14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/160
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/10/2020
NUMARASI: 2018/1051 E. - 2020/546 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... Mob. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki satım ilişkisinde müvekkilince toplam 287.734,66 TL emita satılarak teslim edildiğini, alıcının da toplam 284.503,76 TL bedelli 24 adet müşteri çekini ciro ederek müvekkiline teslim ettiğini, çek ile yapılan ödemelerin mahsubu sonrası müvekkilinin kayden 3.230,90 TL alacağı kaldığını, ciro edilen 24 adet çekten, 20 adedinin keşide tarihlerinde davalı bankaya ibraz edildiğini, ödenmiş olan çeklerin fiziki olarak elinde bulunduran davalı bankanın bu çekleri Tuzla ilçesindeki arşivinde sakladığını, saklanan çeklerin davalı bankanın arşivlerinden çalındığı ve çekleri ele geçiren kötü niyetli kişilerin çeklerde tahrifat yaparak çekleri yeniden tedavüle soktuklarını, takas işlemini yapan davalı bankanın çeklerin arkasına, çek bedelinin ödendiğine ilişkin açıklama yazmaması nedeniyle, arşivden çalınan çeklerin fiziki görünümleri itibariyle önceden ibraz edilerek ödenmiş çeklerden olduğunun anlaşılmasının mümkün olmadığını, bankanın ihmali ile ödenen çeklerin kötü niyetli kişiler tarafından tekrardan tedavüle sokulabildiğini, bu işlemlerle müvekkilinin 222.733,16 TL zarara uğratıldığını ileri sürerek, şimdilik 25.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili bankanın arşiv merkezinde muhtelif yıllara ait tahsil edilen ve işlemleri tamamlanmış çeklerin saklandığını, ancak bazı çeklerin yerinde olmadığı anlaşılması üzerine suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca tüm finansal kurumlara yazı yazılarak çeklerin arşiv merkezinden çalındığı ve keşide tarihi değiştirilerek yeni çek gibi ibraz edilebileceği belirtilerek, ibraz halinde çeklerin alıkonulması gerektiğinin bildirildiğini, anılan yazının 06.02.2018 tarihinde ... Bankası A.Ş. ile diğer bankalara bildirdiğini, ancak davacının bu çekleri araştırma gereği duymadığını, kendi bankasından dahi çeklerle ilgili herhangi bir bilgi alma gereği görmeden çekleri kabul ettiğini, müvekkilin çalınan çeklerle ilgili olarak üzerine düşen yasal gereklilikleri süresinde yerine getirerek suç duyurusunda bulunduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği zararın hiçbir araştırma yapmadan çekleri kabul etmek suretiyle ve tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını, savcılık tarafından yazılı bildirim yapılmasına rağmen çeklerle ilgili takas işlemlerini yapan ... Bankası AŞ.nin kusurlu davrandığından davanın ihbarı gerektiğini, her halükârda müvekkilin çek bedellerinin toplam tutarından sorumlu olmadığını, davacının kendi kusuru ve ihmali ile sebep olduğu zararı nedeniyle müvekkil bankadan manevi tazminat talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan ... Bankası A.Ş. vekili beyanında; müvekkil bankanın davada taraf olmadığını ve müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceği belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava, davalı katılım bankası elindeyken çalınan ve tahrifat yapılmak suretiyle piyasaya sürülen çeklerden dolayı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı katılım bankası, elektronik takas sisteminde tahsil ederek müşteri hesaplarına geçtiği dava konusu çek asılları üzerinde, çekin takas işlemine konu olduğuna dair herhangi bir kayıt koymamıştır. Bu konuda basiretli davranması gereken banka, tahsil edilen çekin üzerine kaşe olarak 'Takas Odası Tahsil' ibaresini basması veya çek arkasına 'Tahsil Edilmiştir' ibaresini yazması gerekirken, göstermesi gereken özeni göstermemek itibariyle ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Davacı taraf ise, her nekadar fatura karşılığı çekleri almış ise de, farklı vadelerde olan çekler için fiyat farkı uygulamadığı görülmüştür.
