44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/62 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1.fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 23/09/2020
NUMARASI : 2016/114 E. - 2020/231 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2010 12930 kod numaralı "..." ibareli markanın müvekkilleri adına tescilli olduğunu, davalı ... A.Ş’nin www...com adlı internet silesi üzerinden sahte ürün sattığını, Söz konusu ürünlerin sahte olduğunun; Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/51 D. iş sayılı dosyası, İstanbul Anadolu FSHC Mahkemesi'nin 2016/76 E. Sayılı dosyası, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımın 2016/12661 Soruşturma Numaralı dosyası ile tespit edildiğini, sahte ürün satışlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2016/12661 Soruşturma Numaralı dosya kapsamında davalı ... şirket yetkilisinin dinlendiğini, ilgili şahsın 2015 yılı için ürün alımının ... Tic. Ltd. Şti’den yapıldığını beyan ettiğini, Müvekkillerinin uğradığı zararın tazmini ve zararın sorumlusu 3. Kişilerin tespitini, marka hakkına tecavüz tüllerinin durdurulmasını, davacı şirket adına tescilli ve tanınmış "..." markasıyla sahte ürün sattığı iddiasıyla marka hakkına tecavüz kapsamında şimdilik 100.000 TL belirsiz alacak davası olduğunu, marka hakkına tecavüzün devamını önlemek amacıyla tedbirlerin alınmasını, el konulan sahte ürünlerin imhasını talep ve dava etmişlerdir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Diğer davalı şirket yetkilisi tarafından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosunun 2016/12661 sor. nolu dosyasına verilen ifade tutanağında ürünleri tedarikçi firma ... Tic. Ltd. Şti tarafından sağlandığı İddiası üzerine davacı tarafından iş bu davanın müvekkiline karşı İkame edildiğini, Oysa ki; diğer davalı ... Tic.A.Ş ile davalı müvekkili arasında akdedilen tedarikçi sözleşmesinin 24.08.2015 tarihli olduğunu, bu tarihten Önce diğer davalı ... Tic.A.Ş ile davalı müvekkili arasında sahte olduğu tespit edilen ürünlerle ilgili hiç bir ticari faaliyet söz konusu dahi olmadığını, taraflar arasında akdedilen tedarikçi sözleşmesinden önceki dönemlerde hiç bir şekilde ürün alım ve satışı gerçekleşmediğini, akdedilen 24.08.2015 tarihli tedarikçi sözleşmesinden sonra taraflar arasındaki İlk alım satımın 04.01.2016 tarihli olduğunu, müvekkili tarafından tedarik edilen ürünlerin sahte olduğuna dair dava dosyasında herhangi bir tespitin mevcut olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket nezdinde satışı yapılan sahte herhangi bir urun tespit edilmemiş olup davacının başkaca kişiler nezdinde yapılan tespitlere dayanarak tazminat talep etmesinin hukuki dayanağının bulunmadığını, davacının dilekçesinde Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/51 değişik iş sayılı dosyası kapsamında Gaziantep’te ... isimli bir işyerinde keşif yapılmak suretiyle ürün tespit edildiğini ifade ettiğini,buna ek olarak ... isimli kişinin îstanbul Ataşehir’deki adresinde 4 adet ürün tespit edildiğini, müvekkili şirketin işyerinde ya da onunla bağlantılı herhangi bir yerde tespit edilen bir ürün bulunmadığını, bir takım alış faturaları sunulduğunu ve fakat ne savcılık nezdindeki araştırmada ne de başkaca bir dosya kapsamında müvekkili şirketin aldığı ve sattığı ürünlerin sahte olduğuna dair bir tespitin mevcut olmadığını tazminat talebinin de sahte ürün satıldığı varsayımına dayandığını,davacının talebinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, müvekkili Şirket yönünden davanın reddi kararı verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Her İki Davalı Yönünden Açılan Davanın Ayrı Ayrı REDDİNE" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin davanın kabulü için koşul olarak öne sürdüğü 'marka hakkının bu davalılarca ihlal edildiğine ilişkin her türlü şüpheden arınmış somut delil bulunmadığı' hususunun dava konusu olayın gerçekliğinden uzak olduğunu,
