44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2505
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 08/01/2020
NUMARASI: 2018/451 E. - 2020/12 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'nin 1970 yılında kurulan dünyanın en büyük kimya firmalarından biri olduğunu, diğer müvekkili .... İsviçre'de kurulu şirketlerden biri olduğunu, ... şirketler grubunun Türkiye'de ... Limited Şirketi unvanlı bir iştirakının bulunduğunu, bu iştirak şirket ile davalı arasında 27/04/2015 tarihli bir ortak girişim sözleşmesi ile ...Limited Şirketi (...) unvanlı bir ortak girişim kurulduğunu ve ortak girişim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı şirkete yalnızca ...'nin menfaatleri doğrultusunda ... grup markalarını kullanma yetkisi verildiğini, marka tescili yapılmaması için de bir takım düzenlemeler yapıldığını, ancak hem davalı şirketin hem de ...'nin ... grup markalarını kendi adına tescil ettirmesi nedeniyle ortak girişim sözleşmesi davalı şirket tarafından haksız olarak feshedildiğini, bu durumun öğrenilmesi ile müvekkillerinin davalı şirkete ihtarname çektiğini, ancak ihtarname cevabında markada yalnızca müvekkillerine ait "..." değil aynı zamanda "..." ibaresinde yer aldığını, ... ait markaların tescili konusunda gecikme yaşanmaması için marka tecillerine bir önlem olarak başvurulduğunun beyan edildiğini, süreci takiben davalı tarafından çözüm odaklı herhangi bir girişimde bulunulmadığını, davalılar ile müvekkilleri arasında SMK m.6/2 gereği ticari ilişki bulunduğunu, davalının, ortağı bulunduğu bir şirketin ticaret unvanının çekirdek unsurunu ve müvekkillerden ... adına tescilli ... markalarını kendi adına tescil ettirdiğini, davalının ortağı olduğu bir şirketin ticaret unvanının çekirdek unsurunu ortaklık ilişkisini istismar edecek şekilde kendi adına tescil ettirmiş olmasının davalının kötü niyetini somut şekilde ortaya koyduğunu, dava konusu markaların, müvekkiline ait markalara ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkili şirketlere ait markaların ile aynı benzer sınıfları kapsayacak şekilde tescil ettirildiğini, davalı tarafından tescile konu edilen "..." ibareli markaların, davalı ile müvekkili şirketlerin ortak olarak kurduğu ... ticaret unvanı olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların özellikle ilgili sektörde tanınmış markalar olduğunu, sınıf ayrımı yapılmaksızın korunması gerektiğini, hükümsüzlüğü talep edilen davalı adına tescil olan ... markasının ilgili sektörde herkes tarafından kullanılan bir ifade olduğunu ve bu anlamda marka olarak tescil edilebilecek ifade olmadığını belirterek ... tescil nolu "...", ... tescil nolu "... şekil" ve... no'lu " ..." markalarının 3.kişilere devrinin önlenmesini devrin sicile kaydının hüküm kesinleşinceye kadar önlenmesini ve markaların davalı tarafından kullanılmasının engellenmesi suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2015 yılında ortak girişim sözleşmesi akdedildiğini ve "... " unvanlı bir şirket kurulduğunu, davacı şirket yetkililerine ortak şirkete ait olacak şekilde markaların tescil ettirilmesi gerektiğini aksi halde üçüncü kişiler tarafından kötü niyetli başvurular olabileceğinin belirtildiğini, ancak davacı tarafın harekete geçmemesi nedeniyle ilgili markalar için başvuruların yapıldığını, davacı tarafından gönderilen ihtarname ile dava konusu markaların kendilerine devrinin gerçekleştirilmesini talep ettiklerini, ancak devrin her iki şirketin ortak girişimine değil, davacı tarafa devrinin istenmesinin haksız olduğunu, bu konu ile ilgili olarak davacı tarafından herhangi bir cevap verilmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından markaların ortak girişime devri için girişimde bulunulduğunu ancak davacı tarafın ortak girişimde çoğunlukta olması nedeniyle devri tek başlarına gerçekleştiremediklerini, davacı tarafından ortak girişim kapsamında kurulan şirket ile akdedilen lisans ve acentalık sözleşmelerinin feshedildiğini ve bu nedenle şirketin faaliyetlerini yürütemez hale geldiğini, üçüncü kişilerin kötü niyetli girişimlerine karşı korunması gereken dava konusu markaların söz konusu şirkete devrinde bir menfaatinin bulunmadığını ve markaların sicilden terkini için başvuruda bulunulduğunu belirterek davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; " 6100 Sayılı HMK m. 331 "1-Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder hükmünü haizdir. Bu bakımdan davalının davacının öteden beri gerçek hak sahibi olarak kullandığı markasını açık bir rıza olmaksızın, aralarındaki ortaklık sözleşmesine güvenerek tescil ettirdiği, haksız olduğu anlaşıldığından yargılama giderlerinden sorumlu olması gerektiği, " gerekçesi ile görüşüne varılmış olup, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı lehine vekalet ücreti ve mahkeme masrafına hükmedilmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacılar tarafından açılan davada ... tescil numaralı üç adet markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep edildiğini, müvekkili söz konusu markaları sicilden terkin ettiğini, bu nedenle de davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiğini, müvekkilinin davacıya vekalet ücreti ve yargılama gideri ödemesinin usule uygun olmadığını, ... ve ... firmaları arasında 2015 yılının Nisan ayında bir ortak girişim sözleşmesi akdedildiğini ve "..." unvanlı bir şirket kurulduğunu, ... yetkililerine bu şirkete ait olacak şekilde ... ibareli markaların tescil ettirilmesi gerektiğini, aksi halde üçüncü kişilerin kötüniyetli başvuruları olabileceğinin belirtildiğini, ancak karşı taraf harekete geçmeyince, koruma amaçlı olarak ilgili markalar için başvuru yapıldığını, Davacılar Beyoğlu .... Noterliğinin aracılığıyla keşide ettikleri 24.04.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile, ... numaralı markaların geri çekilmesini veya markaların Davacılardan ... devredilmesini talep ettiklerini, Beşiktaş .... Noterliğinin 23.05.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, tabi ki ... ortak girişim ilişkisinde olduğu ... ait markalardan haksız yararlanma amacının olamayacağı ancak ... ibaresini de içeren bir markanın Davacılara devredilmesi talebinin haksız olduğu belirtilerek, bir çözüm bulmak adına toplantı yapılması talep ettiklerini, davacıların bu talebe cevap vermediklerini, ancak ortak girişim sözleşmesinin ... sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sona erdirilmek zorunda kalması üzerine, ... ortak girişim kapsamında kurulan ... Ticaret Ltd. Şti. ile akdedilen lisans ve acentalık sözleşmelerini feshetmiş ve bu nedenle şirket faaliyetini sürdüremez hale geldiğini, ..., şirketin feshi yönünde karar alınması talebini, 10 Ekim tarihinde taraflarına ilettiğini, bunun üzerine ... ilgili markaların sicilden terkini için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin iyi niyetli davrandığını, davacıların kötü niyetli ve haksız olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile haksız olarak dava açıldığını, davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kararın kaldırılmasına ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesin talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, 6769 sayılı SMK kapsamında markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini davasıdır. TPMK'ya ait müzekkere cevabında dava konusu .. tescil nolu "...", ... tescil nolu "... şekil" ve ... no'lu "... " markalarının tescilden geri çekildiği belirtilmiştir.Mahkemece dava konusu markaların tescilden geri çekildiği davalının davacının öteden beri gerçek hak sahibi olarak kullandığı markasını açık bir rıza olmaksızın aralarındaki ortaklık sözleşmesine güvenerek tescil ettirdiği, haksız olduğu bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olduğu gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına ve davacı lehine vekalet ücretine mahkeme masrafına hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK m. 331."Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." hükmüne haizdir. Somut olayda dava konusunun markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davası olduğu, dava tarihinin 02/10/2018 tarihi olduğu, Beyoğlu .... Noterliğinin 24/04/2017 tarihi ... yev.nolu ihtarnamesinde ile davacılar tarafından davalının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1 ay içinde TPE nezdinde işlem gören markaların geri çekilmesi ve başvurunun geri çekildiğine ilişkin dilekçenin bir nüshasının taraflarına gönderilmesi veya söz konusu marka başvurusu ve/veya markaların müvekkillerden ... devredilmesinin istendiği, davalı tarafından Beşiktaş .... Noterliğinin 23/05/2017 tarih ... yev.nolu ihtarname ile ihtarnameye cevap verildiği, kötü niyetli 3.kişilere karşı hak kaybı yaşanmaması için markaların tescil ettirdiği, markanın devrinin ... ibareli markaların ortak girişimi değil ... devrinin istenmesinin haksız olduğunun belirtildiği dava açıldıktan sonra dava konusu markaların başvurusunun geri çekildiği, davanın konusuz kaldığı davacılar tarafından daha önce çekilen ihtarname ile markaların geri çekilmesi istenmesine rağmen dava açıldığı tarih itibariyle markaların geri çekilmediği, davalının dava açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından HMK 331.mad.göre vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu olduğundan mahkemece davacılar lehine vekalet ücretine ve mahkeme masrafına hükmedilmesi hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.