Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/1597
Karar No
K. 2023/2375
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/1597 E.  ,  2023/2375 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/1597
Karar No: 2023/2375
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:

Dava konusu istem: Tekirdağ ili, Çorlu ilçesi ... Taksi Durağında davacı adına kayıtlı … plakalı araç ile Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ticari Taksi (T Plaka) ve Taksi Durakları Çalışma Usul ve Esasları Yönetmeliğinin 20.13. maddesinin aynı takvim yılı içerisinde 4. kez ihlal edildiğinden bahisle, davacı adına kayıtlı … plakalı aracın süresiz olarak ticari faaliyetten men edilerek (T) plakasının ve ... Taksi Durağındaki durak hakkının iptal edilmesine ilişkin Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezinin (UKOME) … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda; davacının 20/10/2019 tarihli durak dışı bekleme yapmak fiilini işlediği tespitine istinaden … tarih ve … nolu Encümen Kararıyla davacının C tipi ceza ile idari para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu sebeple ancak … tarih ve … nolu Encümen Kararının uygulandığı tarihten sonra davacı tarafından işlenen fiillerin tekkerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınabileceği, olayda ise anılan Encümen Kararından önce işlenen 29/10/2019 tarihli tutanağın tekerrür hükümlerine esas alınması neticesinde davacının eylemi nedeniyle … tarih ve … nolu Encümen Kararı üzerine dava konusu UKOME kararı alınmak suretiyle davacıya ait aracın süresiz olarak ticari faaliyetten men edilerek (T) plakasının ve kayıtlı olduğu Taksi Durağındaki durak hakkının iptal edildiği, bu durumda; davacıya durak dışı bekleme yapmak fiilini işlediğinin tespiti üzerine öncelikle A tipi ceza verilerek bu cezanın davacıya tebliğ edilip uygulanması sonrasında, A tipi ceza ile cezalandırılmış olmasına rağmen daha sonraki bir tarihte aynı fiili işlemesi halinde bir üst kademe olan B tipi ceza uygulanması ve bu şekilde ceza verilmesine rağmen tekrar aynı fiilin işlenmesi halinde kademeli olarak diğer cezaların uygulanması, ayrıca B tipi ve C tipi cezaların karşılığı olarak sırasıyla 7 gün ve 15 gün süreyle aracın ticari faaliyetten men edilmesine ilişkin cezaların fiilen uygulanmak suretiyle tekerrür hükümlerinin caydırıcılık etkisinin sağlanması gerekirken, bu süreç izlenmeksizin, salt ihlale yönelik tespit sayısı esas alınarak tesis edilen Encümen Kararları esas alınmak suretiyle davacıya ait aracın süresiz olarak ticari faaliyetten men edilerek (T) plakasının ve kayıtlı olduğu Taksi Durağındaki durak hakkının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesince verilen kararda; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, 5216 sayılı Kanun ve UKOME Yönetmeliği hükümlerinin Büyükşehir Belediyelerine ulaşım hizmetleri hakkında düzenleyici işlem yapma yetkisi verdiği, ulaşım hizmetlerinin kamu hizmeti kapsamında süreklilik arzettiği, korsan faaliyet ya da yatırım aracı olarak plakaların alınmasının engellenmesinin hizmet gereği olduğu, taksicinin hak sahibi olduğu durakta faaliyet göstermesinin yasal zorunluluk olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:

Davacı vekili tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,

1.Temyiz isteminin reddine,

2.İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesinin 28/12/2020 tarih ve E:2020/1690, K:2020/1496 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine,

4.2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,

5.Kesin olarak, 18/04/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY : (X-) Hukuk düzeninde normlar hiyerarşisi, Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik ve adsız düzenleyici işlemler olarak sıralanmakta; daha altta yer alan bir norm, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler getiremeyeceği gibi bir düzenlemenin hiyerarşik sıralamada daha altta bulunan bir düzenleme ile değiştirilememesi ve kaldırılamaması gerekmektedir. İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca, normlar hiyerarşisinde kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden sonra gelen ve idarelerin, takdir yetkisini kullanarak yaptıkları yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenleyici işlemler, bir üst hukuk kuralının uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla açıklayıcı hükümler taşıyan, dayanağı mevzuatta yer alan hükümlere aykırı düzenleme içermeyen genel düzenleyici işlemlerdir.

Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." denilerek "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." ifadesine yer verilerek "cezanın kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa’nın 38. maddesinde yer alan "suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri gerektiği düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır.

Bir fiilin idarî yaptırıma konu edilebilmesi için, bu fiil kanunda açıkça tanımlanmalı veya kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve kuralın içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle doldurularak bu fiilin idarî yaptırımı gerektirdiği ortaya konulmalı, bir fiil nedeniyle uygulanacak yaptırımın türü, süresi ve miktarı ise kanunla belirlenmelidir.

Belirli normların sadece kanunlarla düzenlenebileceğini öngören kanunilik ilkesi, ceza hukukunda olduğu gibi idarî yaptırımlarda da uygulanması zorunlu olan bir ilkedir. Hangi fiillerin idarî yaptırım gerektirdiğinin kanunda açıkça tanımlanması, bunun doğal sonucu olarak bir eyleme yaptırım uygulanabilmesi için yaptırım uygulanacak eylemin belirli olması ve kıyas yoluyla yaptırıma başvurulamaması gerekmektedir.

Dava konusu işlem idari yaptırım niteliğinde olduğundan Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturacağından iptali gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY : (XX)- Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olduğu haliyle 3011 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanunun 2. maddesinde, "Mahalli idarelerce düzenlenen ve bu idarelerin yetki ve görev alanlarına giren yönetmelikler, mahallinde çıkan gazete veya diğer yayın yolları ile ilan olunur." düzenlemesine yer verildiği, davalı idare olan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin 30/03/2014 tarihi itibariyle kurulduğu, sonrasında ulaşım işlerine yönelik düzenleme ve güncelleme çalışmalarına başladığı, dava konusu işleminde dayanağı olan Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Ticari Taksi (T Plaka) ve Taksi Durakları Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliği çıkararak yerel gazetede yayımladığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı idarenin ulaşım işlerine yönelik yeni düzenlemeler getirmesi sebebiyle daha öncesinde Büyükşehir Belediye sınırları içerisinde aktif olarak yolcu taşımacılığı yapan şoför esnafının mülkiyet gibi anayasal haklarını ilgilendiren söz konusu Yönetmeliğin, Resmi Gazetede Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanunun 2. maddesinde yer alan mahallinde çıkan gazete veya diğer yayın yolları hükmü uyarınca ilgili taraflara, yerel gazete ilanının yanında diğer yayın yolları ile de duyurulması, yeni düzenleme hakkında ticari yolcu taşımacılığı yapan kişilere ve meslek odalarına bilgilendirme yapılması gerektiği, bu nedenle kararın gerekçeli onanması görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog