Aramaya Dön

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/127
Karar No
K. 2024/70
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/127
KARAR NO: 2024/70
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 22/02/2022
KARAR TARİHİ: 19/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı / borçlu aleyhine sözleşmesiz elektrik kulanımı sebebi ile kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı tutulduğunu, DAVALInın müvekkil şirket tarafından kesilmiş olan elektriği, müvekkil şirketin izni olmaksızın açtığını ve kullandığını, davacı yönetmeliğin 42 ve devamı maddelerine uygun olarak hesaplanan kaçak elektrik tüketim bedeli faturasını ödemediğini, davalı tarafından ödenmeyen kaçak elektrik tüketim bedelinin tahsili amacıyla borçlu aleyhinde ---. icra müdürlüğü ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkilden alacaklı olduğunu iddia ettiği bütün alacak ve talep hakları zamanaşımına uğradığını, davacının Dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, müvekkilinin işyeri sahibi olarak 02/06/2015 ile 31/12/2016 tarihleri arasında aboneliği olup daha sonra işyerini kapattığını, . Kurumun kaçak elektrik kullandığı iddia edilerek icra takibine konu ettiği fatura dönemine 2019 yılında başkasının bu işyerinde aboneliğinin olup devam ettirdiği sabit olduğundan müvekkilin kullanmadığı ve işyerini kapattıktan sonra gelen faturadan sorumlu olmadığını, tutanakların müvekkile ait olmayan yerlerde tutulduğunu, adreslerin farklı olduğunu, davacının kurumdaki abonelik tarihi 02/06/2015 olup abonelik bitiş ve işyerini kapatış tarihi de 31/12/2016 olduğunu, davacının iddiasının aksine, kurumun düzenlemiş olduğu fatura ve içeriğini ve tutulan tutanağı kabul etmediklerini, davacının iddiasının aksine, kurumun düzenlemiş olduğu fatura ve içeriğini tutulan tutanağı kabul etmediklerini, afaki olduğunu, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava hukuki niteliği itibariyle, -----. İcra Müdürlüğü------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.

İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.

b)Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.

Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.

c)Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.

İtirazın iptali istemine konu, -----. İcra Müdürlüğü ------ sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı dağıtım şirketi tarafından yapılan kaçak elektrik tüketimi tespitlerinin mevzuat uyarınca yapıldığı, kaçak elektrik tüketimi somut olduğu, Kaçak elektrik tüketimi tespiti ile yapılan tahakkukların doğru olduğu, mevzuat hükümleri ve EPDK birim fiyatlarına göre belirlendiği, Davalının anılan tesisi kullandığı yönünde davacı tespitlerini destekleyecek başka bir belgenin dosyada bulunmadığı, ----- Belediyesi, Vergi Dairesinden işyeri kayıtları temini veya mülk sahibi------- beyanı ile uyuşmazlık ile ilgili daha somut sonuçlara ulaşılabileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir

Bilirkişi tarafından alınan ek rapor da özetle; Davacı dağıtım şirketi tarafından yapılan kaçak elektrik tüketimi tespitlerinin mevzuat uyarınca yapıldığı, kaçak elektrik tüketimi somut olduğu, belirlenen alacağın mevzuata uygun hesaplandığı, tarafların abonelik ilişkisi olmadığı, kaçak tüketime konu tesisatın uyuşmazlık döneminde aktif aboneliği bulunmadığı, ------- Belediyesi, Vergi Dairesinden işyeri kayıtları temini veya mülk sahibi ------ beyanı ile uyuşmazlık ile ilgili daha somut sonuçlara ulaşılabileceği davacının 11.04.2019 takip tarihi itibariyle davacının 5376,92 TL asıl alacak, 168,48 TL işlemiş faiz ve 30,33 TL KDV olmak üzere toplam 5.575,73 TL alacağı bulunduğu, Davacının-----İcra Müdürlüğü-----. dosyasına yapılan itirazın iptali yönündeki talebinin mevcut dosya kapsamına göre uygun olduğu, davacının 11.04.2019 takip tarihi itibariyle davacının 5376,92 TL asıl alacak, 168,48 TL işlemiş faiz ve 30,33 TL KDV olmak üzere toplam 5.575,73 TL alacağı bulunduğu, davacının ----- İcra Müdürlüğü -----dosyasına yapılan itirazın iptali yönündeki talebinin mevcut dosya kapsamına göre uygun olduğu, hususlarını beyan ve rapor etmiştir.

Duruşmada dinlenilen tanık -------beyanında; "ben davacı şirkette kaçak biriminde yaklaşık 4 yıl boyunca çalıştım, su anda da davacı şirket bünyesinde başka bir görev yapmaktayım bana göstermiş olduğunuz 12.02.2019 tarihli ve------numaralı kaçak tespit tutanağındaki ----- sicil numarası altındaki imza bana aittir, söz konusu sicil numarası da benim eski sicil numaramdır, söz konusu kaçak tespitinde ben de görevliydim, mahale gittiğimizde sözleşmesiz elektrik kullanıldığı tarafımızca tespit edilip, söz konusu mahalde kayıtsız sayaç vardı tarafımızca kayıtlı sayaç takılarak tutanak tutulmuştur hatırladığım kadarıyla söz konusu adreste defalarca kaçak elektrik kullanılmıştır kaçak elektrik tespit edildiğinde ön bir araştırma yapılır akabinde elektrik enerjisi kesilerek sayacı beslenen yer tespit edilir akabinde de kişi tespit edilir, biz kimliğine bakamadık ancak beyanı üzerine kaçak kullanan kişinin ismini akabinde kaçak takip yaklaşık 1.5 yıl sonra bildiğim kadarıyla söz konusu mahalde itiraz üzerine kaçak takip araştırma formu da düzelendi ve kaçak tespit tutanağı ilgili işi adına düzenlendiği ve tüketimin ilgili kişiye ait olduğu da tespit edilmiştir ancak diğer tutanağı ben tutmadım araştırma forumlarında farklı bir ekip gönderilir" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Duruşmada dinlenilen tanık" ------ beyanında ;Davacı şirkette bünyesinde sayaç operasyon bölümünde 12.02.2019 tarihinde------ numaralı kaçak tespit tutanağı altındaki----- sicil numarasının altındaki imza bana aittir öncelikle kaçak tespit tutanağı düzenlenmeden kaçak kullanımına ilişkin tarafımızca araştırma yapılıyor söz konusu kaçak tarihinin üzerinden uzunca bir zaman geçtiği için tam olarak hatırlayamamakla birlikte ticaret hane vasfındaki yerlerde çalışanlara ve çevre mahaldeki iş yerlerine kaçağın kullanıldığı tespit edildikten sonra kaçak elektriği kullanan kişi tespit ediliyor, söz konusu durumda itiraz üzerine kaçak takip araştırma formun düzenlenmiş ancak söz konusu araştırmada ilk tutanağı düzenleyen görevliler haricinde bir ekip araştırmayı yapar." şeklinde beyanda bulunmuştur. -----vergi dairesinin 21/09/2023 tarihli yazı cevabında; mükellef ----- 02/06/2015 tarihinde------ adresinde "Giyim Eşyası İmalatı (----Veya Diğer Dokusuz Kumaştan Ya Da Emdirilmiş Veya Kaplanmış Tekstil Kumaşından Olanlar)" işinden dolayı Gelir Vergisi yönünden faaliyete başladığı ve 31/12/2016 tarihinde terk olduğu tespit edilmiş olduğu tespit edilerek mahkememize bildirilmiştir.Bilindiği üzere taraf koşulu; 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup kamu düzeni ile ilgisi sebebiyle yargılamanın her aşamasında resen göz önüne alınması zorunludur.(HMK 115/1).Davada taraf sıfatı (husumet) dava konusu yapılan, maddi hukuktan doğan (subjektif) hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Başka bir ifadeyle sıfat, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilenlerin, maddi hukuk açısından, gerçekte bu niteliği taşıyıp taşımadığıyla ilişkilidir ve esas hakkında verilecek olan kararın içeriğinin belirlenmesi bakımından önem taşır. Yoksa, sıfatın hakim açısından tarafın hak sahipliğine yönelik olarak karar verilinceye kadar, yargılamanın yürütülmesi bakımından, herhangi bir önemi yoktur. Davayı takip yetkisi ise yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun cevabını teşkil eder. Dolayısıyla, davayı takip yetkisi tümüyle usuli bir kavramdır. O nedenle, hukukumuzda taraflara ilişkin dava şartları arasında düzenlenmiştir. Buna karşılık, sıfat ise, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilenlerin, maddi hukuk bakımından gerçekte hak sahibi ve yükümlü konumda bulunup bulunmadığıyla ilişkili olduğu için esasa ilişkindir; yani, bir maddi hukuk sorunudur. O nedenle, hüküm anında mevcut olmalıdır; bir başka ifadeyle, sıfat, bizatihi hükümde somutlaşır; zira, tarafların haklılık durumu hüküm ile belli olur.

Sonuç olarak, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç, davayı takip yetkisini; bu sürecin bitiminde elde edilen maddi hukuka yönelik sonuç ise sıfatı ifade eder. Öte yandan, davayı takip yetkisi, usuli bir soruna ilişkin bulunduğu için dava şartıdır; eksikliği, davanın usulden reddi sonucunu doğurur; buna karşılık, sıfat ise subjektif hakkın özüne ilişkin olduğu için, bir maddi hukuk sorunu teşkil eder ve maddi hukuk anlamında bir itiraza vücut verir. Eksikliği anında verilecek karar, usulden red değil; davanın sıfat (husumet) yokluğu nedeni ile red kararı olup, esasa ilişkin bulunduğundan o davada taraf olarak gösterilen kişiler açısından, maddi anlamda kesin hüküm gücüne sahip olacaktır ( Prof. Dr. ------.).Uygulamada sıfat için ''husumet'' terimi kullanılmaktadır. Fakat, husumet (özellikle husumet ehliyeti) teriminin, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti (ve hatta dava takip yetkisi) terimleri için de kulanıldığı görülmektedir. Böylece, bugün uygulamada kullanılan ''husumet'' teriminin belirli bir anlamı yoktur. Bu terim ile neyin kastedildiğini anlayabilmek için her olayın ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, husumet terimi yerine, daha açık olan taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve taraf sıfatı terimlerinin kullanılması doğru olur. Yukarıda da belirtildiği gibi, sıfat, dava konusu yapılan ve maddi hukuktan doğan hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası bakımından bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez ve dava sıfat yokluğundan (husumetten), esastan reddedilir. Taraf sıfatının (davacı bakımından aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def'i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi sıfat yokluğu da ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Sıfat yokluğu, bir davada dava şartlarından sonra, yani tahkikat aşamasında incelenir. Sıfat yokluğunun, mümkünse diğer itirazlardan önce incelenmesi gerekir. Çünkü, taraflardan birinin taraf sıfatı yoksa, diğer itiraz ve def'ilerin incelenmesine gerek kalmaz (HMK md. 143). (-----

Davaya konu edilen 12.02.2019 tarihinde ------ numaralı kaçak tespit tutanağı incelemekle Davalını 02/06/2015 tarihinde ----- adresinde "Giyim Eşyası İmalatı (------ Veya Diğer Dokusuz Kumaştan Ya Da Emdirilmiş Veya Kaplanmış Tekstil Kumaşından Olanlar)" işinden dolayı Gelir Vergisi yönünden faaliyete başladığı ve 31/12/2016 tarihinde terk olduğu tespit edilerek ilgili vergi dairesi tarafından mahkememize bildirilmekle ayrıca------ celp edilen kayıtlar incelenmekle davalının davaya konu tesisattaki elektrik aboneliğini 12/2015 de sonlandırdığı gözetildiğinde kaçak elektrik kullanımın davalıya ait olduğu yapılan yargılama neticesinde ispat edilememekle davalının iş bu davada sıfatı bulunmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın Pasif Husumet Ehliyeti Yokluğundan REDDİNE,

2.Karar harcı 427,60 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 5.575,73 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

7.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekiline ( e duruşma sistemi üzerinden) davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ------Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog