Aramaya Dön

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/805
Karar No
K. 2024/64
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/805
KARAR NO: 2024/64
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/12/2021
KARAR TARİHİ: 24/01/2024

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak ibraz edilen dava dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları: "... AÇIKLAMALAR:

I. Uyuşmazlığa

Konu Hukuki İlişkinin Ortaya Konulması Öncelikle belirtmek gerekir ki, uyuşmazlığın tüm boyutları ile ortaya konulabilmesi ve hukuki olarak çözüme kavuşturulabilmesi adına, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kısaca özetlenmesi ve dava dilekçesinde yer alan tüm tarafların net bir şekilde tespiti gerekmektedir.

Müvekkil ... uzun bir süre inşaat sektöründe şahsen ve ortaklıklar vasıtası ile faaliyet göstermiş olup, alanında tecrübeye sahip ve saygın bir müteşebbistir. Zaten bu nedenledir ki, ---- vatandaşı olan davacı ve diğer şirket ortakları müvekkil ile iletişime geçmiş Türkiyede yapmayı planladıkları yatırımlarda müvekkilin kendilerine yol göstermesini ve bu yatırımların başına geçmesini talep etmişlerdir.

Bu kapsamda bir araya gelen müvekkil dışında hepsi --- vatandaşı olan taraflardan başta davalı ... -----ve Türk vatandaşı müvekkil ..----- ortakları haline gelmiş, müvekkil ... ve davalının aynı zamanda eşi ve-----ortağı olan ------ ile birlikte şirketin yetkili müdürü ve temsilcisi olarak tayin edilmiştir.

Davalı tarafından getirilen sermaye ile birlikte şirketin sermayesi tüm ortaklar adına teşekkül ettirilirken, müvekkil ise sahip olduğu tecrübe ve bağlantılar ile şirketin faaliyetlerini müdür sıfatı ile yürütmüştür.

Şirket bir çok başarılı projeye imza atmış, nihayetinde tamamen müvekkilin çabaları sonucunda -----en gözde yatırım merkezlerinden biri olan---- bulunan ---- Ticaret Merkezinde yer alan en değerli taşınmazın inşası ve sonrasında işletilmesi için dava dışı ----- ile bir sözleşme imzalamıştır. (----- arasında yapılan sözleşme) .

Bu noktadan sonra tamamı ------vatandaşı başta davalı ve diğer ortaklar; tümü müvekkilin başarılı yönetimi ve başarılı girişimleri sonucunda gerçekleşen yatırımların getirdiği kazancın müvekkilin elinden alınması ve ortaklığın teşekkülü öncesindeki anlaşmanın işlevsiz hale getirilmesi için girişimlerde bulunmaya başlamış, ilk olarak ----işletmesi ile hukuka ve kanuna aykırı bir takım görüşmelerde bulunularak işin kendilerinin kuracağı yeni bir şirkete tevdi hususunda taleplerde bulunmuşlardır. Yalnızca mezkur girişimler bile davalı ve diğer ortakların asli niyetini açıkça ortaya koymakta olup, bu noktada hukuki cezai ve idari girişimler başlatılmıştır. (Delil- tanık)

Diğer taraftan, amaçlarına ulaşmak isteyen ---- vatandaşı diğer ortaklar mülkiyeti davalıya ait olan şirket merkezine girerek şirketin anahtarlarını değiştirmiş, şirket ticari defter ve kayıtlarına hukuka aykırı olarak el koymuşlardır. Bu hususta müvekkil tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur. Buna ek olarak müvekkil ...ün ticari itibar ve haysiyeti üzerinden bir karalama kampanyası başlatmışlar, müvekkilin elde ettiği tüm menfaatlerden vaz geçmesi için onu üstü kapalı tehdit etmeye başlamışlardır. Müvekkilin kendilerini dolandırdığını, evrakta sahtecilik yapmak suretiyle şirketi zarara uğrattığı ve birçok atf-ı cürüm mahiyetindeki iddialarla suç duyurusunda bulunarak ceza davası açılmasını sağlamışlardır.-----Ceza Mahkemesinin ----sayılı dosyası üzerinden görülen davada MÜVEKKİL TÜM SUÇLAMALARDAN BERAAT ETMİŞTİR. (Delil:----- Asliye Ceza Mahkemesi-----sayılı dava dosyası).

Akabinde şirketin işlemez hale gelmesi ve acze düşmesi için ellerinden geleni yapmaya başlamış, devam eden inşaatta şirketin tarafı olduğu sözleşmelerin feshi ve işlevsiz hale gelmesi için girişimlerde bulunmuşlardır ve şirket alacaklılarının ödemelerini yapmayarak, müvekkilin de şahsi kefaletinin borçlar nedeniyle, icra takiplerine maruz kalmasına sebebiyet vermişlerdir. (Delil:----- İcra Dairesi -----sayılı dosyası)

Bu sürecin bir parçası olarak, davalı tarafça müvekkil aleyhine, ----- İcra Müdürlüğünün -----. Sayılı dosyası ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmış ve bu takip sonucunda müvekkilin başta şirkette bulunan hisseleri olmak üzere üzerine kayıtlı bulunan ve kendisine emaneten teslim edilmiş olan mallar dahi satılarak adeta ticareti hayatı yok edilmiştir. Müvekkil söz konusu haksız ve dayanaksız icra takibi nedeniyle içinden çıkılamaz bir borç batağının içerisine sürüklenmiştir. (Delil: ----- İcra Müdürlüğünün ----- Sayılı dosyası)

İşte Sayın Mahkeme huzurunda görülmekte olan bu dava tüm bu sürecin bir parçası olarak ikame edilmiş olup, aşağıda tüm detayları ile izah edileceği üzere kanunun emredici düzenlemeleri ve yine yerleşik kararlar uyarınca hükümsüz olan senet nedeni ile müvekkilin borçlu bulunmadığının tespiti gerekmektedir.

