3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketin sağladığı araç bakım ve tamir hizmetlerinden yararlanmak suretiyle müvekkili ile ticari bir ilişki içerisine girdiğini fakat faydalandığı edime karşılık yükümlülüğü bulunan ücreti ödeme edimini yerine getirmediğini, davalı tarafça, müvekkilinin haklı alacağının tahsili adına İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine borç, fer'ileri ve yetki yönünden itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, her iki tarafın da tacir olan bu ilişkinin temelinde müvekkili şirketçe davalıya sağlanılan hizmet bulunmakta olup taraflar arasında yetkiye ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığını, mahiyeti gereği aralarında eser sözleşmesi kurulmuş bulunan tarafların artık bu sözleşmeden kaynaklanan edimler sebebiyle başvuracakları yetkili icra dairesinin İİK madde 50 uyarınca sözleşmenin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olması sebebiyle İzmir İcra Müdürlükleri olduğundan davalının itirazlarının haksız olup iptali gerektiğini, müvekkili ...'nin uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren ve hem İzmir hem de ülke çapında tanınmış bir şirket olup otomotiv ve taşıt yedek parçası temini sağlamakta, araçların bakım ve tamiri gibi hizmetleri üstlendiğini, müvekkili tarafından davalının aracına gerekli bakım ve tamir işlemleri, birden fazla kez ve birbirinden farklı tarihlerde uygulandığını, bu hususun müvekkiline ait ticari kayıtlar ve defterlere de işlenmiş olup bilirkişi marifeti ile yapılacak olan inceleme ile açığa çıkacağını, davalının tacir olmakla birlikte Aydın Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ...-Efeler sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, bu anlamda davalının, müvekkili tarafından davalının aracının tamiri ve bakımı doğrultusunda satışı gerçekleştirilen malzemeler ve sağlanan işçilik hizmeti karşılığında devreden 1.586,71-TL tutarındaki borcundan hariç olmak üzere 2 adet ayrı ... numaralı ve 2.242,00-TL tutarlı ve ... numaralı ve 940,78-TL tutarlı faturaların düzenlendiğini, düzenlenen bu faturaların davalıya teslim edilmişse de davalı tarafça ne faturalar ne de devreden borç adına herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile cari hesap dökümüne dayalı icra takibine geçilmişse de davalı tarafça 06.06.2022 tarihli itiraz dilekçesi sunularak takibin durdurulduğunu ve müvekkilinin alacağından mahrum bırakıldığını, dava şartı olarak arabuluculuk müessesesine başvuruda bulunulmuş ise de davalı taraf ile gerçekleştirilen görüşmelerde bir sonuca varılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esasa sayılı dosyasındaki itirazın iptali ve takibin temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, davalı aleyhine asıl alacağın % 20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanmış olması nedeniyle AAÜT 16/2-c gereğince müvekkili lehine arabuluculuk anlaşamama vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 30.05.2022 tarihinde İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Es. sayılı dosyası ile müvekkiline karşı herhangi bir cari hesap dökümü, senet, fatura vs. dayanak olmaksızın icra takibi başlattığını ve müvekkilinin davacı ile hiçbir iş ilişkisi olmadığından haklı olarak takibe ve yetkiye 06.06.2022 tarihinde itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce düzenlenen 07.06.2022 tarihli tensip zaptında yetkiye itiraz hususu gözden kaçırılarak yalnızca İİK 62. maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenle 23.06.2022 tarihinde tekrar başvuru yapıldığını ve 23.06.2022 tarihli tensip zaptı ile takibin yetki yönünden de durdurulmasına karar verildiğini, fakat bu süreçte davacı tarafın Arabulucuya başvurduğu için İzmir'de bir Arabulucu tayin edildiğini ve Arabuluculuk son tutanağında belirtilen hususlar nedeniyle müvekkili ve vekili olarak toplantıya katılımının mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkilinin tacir olduğu ve ticari faaliyetinde kullanmakta olduğu aracının bakımının yapıldığı iddiası sebebiyle İzmir İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu iddia ettiğini, verilen hizmetin ticari nitelikte olup olmadığının belirlenebilmesi için davacının öncelikle müvekkiline hizmet verdiğinin ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle hem görev itirazının hem de yetki itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın dosyaya delil olarak sadece "Cari Hareket Dökümü" ibareli üzerinde müvekkilinin bilgilerini içeren 1.200 TL tutarında nakit tahsilat yapıldığını gösteren ve 2021 yılında iki adet fatura düzenlendiği iddiası taşıyan bir belge sunduğunu, söz konusu belgenin müvekkiline herhangi bir hizmet verilmiş olduğunu ispatlayan bir belge olmadığını ve ne yapıldığı iddia edilen tahsilatlarla ne de faturalarla müvekkilinin hiçbir ilgisi-bilgisi bulunmadığını, müvekkilinin bu iş yerine hiç gitmediğini ve hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin halen adına kayıtlı ve herhangi bir ticari faaliyette kullanılmayan birden fazla aracı bulunduğunu, müvekkilinin ticari faaliyeti kapsamında oto alım-satımı bulunmayıp şahsi olarak geçmiş dönemlerde araç alım-satımı