3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava dilekçesi özetle şöyledir: "müvekkilimiz ile davalı/borçlu arasında temel borç ilişkinin varlığı kesin olup türk borçlar kanunu 146. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulama alanı buluacaktır."...bononun zamanaşımına uğraması sebebiyle kambiyo hukukuna dayalı talep hakkının kaybedilmesi halinde temel borç ilişkisinden doğan talep hakkı varlığını sürdürmeye devam eder.kendi cirantası ile arasındaki temel borç ilişkisine de dayanabilmektedir. temel borç ilişkisi kambiyo hukukunun dışında kalan bir husustur. bu sebeple kambiyo senetlerine mahsus zamanaşımı hükümleri temel borç ilişkisine uygulanmaz. temel borç ilişkisine dayanılabilecek hallerde o ilişkinin tabi olduğu zamanaşımı süresi uygulanır.olmadığından, zamanaşımı hakkında da ttk'nin 749. maddesi değil, temel borç ilişkisinin tabi olduğu zamanaşımı süreleri uygulama alanı bulacaktır...keşideci ve lehdar olan taraflar arasında temel ilişkinin varlığının kanıtlanması halinde 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde davacının alacak isteminde bulunabileceği, dayanak belgenin, anılan niteliği haiz olmaması halinde de, seçilen takip yoluna bakılmaksızın, bu kez 6098 sayılı türk borçlar kanunu'nun 146. maddesinde(mülga 818 sayılı bk.'nun 125.maddesi) düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır..." imzalara yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığından; kambiyo senetlerindeki borçluya ait imzalar ikrar olunmuştur.alacaklının takibine dayanak yaptığı bonolar altındaki imzalar, borçlular tarafından icra dairesinde açıkça inkar edilmediğinden, anılan senetler, iik’nun 68. maddesi kapsamında borç ikrarını içeren belge niteliğindezamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfım kaybeden bonoya dayanma imkanı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda, zamanaşımına uğrayan bonodan delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukuki işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkanına sahip olur..." yazılı delil başlangıcı sayılır ve aradaki temel ilişki 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, henüz bu süre dolmamıştır zamanaşımına uğramış kambiyo senetleri, kambiyo senedi vasfını yitirmiş olsalar dahi delil başlangıcı hükmündedir ve her türlü delille ispat edilebilir. davacı, icra takibine konu çekin keşidecisi olup, çekin davacı tarafından keşide edilerek müvekkilimize verildiği bu nedenle de aralarında temel ilişkinin varlığı sabittir. takip konusu asıl alacağın likit, yani belirgin olması karşısında, borçlunun, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanacak asgari % 20 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı şekilde, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle yazılı şekilde icra inkar tazminatına yönelik istemin reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."
CEVAP
Cevap dilekçesi özetle şöyledir: "Öncelikle belirtelim ki davacı ... ile müvekkil ... arasında bu senetlere dayanan herhangi bir temel borç-alacak ilişkisi yoktur. Ticari ilişki tarafların ortağı oldukları şirketler arasındadır. ...nin ortağı olduğu ... Şirketine ile Müvekkil İskender'in ortağı olduğu ... Şirketi arasında alacak-borç ilişkisi olmuştur. Ancak davanın tarafları olan kişiler arasında kesinlikle hiçbir alacak - borç ilişkisi yoktur. Dava konusu icra takibinin dayanağı olan 31.03.2014 tarihli 15.000,00-TL bedelli ve 10.05.2014 tarihli 30.000,00-TL bedelli senetler kişiler arasında herhangi bir alacak veya borca ilişkin olarak verilmemiştir. Bu senetler sadece şirketler arasındaki ticari ilişkide kayıt dışı olanları kayıt altına almak için kullanılmıştır. Ancak şirketin doğan resmi borçlarının tamamı şirketin çekiyle ödendikten sonra bu senetlere ilişkin olanlarda şu çeklerle ...bank ... Şubesi ... seri nolu 30.04.2014 vadeli 53.000,00TL bedelli çek ve ... Şubesi ... seri nolu 31.08.2014 vadeli 30.000TL bedelli çek ile ödenmiştir. Bu çekler kayıt dışı borç olan senetler için şirketin çeki müvekkil şirket ortağı ...'in hamiline düzenlenmiş, müvekkil İskender tarafından cirolanarak ...'ye senetlerin ödemesi olarak verilmiştir. Bu şekilde müvekkil iskender kendi ortağı olduğu şirketiyle alacaklı-borçlu ilişkisine girmiştir. Borçlu olan ... Şirketi, alacaklı olan ... Şirketine kayıt dışı borcunu ödemiştir.
Bu ticari ilişkiye ait ... Şirketi ile ... Şirketi arasındaki 2014 yılına ilişkin resmi ve gayriresmi hesap ekstreleri ektedir. Ticari şirketler arasında 2014 yılında kesilen faturalar toplamı 134.419,00TL olup ödeme miktarı dava konusu senetleri de kapsayacak miktarda olup yukarıda belirtilenlere ek olarak 10.12.2014 vadeli 30.000TL lik müşteri çeki+22.07.2014 vadeli 55.000,00TL ...bank ... Şubesi çeki+21.02.2015 vadeli 50.000,00TL lik ...bank çeki olup 2014 yılı için 188.000,00TL olup toplam 218.000TL miktarınca verilen çeklerdir. İzah edildiği üzere aslında... Şirketinin, gayriresmi borcunu şirketin ortağı üzerinden ödemesi sözkonusudur. Müvekkil İskender'in davacı ile herhangi bir borç doğurucu temel borç ilişkisi yoktur. Bu sadece şirketler arasındaki ilişkide gayriresmi olan alacak-verecek ilişkisini kayıt altına almak için kullanılmıştır. Ancak bu senetler bir kefalet manasına da gelmemektedir. Sadece bir nevi teminat gibi kullanılmış olup zamanaşımına uğradığında hiç bir hüküm doğurmayacağı tarafların kabulündedir.Senetler bu sebeple davacı ...'da kalmıştır. Zaten borç konusu dilekçemizde belirtilen çeklerle ödenmiş olup hiçbir alacak-verecek kalmamıştır. Aksi takdirde bu çeklerin ...'ye verilmesinin hiçbir dayanağı olmayacaktır. Sayın Mahkemenizde müvekkil aleyhine açılan dava haksız olup kötüniyetli olup davacı haksız menfaat temin etmeye çalışmaktadır. Müvekkil açısından davacı ile hiçbir temel borç ilişkisi yoktur. Senetler zamanaşımına uğramıştır. Bu senetlerin tahsil edilmeye çalışılması tamamen kötüniyetlidir. Sonuçta izah edilen hususlar ve sunulan yazılı delillere ilavetin konuyu tamamen açıklığa kavuşturmayacağını düşündüğümüz tanıkların isim ve adreslerini ayrıca sunacağız..."
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; 10.05.2014 vade tarihli 30.000 TL bedelli ile 31.03.2014 vade tarihli 15.000 TL bedelli bonolara dayalı yapılan ilamsız takibe ilişkin haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Davalı yan; senetler altındaki imzayı inkar etmemiş lakin senetleri davacı ile davalının sahip oldukları şirketlerin borcu nedeniyle imzalanarak verildiği ve bonoların şirket çekleri ile ödendiğini beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur.
11/07/2021 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir: "Huzurdaki davanın tarafları gerçek kişi olup, mahkemenin görevlendirme kararında da her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtların incelenmesine hükmedildiğinden, ayrıca dava dışı şirket kayıtlarının incelenmesi yönünden bir görevlendirme tesis edilmediğinden, tarafların ortağı oldukları dava dışı şirketler yönünden ticari defter incelemesi yapılmadığı, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı yanın, takibe konu senetlere ilişkin olarak...bank ... Şubesi ... seri nolu 30.04.2014 vadeli 53.000,00TL bedelli çek ve ... Şubesi ... seri nolu 31.08.2014 vadeli 30.000TL bedelli çek ile ödeme yapıldığını beyan ettiği görülmekle, öyle bir durumun söz konusu olması halinde dahi, takibe konu senetlere karşılık olarak verilerek ödendikleri ileri sürülen çeklerin davacı yana verilmesi aşamasında, takibe konu senetlerin iade alınmış olması gerektiği değerlendirilmiş olup, takdirin mahkemeye ait olduğu, zira takibe konu senetlerin halen davacı yanın uhdesinde bulunması ve takibe konu edilmesi karşısında, davalı yan savlarının ispata muhtaç göründüğü, davalı yanın, takibe konu senetlerin zaman aşımına uğradığı yönündeki beyan ve itirazları yönünden takdirin mahkemeye ait olduğu, yönündeki tespit ve değerlendirmelerimi Sayın Mahkemenin takdirlerine saygı ile arz ederim." 14/06/2022 tarihli bilirkişi raporu özetle şöyledir: " Taraflar 07.04.2022 tarihindeki incelemeye katılmamış olup her iki tarafta yerinde inceleme talebinde bulunmuştur. Tarafların defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak üzere davacı vekili Av. ... ile davacı ... ile görüşülmüş durum kendisine anlatılmış alınan cevapta "iş bu senetlerin defterlerinde kayıtlı olmadığı zira bu senetlerin davalı ile birlikte üçüncü bir şahıstan olan ortak alacaklarına karşılık olarak, kendi hissesine ait tutar için davalı tarafından verildiği davalı yanca bu borcun ödenmemesi nediyle de senetlerin tahsile verdik." şeklinde ifade edilmiş bu nedenle defter ve kayıtlar üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Aynı şekilde davalı tarafta 07.04.2022 tarihindeki incelemeye katılmamış ve tarafıma defter-belge ibraz etmemiştir. Davalının savunmasında beyan ettiği " Öncelikle belirtelim ki davacı ... ile müvekkil ... arasında bu senetlere dayanan herhangi bir temel borç-alacak ilişkisi yoktur. Ticari ilişki tarafların ortağı oldukları şirketler arasındadır. ...nin ortağı olduğu ...Şirketine ile Müvekkil İskender'in ortağı olduğu ...Şirketi arasında alacak-borç ilişkisi olmuştur. Ancak davanın tarafları olan kişiler arasında kesinlikle hiçbir alacak - borç ilişkisi yoktur." ifadesi görülmüş olup aynı şekilde bu senetlerin kayıt dışı olan borçların kayıt altına alınması için verildiği iddiasında göz önünde bulundurulduğunda Bilirkişi ... tarafından hazırlanan Bilirkişi Raporunun 3. Bölümünde yapılan tespit ve değerlendirmelerle parelel görüşte olunduğu, dolayısı ile davalı yan savunmalarının ispata muhtaç olduğu, tarafların talep ettiği tazminat, vekalet ücreti, icra giderleri ve diğer taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu kapsamda verilen görevlendirme çerçevesinde, yukarıda arz olunan tespit ve değerlendirilmelere dair kanaatimi, delillerin takdir ve değerlendirilmesi Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımla arz ederim..."
Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (HMK 191). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nu 201/1. Maddesine göre, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Bu halde, davacının senede ilişkin iddiasını ispat etmesi gerekir.
İkrar içeriği itibariyle basit, vasıflı ya da bileşik nitelikte olabilir. Basit ikrarda karşı tarafça ileri sürülen vakıanın doğru olduğu herhangi bir şart bildirilmeksizin kabul edilmektedir. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Bileşik ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle birlikte ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen vakıa ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla böyle durumlarda ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekle iddiasını ispatlama yükümlülüğünün karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı).
Somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafça sunulan bonolar altındaki imza davalı tarafça inkar edilmemiş, fakat senedin veriliş gerekçesini ve senede ilişkin borcun ödendiğini iddia ettiği açıktır. Hal böyle olunca senede ilişkin borçsuzluk iddiasının ispat külfeti yer değiştirmiştir. Senedin varlığını fakat borcun doğumu ile borcu sona erdiren hukuki işlemin ispatı davalı üzerine almıştır .
Davalı taraf senede ilişkin borçsuzluğunu ispata yarar delilleri sunamadığı , cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı için yemin delili hatırlatılmış süresi içerisinde yemin metnini sunarak davacıyı yemini eda etmeye davet etmiştir.
Davalı tarafça verilen kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilen yemin metni davacı asile usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davacı asil 14.03.2023 tarihli celseye gelerek davalı tarafın mahkememize ibraz etmiş olduğu yemin metninde yer alan beyanları kendisine okunarak 2 adet bonodan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu mahkememize beyan etmiş ve bu hususta yemin etmesi karşısında davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Davacı taraf davasını 45.000 TL asıl alacak üzerinden açtığı ,işlemiş faizin kaldırılmasını dava etmediği dava dilekçesi ve yatırdığı harçtan anlaşılmış , takibin 45.000 TL üzerinden devamına karar verilmiştir. Alacak likit olduğu ve davalı tarafın takibi durdurmak için itirazda bulunduğu anlaşılmakla dava edilen alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
1.Davanın kabulü ile ... 1. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan itiraz iptali ile takibin 45.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile takibin devamına,
2.Kabul alacağın % 20'si olan 9.000 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.074,00TL karar harcından, 1.128,90TL peşin harç ve icraya yatırılan tamamlanma harcı toplamının mahsubu ile geriye kalan 1.945,10TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2 maddesi uyarınca gereği takdir ve tayin olunan 17.900,00 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan 1.128,90TL peşin harç ve icraya yatırılan harcı, 54,40Tl başvuru harcı, 7,80TL vekalet harcı, 1.600,00TL bilirkişi ücreti, 250,00TL tebligat ve posta ücreti olmak üzere toplam 3.041,10TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6.6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7.Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğuda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)