II. Uyuşmazlığa

Konu Senet Teminat Senedi Olup TTK Karşısında Geçerli Bir Kambiyo Senedi Vasfını Taşımamaktadır. 6102 sayılı TTK m.776/1-b düzenlemesi ile bir bononun kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini içermesi gerektiği hüküm altına alınmış, TTK m.777/1 düzenlemesinde ise bu şartı ihtiva etmeyen senetlerin kambiyo senedi/bono olarak kabul edilemeyeceği düzenlenmiştir. Müvekkilimiz aleyhine ----- İcra Müdürlüğünün ------ Sayılı takip dosyasıyla yapılan icra takibinin dayanağı olarak gösterilen 500.000 USD (beşyüzbin USD) miktarlı 31.05.2017 düzenleme tarihli, 01.08.2017 vade tarihli senet müvekkilimiz tarafından davalıya teminat olarak verilmiştir.

Bu husus ekte sunmuş olduğumuz, müvekkilin ve davalının ortağı olduğu -----Şirketinin 29.05.2017 tarihli genel kurulunda tüm ortakların oy birliğiyle karara bağlanmıştır.Ortakların tamamı tarafından davalıya 500.000 USD senet verilmiş olup, bu senetler davalının ilgili sermaye getirme borcuna karşılık elde etmesi vaad edilen kâr paylarının teminatı niteliğindedir. DOLAYISIYLA KAMBİYO VASFINI HAİZ OLMAYAN BU SENET KAMBİYO SENEDİ VASFINI TAŞIMAMAKTADIR. Dikkate şayan bir durumdur ki, müvekkil dışında teminat senedi veren diğer ortaklara yönelik davalının herhangi bir icra takibi veya başka bir girişimi olmamıştır. Kambiyo senedi vasfını taşımayan bu senede dayalı olarak müvekkilden talepte bulunulması mümkün değildir. ..........

Yapılan tüm bu açıklamalar kapsamında, davalıya verilen senedin teminat amacı ile teslim edildiği, müvekkilin senet kapsamında hiçbir borcunun bulunmadığı senedin bu yönü ile bedelsiz olduğu açıktır. Dolayısı ile, kanunun öngördüğü şartları ihtiva etmeye davaya konu senet nedeni ile başlatılan icra takibinin Sayın Mahkemece iptali gerektiği açıktır.

III. Senedin

Verilmesine Dayanak Teşkil Eden Genel Kurul Kararı Sakat Olduğundan Müvekkilin Bu Senet Nedeni İle Borçlu Olmadığına Karar Verilmesi Gerekir Bir önceki bölümde izah edildiği üzere, kayıtsız şartsız ödeme vaadini içermeyen uyuşmazlığa konu senedin hukuken geçersiz olduğu açıktır. Ancak müvekkilin söz konusu senet nedeni ile borçlu olmadığını gösteren yegane kanıt bu da değildir.

Nitekim, uyuşmazlığa konu senedin verilmesine neden olan ---- Genel Kurul toplantısı ve bu Kurulda alınan kararlar başta TTK olmak üzere emredici hukuk kurallarına aykırı olduğundan hükümsüzdür. Dolayısı ile geçersiz bu karara istinaden düzenlenen bono kapsamında müvekkilin borçlu bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Temel ilişkinin hükümsüz olması nedeni ile buna dayalı olarak tanzim edilen bononun iade edilmesi gerektiği ve düzenleyenin borçlu bulunmadığı yerleşik yüksek mahkeme uygulamaları ile de sabittir. ..........

VI. Adli yardım talebimize ilişkin beyanlarımız

Davacı müvekkilin söz konusu herhangi bir hak ve alacağa dayanmayan senet nedeniyle başta -----şirketinde bulunan tüm hisseleri cebri icra yoluyla satılmıştır. Yine kendisinde emanet olarak bulunan üçüncü şahısların malları da haczedilerek satılmış, kendisinin yetkili olduğu ve şahsi kefaletinin bulunduğu dönemde taşeronlarla imzalanmış sözleşmelere istinaden şirketin ödemem yapmaması neticesinde hakkında milyonlarca liralık icra takipleri başlatılmıştır.

Tüm bu haksız ve insafsız saldırılar neticesinde, müvekkilin ticari hayatı yok edilmiş, yaşananlar müvekkilin özel hayatını ve aile hayatını etkilemiş, piyasaya yüklü miktarlarda borçlanan müvekkil şirket borçları nedeniyle verdiği şahsi kefaletleri karşılamak için eski eşinin üzerine kayıtlı olan aile konutunun satmak zorunda kalmış, bu durum 28 yıllık evlilik hayatının da sona ermesine sebep olmuş ve müvekkilin yuvası dağılmıştır. Gelinen aşama müvekkil arkadaşına ait dükkandan bozma tek göz bir odada da hayata tutunmaya çalışmaktadır. Ekte sunmuş olduğumuz belgelerden de anlaşılacağı üzere müvekkilin üzerine kayıtlı hiçbir taşınır, taşınmaz, hak, alacak ve gelir getiren hiçbir getirisi olmadığından aciz durumdadır. --- Başkanlığının ekte sunmuş olduğumuz yazısından ve---- İlçesi ----- Mahalle Muhtarlığının vermiş olduğu fakirlik belgesi de müvekkilimizin borçtan aciz olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Deliller: -----Başkanlığının müvekkilin yardım aldığına dair yazısı, ----İlçesi -----Mahalle Muhtarlığının vermiş olduğu fakirlik belgesi)

Yukarıda açıkladığımız tüm hukuki ve maddi gerekçeler ile ortaya konulan içtihatlar uyarınca müvekkil tarafından davalıya verilen senede dayanak teşkil eden ve hukuka aykırılık nedeniyle hükümsüz olan genel kurul kararı uyarınca tanzim edilen senetler nedeniyle müvekkilin borçlu olmadığının tespiti gerekmekte ve Sayın Mahkemeden talep edilmektedir. ..........

SONUÇ

Açıklanan tüm bu nedenlerle, müvekkilin fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlütalep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla;Öncelikle müvekkilin ekonomik durumu da göz önünde bulundurularak ADLİ YARDIM TALEBİMİZİN KABULÜNE Teminat senedi olması hasebiyle kanunda aranan şartları taşımayan ve yine düzenlenmesine dayanak teşkil eden temel ilişkinin geçersiz olması nedeniyle müvekkilden tahsili mümkün olmayan senet kapsamında MÜVEKKİLİN BORÇLU BULUNMADIĞININ VE İLGİLİ SENEDİN HÜKÜMSÜZ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak---- İcra Dairesinin----- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup, 31/05/2017 tanzim tarihli, 01/08/2017 vade tarihli ve 500.000 USD bedelli bononun sermaye getirme borcuna karşılık elde edilmesi vaad edilen kar paylarının teminatı niteliğinde olup, tarafların ortağı olduğu "----- Şirketi" ünvanlı şirketin 29/05/2017 tarihli genel kurulunda tüm ortakların oy birliği ile aldığı karara bağlı olarak davalıya teminat olarak verildiği ve bu nedenle kambiyo vasfına haiz olmadığı, davacının söz konusu senet kapsamında hiçbir borcunun bulunmadığı, senedin bedelsiz olduğu ileri sürülerek adli yardım talepli olarak davacının söz konusu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Tensiben yapılan incelemeye bağlı olarak ilgili tensip ara kararında belirtilen gerekçelerle adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek davacının adli yardım kurumundan yararlandırılması yönünde karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: "... II-) DAVANIN ESASINA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ A-) UYUŞMAZLIĞA KONU TARAFLARA İLİŞKİN AÇIKLAMA 1. Huzurdaki davanın Davacısı ..., 2011 yılında----- vatandaşı Davalı ... ---- ve eşi ----- tarafından kurulan ----- hiçbir nakdi sermaye koymaksızın 14/03/2014 tarihinde ortak olarak kabul edilmiş ve kendisine münferid imzalı şirketi temsil yetkisi verilmiştir. 2. ........ 3. Davacının, dava dışı şirkete ortak edildiği 2014 yılından yolsuzluklarının ortaya çıktığı 2018 yılına kadar Davalı ve eşi, Davacıya son derece güvenmişler, onu ve ailesini ailesinin içine almışlar, hastalık gibi her türlü sıkıntısında manevi destek sunmuşlar ve maddi olarak elden ve bankadan milyonlarca dolar ve Türk lirası alışverişinde bulunmuşlardır. 4.----- son derece varlıklı olan Davalı ve eşi, Türkiye' ye duydukları büyük sevgi sebebiyle "----- ünvanlı dava dışı şirketi kurmuş, ticaret yapmak istedikleri ülkemizde Davacıyı tanımış ve Davacının Türk vatandaşı olması ve güven ilişkisi kurması sebebiyle ona inanarak Türkiye' deki işlerde kontrolü Davacıya bırakmışlardır. 5. Fakat 2018 yılında Davalı ve eşi, Davacının zimmetine para geçirdiği ve kendilerini dolandırdığından şüphe etmişler, bunun üzerine Türkiye' ye daha sık gelerek Davacıyı ve şirketi denetlemişler, bunun neticesinde şirket adına tescilli olması gereken gayrimenkullerin ve şirket araçlarının usulsüzce elden çıkarıldığını, Davalı ve eşi tarafından şirkete gönderilen milyonlarca doların zimmete geçirildiğini, şirket karar defterlerinde ve muhasebe defterlerinde sahte imzalarla usulsüzlükler yapılarak dolandırıldıklarını tespit etmişlerdir. 6. Bunun üzerinde derhal önlem almaya başlayan Davalı ve eşi, ilk önce ---- Asliye Ticaret Mahkemesi' nin -----. Sayılı dosyasından olağanüstü genel kurul yaptırarak (*), mahkemece görevlendirilen ----- nezaretinde 01/11/2018 tarihinde Davacı ...' ün şirketi temsil yetkisini elinden almışlardır. ♦DELİL-4-----. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin-----Sayılı dosyasından yapılan olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı sureti 7. Davacının, dava dışı şirketteki yetkileri sona erdikten sonra ise Davalılar, Ülkemize ve yasalara yabancı olmaları sebebiyle hukukçular ve mali müşavirler aracılığıyla şirket defterleri ve malvarlığı üzerinde kapsamlı araştırmalar yaptırarak bu davanın Davacısı ... ve onun yardımcısı----- aleyhinde şirket aktiflerinin azaltılması, şirketin kasıtlı olarak zarara uğratılması, resmi belgede sahtecilik ve bilcümle kasıtlı eylemleri sebebiyle hukuki ve cezai davalar açılabilmesi için 25/11/2020' de olağanüstü genel kurul kararı (*) almışlardır. ........ B-) DAVAYA KONU SENEDE VE ALACAĞIN ESASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA 1. Her ne kadar Davacı, keşidecisi/borçlusu ..., alacaklısı-----olan, 31/05/2017 düzenlenme tarihli, 01/08/2017 ödeme tarihli, 500.000,00 Dolar' lık senedin teminat senedi olduğunu iddia etse de bu iddiası hem doğru değildir hem de hukuki açıdan dayanaksızdır. 2. Davalının dava dışı şirkete yaptığı yatırımlara karşılık Davacıdan teminat amacıyla alınan gerçek senedi (*) ve dayanağı olan genel kurul karar suretini (*) dilekçemiz ekinde sunmaktayız. Görüleceği üzere dilekçemiz ekinde aslını sunduğumuz 29/05/2017 düzenlenme tarihli, vade tarihi boş bırakılan, 500.000,00 Dolar' lık, keşideci/borçlu ...' ün hem dava dışı şirket adına hem de kendi adına aval veren sıfatıyla çift imza attığı senetle huzurdaki davada iptali istenen senetler farklıdır. *DELİL-8- 29/05/2017 düzenlenme tarihli, vade tarihi boş bırakılan, 500.000,00 Dolar' lık, keşideci/borçlu ...' ün hem dava dışı şirket adına hem de kendi adına aval veren sıfatıyla çift imza attığı senet aslı (KASAYA ALINSIN) ♦DELİL-9- Dava dışı şirketçe alınan 29/05/2017 tarih ve ---- Karar Numaralı genel kurul kararı sureti 3. Davaya konu edilen 31/05/2017 düzenlenme tarihli, 01/08/2017 vade tarihli, keşideci/borçlusu ..., alacaklısı ---- olan 500.000,00 Dolarlık, bedel ihdas hanesi boş bırakılan senet ise gerçek bir borç-alacak ilişkisine istinaden verilmiş bonodur. 4. Somut uyuşmazlıkta dava konusu senedin teminat senedi olduğunu iddia eden Davacı, bu iddiasını yazılı belgelerle ispat yükü altındadır. Çünkü; a. Davacının iddia ettiği genel kurul karan ve bu karara istinaden verdiği senet aslı dilekçemiz ekinde DELİL-8- ve DELİL-9- adıyla sunulmuş olmakla, görüleceği üzere senedin düzenlenme tarihi ve bedeli birebir genel kurul kararıyla örtüşmektedir. b. Davalı ..., genel kurulda bahsi geçen yatırımı şirket hesaplarına yapacağı için Davacı ..., DELİL-8- olarak sunduğumuz bu senet üzerine hem dava dışı şirket kaşesini vurmuş hem de avalist olarak ikinci imzayı atarak kendisini yükümlü kılmıştı. c. Davacının davaya konu ettiği senet ise bedel ihdas hanesi boş bırakılmış olan, bağımsız bir borç ikrarı içeren, senet üzerinde hiçbir şarta ya da teminat ibaresine yer verilmeyen ve tüm yasal unsurları üzerinde barındıran bir bonodur. 5. Davacı iddiaları hukuken mesnetsiz olduğundan ve maddi gerçekle örtüşmediğinden emsal Yargıtay uygulamasına göre de ispat yükü altındadır. Bakınız; ........ 6. Somut uyuşmazlıkta dava konusu senet incelenirse; - Alacaklısının ve borçlusunun şahıs olduğu, - Üzerinde teminat ibaresinin yer almadığı, - Kanunda aranan bütün şartları barındıran ve mücerret bir borç ilişkisi içeren bono olduğu görülmektedir. 7. Kısaca somut olayda iki adet bono vardır. Bunlardan birincisi dilekçemiz ekinde sunduğumuz ve Davacının iddia ettiği genel kurul kararına istinaden verilmiş olan DELİL-8- başlıklı bono, ikincisi ise Davacıya verilen borca istinaden düzenlenen, alacaklısının ve borçlusunun şahıs olduğu, üzerinde teminat ibaresi yer almayan ve mücerret bir borç ilişkisi yaratan bonodur. 8. Davalı ... ---- ile Davacı arasında, dava konusu senedin verildiği tarihlerde büyük bir güven ilişkisi vardı. Kaldı ki Davalı ... ve eşi, ülkeleri -----son derece varlıklı kişiler olup bu miktarlarda borç verebilecek yeterlilikte mal varlıkları da bulunmaktadır. 9. Dilekçemiz ekinde Davalı ... ---- ve eşinin dava dışı ----şirketinin ----- Şubesi' ne 2017-2018 yılları arasında 1.285.900,00 Dolar gönderdiğini ispatlayan banka hesap hareketlerini (*) sunmaktayız. DELİL-12- olarak sunduğumuz bu hesap hareketleri Davalı ...' nın böyle bir meblağı borç olarak verebilecek güçte olduğunu ispatlamaktadır. *DELİL-12- Davalı ... ----- ve eşi tarafından dava dışı---- şirketinin ----- Şubesi' ne 2017-2018 yılları arasında 1.285.900,00 Dolar gönderdiğini ispatlayan banka hesap hareketleri 10. Yine dilekçemiz ekinde Davacı ...' ın kendi eli ürünü ve imzasını taşıyan bir "Beyan" (*) sunmaktayız. Bu beyanda Davacı ... tarafından, dava konusu senet hariç olmak üzere, yine Davalı ... ----2017 yılında elden 500.000,00 Dolar alındığı ve sonrasında bu meblağın Davalı ...------ şahsi hesabına yatırıldığı ve bu meblağın bir borç alacak ilişkisine istinaden yapılmadığı zikredilmektedir. DELİL-13- olarak sunduğumuz bu "Beyan" ise Davalı ... ile Davacı ... arasında bir güven ilişkisi ve para alışverişi olduğu ilişkisini ispatlamaktadır. ♦DELİL-13- Taralar arasındaki para alışverişini ve güven ilişkisini ispatlar Davacı ... eli ürünü "Beyan" dilekçesi ve iki adet banka dekontu (KASAYA ALINSIN) 11. Sonuç olarak sunduğumuz delillerle iddialarını çürüttüğümüz üzere Davacı, dava konusu senedin teminat senedi olduğu iddiasını ispatlayamamaktadır. Buna karşılık dava konusu senedin gerçek bir borca istinaden alındığını savunan Davalı, şahıs olarak Davacıya borç verdiğini, aralarında para alışverişi olduğunu ve bu borcu verebilecek maddi güçte olduğunu objektif delillerle ispatlayabilmektedir. 12. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki "kambiyo ilişkisi" ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü" nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. ........ SONUÇ VE TALEP : Netice olarak gerekçelerini yukarıda izahına çalıştığımız üzere 2018 yılında tahsil amacıyla icraya konu olan senet sebebiyle 2022 yılında açılan işbu dava inandırıcılıktan uzak ve hukuken mesnetsiz olması sebebiyle;

1.6100 sayılı H.M.K.m.31 ve m.ll9/l-ğ bendi uyarınca Davacıya davasını açıklaması ve gereken harç ve masrafları ödemesi konusunda bir hafta kesin süre verilmesini, eksiklikler giderilmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini,

2.Davacının, geliri konusunda çelişkili beyanlarda bulunduğu, Mahkemeyi yanılttığı, adli yardımdan faydalanmasının hukuka aykırı olduğu ve devlet hazinesinin zarara uğratıldığı gerekçeleriyle adli yardım talebinin reddine karar verilmesini,

3.Davacının hem menfi tespit hem de istirdata yönelik davası inandırıcılıktan uzak, hiçbir delille desteklenemeyen ve haksız bir dava olması sebebiyle reddine karar verilmesini,

4.Kötüniyetli ve haksız Davacı/Borçlunun dava konusu alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere tazminat ile cezalandırılmasını, ..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan cevap dilekçesinde ileri sürülen savunmalara bağlı olarak dava dilekçesindeki eksiklikler nedeniyle öncelikle davanın açılmamış sayılmasına, davacının adli yardıma muhtaç olmadığı ileri sürülerek adli yardım talebinin reddine, inandırıcılıktan uzak olup hiçbir delille desteklenmeyen haksız davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir. Dilekçelerde dayanılan bütün dava ve soruşturma dosyaları yönünden yazışmalar yapılarak gerekli ve yeterli UYAP içerikleri temin edilmiş olup, ön inceleme duruşmasının ötelendiği 20/09/2023 tarihli duruşmada taraf vekilleri dilekçelerini tekrar etmişler ve adli yardım kararının aynen korunmasına karar verilmiş olup, 22/11/2023 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında alınan beyanların içeriği gözetilerek söz konusu ön inceleme duruşmasının gerekli-yeterli kısımları: "... Belirli gün ve saatte celse açıldı. Davacı ... ve Vekili Av. ... ile Davalı Vekili Av. ... duruşmaya katıldı. Başka gelen yok. Belli yerde açık yargılamaya başlandı. .......... Dava dilekçesi ve ekleri okundu; Davacı vekillerinden soruldu: Davacı vekili beyanında: Dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, cevapları kabul etmiyoruz. Dava konusu olayla ilgili olarak davalı tarafla anlaştığımız herhangi bir husus yoktur, davamız dava konusu bononun teminat senedi olduğuna ve müvekkilimin borçlu olmadığına ilişkin olup, dava dilekçesinin son parağrafında yer alan "haksız biçimde haczedilen müvekkile ait mal varlığı değerlerinin geri verilmesi" ile ilgili ifade esasında bu davanın lehimize sonuçlanması durumunda infazıyla ilgili olup, gerekirse bu konuda dava açacağımıza ilişkin açıklayıcı beyandır, dedi. Beyanı okundu. İmzası alındı. Davacı Vekili Cevap dilekçesi ve ekleri okundu. Davalı vekilinden soruldu: Davalı vekili beyanında: cevap dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, dava konusu olayla ilgili olarak davacı tarafla anlaştığımız herhangi bir husus yoktur, İİK. Madde 72/6 uyarınca davacıya davasının ne kadarı menfi tespit, ne kadarı istirdat olduğunun açıklattırılması gerekmektedir, ayrıca cevap dilekçemizde 8. delil olarak belirttiğimiz bono aslı yanımdadır, kasaya alınmasını istiyoruz, dedi. Beyanı okundu. İmzası alındı. Davalı Vekili İbraz edilen bono aslı alındı, incelendi, bono aslının cevap dilekçesinin ekinde fotokopisi sunulan ----nolu delil olarak belirtilen bono gibi olduğu, ----- nolu bono fotokopisinin ibraz edilen bono aslı gibi olduğu, bononun arkasında herhangi bir ciro vs işlem bulunmadığı anlaşıldı. Atıf ve ifade kolaylığı için ---- nolu delil olarak sunulan söz konusu bono fotokopisinin üzerine ----işareti konuldu. Davacı vekilinden soruldu: davamız biraz önce verdiğimiz imzalı beyanımızda belirttiğimiz şekildedir, henüz takip devam ettiği için İİK. Madde 72/6 düzenlemesi yönünden bir talebimiz söz konusu olmayıp yargılama sırasında istirdadı gerektirir ödeme olması ihtimalinde bu düzenlemenin gereğini o zaman gözeteceğiz, biraz önce verdiğim imzalı beyana göre ön inceleme duruşması yapılsın, dedi. Beyanı okundu, imzası alındı. Davacı Vekili HMK'nın 140/1.maddesi kapsamında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; ----- İcra Dairesinin----- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup 31/05/2017 tanzim tarihli, 01/08/2017 vade tarihli ve 500.000 USD bedelli bononun teminat olarak verilip verilmediği, kambiyo senedi vasfında olup olmadığı; takibe dayanak bono ile zapta geçen ----işaretli bononun farklı bonolar olup olmadığı ve bunlara bağlı olarak davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve bononun davacıya iadesinin gerekip gerekmediği hususlarının aydınlatılmasının gerektiği tespit edildi. Bu durumun tespiti ile açık ön inceleme duruşmasına devam olundu. .......... Dosya incelendi. GGD: Tarafların arasındaki uyuşmazlığın------. İcra Dairesinin----- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup 31/05/2017 tanzim tarihli, 01/08/2017 vade tarihli ve 500.000 USD bedelli bononun teminat olarak verilip verilmediği, kambiyo senedi vasfında olup olmadığı; takibe dayanak bono ile zapta geçen ---- işaretli bononun farklı bonolar olup olmadığı ve bunlara bağlı olarak davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve bononun davacıya iadesinin gerekip gerekmediği hususlarının aydınlatılmasına yönelik olduğuna, (HMK-140/3), Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu. Dosya kapsamına nazaran incelenmesi gereken herhangi bir hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazı olmadığı anlaşıldı. Ön inceleme aşamasında yapılacak başka işlem kalmadığından tahkikat aşamasına geçilmesine ve tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülmesine,( HMK 140/3,143-293 )Oy birliği ile karar verildi. Tefhimle açık duruşmaya devam olundu.Davacı vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, dedi. Davalı vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, dedi. Davacı asil huzura alındı, zapta geçen ---- işaretli bononun aslı kendisine gösterilip inceleme imkanı verildi ve soruldu: Davacı asıl: bana gösterip inceleme imkanı verdiğiniz fotokopisine ---- işareti konulan 29/05/2017 düzenleme tarihli, 500.000 USD bedelli, vade ve ödeme tarihleri boş bırakılmış bono davaya ve takibe konu bonodan farklı bir bono olup, ---- işaretli bu bono altında yer alan imzalar benim imzama benzemekte ise de imzalar kesinlikle bana ait değildir, şu anda Mahkemenize sahte bir senet sunulmaktadır, senedin düzenleme tarihi olan 29/05/2017 tarihinde keşideci olarak görünen şirketin temsil yetkisi bende ve bir de ----- idi, her ikimiz de münferiden temsile yetkiliyiz ve fakat ----- işaretli bu bonoda ne bana ait ve ne de----ait imza yoktur, lehtar ismi ve bedele ilişkin yazılar tarafıma ait olmayıp bu yazılar ----veya lehtar ve davalı -----ati olabilir zira bunlar karı koca olup, ----- vatandaşıdırlar ve onların yazılarına benzemektedir. Ayrıca belirtmek istiyorum ki davalı taraf protokol nedeniyle bu bononun verildiğini ileri sürdüğü halde belirttiğim gibi bu bono sahte olduğu gibi keşidecisi şirket görünmektedir halbuki denildiği gibi protokol gereği verilmiş olsaydı keşidecinin şirket olmayıp kişi olarak benim şahsen ismimin yer alması gerekirdi, takibe dayanak bonoda ise keşideci şahsım olup, bu da protokol gereği verildiğini göstermektedir, dedi. Beyanı okundu, imzası alındı. Davacı Asıl Davacı vekili söz aldı: zapta geçen ---- işaretli bononun davayla ilgisi yoktur, o nedenle delil olmaktan çıkarılmasını istiyoruz, dedi. Davalı vekili söz aldı: kambiyo senedinde zapta geçen---- işaretli bonoda 3 imza bulunmaktadır, şirket kaşesinin haricinde atılan imza aval veren sıfatıyla davacıya aittir, imza incelemesi yapılmasını istiyoruz, dedi. ..." şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Yukarıya gerekli-yeterli kısımları aynen aktarılan ön inceleme duruşmasında zapta geçen----- işaretli söz konusu bononun resmi: ¸şeklinde olup buraya yukarıdaki şekilde aktarılmıştır. İmza incelemesi talebi yönünden oluşturulan ara kararın da yer aldığı 24/01/2024 tarihli duruşmada alınan beyanlar ve ilgili ara kararlar gözetilerek buraya aynen aktarılması uygun görülen söz konusu duruşma tutanağının gerekli-yeterli kısımları: "... Ara kararların yerine geldiği anlaşıldı. Davacı vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, takibe konu senet teminat senedidir, davalı tarafın sunmuş olduğu ----işaretli senedin keşidecisi şirkettir, genel kurulda alınan karar gereği her bir ortak ayrı ayrı 500.000 USD'lik teminat senedi koyacağı kararlaştırılmıştır, dolayısıyla müvekkilin şirketi borçlandırarak teminat koyması gibi bir durum söz konusu olamaz, davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz, imza incelemesinin davaya bir katkısının olmayacağını düşünüyoruz dedi. Davalı vekilinden soruldu: önceki beyanlarımızı tekrar ederiz, teminat senedi iddiası yönünden hiçbir delil yoktur, kaldı ki takibe konu bono üzerinde hiçbir şart da bulunmamaktadır, TTK. Madde 776'ya göre geçerli bir bono olduğundan davanın reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi. Davacı asıl söz aldı: önceki beyanlarımı tekrar ediyorum, yeminle söylüyorum ki ben cafelerde yatıp kalkıyorum, bu davayı da adli yardım kurumundan yararlanarak açabildim, ben davalı taraftan hiçbir borç almadım, dedi. Dosya incelendi: GGD:

1.Davanın niteliğine, takibe konu bono ile duruşmada sunulan ve fotokopisi üzerine----işareti konulup aslı kasaya alınan bononun özelliklerine, keşidecilerine, davanın taraflarına ve dosya kapsamına nazaran hukuki yarar görülmediğinden imza incelemesi yapılmasına yer olmadığına,

2.Tahkikatın tümü hakkında diyeceklerinin hazır olanlardan sorulmasına,

3.Söz konusu ----işaretli bono aslının iadesine, oy birliği ile karar verildi, tefhimle açık yargılamaya devam olundu. Tahkikatın tümü hakkında soruldu: Davacı vekili: önceki tüm beyanlarımızı tekrarla birlikte davamızın kabulüne karar verilsin, dedi. Davalı vekili: ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin------ Esas sayılı dosyasında davacının dava dışı şirketi 2018 yılındaki değerlere göre kasten zarara uğrattığı bilirkişi raporlarıyla sabit olmuştur, davacı asıl burada gerçeğe aykırı beyanlarla Mahkemeyi yanıltmaya çalışmaktadır, dava konusu bono gözetildiğinde ispat yükü davacı taraftadır, bononun tarafları şahıstır, bono nakit para karşılığında düzenlenmiştir, davalı müvekkilimin bu parayı borç olarak verebilecek güçte olduğunu gösterir banka kayıtları dosyaya girmiştir bu sebeple ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi. ..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Davanın niteliğine, sebebine, değerine ve dosya kapsamına nazaran tanık dinlenmesine yer olmadığına karar verildiği gibi yukarıya aynen aktarılan ilgili ara kararda belirtilen şekilde davanın niteliğine, takibe konu bono ile diğer -----işaretli bononun özelliklerine, keşidecilerine, davanın taraflarına ve dosya kapsamına nazaran imza incelemesi yapılmasında da hukuki yarar görülmediğinden bu yöndeki talep yerinde görülmemiştir zira ---- işaretli dava dışı bonoda keşideci dava dışı şirket olup, cevap dilekçesinde ileri sürülen savunmanın aksini gösterdiği gibi keşidecinin davacı gerçek şahıs olması ihtimalinde ancak imza incelemesinde yarar söz konusu olabilirdi. Halbuki ----- işaretli belgenin keşidecisi şirket olup bu hususlarda ihtilaf bulunmamaktadır. Davanın niteliğine ve dava konusu bononun teminat amaçlı verilip verilmediği sonucuna göre aydınlanacak mahiyetine göre herhangi bir bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir. Taraflar arasında ihtilafsız olan 29/05/2017 tarihli genel kurul kararına göre ortaklardan her birinin yatırım karşılığı olan rakam için ----- 500.000 USD değerinde senet vereceğinin kararlaştırılmış olduğu ve bu kararın bütün ortakların katılımıyla oy birliğiyle alınmış olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar dava tarihi itibariyle menfi tespit davaları yerleşen uygulamaya göre zorunlu arabuluculuğa tabi değil ise de davadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuruda bulunulmuş olup ibraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre -----Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası ----- ve arabuluculuk numarası ------ numaralı, 21/12/2021 tarihinde yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların davete uyduğu ancak anlaşma sağlanamadığına dair 23/12/2021 tarihli son tutanak düzenlendiği belirlenmiştir. Celp edilip incelenen söz konusu-----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı icra dosyasının UYAP içeriğine ve bu konuda yapılan yazışmalara göre taraflarla ilgili olduğu, takibe dayanak bononun 31/05/2017 tanzim, 01/08/2017 vade tarihli ve 500.000 USD bedelli bono olduğu anlaşılmıştır. Yukarıya aynen aktarılan ilgili duruşma tutanağındaki davacı vekilinin beyanına göre davanın yukarıda tespit edilen ihtilaf noktalarında belirtilen şekilde menfi tespit davası olduğu açıklığa kavuşturulduğundan dava dilekçesinde eksiklik olduğu ve davanın açılmamış sayılması gerektiği yönündeki savunmaya itibar edilmemiştir.Sonuç olarak ticaret sicil kayıtları, dava konusu bononun 31/05/2017 düzenleme tarihli ve davacı gerçek şahıs tarafından keşide edilmiş olması, 29/05/2017 tarihli bütün ortakların katılımıyla ve oy birliğiyle alınan genel kurul kararına göre davalının yatırım sermayesinin güvencesi olarak her bir ortaktan 500.000 USD değerinde senet alınmasına ilişkin karar,----- işaretli olup, keşidecisi şirket olan bononun yukarıda ilgili yerde beyanlarda geçen ve resimde de görülen özellikleri, davacının yukarıya aynen alınan 22/11/2023 tarihli duruşmadaki imzalı samimi beyanları, ---- işaretli bononun sahte olduğuna ilişkin davacı asılın iddiası, sahtelik iddiasının bu davayla ilgili olmayıp, bu iddiaya konu----işaretli bononun keşidecisinin şirket görünmesi nedeniyle eldeki dava yönünden yapılması gereken bir ön mesele bulunmaması, imza incelemesi yoluna gidilmesinde bu dava yönünden hukuki bir yarar olmaması, davalının savunmalarının dayandıkları ----işaretli bono ile teyit edilmeyip çelişkili davranma yasağı kapsamında kalması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu 31/05/2017 düzenleme tarihli bononun söz konusu 29/05/2017 tarihli genel kurul kararı doğrultusunda teminat amaçlı olarak verilen bono olduğu, çelişkili davranma yasağı kapsamına girer şekilde davalı tarafın ileri sürdüğü ---- işaretli bononun keşidecisinin şirket olması nedeniyle söz konusu 29/05/2017 tarihli genel kurul kararı doğrultusunda düzenlenmiş teminat senedi olmasının davacıya aidiyeti yönünden söz konusu edilemeyecek olmasının aşikar olması hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın sübuta erdiği, davaya ve takibe konu bononun söz konusu genel kurul kararı doğrultusunda teminat amaçlı düzenlendiği ve henüz teminat şartı yerine gelmemiş olması nedeniyle bedelsiz durumunda olup vakti gelmeden önce takibe konu edilmiş olduğu ve takip ve dava tarihi itibariyle henüz söz konusu bonoya bağlı muhtemel hakkın talep edilebilir durumda olmadığı ve dava tarihi itibariyle sübut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak bu doğrultuda aşağıdaki şekilde karar verilmiş olup, talep olmadığından icra tazminatına karar verilmemiştir.Son olarak belirtmek gerekir ki harç yönünden dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerektiğinden takibe konup olup davaya konu edilen 500.000 USD'nin dava tarihi itibari ile efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 5.713.800‬ TL matrah üzerinden işlem yapılmış ve avukatlık ücreti hesabı yönünden de harca esas alınan bu bedel gözetilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

Davanın kabulü ile---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı icra dosyası üzerinden yapılan takibe dayanak olup 31/05/2017 tanzim tarihli, 01/08/2017 vade tarihli ve 500.000 USD bedelli bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine,Talep olmadığından icra tazminatına karar verilmesine yer olmadığına,Adli yardım kararı nedeniyle başlangıçta harç alınmamış olması da gözetilerek sonuçta 59,30 TL başvurma harcı ile kabule konu dava değeri üzerinden hesaplanan 390.309,68 TL nispi karar harcının toplamı olan 390.368,98 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A-(13) ve (14) düzenlemelerine ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine bağlı olarak Arabulucuk Bürosu tarafından yapılan ve Adalet Bakanlığı Bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL zaruri giderin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Adli yardım kararı nedeniyle davacı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına,Davalı tarafça yapılan giderin üzerinde bırakılmasına, Adli yardım kurumu kapsamında yapılan 265,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Kabule konu değer üzerinden davacı vekili yararına tarife gereğince hesap ve takdir edilen 360.276,00 TL nispi avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,İlişkin olmak üzere davacı ile taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.