16/08/2016 tarihli bilirkişi raporunda; yanında yıldız bulunan, süper hızlı kargo ibareleri ve çeşitli indirimlerle ürünlerinin fotoğraflaması yapılan ürünlerin büyük çoğunluğunun tedarikçisinin ... olarak belirtildiğini, soruşturma dosyasındaki görsellerden keza Gaziantep 3.asliye Hukuk Mahkemesinde yer alan ürünler ile Orijinal ürünlerin incelenmesinden hareket ile davacıya ait tescilli markanın iktibas (aynen taklit) edilmesi suretiyle kullanıldığı ürünlerde, marka hakkına tecavüz fiili işlendiğinin tespit edilmiş bir husus olarak ortada olduğunu, başka hiç bir e-ticaret platformunda satış olmadığı ve yine mahkeme kararında davalı süper petrol dışında başkaca kişiler tarafından da müvekkilin markası ve ürünün taklidi suretiyle üretilen ürünlerin satılığı da Mahkemece yazılan ayrı bir gerçek olarak değerlendirildiğini, bilirkişilerin hazırlamış oldukları raporlar kapsamında davalı ... ticari kayıtlarında ne kadar sahte ürün satıldığı ve dolayısıyla davalı ...'in ne ölçüde haksız ve hukuksuz eyleme ön ayak olduğu açık şekilde tespit edildiğini, buna rağmen ilk derece mahkemesinin davalı ...'in sahte ürün sattığına ve de bu eyleminin yaklaşık 5 yılı aşkın süredir yıllara sari şekilde sürdürmesine rağmen ispatlanamadığını gerekçesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını beyanla kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, davacı'nın istinaf dilekçesinde yer alan iddiaların hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, Gaziantep'de yerleşik iş yerinde tespit edilmiş sahte ürünlerin müvekkil şirket tarafından satıldığı şeklinde ki uydurma iddiaları ile huzurdaki davayı ikame ettiğini, ... tarafından sahte ürün satışı yapıldığına ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığını, ... isimli kullanıcının "www.....com" sitesinde satış yaptığını ve ... isimli satıcının sattığı ürünlerin sahte olduğunun değerlendirilebileceği ancak bu değerlendirmenin de ... isimli satıcının yaptığı tüm satışların taklit üründen ileri geldiği ve bu satışların gerçekleştiği platformlardan birisinin de davalı ...'e ait olduğu sonucuna ulaşmanın sunulu delillere göre mümkün olmadığı hususunun da tespit edildiğini beyanla, haksız olan davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davacıya ait "..." ibareli markanın taklit ürünler üzerinde kullanıldığı iddiasına dayalı marka haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindirDava tarihine göre somut uyuşmazlığın 556 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir. 556 Sayılı KHK'nin 61/c.maddesinde; "Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için gümrük bölgesine yerleştirmek, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutmak veya ticari amaçla elde bulundurmak." marka hakkına tecavüz sayılan fiiler arasında gösterilmiştir. Bu hüküm “ayırt edilemeyecek kadar benzer” olan yani “taklit” markayı taşıyan malların üçüncü kişiler tarafından ticari amaçla elde bulundurulması ya da bu mallar üzerinde ticari amaçla tasarrufta bulunulması hâlinde uygulanabilir. Somut olayda, davalı ... şirketinin www...com alan adlı “e-ticaret” sitesinin sahibi olduğu, bu site üzerinden satıcı sıfatıyla doğrudan kendisi ürün ve hizmet satışı yaptığı gibi aynı zamanda aracı hizmet sağlayıcı sıfatı ile diğer üçüncü kişi tacirlere de ürünlerini tüketicilere satmaları için gerekli alt yapı ve platformu sağladığı, davalıların davacıya ait markayı kullanarak taklit ürün sattığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de kararın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmıştır.Şöyle ki; davalı ... şirketinin www.....com alan adlı “e-ticaret” sitesinde "..." markalı ürün sattığı sabit olup, bu davalı hakkındaki soruşturmanın İstanbul CBS'nın 2016/12661 Soruşturma sayılı dosyasından verilen yetkisizlik kararı ile Büyükçekmece CBS'nın 2016/ 92131 soruşturma sayılı dosyasına kaydedildiği, bu soruşturmanın akıbetinin araştırılması gerektiği, ayrıca davacı şirketin tek satış yetkilisi firmanın ... LTD. ŞTİ olduğu buna karşın davalı tarafından satılan ürünlerin bir kısmının yetkili satıcı firmadan temin edildiği ancak bir kısım satılan ürünlerin ise diğer davalı ... ve dava dışı başkaca firmalardan satın alındığı hususu ile 556 sayılı KHK nın 13. maddesindeki "Tescilli bir markanın tescil kapsamındaki mal üzerine konularak, marka sahibi tarafından veya onun izni ile Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili fiiller marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalır." şeklindeki yasal düzenleme birlikte gözetildiğinde; satışı yapılan bir ürünün taklit olup olmadığı belirlenirken teknik inceleme dışında gerekirse ürünün tedarik zinciri ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi yoluyla satılan ürünlerin hak sahibi davacı tarafından yada yetkili kıldığı firma tarafından piyasaya sunulup sunulmadığının belirlenmesi gerekir. Somut olayda, davalı ... ve diğer davalı ... şirketinin ürün alımı yaptığı firmalar ve faturalarının incelenmesi, satışı yapılan ürünlerin piyasaya sunumundan satışa konulmasına kadar aradaki tedarik zincirinde kopukluk olup olmadığının tespiti ve soruşturma dosyasının akıbeti birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği esasa ilişkin bu deliller toplanmadan karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.