Esas No
E. 2013/3031
Karar No
K. 2013/25302
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

10. Hukuk Dairesi

E. 2013/3031 K. 2013/25302 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/3031, K. 2013/25302, T. 23.12.2013
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/3031
Karar No
2013/25302
Karar Tarihi
23.12.2013
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

10. Hukuk Dairesi         2013/3031 E.  ,  2013/25302 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2011/500-2012/488 Dava, aylığı bağlanırken dikkate alınmadığından bahisle davalı Kuruma ödenen primlerin iadesi veya yaşlılık aylığına yansıtılması istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının kurumdan her zaman idari işlemle primleri alabileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 26/04/1982-21/01/2004 tarihleri arasında 1479 Sayılı Bağkur Kanunu kapsamında sigortalılığı olan davacının, 20/01/2004 tarihli tahsis talebine istinaden kurumca 01/12/1975-30/11/1994 tarihleri arasındaki 3369 gün süreli 506 Sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresinden 04/04/1984 - 29/04/1984, 10/05/1984 - 12/12/1989, 01/12/1992 - 30/11/1994 tarihleri arasında geçen 1661 günlük sürenin aynı dönemdeki 1479 Sigortalılığı dolayısıyla çakışma nedeniyle 1708 gününün geçerli sayılarak toplamda 7831 gün 1479 Sayılı Yasa kapsamındaki 1708 gün de 506 Sayılı Yasa kapsamındaki süreleri ile 9539 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılan davacının, primlerin iadesini veya bu sürenin emeklilik maaşına yansıtılmasını istediği anlaşılmaktadır.

Mahkemece, davacının idari işlemle, talep konusunu elde edilebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de; davacının, korunmaya değer hukuki yararının olup olmadığının bu dava sonucunda ortaya çıkacağı anlaşılmakta olup; eldeki davada idari işlem yoluna başvurulması gibi bir önşart da bulunmadığından davacının hukuki yararının varlığı kabul edilerek mahkemece, davanın esasının irdelenmesi gereklidir.

Davanın yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanun’un 84. maddesinde, “Yanlış ve yersiz olarak alınmış olduğu anlaşılan primler, alındıkları tarihlerden on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere ve sigortalılara geri verilir. İşverenlere geri verilecek primler için Kurumca kanuni faiz de ödenir. Bu faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takibeden aybaşından iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmü öngörülmüştür.

Aynı konuda, 1479 sayılı Kanunun “Prim alınması” başlığını taşıyan 48’inci maddesinde de, bu Kanun gereğince sigortalılara yapılacak her türlü yardımlarla yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurumca bu Kanun hükümlerine göre prim alınacağı belirtilmiş, “Prim oranları ve hesaplanması” başlıklı 49’uncu maddesinde, bu Kanuna göre ödenecek sigorta primi oranı açıklanarak, sigortaya girişte bildirilen gelirin bir defaya özgü olmak üzere belli bir oranında giriş keseneği, basamak yükselmelerinde ise yükselme primi alınacağı, sigorta priminin, sigortalılığın başladığı tarihi izleyen ay başından, sigortalılığın bittiği ayın sonuna kadar hesaplanmak suretiyle tam ay olarak alınacağı, bu kesenek ve primlerin tümünün, yılı içinde ödenmek kaydıyla vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceği bildirilmiş, anılan Kanunun 20.05.2006 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 43’üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılan “Kurumun gelirleri” başlığını taşıyan 15’inci maddesinde de, prim gelirleri ile Kurum gelirlerinin değerlendirilmesinden elde edilen gelirlere yer verilmiştir. 5502 sayılı Kanunun 34’üncü maddesinde ise, Kurum gelirleri olarak, sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası prim gelirleri, sosyal sigorta ile genel sağlık sigortasına yapılan Devlet katkısı, primlerin ve diğer gelirlerin değerlendirilmesinden elde edilen gelirler sıralanmış, “Çeşitli malî hükümler” başlıklı 37’nci maddesinde, süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primlerinin, gecikme zamlarının, katılım paylarının Kurum alacağına dönüşeceği ve bu alacakların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51’inci, 102’nci ve 106’ncı maddeleri hariç diğer maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Davaya konu istemle ilgili olarak vurgulamalıdır ki, 1479 sayılı Kanunda sigorta primlerinin toptan geri ödenmesi iki durum ve sigorta kolu için öngörülmüştür. Kanunun “Yaşlılık sigortasından toptan ödeme ve hizmet ihyası” başlığını taşıyan 39’uncu maddesinde, sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan, malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş bulunan sigortalılara, ödedikleri primlerin, yazılı istekleri üzerine toptan ödeme şeklinde geri verileceği, “Ölüm sigortasından toptan ödeme” başlıklı 44’üncü maddesinde de, ölen sigortalının hak sahibi kimselerinden hiç biri bu Kanuna göre ölüm sigortasından aylık bağlanmasına hak kazanamadıkları takdirde, sigortalının ödediği primlerin, hak sahiplerine toptan ödeme şeklinde geri verileceği hüküm altına alınmış olup, anılan yöndeki her iki düzenleme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren “Yaşlılık toptan ödemesi ve ihya” başlığını taşıyan 31 ve “Ölüme bağlı toptan ödeme ve ihya” başlıklı 36’ncı maddesinde de korunmuş olmakla, inceleme konusu davada davacı yönünden söz konusu hükümlerin uygulama koşullarının gerçekleşmediği belirgindir. Diğer taraftan; 506 sayılı Yasanın 84’üncü ve 1479 sayılı Kanunun 55’inci maddesinde, yanlış ve yersiz olarak alındığı anlaşılan primlerin, alındığı tarihten itibaren 10 yıl geçmemiş ise sigortalıya geri verileceği bildirilmiş, 5510 sayılı

Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren, “Prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler” başlıklı 89’uncu maddesinde kısmen benzer nitelikte düzenleme yapılarak, yanlış veya yersiz alınmış olduğu saptanan primlerin, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, payları oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine yasal faizi ile birlikte geri verileceği hüküm altına alınmıştır.

Eldeki davada, mahkemece, davacının, öncelikle tüm sigortalılık süreleri değerlendirilerek, Kurumca yaşlılık aylığı tahsis edilirken primi ödenmesine karşın gözetilmeyen sürelerinin var olup olmadığı irdelenmeli, varlığı halinde ödenen primlerin niteliğine göre 1479 Sayılı Kanunun 55. Maddesi veya 506 Sayılı Kanun’un 84’üncü maddesi çerçevesinde davacının istem hakkının olup olmadığı ve kapsamının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerekirken, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog