44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/102 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEME: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2020
NUMARASI : 2017/540 E. - 2020/141 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin yıllardır bayan giyim tekstili alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, tüm marka ve endüstriyel tasarımlarını mevzuatın öngördüğü şekilde TPE nezdinde tescil ettirdiğini, bu anlamda 02-02 locarno sınıfında 05/02/2016 tarih ve ... tescil numarası ile tescilli "..." isimli tasarımın tescilli münhasır hak sahibi olduğunu, davalı tarafından müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli tasarımı ile iltibas yaratacak derecede birebir benzeyen ürünleri müvekkil tarafından kendisine herhangi bir hak tanınmaksızın veya arada herhangi bir lisans sözleşmesi olmaksızın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üretildiğini ve satıldığını, söz konusu ürünlerin ortalama bir tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede birebir benzediğini, davalı tarafın işbu eylemlerinin davacı müvekkilinin tescilli tasarımından doğan sınaî hakkına tecavüz etmekle kalmayıp aynı zamanda da haksız rekabete de yol açtığını, bunun tespiti amacıyla İstanbul 3. Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesi’nin 2017/54 D.İş, 2017/54 K. sayılı dosyasında keşif yapıldığını ve davalının "... Mah. ... Sok. No:... Osmanbey Şişli/İSTANBUL" adresindeki " ..." mağazasına ve davalının ürünlerinin perakende satışının yapıldığı dava dışı ... – ... ve Ortağı unvanlı mağazanın "... Mah. ... Sk. No:... Bakırköy/İSTANBUL" adresine gidildiğini ve davaya konu taklit ürünlerin satışının yapıldığı tespit edildiğini, değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporunda; tespite gidilen ikinci adreste (Bakırköy) satışta olduğu görülen ürün ile, tescilli tasarımın aynı ürün grubunda oldukları, model, stil anlayışının, kalıp, detay, kumaş özelliklerinin aynıya yakın benzer şekilde uygulandığının tespit edildiğini, davalının, davaya konu ürünlerin, ticari amaçlar için piyasaya sunulduğunu, tüketiciye arz ettiğinin sabit olduğunu, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK'nın "Tasarım hakkının kapsamı" kenar başlıklı 17. Maddesi gereği tasarım tecavüzünün oluştuğunu, tasarım hakkının ihlalinden doğan tazminat taleplerinin 554 sayılı KHK'nın 52/b hükmüne (Tasarımdan doğan hakka tecavüz edenin, tasarımı kullanmakla elde ettiği kazanca göre) dayalı olduğunu belirtmiş, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla endüstriyel tasarıma yönelik tecavüz nedeniyle 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesinin talep etmiştir.
CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının ... tescil numaralı endüstriyel tasarımın 'Şal yaka model' olarak bilinen, davacının tescil tarihinden (05/02/2016) önceki senelerde gerek tesettür giyim sektöründe gerekse diğer bayan giyim sektöründe yaygın olarak kullanılan harcı alem bir model olduğunu, bu model ve benzerleri ...., ...com, ...com ve benzeri bir çok ünlü giyim sitesinde mevcut olduğunu, buna ilişkin örnek görsellerin dosyaya sunulduğunu, yapılacak inceleme ile birçok internet sayfasının arşiv fotoğraflarında davalı adına tescil edilmiş olan tasarımın birebir aynıları ve ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin davacının tescil tarihi olan 05/02/2016 tarihinden çok önce piyasaya sunulmuş olduğunun görüleceğini söz konusu tasarımın tescil koşullarını sağlamamasına rağmen YİDK tarafından gerekli ve yeterli incelemeye tabi tutulmaksızın tescile konu edildiğini, tasarımın korunabilmesi için gerek 554 sayılı KHK'da ve gerekse 6769 sayılı Kanun'da "yeni" ve "ayırt edici olması" gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/11-209 E. 2013/399 K. 27/03/20113 tarihli ilamında ve Yargıtay kararlarında da bu hususun yer aldığını, davaya konu tasarım ayırt edici niteliğe sahip olmadığından gerek 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de gerekse 6769 sayılı Kanunda belirtilen tescil koşullarını taşımadığından korunmadan faydalanması mümkün olmadığını, davacı adına tescilli tasarım incelendiğinde kap formatında, yakası dışında her hangi bir aksesuar ve detayı olmayan bir tasarım olduğunun açıkça görüldüğünü, tasarımın piyasada var olan şal yaka kaplardan ayıran yeni bir özelliği veya her hangi bir ayırt edici detayı olmadığından tescile ilişkin korumadan faydalanamayacağını, piyasada hiçbir tasarımcı tescil etme gereği dahi duymaksızın marka ismi veya anonim olarak moda sitelerine koyduğunu ve satışa sunduğunu, piyasada yenilik ve ayırt edicilik özelliği olmayan bir modelin tescil edilmesi iyi niyetli bir davranış olmadığını, piyasada tekel olup haksız kazanç sağlama amacıyla yapıldığını, davalı müvekkiline ait şirkette yapılan delil tespitinde, davacı taraf adına tescilli tasarıma benzer ürün bulunmadığını, bilirkişilerce hazırlanan