DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1785 E. , 2023/549 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/02/2021 tarih ve E:2017/5778, K:2021/339 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin 1. fıkrasının iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/02/2021 tarih ve E:2017/5778, K:2021/339 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüte ait yurtta kaldığına, hâkimlik-savcılık sınavlarına bu yurtta hazırlandığına, savcılık mesleğine girerken mülakatı geçmek için örgüt ile bağlantılarda bulunduğuna ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Öte yandan davacı tarafından, davalı idarece birinci savunma dilekçesinin yasal cevap verme süresinden sonra verildiğinden bahisle söz konusu dilekçede belirtilen iddia, savunma ve delillerin dikkate alınmaması gerektiğinin ileri sürüldüğü; ancak dava dilekçesinin 22/03/2018 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmesi üzerine, 11/04/2018 tarihinde davalı idarece cevap verme süresinin uzatılması isteminde bulunulduğu ve Dairelerince 02/05/2018 tarihli ara kararı ile verilen ek süre içerisinde 08/05/2018 tarihinde davalı idarece birinci savunma dilekçesinin sunulduğu anlaşıldığından, davacının söz konusu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, hakkındaki beraat kararı kesinleşmesine rağmen bu davanın reddedilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiği; yargılama sürecinde usule aykırılıkları aktardığı ve bu iddialarını tekrar ettiği; Daire kararının dayandığı hususların işlem gerekçesi olmadığı; işleme sonradan gerekçe üretilmeye çalışıldığı; ceza yargılamasına ilişkin dosya incelendiğinde örgüte karşı olduğunun anlaşılacağı; dinlenmesini talep ettiği tanıkların dinlenmediği; şahsını örgütle ilişkilendirebilecek hiçbir husus bulunmadığı; eski eşiyle tanıştığı dönemden sonra eski eşinin örgütle irtibatının kalmadığı ve koptuğu, bunun en önemli sebebinin kendisiyle evlenmesi olduğu; eşi hakkında ifade veren tanıkların da bu duruma işaret ettiği; eski eşinin evvelki durumunun kendi aleyhine delil olamayacağı; başarılı bir eğitim hayatı olduğu ve bu süreçte örgütle bir bağ kurmadığı; mesleki referanslarının örgütle ilgisinin bulunmadığı; fakat o dönemde bu örgütle ilgisi olmayanların mesleğe kabul edilmediği dillendirildiğinden panik içerisinde örgütle ilişki arayışında bulunduğu ancak bir ilişki kurmadığı; mülakat sınavındaki başarısında örgütün bir etkisinin bulunmadığı; 17-25 Aralık sürecinden önce bile herhangi bir bağlantısının mevcut olmadığı; 2011 yılında örgüt mensuplarının ilişki kurma taleplerini reddettiği; bu dönemde eşini de örgütten uzak tutmayı başardığı; 2013 yılında Kars Adliyesinde çalıştığı dönemde, örgütle ilgisi bulunduğu gerekçesiyle görevinden alınan Başsavcı ile uyumlu çalışamadığı; yine örgütle ilgili soruşturma geçiren dönemin Kars Valisiyle ilgili olarak görevinden kaynaklı suç duyurusunda bulunduğu; örgütle ilgisi olsa bunları yapmayacağı; tanık R.B.'nin kendisinin örgütle ilgisi bulunduğu halde görevine devam etmesine karşın şahsının örgütle ilgisi bulunmadığı, buna rağmen ihraç edilmesinin ayrımcılık olduğu; başarılarını kendi emeğiyle elde ettiği ve başarılı bir mesleki hayatı bulunduğu; bu durumun halen meslekte olan ve o dönem birlikte çalıştığı yargı mensuplarına sorulabileceği; pek çok itirafçının olduğu bir hususta sadece tek bir kişinin aleyhine ifade verdiği; bunu da duyuma ve tahmine dayandırdığı ve mezuniyet yıllıklarına bakarak yaptığı; bu tanığın dinlenmesi ve kendisiyle yüzleştirilmesi gerektiği; diğer tanık H.Ş.'nin ise itirafçı olduğu; beyanlarının 17-25 Aralık sürecinden öncesine ilişkin bulunduğu, kendisini başka bir kişiyle karıştırıyor olabileceği, tekrar dinlenmesi ve kendisiyle yüzleştirilmesi gerektiği; sınava ailesinin yanında hazırlandığı; zaten örgüt yurtlarında sınava hazırlık yapılmadığı; 2016 yılında bir miktar para transfer ettiği kişinin iş yerinde yan odasında oturan savcı arkadaşı olduğu; bu ödemenin de borç olarak elden aldığı paranın geri ödenmesine yönelik olduğu ve örgüte himmet niteliğinde bulunmadığı; eski eşiyle Adalet Akademisinde tanışarak evlendikleri; örgütle bağ kabul edilebilecek bir fiilinin bulunmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/02/2021 tarih ve E:2017/5778, K:2021/339 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 22/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.