Esas No
E. 2022/15080
Karar No
K. 2023/4337
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2022/15080 E.  ,  2023/4337 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/376 E., 2022/467 K.
HÜKÜM/KARAR: Kesinleşen yönler hakkında karar verilmesine yer olmadığına

Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; maddi ve manevi tazminatın kesinleştiği nazara alınarak kesinleşen istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkeme kararı dahili davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.05.2006 tarihinde davalılardan ...'nün işleteni ve sürücüsü olduğu, davalının ... poliçesi ile sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını, yaralanma sonucu uzun süre tetkiklerinin yapıldığını, tedavi gördüğünü, tedaviler sırasında hastane masrafı, ilaç, tıbbi tetkik, tıbbi ekipman ve sair tedavi giderlerini ödemek zorunda kaldığını, kaza sonrası aylarca yatmak zorunda olduğundan çalışamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Güneş Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin dava değerini 25.080,92 TL olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; poliçe gereği davalı şirketin sorumluluğunun limitle sınırlı olduğunu, manevi zararlardan sorumluluğunun bulunmadığını, davacının tedavi masrafları ve işgöremezliğe ilişkin taleplerini kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığını, kazanın oluşumunda davacının kusurlu olduğunu ve davacının kendi kusuruyla sebebiyet verdiği kazadan dolayı talep ettiği manevi tazminatın çok yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 23.06.2015 tarihli ve 2006/659 Esas, 2015/288 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın maddi tazminat istemi yönünden ıslah edilmiş talebi ile bağlı kalınarak toplam 25.080,92 TL maddi tazminatın (22.500-TL geçici iş görmezlik tazminatı ve 2.580,92 TL tedavi gideri olmak üzere) davalı ... yönünden 22.500,00 TL'lik kısmı için ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere, diğer davalı yönünden 25.080,92 TL'lik kısım için talep gibi dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı tarafın manevi tazminat isteminin kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı gerçek kişiden tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 10.10.2018 tarih ve 2015/14519 Esas, 2018/8910 Karar sayılı ilamında; "...1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava Borçlar Kanunu'nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince çalışma gücünün kaybı nedeniyle maddi ve manevi tazminat ve tedavi gideri istemine ilişkindir.

Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır (6098 sayılı TBK m. 54). Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 46. maddesinde belirtilen “bütün masraflar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir.

Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Davacı vekilince dava dilekçesinde uzman göz cerrahı olarak sahibi olduğu sağlık şirketinde görev yapan davacının kaza sonrası aylarca yatmak zorunda kaldığı, bahsedilen dönemde çalışamadığı ve ameliyatlara iştirak edemediği, bu nedenle de hakim hissedarı bulunduğu sağlık şirketinin cirosunun anılan aylarda önemli ölçüde düştüğü ve böylelikle önemli ölçüde gelir kaybına uğradığı belirtilerek tazminat isteminde bulunulmuş; yine davacı vekilince 17.11.2009 tarihli (2) nolu celsede davacının maluliyet iddiasının bulunmadığı, maddi tazminat taleplerinin ise tedavi giderleri ile yaralanması sonucu iş ve gücünden kalmasına ilişkin tazminata yönelik olduğu belirtilmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; tıp doktoru ve göz hastalıkları uzmanı olan davacının ortağı olduğu Akmut Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti.'ndeki ortaklığının devam ettiği ve davacının anılan şirketteki ortaklık payına ait işletme gelirinden herhangi bir kazanç kaybı ve maddi zararının söz konusu olmadığı, anılan şirketten elde ettiği gelirin kazanç kaybı hesabında dikkate alınmayacağı, emsal ücret araştırması cihetine gidilerek ve İstanbul Tabip Odasının 16.02.2011 tarihli cevap yazısında tam zamanlı çalışan bir uzman hekim için 2006 yılı itibariyle net aylık emsal ücretin ortalaması olan miktarın (5.000,00 TL. + 10.000,00 TL./2 = 7.500,00 TL) kazanç kaybı hesabında dikkate alınacağı belirtilerek davacının 3 aylık geçici iş göremezliğine ilişkin maddi zararı (3x7.500,00TL=22.500,00) belirlenmiş olmakla davacının ıslah talebi doğrultusunda karar verilmiştir.

Mahkemece yapılacak iş, davacı vekilinin 17.11.2009 tarihli (2) nolu celsedeki beyanları göz önünde tutularak, davacının çalıştığı ve ortağı olduğu hastanenin kaza tarihinin öncesi ve sonrasına ait kayıtları getirilerek davacının geçici süre ile işgöremez olduğu bu dönemde fiilen çalışamamasından dolayı yoksun kaldığı gelirine ilişkin hesaplama yapılması için yeniden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3.Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59. maddesine göre belirlenen tutarın % 20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Daire uygulamamıza göre sigortalının yatırdığı primin bir bölümünün SGK'ya aktarılması nedeniyle işleten ve sorumluluğunu üstlendiği sürücünün de belgeli tedavi giderleri yönünden sorumluluğu sona ermektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1. maddesinde, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmak zorunludur.

Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafından ödeme makbuzları dosyaya ibraz edilen tedavi giderlerinin toplamına hükmedilmiştir. (Florance Nightingale Hastanesi'ne ait 100,00 TL, Amerikan Hastanesi'ne ait ilaç, malzeme ve hizmet bedeli 1.772,00 TL ve İstanbul Ortopedi'ye ait tedavi edici korse bedeli 708,00 TL )

Bu durumda mahkemece, tarafların delillerinin toplanması, özellikle davacı tarafından ödendiği iddia edilen tedavi giderlerinden 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında kalanların ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi için uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, 2918 Sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderleri olduğunun tespit edilmesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun davaya dahil edilmesi ve bu tedavi giderleri yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun, yasa kapsamı dışında kalan tedavi gideri, bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden ise davalıların sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

4.Bozma sebep ve şekline göre; davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekilinin, vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekilinin, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Güneş Sigorta A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına..." karar verilmiştir.

B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.09.2020 tarih ve 2019/12 Esas, 2020/135 Karar sayılı kararında, davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 22.500,00 TL geçici işgörmezlik tazminatının davalı Güneş Sigorta A.Ş. ve ...'den (davalı ... yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 2.580,97 TL tedavi giderinin dahili davalı SGK dan dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, diğer davalılara yönelik bu yöndeki talebin reddine; 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı gerçek kişiden tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve dahili davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 02.03.2022 tarih ve 2021/2242 Esas, 2022/3855 Karar sayılı ilamında; "...1-Bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre dahili davalı vekilinin tüm ve davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen 23.06.2015 tarihli kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.10.2018 tarih ve 2015/14519 E.-2018/8910 Karar sayılı ilamı ile maddi tazminat talebi yönünden davalılar yararına bozulmuş, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Mahkemece, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin anılan bozma ilamına uyulduğu ve bozma kapsamı dışında kalan manevi tazminat talebine ilişkin kesinleşen hususlar hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, manevi tazminat hususunda yeniden hüküm tesis edilerek, davalı ... aleyhine yeniden vekalet ücreti takdir edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10.10.2018 gün ve 2015/14519 E.-2018/8910 K. karar sayılı bozma ilamı uyarınca davacının, manevi tazminat talebinin bozma kapsamı dışında kaldığı ve kesinleştiği nazara alınarak kesinleşen istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm tesis edilmesi gerekirken anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı vekilinin tüm ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA," karar verimiştir.

D. Mahkemece İkici Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında manevi tazminat yönünden;

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 10/10/2018 gün ve 2015/14519 E.-2018/8910 K.sayılı bozma ilamı uyarınca davacının, manevi tazminat talebinin bozma kapsamı dışında kaldığı ve kesinleştiği nazara alınarak kesinleşen istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat yönünden(Geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri) Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02.03.2022 gün ve 2021/2242 E.-2022/3855 K. sayılı bozma ilamı uyarınca davacının maddi tazminata yönelik taleplerinin bozma kapsamı dışında kaldığı ve kesinleştiği nazara alınarak kesinleşen istemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Dahili davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil Kurum harçtan muaf olmasına rağmen kurum aleyhine harca hükmedildiğini, iş mahkemesinin görevli olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteseslsilen sorumluluğu sözkonusu olmayacağını, davanın esas yönünden reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, vekalet ücreti ve yargılama gideri hatalı hesap edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalıların sürücüsü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 46 ve 47 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91, 98 inci maddeleri, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 36 ncı maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3.Değerlendirme 1.Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yöntemin ise yedine incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; dahili davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.5502 Sayılı Yasa'nın 36 ncı maddesi uyarınca, dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu harçtan muaf olduğu halde, mahkemece, diğer davalılar ile birlikte harçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması doğru değildir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulamasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle dahili davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle dahili davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 4. bendinin "Davacı tarafından yapılan 171,80 TL peşin, başvuru ve ıslah harcının dahili davalı SGK hariç davalılardan; 2.236,35 TL bilirkişi, PTT ve sair giderlerin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde yeniden yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Trafik Hukuku 6098 sayılı TBK m. 54). Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu 1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu 1086 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 6100 sayılı Kanun K6098 md.46 K6111 md.59 K2918 md.91 K2918 md.98
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog