Esas No
E. 2023/1898
Karar No
K. 2024/71
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ADANA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1898

KARAR NO: 2024/71
KARAR TARİHİ: 29/01/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI : ... Esas

DAVACILAR : 1-... - ...

2-... - ... -

VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR: 1-... - ...

2.... - ... -

VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... - -...
VEKİLLERİ: Av. ...

Av. ...

DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARARININ

KARAR TARİHİ: 29/01/2024
YAZIM TARİHİ: 29/01/2024

İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin13/09/2023 tarih, ... Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ :

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Dava konusu olan ve iptali istenen işlemin, ... Su Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi hakkında Ticaret Sicil Gazetesi'nde 23 Ağustos 2023 tarihli ve ... sayılı gazete ile ilan edilmiş olana "Genel Kurul Toplantı İlanı"nın iptali ile telafisi imkansız zararlarının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir ve kayyum atanması talebi olduğunu, davalılardan ...'ın İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ...

K. Sayılı dosyasından almış olduğu yetkiye istinaden, murisin hisselerinin intikali ve genel kurul yapma işlemlerini gerçekleştirmiş ise de genel kurul çağrısı öncesinde yapmış olduğu intikal işlemlerinin yanlış yapılması sebebiyle, yapılması istenilen genel kurulda yanlış kararların alınmasına sebebiyet olacağından, genel kurul çağrı işleminin iptalini istediklerini, Muris ... ...'ın 25.12.2020 tarihinde vefat ettiğini, vefatından önce İskenderun 1. Noterliği'nin 07/04/2015 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde vasiyetname hazırlamış olup, vasiyetnamesinde; ''......'ı mirasımdan ıskat ediyorum. Herhangi bir şekilde mirasımdan pay almasını istemiyorum..." demek suretiyle mirasçılarından ...'ı miras haklarından ıskat ettiğini, söz konusu vasiyetnameısı İskenderun 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...

E. Numaralı dosyası ile görülen "Vasiyetnamenin Açılması" davasında açıklandığını, söz konusu vasiyetnamenin açıklanması üzerine, bu vasiyetnameye karşı davalı ... tarafından, vasiyetnamenin iptali davası açıldığını, açılan davanın İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, yapılan yargılama sonucunda, murisin haklı sebepleri göz önünde bulundurularak, davanın reddine karar verilerek, davalı ...'ın mirastan ıskat işleminin kesinleştiğini, bu durumun kesinleşmesi üzerine, müvekkilleri tarafından İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ...

E. Sayılı dosya ile "Vasiyetnamenin Tenfizi" davası açıldığını, dava halen derdest olduğunu, davalılardan ..., diğer davalı ...'ın mirastan ıskat edildiğini bilmesine ve bu yönde açılan davanın ... aleyhine sonuçlandığını bilmesine rağmen, muristen kalan şirket paylarının intikalinde, mirastan ıskat edilen kişiye de pay devri yaptığını, yapılan bu hatalı işleme karşı Mahkemenin ...