raporda açıkça "tespite gidilen birinci adreste (Osmanbey); tespit talep dilekçesinde yer alan Endüstriyel Tasarım Tescil Kaydı olan; ... numaralı, 05/02/2016 tescil tarihli, UZUN CEKET ibareli tescilin benzerinin bulunmadığı" şeklinde belirtildiğini, davaya konu tasarımın davalı müvekkili tarafından üretildiğine ilişkin somut her hangi bir delilin de bulunmadığını, davacı tarafça da davaya konu tasarımın müvekkil firma tarafından üretildiğine veya satıldığına ilişkin her hangi bir kanıtın da sunulamadığını, ...'e ait işyerinde yapılan tespitte bulunan ürünlerin müvekkil şirketle ilgisi olduğu yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, ...'e ait işyerinde yapılan tespitte bulunan ürünler üzerindeki etiketlerin müvekkil firmaya ait ürünlerdeki etiketlerle aynı olduğu yönündeki değerlendirmeye katılmadıklarını, söz konusu etiketlerin başkaları tarafından kullanılabileceği göz önüne alındığında etiketlerin eldeki davada delil niteliği olamayacağının açık olduğunu, öte yandan davaya konu tasarım ile müvekkilin ürettiği iddia edilen tasarımın benzediğine ilişkin değerlendirmeleri de kabul etmediklerini, tespit sırasında ele geçirilen ürün, davacı tasarımdan ayırt edici özellikler taşıdığından "yeni" bir tasarım olduğunu, delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda genel ifadelerle "..ürünlerin model, stil anlayışlarının kalıp, detay, kumaş özelliklerinin aynıya yakın benzer olduğu..." şeklinde yapılan değerlendirmeye itibar edilemeyeceğini, soyut ifadelerden oluşan iki satırlık bu değerlendirme ürünlerin somut olarak hangi noktalarda benzer veya farklı olduğunu ortaya koymaktan uzak yetersiz ve netice itibariyle somut olaya aykırı gerçek dışı bir değerlendirme olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmeyi kabul etmediklerini, davacı tarafın kötü niyetle piyasaya da yaygınlaşmış modelleri tescil ettirerek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, incelemesiz sistemden yararlanmak sureti ile kamuya mal olmuş tasarımları adına tescil ettirerek haksız olarak maddi kazanç elde amacıyla hareket ettiğini belirtmiş davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacının tasarım tecavüzüne dayalı açmış olduğu maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 5.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının tasarım tecavüzüne dayalı açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, takdiren 3.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hüküm kısmının 5/a-b bendinde; avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca tecavüz talebi, maddi tazminat, manevi tazminata ilişkin hesap olunan belli miktarlar üzerinden karşı vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak davalı tarafın vekili 29.07.2019 tarihinde vekillikten istifa dilekçesi sunmuş olduğundan ve davalı tarafın avukatla temsili söz konusu olmadığı halde, karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin kanuna ve ahlaka aykırı olduğunu,Dosyada bilirkişi incelemesi sonrasında karşı tarafın ticari defterlerini dosyaya sunmamış olmasından dolayı tazminat taleplerinin TBK 50. maddesi kapsamında değerlendirilmiş olup, bu yönüyle hükmedilen tazminat miktarının hakkaniyete uygun olmayıp ticaretin olağan akışına ve davalının iş hacmine ve karlılık oranlarına aykırı belirlenen tazminat miktarı nedeniyle kararın bozulması ve davanın tam kabulü gerektiğini,Müvekkili şirketin uzun yıllardır bayan giyim sektöründe alanında faaliyet gösteren bir firma olup; tüm marka ve endüstriyel tasarımlarını mevzuatın öngördüğü şekilde TPMK nezdinde tescil ettirildiğini, bu anlamda dava konusu 02-02 locorno sınıfında 05.02.2016 tarih ve ... tescil numarası ile tescilli ‘UZUN CEKET’ ürünlerinin tasarımında münhasır hak sahibi olduğunu,Davalı tarafından müvekkilinin Türk Patent Nezdinde tescilli tasarımı ile iltibas yaratacak derece birebir benzeyen ürünleri müvekkili tarafından kendisine herhangi bir hak tanınmaksızın veya arada herhangi bir lisans sözleşmesi olmaksızın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üretip sattığını, söz konusu ürünlerin bilgilendirilmiş bir tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede birebir benzediğini,Davalı tarafın işbu eylemlerinin, davacı müvekkilin tescilli tasarımından doğan sınai hakkına tecavüz etmekle kalmayıp aynı zamanda da haksız rekabete yol açtığını,İlk derece mahkemesine ibraz edilmiş bilirkişi raporunda da bilirkişice yapılan değerlendirme neticesinde bilirkişi heyetinin ihtimalli ve seçenekli değerlendirme yaptığını, buna göre 2-3 renk ve renk başına 250-300 adet üretilmek üzere 700-900 adet arası bu üründen üretilebileceğinin belirtildiğini, ancak davalı aleyhine ikame edilen İstanbul 1. FSHHM’ nin 2018/454E sayılı dava dosyasının incelenmesi neticesinde; davalı, müvekkiline ait ürünün bu kez ... MARKA ETİKETİ ile piyasaya sürüldüğünü ve bu hususun İstanbul 1. FSHHM’ nin 2018/175 D.İş sayılı dosyası üzerinden tespit edildiğini, nitekim davalının bu davadaki savunmasında derdestlik iddiasında bulunarak davalı tarafından üretilen davaya konu tasarımların aşiyan marka etiketli olarak satmış oldukları ürünlere ilişkin işbu davanın açılması üzerine söz konusu eylemlerine pure marka etiketli ürünler üzerinden devam ettiklerini ikrar ve kabul ettiklerini, davalının söz konusu ceket üretimlerini 5 farklı renk seçeneği üzerinden üretilmekte olduğu ileri sürülmesine rağmen bilirkişi raporunda hangi gerekçeyle 2-3 renk üzerinden hesaplama yaptığının anlaşılamadığını, Bu halde dahi raporda hesap edilen kazanç miktarının en az ürün üzerinden 2 renk ve 250 adet üzerinde toplam 500 adet üretilebileceği ve x 180 TL fiyat ile 90,00TL satış olabileceği %20 karlılık ile 18.000TL bir kazanç elde edebileceği, standart olarak ise en fazla 32.400TL olacağı tespit edilmişken yerel mahkemenin 5.000 TL maddi 3.000 TL manevi tazminata hükmetmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Konuya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/5138E 2017/7221K 13.12.2017 tarihli kararında ‘Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tespit raporunda görseline yer verilen davalı tasarımı ile davacının tasarımının kullanıldığı kesin ürün adedinin tespit edilemediği,
TBK 50 ve 51. Maddesi gereğince davacı şirketin büyüklüğü ihracat potansiyeli kullanılan tasarımı olan talep gereğince dikkate alınarak takdir edilen 7.000TL maddi tazminat ile 6.000TL manevi tazminatın uygun olduğu….’ hükmü kurulmuş olup dava konusuna emsal teşkil ettiğini,Yukarıda açıklanan sebeplerden de görüleceği üzere; yerel mahkemece takdir edilen tazminat miktarı belirlenirken somut koşulların dikkate alınmadığını ve hakkaniyetin gerektiği ölçüde tazminat miktarına hükmedilmediğini, dosyada mübrez olan bilirkişi raporuyla da davalının işbu eylemlerinin müvekkiline ait tescilli tasarıma yönelik haksız rekabet teşkil ettiğinin sabit olduğunu, takdir edilen tazminat miktarının müvekkilinin zararını karşılamadığını,Kendisini bir vekil ile temsil ettirmeyen davalı lehine vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, endüstriyel tasarıma tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen karar davacı yanca istinaf edilmiştir. 6100 sayılı HMK 341/2. maddesinde miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar hakkındaki kararların kesin olduğu ve istinafa konu edilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiş; üç bin liralık kesin sınırı, HMK'nın Geçici 1. maddesi hükmü gereğince 2020 yılında verilen kararlar için ise 5.390,00 TL olarak belirlenmiştir.Somut olayda; davacı vekili reddedilen 5.000 TL maddi tazminat miktarı yönünden istinafa gelmiş olup, verilen karar miktar yönünden kesindir. Miktar olarak kesin olduğu yasada açıkça belirtilen bu karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulamaz. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Diğer yandan davacı dava dilekçesinde yalnızca maddi tazminat talebinde bulunmuş, daha sonra sunduğu ıslah dilekçesi ile 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş, Mahkemece bu talebin kısmen kabulü ile 3.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, bu karar reddedilen tazminat miktarı yönünden istinaf edilmiş ise de; gerek tespit raporu gerekse dosyaya mübrez bilirkişi raporunda, dava dışı üçüncü kişiye ait iş yerinde tespit olunan ve davalının etiketlerini taşıyan ürünler ile davacı adına tescilli ... sıra nolu "uzun ceket" isimli endüstriyel tasarımın karşılaştırmasında, davacıya ait tasarımın "yenilik" ve "ayrıt edici özellikleri" taşıdığı, davalı etiketini taşıyan ürünlerin ... nolu tescilli tasarım ile ayniyet derecesinde benzer olduğu, farklılıkların yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar davacı ürünlerin kendilerine ait olmadığı savunmasında bulunmuş ise de üçüncü kişinin davalıya ait etiketi üreterek ürünlerinde kullanmasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı ve davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği, bu nedenle davalı eyleminin tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiği, ihlalin boyutuna ve somut olayın özelliklerine göre hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Ancak, Mahkemece her ne kadar davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, kendisini bir vekil ile temsil ettirmeyen davalı lehine vekalet ücreti verilmesinin hatalı olduğu anlaşıldığından, bu nedenle hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin maddi tazminat yönünden yaptığı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341/4. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nın 352/1/b. maddesi gereğince usulden reddine, manevi tazminat yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddine, ancak vekalet ücreti yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre kabulüne, bu sebeple İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.