açıklanan gerekçelerle çoğunluğun onama görüşüne katılınmamıştır.