E. Sayılı dosyasında hisse tescillerinin iptali için dava açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, davalı ...'ın yapmış olduğu hatalı intikal işlemleri sonucunda, mirastan ıskat edilen ...'a 930 adet hisse pay devri yapıldığını, bunun toplam hissedeki pay oranı % 18,6 olduğunu, şayet hukuken doğru intikal işlemleri yapılmış olsa, müvekkillerinin % 51 oranında olacak olan pay durumunun, hatalı işlemler sonucunda % 42'ye düştüğünü, bu durumun şirketteki tüm dengeleri değiştirmekle birlikte murisin iradesini içeren kesinleşmiş vasiyetname de dikkate alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebebiyet vereceğini, zira muris tarafından mirastan ıskat edilen ...'ın son olarak 2013 yılında büyük bir suç örgütünün yöneticisi olarak yüksek montanlı dolandırıcılık eylemlerinde bulunduğunu ve hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası verildiğini, yakın bir tarihte cezaevinden çıkan davalı ...'ın sahip olduğu kötü ün nedeniyle şirketin de itibarını zedeleyeceğini, bu husus ve daha fazlasının davalı hakkında yapılacak GBT araştırması ile de ortaya çıkacağını, davalı son olarak, müvekkili ... adına sahte kira sözleşmesi tanzim ederek haksız kazanç sağladığını, buna ilişkin ceza soruşturmasının devam ettiğini, dava konusu ilana göre, 13/09/2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda, kurulun tek gündem maddesi'nin "Müdürler ve Müdürler Kurulu başkanının seçiminin görüşülmesi ve seçilmesi" olduğunu, tek gündem maddesinin bu olması, kötü niyetli davalıların amacının, şirket idaresini ele geçirmek olduğunu, zira mirastan ıskat edilmiş ve bu konuda yapılan itirazların ret edilmiş olması sebebiyle kesinleşmiş olan vasiyetname karşısında, kötü niyetli olarak yapılan intikal işlemleri sonucunda, asla pay sahibi olamayacak bir kişi adına pay tescil edilmesi ve tescil edilen bu paylar ile şirket yönetimi hakkında oy kullanması, sadece şirketin baltalanması anlamına gelmekte olduğunu, bu sebeple, hali hazırdaki pay dağılımı ile yapılacak genel kurulda, ...'ın oy kullanmasının şirket idaresinin kötü niyetli kişilerin eline geçmesine sebebiyet vereceğini, davalı ...'in hatalı yapmış olduğu intikal işlemlerinin dayanağı olan veraset ilamlarına karşı İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...

E. Sayılı dosyasında ve yine İskenderun 3.

Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...

E. Sayılı dosyalarında davalar açıldığını, açılan davalarda mirasçılık belgesinin kullanılmasının engellenmesi amacıyla murisin tüm malvarlığına ihtiyati tedbir konulduğunu, alınan ihtiyati tedbir kararlarına rağmen, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün büyük bir skandala imza atarak, tedbir kararına aykırı olarak intikal işlemleri yaptığını, ihtiyati tedbir kararının amacının hatalı mirasçılık belgesinin kullanılmasının engellenmesi olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğü ise mahkemenin tedbir kararını yok saydığını, mahkeme tarafından 31/07/2023 tarihinde gönderilen ihtiyati tedbir kararının gereğini 16/08/2023 tarihine kadar yerine getirilmediğini, 16/08/2023 tarihinde murisin hisseleri intikal ettirildikten sonra, aynı gün mahkemeye cevap vererek tedbirin gereğinin yerine getirildiğinin belirtildiğini, tedbire aykırı işlem yapan Sicil Müdürlüğü'nün bu durumu müzekkere yanıtında bildirmediğini, şayet Mahkemece bir tedbir kararı verilmez ise, sorunsuz işleyen bir şirketin mahvına sebebiyet verileceğini, yapılan hatalı işlemler üzerine 21/08/2023 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yapmış oldukları itiraz başvurusu üzerine, Sicil Müdürlüğü'nün 24/08/2023 tarihinde ... sayılı yazısı ile vermiş olduğu yanıtta, hatalı işlemlerin varlığını şu sözler ile kabul ettiğini "... 21.08.2023 tarihli dilekçe ve ekleri incelenmiş olup, ... adlı kişinin muris ... ... tarafından ... Filtre Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı şirket mirasından ıskat edildiği, muris ... ...'ın İskenderun 1. Noterliği'nin 07.04.2016 tarih ve ... sayılı vasiyetnamesinin T.C. İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29.11.2022 tarih ve ... Esas ve ... sayılı kararı gereği vasiyetnamenin iptalinin reddi kararının T.C. İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 09.05.2023 tarihinde kesinleştiği; 26.05.2023 tarihli kesinleşme şerhine göre müdürlüğümüze bildirilmiştir. ...'ın muris ... ...'ın mirasından ıskat edilme kararı dikkate alındığında, müdürlüğümüzce 16.08.2023 tarihinde tescil ve ilan edilen veraseten hisse intikali işleminde hata olduğu tespit edilmiştir. Yapılan veraset intikalinin düzeltilmesi ve mirastan ıskat edilen ...'ın şirketin ortakları, arasından çıkarılmasının sağlanması maksadıyla, İskenderun Asliye Ticaret mahkemesinin 08/06/2023 tarih ve ... esasa sayılı kararı ve sonrasında aynı mahkemece alınan 08/08/2023 ve 15/08/2023 tarihli tavzih kararları gereği olağanüstü genel kurul toplantısına çağırma ve olağanüstü genel kurul toplantısını yapma, muris ... ...'ın şirket paylarının mirasçılara intikalini tescil ve ilan ettirmekle sınırlı olarak görevlendirilen Yönetim Kayyımı ...'a hitaben tescile davet yazısı gönderilmiştir..." denildiğini, bu durum yapılan hatalı intikal işleminin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından da kabul edildiği anlamına geldiğini, hal böyleyken, mevcut hisse durumu ile genel kurul yapılması hatalı sonuçlara sebep olacağını, izah edilen sebeplere, hatalı yapılan intikal işlemleri sonucunda oluşan mevcut pay durumuna göre, genel kurul yapılmak istenmesi, telafisi imkansız zararlara sebebiyet verecek olup, genel kurul çağrı işleminin, genel kurul yapılmadan önce iptal edilmesine karar verilmesini, şayet belirtilen tarihe kadar karar verilemeyecek olması halinde, kayyum kararı verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :

Yerel mahkemece verilen 29/08/2023 ara karar ile; "her ne kadar davalı ... davaya konu şirkete yönetim kayyumu olarak atanmış ise de; tarafların aynı murisin mirasçıları oldukları davalı ...'ın mirastan ıskat edildiğini, davalı ...'ın bilmemesinin hayatının olağan akışına aykırı olduğu, davalı ...'in davalı ...'ın mirastan ıskat edildiğini bilmesine rağmen, ...'a hisse payı intikali yaptığı, bu haliyle davalı ...'in kendisine verilen yetkiyi kötüye kullandığı, hususları gözetilerek davacının tedbir talebinin kabulü ile, yapılacak olan Genel Kurul Toplantısına davetin tedbiren durdurulmasına karar verilmiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur.

DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında müvekkili ...'a verilen yetkinin kesinleştiğini, ... Esas sayılı dosyada da huzurda görülmekte olan dosyaya yapılan itirazların değerlendirildiğini, ancak İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında ilgili itirazların değerlendirerek müvekkili genel kurula davet ve genel kurul yapmaya yetkili yönetim kayyımı olarak atandığını ve kararın kesinleştiğini, bu konuda mahkeme kararıyla kesinleşmiş bir yetki kararı varken ihtiyati tedbir yoluyla kesinleşmiş mahkeme ilamının uygulanması ve durdurulmasının hukuki olmadığını, İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen ihtiyati tedbir kararıyla birlikte genel kurulun yapılamayacağını, müvekkillerinin daha da mağdur olacağını, ... Su Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi davacılar tarafından azınlık oyla yönetilmekte olup müvekkillere kar payı ödenmediğini, davacıların bütün ihtimallerde azınlık oya sahip olduğunu, ancak buna rağmen genel kurul yapılmasını engellemek amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir talep ettiklerini, muris ... ... tarafından düzenlenen vasiyetname sadece mirastan ıskatı içerir nitelikte bir vasiyetname olduğunu, ...'ın mirastan ıskat edildiğini, ancak alt soyu olan ... ...'ın mirastan ıskat edilmediğini TMK m. 511/2 gereğince yasal mirasçı olduğunu, bu halde vasiyetname tenfiz edilse dahi ...'ın hisseleri oğlu ... ...'a intikal edeceğini, ancak ilgili vasiyetnamenin tenfiz edilmediğini, müvekkillerinin gerçekte çoğunluk hisseye sahip olduğunu, davacıların ise azınlık hisseye sahip olduğunu, davacılar tarafından vasiyetnamenin okunmuş olmasının doğrudan doğruya bir hak kazandırdığının iddia edilmesinin yerel mahkemeyi yanıltma amacından başka bir amaç gütmediğini, müvekkiline mahkeme nezdinden tanınmış bir yetkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin mahkeme nezdinde kendisine tanının yetkiyi hukuka uygun bir şekilde kullandığını, davacı tarafın netice olarak talep ettiği genel kurul ilanının iptali talebini ise, tedbir olarak da genel kurulun durdurulması şeklinde talep ederek kafa karışıklığı yaratmaya çalıştığını, davacı tarafından öncelikle netice-i talep olarak, daha sonra ek beyan sunularak tedbir mahiyetinde genel kurulun durdurulması talebinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibarıyla, " Ticari Şirketin Genel Kurul Kararının İptali" talebine ilişkindir.

Davacı yanın, yönetim kayyumu ... tarafından ... Su Ürünleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ile ilgili olarak, Ticaret Sicil Gazetesi'nde 23 Ağustos 2023 tarih ve ... sayılı gazetede ilan edilmiş olan ve 13/09/2023 tarihinde yapılması kararlaştırılan "Genel Kurul Toplantı İlanı"nın iptaline ve toplantının yapılmak istendiği 13/09/2023 tarihine kadar bitirilememesi halinde, genel kurul toplantısı yapılmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini gerektiğini ileri sürdüğü, mahkemece talep doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalı yanın ise; davacıların azınlık oy sahibi olduklarını ve buna rağmen genel kurul yapılmasını engellemek amacıyla mahkemenizden ihtiyati tedbir talep ettiklerini, kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanmasını engeller mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakimin asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemesi gerektiğini savunduğu anlaşılmıştır. Karara karşı, aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi,

HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

HMK'nın 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup,

HMK'nın 389. maddesinde "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. İhtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir.

İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir. (HMK m.390/3) Yani ispatı gereken hususların tam olarak değil kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir.

Mahkemece; tarafların aynı murisin mirasçıları oldukları davalı ...'ın mirastan ıskat edildiğini, davalı ...'ın bilmemesinin hayatının olağan akışına aykırı olduğu, davalı ...'in davalı ...'ın mirastan ıskat edildiğini bilmesine rağmen, ...'a hisse payı intikali yaptığı, bu haliyle davalı ...'in kendisine verilen yetkiyi kötüye kullandığı, hususları gözetilerek davacının tedbir talebinin kabulüne, yapılacak olan Genel Kurul Toplantısına davetin tedbiren durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.

Hukuk devletinin hukukî güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzenleyebilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Bu güvenliğin sağlanabilmesi, her şeyden önce, devletin kendi koyduğu hukuk kurallarına kendisinin de uymasına bağlıdır. Kanunları uygulama durumunda bulunanların da, başta mahkemeler olmak üzere bu ilke ile bağlı olduğu da açıktır. Hukuk devleti, devlet ve insan faaliyetlerine yön veren, yönetilenlere hukuk güvenliği sağlayan ilkeler bütünü olduğundan, devletin organ ve kurumları bakımından bu ilkeler birer sınırlama niteliği taşırken, vatandaşlar açısından hukukî güvenlik içinde yaşamanın araçları olarak işlev görmektedir.

Hukukî güvenlikle bağlantılı olarak “genellik” ve “öngörülebilirlik”, hukuk devletinin iki temel unsuru kabul edilir. Genellik unsuru, hukukun özel kişi ya da durumlara değil, herkesi kapsayacak biçimde genel, soyut ve tarafsız, geçmişe uygulama yasağı çerçevesinde ileriye yönelik, kamuya açık kurallar üzerine inşa edilmesi anlamını taşır. Hukukun öngörülebilirliği ise, hukukun anlam açısından belirgin ve açıkça ifade edilmiş, istikrarlı ve birbiriyle uyumlu kurallar ile önceden tahmin edilebilir uygulamalara dayanmasıdır. Bireylerin hukukun gerektirdiği şeyi önceden bilmeleri ve davranışlarını buna göre düzenlemelerini sağlayan bir ilke olarak hukukî öngörülebilirliğin hukukî belirlilik ile ilişkisi, bu noktada çok açıktır. Hukuk kurallarının bütünüyle belirsiz olduğu kabul edildiğinde, hukukî öngörülebilirlikten de söz edilemeyecektir. Hukukî güvenirlik ile yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Buradaki asıl amaç hukukî barışın sağlanmasıdır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında mahkemelerin kararlarının net, anlaşılır, herkese eşit, adil ve kanuni olmaları yanında hukuki barışın da tesisi için önemli bir işlevselliği taşımaya mecbur oldukları da anlaşılmaktadır. Mahkemelerce verilen kararların vasfi mahiyeti yanında verilen kararların ara kararlar ile nihai kararlar olduğu bilinmekle, aralarındaki ayrımın yapılmasına gelinecek olunursa;