yaptığını, müvekkilinin hiçbir aracını davacı firmaya götürerek bakım ve onarım yaptırmadığını, davacı firma tarafından müvekkilinin bakım-onarımını yaptırdığı iddia edilen aracının plaka bilgisi dahi verilmediğini, araç kabul formları sunulmayarak bakım-onarımı yapıldığı iddia edilen aracı firmaya kimin getirdiğinin gösterilmediğini, "Cari Hareket Dökümü" ibareli belgede yer alan ... Fiş nolu 12.01.2021 tarihli 200 TL ve ... Fiş nolu 05.08.2021 tarihli 1.000 TL ödemelerin kim tarafından yapıldığının belirtilmediğini ve fişlerini dosyaya sunmadığını, davacı firmanın basiretli bir tacir olarak düzenlendiği iddia edilen faturaları posta yolu ile yada elden müvekkiline tebliğ-teslim etmiş olmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu, davacının müvekkiline herhangi bir fatura tebliğ-teslim etmediği gibi açmış olduğu icra takibini dahi faturaya dayandırmadığını belirterek, öncelikle görev ve yetki itirazları hususunda karar verilmesini, yargılamanın devamı halinde ise davacının açmış olduğu haksız ve kötü niyetli davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak dava açan davacının % 20’tan az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası, Taraflara ait ticari defterler ve kayıtlar, Aydın Vergi Dairesi Başkanlığı, Aydın Ticaret Sicil Müdürlüğü, Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı yazı cevapları, Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığı ile SMMM Bilirkişisi tarafından düzenlenen 19.06.2023 tarihli bilirkişi raporu ve 13.11.2023 tarihli ek rapor,
Mahkememizce aldırılan SMMM bilirkişisi tarafından düzenlenen 24.07.2023 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali davasıdır.
İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının davacı borçlunun ise davalı olduğu, davacı tarafından davalı aleyhine 3.569,49 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından süresinde borca itiraz edildiği, takibin durduğu ve davacı tarafça süresinde itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık fatura alacağına ilişkin olduğundan taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş, taraflarca ticari defterlerin bulunduğu yer bildirilmiş, davalının ticari defterlerinin bulunduğu yer Aydın olduğundan mahkememizce Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak ticari defterlerin bulunduğunun bildirdiği adreste SMMM bilirkişisi tarafından inceleme yapılması istenilmiş, SMMM bilirkişisi tarafından yapılan tespite ilişkin düzenlenen 16.06.2023 tarihli kök raporda ve 13.10.2023 tarihli ek raporda; davalının 2022 Yılına ait yevmiye defterlerinin açılış onaylarının Aydın ...Noterliğinin 29/12/2021/...- Kebir defteri ...- Envanter defteri ... onay numaraları ile tasdik edildiğini, açılış tasdik süresi yönünden usulsüzlük bulunmadığını, kapanış tasdiklerinin 30/06/2023 tarihine kadar süresi bulunduğundan kapanış tasdiki konusunda eleştirilecek yönü bulunmadığını, davalının 2022 yılına ait defterinin incelenmesinde, takip konusu faturaların kaydının bulunmadığı, 2020-2021-2022 yılları içinde davacıdan mal ve hizmet alındığı hakkında bir kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 24.07.2023 tarihli raporda; davacı ... ve Makine Yedek Parça İmalat San.Tic.Ltd.Şti.’nin 2020-2021-2022 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırıldığı, muhasebe kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı yasal defterlerinde, davalı ...’nın 19.07.2022 takip tarihi itibari ile 4.431,74-TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu, davacının yasal defterlerinde kayıtlı bulunan işbu alacak bakiyesinin 3.569,49-TL’sinin 30.12.2020-01.04.2021 tarihleri arasında düzenlenmiş bulunan üç adet faturadan, 862,25 TL’sinin ise avukat masraflarından kaynaklandığının belirtildiği anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddesi uyarınca " İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Tüm dosya kapsamının incelenmesinde; davanın davalıya ait aracın tamir edilmesi nedeniyle onarım bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarda davacı tarafça hangi aracın onarımının yapıldığı yönünde beyan açıklama ve plaka bilgisinin bildirilmediği, tarafların tacir olduğu, her iki tarafında ticari defterlerini ibraz ettiği, davalının kayıtlarına göre davalının davacıya bir borcunun bulunmadığı, ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacının davalıya ait aracı onardığını ve bu nedenle alacaklı olduğunu ispat edemediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş, davacı icra takibinde kötü niyetli olmadığı değerlendirilmekle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Koşulları bulunmadığının davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
3.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harç peşin alınan 80,70 TL harçtan mahsup edildikten sonra eksik kalan 346,90 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4.Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT gereğince belirlenen 3.569,49 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5.Karar kesinleştiğinde ayrıca karar yazmaya gerek görülmeden kalan gider avansının davacıya iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)