Davalı taraf tahsil için ... Bankası Perpa Şubesi'ne verdiği 25.02.2018 keşide tarihli çeke bankaca 22.01.2018 tarihinde vurulan meşruhat ile davacının çekleri aldığı kişilerin hukuka aykırı davranış gösteren kişiler olduğunu öğrenmiş kabul edileceği, bu durumda davacı tarafından kesilen 12.12.2017, 22.12.2017, 28.12.2017, 30.12.2017 ve 25.01.2018 (25.01.2018 tarihi her nekadar 22.01.2018 tarihinden sonra ise de, ilgili fatura için çek tahsilat makbuzunun 18.01.2018 tarihi olduğu Vergi Usul Kanunu 251, f.5 maddesi uyarınca fatura kesilmesi için 7 günlük süre bulunduğu) tarihli faturaların davacının çekleri aldığı kişilerin hukuka aykırı davranış gösteren kişiler olduğunu öğrenmiş kabul edileceği tarihten önce düzenlendiği sonucuna varılacağı, davacı taraf ilk defa ticaret yaptığı kişi ile peşin alışveriş yapmayarak basiretli davranmadığı, gerekli araştırma ve incelemeleri yapmaması sebebiyle yüzde yirmi oranında kusurlu olup yukarıdaki kabul ile tespit olunan beş adet fatura bedelinin yüzde yirmisinden sorumlu olduğu, bakiye 68.988,12.-TL sinden ise davalı bankanın sorumlu olduğu, davalı banka kendi kusurundan dolayı sorumlu bulunduğundan dava dışı borçlu için aciz vesikası alınmasına gerek bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından maddi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırı olmadığından manevi tazminat talebinin reddine" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 68.988,12 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 08.11.2018 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin, davalı banka yönünden yaptığı kusur değerlendirmesinin yerinde olduğunu, ancak davanın reddine ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, mahkemece 27.07.2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre karar verilmesine rağmen, bu rapora yönelik itirazların gerekçede değerlendirilmediğini, mahkemece hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, tahsil için ... Bankasına teslim ediliş olan çeklerden "... Bankası Elazığ Şubesine ait, ... no.lu, 15.000,00 TL bedelli çekin" arkasına, iş bu çekin çok daha önceden 25.02.2015 tarihinde ... A.Ş. tarafından ödenmiş olduğuna dair ... Bankası tarafından 22.01.2018 tarihinde bir meşruhat düşüldüğünü, ancak müvekkiline teslim edildiği anda bahse konu çekin ön yüzünde, değiştirilen en son keşide tarihinin 25.02.2018 olduğunu, bu tarihe 1 aydan fazla bir süre varken, 22.01.2018 tarihinde ... Bankası tarafından sorgulama yapılarak bahse konu şerhin çek arkasına yazılmış olmasını müvekkilimin ön görmesinin mümkün olamayacağını ve bankanın günler öncesinde yaptığı sorgulama hakkında da müvekkiline bildirimde bulunmadığını, bu nedenle en azından 25.02.2018 tarihine kadar ... şirketine mal satmaya devam ederek karşılığında çek almaya devam etmesinde müvekkilimin bir kusurunun olamayacağının mahkemece dikkate alınmadığını, tahsilatı yapacak ... Bankasının genel uygulamanın aksine ve her hangi bir mecburiyeti olmadığı halde çekin ödeme gününden yaklaşık 1 ay önce bu sorgulamayı yapmış olmasının, genel uygulamanın aksine müvekkilim aleyhine netice doğuracak şekilde yorumlanması hukuka aykırı olduğunu. Mevzuat gereği çek üzerinde yazılı tarihlerden önce bankaların ödeme yapmadığını, bu nedenle bankalarca ödeme gününde sorgulama yapıldığını, bu nedenle ... şirketinin verdiği çeklerin ödenip ödenmeyeceğinin en yakın vadeli çekin keşide tarihi olan 25.02.2018 tarihini beklemesi gerektiğini, bu nedenle bu tarihe kadar dava dışı ... Ltd.Şti'ne mal vermeye devam edildiğini, bu durumun hayatın olağan akışına da uygun olduğunu, 22.01.2018 tarihi baz alınarak sadece bu tarihe kadar satışı yapılan mallar ve alınan çekler bakımından doğan zarar tutarını 86.235,15 TL olarak tespit eden bilirkişi raporundaki görüş esas alınarak davanın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yukarıda açıklandığı üzere ticari ilişkinin başlangıcından, ilk çekin keşide tarihi olan 25.02.2018 tarihine kadar dava dışı ... şirketine yaptığı ticari alışverişten ve alınan çeklerden kusurunun bulunmadığını, Mahkemece çeklerdeki tahrifatın gözle görülebilir ve anlaşılabilir mahiyette olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin çeklerle ilgili istihbarat araştırması yapmakla yükümlü olmadığını, piyasadaki mal alışverişinin büyük oranda vadeli çeklerle yapıldığına ilişkin gerçeğin bilirkişilerce göz ardı edildiğini, müvekkilinin ticari ilişkide bulunduğu şirket hakkında araştırma yapmadığına ilişkin kabulün yerinde olmadığını, oysa satım sözleşmesi öncesi bu şirket hakkında detaylı araştırma yapıldığını, mahkemece 22.01.2018 tarihinden sonraki süreçte alınan çekler için müvekkilinin tam kusurlu olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, 22.01.2018 tarihinden sonra devam eden ticari alışveriş nedeniyle müvekkiline verilmiş olan çeklerin de yine davalı bankanın üzerlerine takastan ödendiklerine dair bir şerh/kayıt düşmeden arşiv depolarına kaldırdığını, akabinde de arşiv depolarının güvenliğini sağlamadığı için kötü niyetli kişilerce çalınmasına sebebiyet verdiğini, çeklerin çalınmaması halinde dava dışı ... Ltd.Şti. tarafından müvekkiline ödeme olarak verilmelerinin mümkün olamayacağını, müvekkilinin de bu durumda anılan şirkete mal satmayarak zarara uğramayacağını, bankanın kendi nezaretindeki çekleri muhafaza etmeyerek kusurlu davrandığını, kişilik haklarını saldırı olması nedeniyle manevi tazminat gerektiğini, çeklere adli soruşturma nedeniyle el konulduğunu ve ifade vermek zorunda kaldığını, suçlu muamelesi gördüğünü, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davacıya sadece %20 oranında kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, tacir olan davacının yeni kurulmuş bir firma ile yüklü miktarda iş yaparak çek almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, daha önce davacı ile ticari ilişkisi bulunmayan bir şirketten bu miktarda çek alınmasının daha fazla kusur gerektirdiğini, alınan çeklerin başka bir bankadan sorulması halinde çeklerin zaten ödenmiş olduğunun belirlenebileceğini, müvekkilince çalınan çeklere ilişkin olarak suç duyurusunda bulunulduğunu ve ilgili savcılıkça tüm banka ve ödeme kurumlarına çek bilgilerinin yazılarak, keşide tarihinde tahrifat yapılabileceğine ilişkin uyarıda bulunulduğunu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının çekleri ilişkin sorgulama yapmadan çekleri kabul etmesinin ağır kusur olarak değerlendirilebileceğini, karar ve raporda gelişen teknolojik imkanların değerlendirilmediğini, hiç bir sorgulama yapmadan çekleri kabul eden davacının asli kusurlu olduğunu, bu imkanlarla 22.01.2018 tarihinden öncesi için bile, çekin bankasından veya keşideciden istihbarat yapılmasının mümkün olduğunu, 22.01.2018 tarihinde bankaca çekin sorgulanması nedeniyle bu tarihten sonra yapılan satış ve bunlara ilişkin olarak alınan çekler bakımından davacının tam kusurlu olduğunu, davacının 22.01.2018 tarihinden sonra dahi ... Ltd. Şti.'ne ürün satmaya devam ederek çekleri kabul etmesinin kusurlu olduğunu, tacir olan davacının çekleri kabul ederken keşidecinin ödeme gücü konusunda araştırma yapması gerektiğinin bir çok Yargıtay kararı ile kabul edildiğini, çıplak gözle dahi tespit edilebilecek bir sahteciliği kontrol edilmeden çeklerin alınmasının davacının kusurunu gösterdiğini, alınan bilirkişi raporları ile de davacının ödeme günü ve çekteki tahrifat ile ilgili gerekli araştırmaları yapmadan çekleri aldığının belirlendiğini, davacının, dava dava dışı ... Ltd. Şti.'ye karşı başlattığı icra takibinde aciz vesikası alınmadığını, bu davanın kabul edilebilmesi için öncelikle dava dışı borçlu ...'a başvurulması, icra takibi veya davanın semeresiz kalması ve aciz vesikası alınması gerektiğini, bu şirkete karşı takip yapılmadan doğrudan bankaya yönelik dava açılamayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı banka tarafından takas yoluyla ibraz edilip ödenen ve fiziken saklanan çeklerin, davalı bankanın arşivinden çalınarak yeniden tedavüle sokulması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı ile dava dışı ... Ltd.