Ara kararlar, yargılamaya (davaya) son vermeyen, bilakis onu yürütmeye, ilerletmeye yarayan kararlardır. Hâkim, yargılamayı yürütmek (ilerletmek) için davada bir çok ara karar verir. Bütün bu kararların ortak niteliği, hâkimin ara karar ile davadan (işten) elini çekmeyip, bilâkis davaya devam etmesidir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt III, s.2998).

Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara, nihaî karar denir. Meselâ, yetkisizlik kararı, görevsizlik kararı, boşanma kararı, aylık kiranın şu kadar olduğunun tespiti kararı, dava sırasında (dava konusu) borcun ödenmiş olması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı gibi.

Hâkim nihaî karar ile o davadan elini çeker, verdiği karardan dönemez ve onu değiştiremez. Fakat (ara kararlardakinin aksine ) nihaî kararlar temyiz edilebilir (m.427). İşte, nihaî kararlar kanun yoluna baş vurulup bozulmadıkça, hâkimin nihaî kararla sonuçlandırmış olduğu davaya tekrar bakması (el koyması) caiz değildir (Kuru, s.3004-3005).

Yargısal karar olarak nitelendirdiğimiz bu kanaat açıklaması, muhatapları açısından bağlayıcı sonuçları doğurur. Öyle ki, kararın gereğinin muhatabı tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, eda hükmü içerenlerin ilâmlı icra yoluyla (zorla) yerine getirilmesi mümkündür (Pekcanıtez Usûl, Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s.1967). Bu açıklamalardan yola çıkıldığında, hüküm, hâkimin dava yolu ile önüne getirilen uyuşmazlıkla ilgili yaptığı yargılama faaliyeti sonucunda verdiği, davayı esastan çözen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran karar olarak tanımlanabilir.

Somut olayda; davacı yan, ticari şirketin genel kurul kararının iptali istemli şekilde davayı ikame etmiş ancak davacı yan ihtiyati tedbir talebinde, dava dilekçesinde ulaşmayı hedeflediği murada dair bir talepte yani; "genel kurula davetin tedbiren durdurulması" talebinde bulunmuştur. Bu talep dava sonunda verilebilecek bir nihai kararın sonunda elde edilebilecek sonuca işaret etmektedir. Fakat davacı yan bunu bir ara karar ile talep etmiş olup mahkemece isabetli şekilde talebin reddine karar verilmesi gerekirken talebin kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak genel kurula davetin tedbiren durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş, buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :

1.6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun KABÜLÜNE,

2.İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/09/2023 tarih ve ... Esas sayılı ARA KARARININ KALDIRILMASINA,

3.6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-)İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE,

İstinaf incelemesi yönünden;

4.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davalıdan peşin alınan 269,85.TL maktu istinaf karar harcının davalıya İADESİNE,

5.6100 sayılı HMK'nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı olan 738,00.TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

6.6100 sayılı HMK.330 maddesi uyarınca inceleme dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

7.6100 sayılı HMK.333 maddesi uyarınca peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,

8.6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. ...

Başkan

...

(e-imzalıdır)

...

Üye

...

(e-imzalıdır)

...

Üye

...

(e-imzalıdır)

...

Katip

...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog