14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/180
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2020
NUMARASI: 2017/444 E. - 2020/244 K.
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı şirketin %10, ...'ın %15 oranında ortağı olduğunu, şirketin genel kurullarının genel olarak 3 yıllık dönemler için yapıldığını ve toplantılarda şirketin bilançoları ile mali kayıtlarının gereği gibi incelenmesine imkan verilmediğini, kar payı dağıtılmadan hesapların onaylanarak yönetim kurulunun ibra edildiğini, Bakırköy ... Noterliğinin 22.08.2016 tarihli ihtarıyla henüz toplanmamış olan 2015 yılı genel kurulunun toplanmasının istendiğini, yönetim kurulunca bu talebin yerine getirilmemesi üzerine İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/32 Esas sayılı dosyasında çağrı izni verildiğini, genel kurulun 20.03.2017 tarihinde yapıldığını, iyi niyet kurallarına aykırı şekilde kar payı dağıtılmaması nedeniyle müvekkillerinin kar payı alamadıklarını, bu nedenle kararların iptali ile kar payının hesaplanarak ödenmesi gerektiğini, çoğunluğun şirketteki gücünü kötüye kullanarak müvekkilinin haklarını uzun yıllardır engellediğini, genel kurulun 1, 2 ve 3 nolu kararlarına muhalif kalınarak olumsuz oy verildiğini, finansal tablo ve bilançoların gerçeği yansıtmadığını ve ibraların bu raporlar esas alınarak yapıldığını, uzun yıllardır davalı şirketin mali müşavirliğini yapan kişi tarafından hazırlanan raporun tarafız bir şekilde hazırlanmadığını, bu belgelere göre genel kurulun 5. maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibrasına karar verildiğini, ancak davalı şirketin 3 yönetim kurulu üyesinin toplam hissesinin %53 olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanamayacağını ileri sürerek, şirketin 20.03.2017 tarihli genel kurulunda alınan bilançonun onaylanmasına ve kar payı dağıtılmamasına ilişkin 3 nolu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu kararın iptaline, bilanço gereğince 2003 ile 2005 yıllarına ilişkin kar payının belirlenerek faiziyle birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; 1984 yılında kurulan ve tekstil alanında faaliyet gösteren aile şirketi niteliğindeki şirketin yasaya ve anasözleşmeye uygun yönetildiğini, 20.06.2012 tarihli genel kurulda davacı ...'ın yönetim kurulu üyesi olarak seçilerek 3 yıl için şirketi temsile yetkili kılındığını, genel kurulun her yıl yapılmasının zorunlu olmadığını, 2015 yılı genel kurulunun mahkeme kararı ile değil yönetim kurulu tarafından belirlenen gündemle toplantıya çağrıldığını, davacının iptalini istediği kararların genel kurul gündeminde olmadığını, gündemde olmayan ve genel kurulda karar alınmayan hususlarda iptal istediğini, kar payı talep haklarının zamanaşımına uğradığını, 20.03.2017 tarihinde yapılan 2015 yılı genel kurulunun gündem maddesinde kar dağıtımına ilişkin bir madde bulunmadığını, genel kurul toplantısında kar dağıtımına veya dağıtılmamasına ilişkin bir karar alınmadığını, divan oluşumunun genel kurula katılan ortakların oy çokluğu ile yasal nisaplar içinde yapıldığını, yönetim kurulunun yasaya uygun şekilde ibra edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "..Dava, davalı şirketin 20/03/2017 tarihli genel kurulda alınan 1, 2, 3, 4, 5 nolu kararlarının iptali istemine ilişkindir. 1 nolu gündem maddesi uyarınca divan başkanlığına ..., oy toplama memurluğuna ..., yazmanlığa ...'ın seçilmesine ve genel kurul tutanaklarının imzalanması için divan heyetine yetki verilmesine ilişkin karar yönünden; yukarıda yazılı olan bilirkişi kurulu raporlarında da belirtildiği üzere divan kurulu başkanlığına %25 oranında ortağı, oy toplama memurluğuna ve yazmanlığa da şirket ortaklarının oy çokluğu ile seçildiği görülmekte olup seçimin şirketin esas sözleşmesine ve TTK hükümlerine uygun olarak yapıldığı anlaşılmakla iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. 2 nolu gündem maddesi uyarınca şirketin yönetim kurulu tarafından hazırlanan 2015 takvim yılları yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin karar yönünden; 01/01/2015-31/12/2015 dönemleri yıllık faaliyet raporunun davalı şirketin temel faaliyetlerini gösterdiği, şirketin 2015 yılında 48.149,44-₺ kâr elde ettiği, faaliyet raporunda şirketi borca veya yükümlülüğe sokucu faaliyetin tespit edilmemiş olduğu, faaliyet raporunun oy çokluğu ile ibrâ edildiği, şirketi zarara uğratıcı faaliyetin tespit edilmediği, bu işlemin şirketin esas sözleşmesine ve TTK hükümlerine uygun olarak yapıldığı, ayrıca davacı taraf muhalefetinin neden kaynaklandığına dair tutanakta ve dosya içerisinde de herhangi bir maddi delil tespit edilememiş olması nedeni ile iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. 3 nolu gündem maddesi uyarınca 2015 yılına ait denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin karar yönünden; şirket denetçisi olarak 21/06/2012 tarihli olağan genel kurul toplantısında 3 yıllık süre ile ...'in belirlendiği ve aynı tarihli genel kurulda denetçinin oy birliği ile seçildiği, şirketin 2013, 2014 ve 2015 yıllarında bağımsız denetime tâbi olmak için zorunlu olan şartları sağlamadığından bu maddenin esas sözleşmeye ve TTK hükümlerine uygun olarak yapıldığından iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. 4 nolu gündem maddesi uyarınca 2015 takvim yılı bilançosu ve kâr-zarar hesaplarının kabulüne ilişkin karar yönünden; şirketçe gerçekleştirilen uygulamanın mâli mevzuat hükümlerine uygun hatta zorunlu olması nedeni ile iptalinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır. 5 nolu gündem maddesi uyarınca 2015 yılı çalışmalarından dolayı yönetim kurulunun ibrasına ilişkin karar yönünden; İbra, genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklamasıdır. Genel kurul bu kararı ile yönetim kurulu üyelerinin söz konusu dönemdeki işlemlerinin hukuka ve ortaklık açısından işin gereğine uygun bulduğunu beyan etmektedir. Genel kurul ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri sebebi ile sorumlu tutmayacağını açıklamaktadır. TTK md. 436/2 uyarınca şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamazlar ve yönetim kurulu üyeleri kendi ibra oylamalarında oy kullanamayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanamazlar. Öte yandan ibra oylamasında oy hakkından yoksun kişilerin oy kullanması tek başına alınan kararların iptali sonucunu doğurmaz. Kararın geçersiz kılınması için TTK md. 436/2 aykırı olarak kullanılan oyların kararın sonucunu etkilemiş olması gerekir. Diğer yandan TTK md. 436/1 uyarınca pay sahipleri kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı olduğu şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin müzakerelerde oy kullanamazlar. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde yönetim kurulu üyesi ...'ın oğlu ve %7 hissesi olan ...'ın yönetim kurulu üyesi ve 21/06/2012 tarihli genel kurulda yönetimde görevli imza yetkisi verilmemesi sebebi ile ibra oylamasına katılabilecekleri, 3 yönetim kurulu üyesi ... %25, ... %18 ve ... %10 hisse sahibi olmakla toplam hisselerinin %53 olması nedeni ile kalan %47'lik hisse sahiplerinin ibraya katılabilecekleri, %47'lik katılımda ibranın ancak %23,5 üzerinde bir oranla sağlanabileceği, bu durumda davacıların toplamda %25 hisse sahibi oldukları ve ibrâya ilişkin gündem maddesini onaylamadıkları dikkate alındığında yönetim kurulunun ibrası için sadece %22'lik onaylama yapılabildiği, bu nedenle yönetim kurulunun ibra edilmesi yönünde alınan kararın bu yönü ile iptalinin gerektiği anlaşılmakla.." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 20.03.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı kararının iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yönetim kurulu üyelerinin ibrasının yasaya uygun yapıldığını, müvekkili şirketin aile şirketi olduğunu ve ortakların akraba olduklarını, buna rağmen yönetim kurulu üyelerinin ibrasında yönetim kurulu üyelerinin oylamaya katılmaksızın yasaya uygun olarak oy çokluğu ile karar alındığını, TTK'nın oydan yoksunluk başlıklı 436/1.maddesindeki düzenlemeye göre pay sahibinin kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağının düzenlendiğini, hükmün kişisel anlamda pay sahibini ve belirli yakınlarını, maddi anlamda ise hukuki işlem ve uyuşmazlıkları kapsadığını, maddede altsoy ve üstsoya ilişkin olarak ibra ile ilgili herhangi bir kısıtlamaya yer verilmediğini, maddenin 2. fıkrası gereğince yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanabileceklerini, kaldı ki yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarına oy kullanmadığı, usul ve yasa gereğince yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin oy çokluğu ile ibra edildiğini, Mahkemenin hüküm fıkrasında bir kısım taleplerin reddine karar verilmesine rağmen davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine karar verilmediğini, harç ve yargılama giderlerinin tayininde kabul ret oranına dikkat edilmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.