Şti. arasındaki satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, davacının satıcı olarak emtia sattığı ve alıcı tarafından ödemelerin ileri tarihli tarihli müşteri çekleri ile yapıldığı, verilen çeklerin bir kısmının, daha önce ibraz edilerek tahsil edilen ve davalı bankanın arşivinde saklanan çeklerden olması nedeniyle davacının uğradığı zararların tazminini talep edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan incelemede, tahrif edilen çekler nedeniyle davacının alacağı tahsil edemediği, davacının temel ilişkiye dayalı olarak çekleri ciro ederek davacıya veren ... Ltd. Şti. aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 01.08.2018 tarihinde ilamsız takip başlattığı, borçlunun adresini terk ettiği, haczi kabil mal varlığının bulunmadığı bu nedenle tahsilat yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda tazminat davası yönünden öncelikle çekin cirantasının başvuru şartının gerçekleştiği kabul edilmelidir. Davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkinin başlayış ve işleyişi ile ilgili olarak bilirkişi raporunda değerlendirmeler yapılmış olup, yapılan işlemlerin niteliği ve davacının sahtecilik işlemlerine vakıf olduğu 22.01.2018 tarihinden sonra alıcı ile ticari ilişkisinin devam etmesi nedeniyle kusurlu olarak kabul edilmesi ve çeklerin tahsilat için verildiği ... Bankası'nın öğrenmesi ile davacının bu durumu öğrenmesinin vekalet sözleşmesi kapsamında aynı tarihte gerçekleştiğinin kabul edilmesi yerindedir. Çekler, banka tarafından takas işlemine tabi tutulmasına rağmen, ilgili mevzuat gereğince çeklere yazılması gereken takas odasında tahsil edildiği ibaresinin yazılmaması bir güven ve itibar kurumu olan banka için ağır kusur niteliğindedir. Bu tür bir işlemin yapılmış olması halinde bu çeklerin keşide tarihlerinin değiştirilerek yeniden piyasaya sürülmesi mümkün olmayacaktı. Bankaca belirtilen şekilde işlem yapılmadan çeklerin arşivlenmesi ve saklamada gerekli tedbirlerin alınmayarak çeklerin çalınmasına sebep olunması nedeniyle mahkemece takdir edilen kusur oranı her iki taraf açısından yerindedir. Bilirkişi raporu ile mahkeme gerekçesindeki davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasındaki faturalandırma işleminin değerlendirilmesi ve dava dışı şirketten alınan ilk çekin tahrif edildiğinin öğrenilmesi sonrası ticari ilişkinin bir süre daha devam etmesi nedeniyle davacıya atfedilen kusur yerindedir. Davacı, çeki kabul ederken gerekli araştırmaları yapmayı ihmal etmiş olmakla birlikte, sahtecilik eyleminin temelde davalının kusurundan kaynaklanması karşısında mahkemece kusurun taraflar arasında paylaştırılması ve paylaştırma oranları yerinde olup, tarafların yerinde görülmeyen maddi tazminata ilişkin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, tahsil edilen çeklerin tekrardan ciro edilerek piyasaya sürülmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığı, yapılan suç duyurusu üzerine müvekkilinin dolandırıcılarla aynı işlemlere maruz kaldığı ve alacağın geç tahsil edilecek olası nedeniyle manevi olarak zarar gördüğü belirtilmiştir. Çeklerin çalınması üzerine davalı banka Anayasal güvence altında olan şikayet hakkını kullanmıştır. Açıkça başkasını zarara uğratmak kastı taşımayan şikayet, dava ve takip başlı başına manevi zararın varlığı için yeterli değildir. Soyut olarak, zararın oluştuğunun ileri sürülmesi yeterli değildir. Diğer taraftan TBK'nın 58. maddesi gereğince kişilik haklarının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Dosya kapsamındaki kusur durumları ve davacının da işlemlerini basiretli bir tacir gibi yürütmemesi nedeniyle zararın oluşması karşısında ve eylemin ve davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmaması nedeniyle, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1. Maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1)HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2)a-Davacı vekilince yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, b-Davalı vekilince yatırılan istinaf harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 3.585,64 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3)Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4)Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5)Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1 maddesi uyarınca maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,01.02.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK.362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.