Aramaya Dön

Danıştay 10. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2019/12514
Karar No
K. 2023/2507
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/12514 E.  ,  2023/2507 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

ONUNCU DAİRE

Esas No: 2019/12514
Karar No: 2023/2507
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Valiliği / …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem:

Davacı tarafından, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde 14/03/2016 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde işyeri, depo ve imalathanelerde bulunan eşyalarının kullanılamaz hale geldiği, bu süreçte işyeri ve depo kirası ödediği ve işsiz kaldığından kazanç kaybı yaşadığı ileri sürülerek uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle yapılan başvurunun kısmen kabulü ile 12.650,00 TL tazminat önerisini içeren Mardin Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıya ait işyeri, imalathane ve depolarda bulunan "eşya ve malzemelerde" meydana gelen zararların tazmini istemi yönünden yapılan incelemede, "…" sayılı adreste bulunan eşyalara ilişkin olarak keşif ve inceleme yapılmadığı, diğer taraftan "…" adresinde bulunan işyerinde hasara uğrayan eşyalar tespit edilmesine rağmen ilgili Yönetmelik hükmü uyarınca zarar miktarının tutanağa bağlanmak suretiyle belirlenmediği ve nihayet davacıya teklif edilen 12.650,00 TL tutarında hasar miktarının hangi kriterler esas alınarak hesaplandığı hususunun somut verilerle tereddüte yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı anlaşıldığından, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; davacının kira ödemesi ve işsiz kaldığı için meydana gelen zararların tazmini istemi yönünden yapılan incelemede, 5233 sayılı Kanun dikkate alındığında, mahrum kalınan kazanç ve muhtemel gelir kayıplarının kişilerin terör eylemlerine hedef olmalarından kaynaklanan zarar olarak nitelendirilemeyeceğinden anılan Kanun uyarınca karşılanacak zararlar kapsamına girmediği; 5233 sayılı Kanun kapsamında bir zararının karşılanabilmesi için ancak kişilerin taşınır/taşınmaz mal varlığının zarar görmesi veya rızası dışında mal varlığına ulaşamamasının gerektiği, somut olayda bu tür bir zararın bulunmadığı, bu itibarla, tazminat istemine konu gelir kaybının (davacının işsiz kaldığı için uğranıldığı ileri sürülen zarar) muhtemel zarar niteliğinde olduğu, sokağa çıkma yasağı sürecinde yapıldığı iddia edilen kira ödemesinin ise terör ya da terörle mücadeleden kaynaklanan olağanüstü giderler olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin söz konusu zararların tazmini talebinin -değerlendirme yapılmamak suretiyle- reddine yönelik kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin, davacıya ait işyeri, imalathane ve depolarda bulunan "eşya ve malzemeler" de meydana gelen zararlara ilişkin kısım yönünden iptaline, davacının kira ödemesi ve işsiz kaldığı için meydana gelen zararların tazmini istemine ilişkin kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI:

Davacı tarafından, tüm zararının hesaplanmadığı, meydana gelen fiziki zararın yanı sıra işyerini işletememesinden kaynaklanan zararın da karşılanması gerektiği, işlemin iptali talebiyle açılan davada kısmen iptal, kısmen ret hükmü kurularak davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı iddialarıyla; davalı idare tarafından ise, iş yerinde ve bazı eşyalarda idarece yapılan araştırmalar neticesinde zararın tespit edildiği ve tazminat önerildiği, iddia olunan zarara ilişkin somut bilgi ve belgelerin kendilerine sunulması gerektiği, keşfin zorunlu olmadığı, temin edilen bilgi belge, müracaatçı beyanları ve yapılan inceleme neticesi tesis edilen dava konusu işlemin mevzuata uygun olduğu iddialarıyla temyize konu kararın aleyhlerine olan kısımların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …

DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi; davacının kazanç kaybına (mahrum kalınan hak edişe) yönelik temyiz isteminin reddi, sabit giderlere (çalışanların maaşı, sigorta primi ve iş yeri kirası) yönelik temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın eşya zararına yönelik kısmının onanması, kazanç kaybına yönelik kısmının gerekçe eklenerek onanması, sabit giderlere (iş yeri ve depo kirası) yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, Mardin ili, Nusaybin ilçesinde 14/03/2016 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sürecinde … Mahallesi, … Caddesi, … Pasajı No:…, … Mahallesi, … Sokak No:… ve … Mahallesi … Sokak No:… adreslerindeki işyeri, depo ve imalathanelerde bulunan eşyalarının kullanılamaz hale geldiği, bu süreçte işyeri ve depo kirası ödediği ve işsiz kaldığından kazanç kaybı yaşadığı ileri sürülerek uğranılan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini talebiyle 15/12/2016 tarihinde başvuru yapılmış, başvurunun ardından iş yerindeki eşya zararına yönelik yapılan inceleme sonrası düzenlenen, davacı ve muhtar tarafından imzalı "Hasar Tespit Formunda" … Pasajı … Numara ve … Sokak … adreslerindeki iş yerinde hasar gören eşyalar tespit edilmiş, Mardin Valiliği 1 No'lu Zarar Tespit Komisyonunun … tarih ve … sayılı kararında dosya içerisinde bulunan bilgi belgelerin incelenmesi neticesi müracaatçı şahsın bahse konu iş yerlerinde eşyasında zarar meydana geldiği, müracaatçının bu olaylardan dolayı zararının toplam 12.650,00 TL olduğunun anlaşıldığı belirtilerek başvurunun kısmen kabulü ile 12.650,00 TL'nin ödenmesine karar verilmiş, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT:

Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla yürürlüğe konulan 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun'un, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3. ve 4. maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı belirtilmiş; aynı Kanunun 7. maddesinde ise; hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar; yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri; terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabileceği öngörülmüştür.

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, zarar görenin veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin başvurusu halinde bu Yönetmelik kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etme görevi olan Komisyon'un gerek görmesi halinde keşif yapabileceği, komisyon başkanının, belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini komisyon üyeleri ve/veya bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildireceği, başvuru sahibinin kendisi, veli veya vasisi veya yetkili temsilcisi ve varsa şahitlerinin keşif mahallinde hazır bulunacakları, muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunmasının temin edileceği, başvuru sahibi veya yetkili temsilcisinin keşif esnasında hazır bulunmaması halinde durumun tutanakta belirtileceği;

15.maddesinde, hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararların, yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararların sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar olduğu, 16. maddesinde, 15. maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Kararın Eşya Zararına Yönelik Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürdüğü temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Kararın Kazanç Kaybına Yönelik Kısmının İncelenmesi: Bölge idare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Her ne kadar, İdare Mahkemesi kararında, davacının iş yerini işletilememesinden kaynaklanan kazanç kaybına ilişkin zararları yönünden, bu zararların 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sayılan ve anılan Kanun kapsamında tazmini gereken zararlardan olmadığı gerekçesinin yanı sıra anılan zararların muhtemel zarar niteliğinde olduğu gerekçesine yer verilerek davanın reddine karar verilmişse de talep edilen zararların, yalnızca 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinde sayılan zarar kalemleri arasında bulunmaması sebebiyle anılan Kanun kapsamında karşılanamayacağı gerekçesiyle anılan kısım bakımından davanın kısmen reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu durumda, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının anılan kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. C) Temyize Konu Kararın Sabit Giderlere (İş Yeri ve Depo Kirası) Yönelik Kısmının İncelenmesi: 5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar" Kanun kapsamında karşılanabilecek zarar kalemlerinden biri olarak sayılmıştır. Mal varlığının, bir kişinin para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tümünü ifade ettiği dikkate alındığında, kişinin mülkiyetinde bulunanların yanı sıra zilyetliğinde bulunan taşınır veya taşınmaz eşya ile sözleşmeden ya da kanundan doğan haklarına ulaşamamasından kaynaklanan zararların da “mal varlığına ulaşamama” zararı kapsamında yer aldığı sonucuna varılmaktadır.

Buna göre, davacının tazminini talep ettiği iş yeri ve depo kirası zararının, kira sözleşmesi ile zilyetliğinde bulunan iş yerinden ve depodan yararlanma hakkına, terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle ulaşamamasına rağmen, bu hakkının devamını sağlamak amacıyla ilgili giderleri yapmak zorunda kalmasından kaynaklandığı anlaşıldığından bu zararların anılan Kanun'un 7. maddesinin (c) bendi kapsamında mal varlığına ulaşamamaktan kaynaklanan zarar olarak değerlendirilmesi, söz konusu maddenin "amaçsal yorum" neticesinde ortaya çıkarılan anlamına uygun düşecektir.

Bu durumda, Komisyon tarafından, davacının 14/03/2016 tarihinden itibaren uygulanan sokağa çıkma yasağı sürecinde işe devam edememesine rağmen katlanmak zorunda kaldığı -5233 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında bulunan iş yeri ve depo kirası zararlarına ilişkin bilgi ve belgelerin davacıdan ve ilgili kurumlardan istenerek belge kanıtlanan maddi zararın belirlenmesi, zararın tamamının veya bir kısmının 5233 sayılı Kanun'un 5. maddesinde belirtilen farklı bir yöntemle karşılanıp karşılanmadığının araştırılması, karşılanan bir kısım varsa bu kısmın toplam maddi zarar miktarından düşülerek kalan tutar için sulhname tasarısı hazırlanması gerektiği açıktır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının ve dava konusu işlemin anılan kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE; davacının kazanç kaybına (mahrum kalınan hak edişe) yönelik temyiz isteminin REDDİNE, sabit giderlere (çalışanların maaşı, sigorta primi ve iş yeri kirası) yönelik temyiz isteminin KABULÜNE,

2.Dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının eşya zararına yönelik kısmının ONANMASINA, kazanç kaybına yönelik kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, sabit giderlere (iş yeri ve depo kirası) yönelik kısmının BOZULMASINA,

3.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog