5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ----plakalı araç, karşı tarafın sigortalısı olan ---- plakalı araç arasındaki ---- tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, --- kayıtlarına göre müvekkiline ait aracın kazada--- plakalı aracın----- kusurlu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu madde 99 “Sigortacılar, hak sahibinin --- sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, ----- veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde ----------- sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.” Müvekkilinin 30.04.2021 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediği, müvekkilinin haklarını(tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiği, tahsil etmeleri gereken tazminat alacaklarını yasal süresinde tahsil edilemediğini, alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve yasal faizi aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar taleplerine ilişkin huzurdaki davayı açma zaruretinin doğduğunu, şöyle ki; davalı tarafça sigortalanan aracın %100 kusurlu bulunduğu, müvekkilinin kusursuz olduğu dikkate alındığında müvekkilini zarara uğratmak maksadıyla herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı tarafa bildirimin yapıldığına ilişkin iletinin dilekçe ekinde sunulduğunu, bunun üzerine taraflarınca ------sayılı dosyası ile hasar tazminatı talep edildiği dosyaya ------numarasıyla karar verildiğini, akabinde-------tarafından karara itiraz edilmiş olup itiraz neticesinde -----karar numaralı kesin karar ile; "...Bilirkişi raporunda aracın rayiç değeri 40.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Hasar bedeli ise 18.173,90 TL olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle tamirinin ekonomik olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz etmemiştir. Bu nedenle raporda tespit edilen hasar miktarı yönünden başvuru sahibi lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bilirkişi raporu denetime elverişli ve ------ uygun olduğundan davalı vekilinin itirazlarının reddi gerekmiştir...” şekilde karar vererek davalı ------- sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla 30.04.2021 tarihinde borçluyu temerrüde düşürdüğü ancak borcunu 15.02.2022 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini, müvekkilinin davalıdan talep ettiği hasar tazminatının temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücünün de aynı olmayacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, dosyada tahsil edilen yasal faizi ile alacaklı müvekkilinin zararını karşılar nitelikte bir bedel olmadığını, aşkın zararın,
TBK’nun 122/1. maddesinde düzenlendiğini: “Alacaklı,
temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür”, ------- kararında vurgulandığı üzere; munzam zarar sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucu olduğu ve alacaklının zararının faizi aşan bölümü olduğunu, borçlu para borcunun vadesinde ödemediğinde (temerrüt) oluştuğunda sözleşme veya yasada belirlenen “gecikme faizi” ödeme yükümü altına gireceğini,----------- ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir.” yukarıda anılan kanun maddesi uyarınca borçlu alacaklının temerrüt faizini aşan zararını karşılamakla yükümlü olduğunu, kaldı ki burada sigortalısı adına borçlu olan sigorta şirketi tazminat alacağını ödemeyerek kusuru ile borcun tahsil edilmesini engellediği için müvekkilinin uğradığı munzam zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın daha fazla artmaması adına dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep ettiklerini, ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak müvekkili yararına munzam zarar olduğuna, bu zararın hesaplanması amacıyla dosyaya bilirkişi atanmasına, haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlere istinaden;
HMK 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL’sinin davalıdan avans faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu trafik kazasına karışan, ------ plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde --- sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu kazanın poliçe vadesi içinde meydana gelmesi şartıyla poliçe teminat miktarı ile sınırlı olup; kaza tarihi itibariyle araç başına maddi 41.000,00TL ile sınırlı olduğunu, Davacının,----- plakalı aracın maddi hasar ilişkin oluşan munzam zararın tazmini talepli işbu davayı açmış ise de; haksız davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu: sigorta şirketinin poliçeden kaynaklanan maddi tazminat taleplerine ilişkin sorumluluğunun; sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami poliçe teminat limiti ile sınırlı olup, sadece gerçek zarara ilişkin olduğunu,------ plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde başvuru sahibine ait aracın uğradığı bakiye değer kaybına ve maddi hasar masrafı talep edildiği, ------- aracılığıyla başvuruda bulunduğu çıkan kararların davacı tarafından icraya konulduğu ve ödemelerin icraya yapıldığını, daha önce başvuru sahibinin müvekkili şirkete aleyhine ------- sayılı değer kaybına ilişkin dosyasından çıkan kararlar doğrultusunda müvekkili şirketçe ----nolu hasar dosyasının açılmış olup, karar doğrultusunda başvuru sahibine ait aracın maddi hasarına ve değer kaybına ilişkin zararının olduğu tespit edildiği,-----değer kaybına ilişkin, ------- olarak tazminat ödemelerinin tüm ferileriyle birlikte ödemesinin yapıldığını, yapılan ödemeler ile müvekkili şirket poliçeden doğan tüm sorumluluğunu yerine getirmiş olup, başkaca bir sorumluluğu kalmadığını, davalının kusuru sebebi ile temerrüde düştüğü davacının zararına davalının herhangi bir kusuru ile sebebiyet verdiğine dair veya illiyet bağı olduğuna dair dosyada somut delil ve verinin tespit edilemediğini, davalı tarafın sigorta poliçesinden kaynaklanan sorumluluğu olduğu bu sorumluluğunun mahkeme kararı ile tespit edildiği, kazaya sebebiyet verenlerin kusurlu olduğu ancak kazada ve kaza sebebi ile açılan tazminat davasında davalının kusuru olmadığı, tazminat davasının karara çıkmasından sonra icra takibi açıldığında davalının kararı istinaf etmediği, icra takibi açıldığında makul sürede mahkeme hükmü gereğince doğan borcunu ödediğinin tespit edildiğini, davacının munzam zararına sebebiyet verenin bizatihi davalı sigorta şirketi olduğuna dair somut belge ve delil olmadığından davacının davalıdan talep edebileceği munzam zarar tazminat alacağı bulunmadığı görüşüne varıldığını, tüm bu nedenlerle; öncelikle yapılan ödeme dolayısıyla müvekkili şirketin unun kalmaması sebebiyle davanın reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava,
TBK 122. maddesinde düzenlenen aşkın (munzam) zarar talebine ilişkindir.Davacı, dava konusu kaza sebebiyle aracının hasara uğradığını, sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen zararın ödenmediğini, bunun üzerine ---- başvuru yapıldığını, trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu zararını -------- kararı sonrasında icra takibi yoluyla sigorta şirketinden tahsil edebilediğini, --------- şirketinin kazanın kendisine başvuru yapılmasından 8 iş günü sonrasında kanunen temerrüte düştüğünü, kaza tarihindeki araçta oluşan zarar ile tazminatı tahsil ettiği tarihteki tutarın döviz ve enflasyonun vb. artması sebebiyle paranın alım gücünün düştüğünü ve aşkın zararının ortaya çıktığını, davalının aşkın zarardan sorumlu olduğunu, bilirkişi marifetiyle tespit edilecek aşkın zararın davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, sigorta poliçesi, hasar dosyası celp edilmiş, davaya konu sigorta tahkim komisyonu dosyaları örnekleri celp edilmiş, -----sayılı dosyası uyap üzerinden dosya arasına alınmış, 03.01.2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi heyetinin 03.01.2024 tarihli raporunda özetle, "...Davacı tarafından aşkın zararın varlığının somut ispat yöntemine göre ispatlanamadığı, Soyut ispat yönteminin uyuşmazlığa uygulanması ihtimalinde aşkın zararın hesaplanabileceği,------- daireleri arasında ispat yöntemleri konusunda görüş birliği olmaması sebebiyle sayın mahkemece soyut ispat yönetiminin varlığının yeterli olması durumunda; aşkın zarar hesabına ------ gereğince esas alınması gereken tarihin, “temerrüt tarihi ile ftili ödeme süresi arasında geçen zaman dilimi olduğu,
Davalı tarafından icra müdürlüğüne 15.02.2022 tarihinde ödeme yapıldığı, Aşkın zarar hesabında davalı tarafından yapılan ödemede hakem heyetince maddi tazminat olarak hükmedilen 18.173,90-TL'nin esas alınması gerektiği, Davalının kesinleşen itiraz hakem heyeti kararı gereğince aşkın zarara sebep olduğu iddia edilen 18.173,90-TL maddi tazminat yönünden 08.06.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, İş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve aşkın zarar konusunda davalının dava değeri yönünden temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında ihtarname bulunmadığı, bu nedenle arabuluculuk son tutanak tarihi itibariye (29.07.2022) dava değeri açısından temerrüde düştüğü hususlarının sayın mahkemenin takdirinde olduğuna, Davalının temerrüt tarihi ile davacıya ödeme yapılan tarih arasındaki enflasyon verilerini gösterir altın ve döviz kurları, --------oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, asgari ücrete ilişkin değişim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu; 24.689,53-TL olarak hesaplandığı, Bu tutardan davacı tarafından icra dosyasından tahsil edilmiş 1.129,27-TL işlemiş faiz tutarının ve tahsil edilen maddi tazminat tutarı 18.173,90-TL nin düşülmesi neticesinde davacının talep edebileceği munzam zarar tutarının 5.386,36-TL olduğuna ilişkin..." yönünde görüşlerini bildirmişlerdir.Aşkın (munzam) zarar, alacaklının temerrüt faizini aşan zararlarını ifade eder. Başka bir deyişle, aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.--------Doktrinde aşkın zararın ispatı hususunda soyut veya somut olmak üzere iki tane yönteminin olduğu kabul edilmektedir. Somut yöntemde, davacı aşkın zararının açık bir şekilde ispat etmesi gerekirken, soyut yöntemde enflasyon, develüasyon vb hususlardan yararlanarak paradaki alım gücü düşüklüğü sebebiyle aşkın zararının ispat edilebileceği belirtilmektedir. Soyut yöntem ile alacaklıya ispat kolaylığı sağlanmaktadır. Bu yöntemde belli ekonomik göstergeler dikkate alınarak değerlendirme yapılır. Alacaklı bu yöntemde uğradığı zararı somut vakıalarla ispat etmek zorunda değildir. ----- süre gelen uygulamasında aşkın zarar talebi için kişinin somut zararının bulunmasını ve aşkın zararın davacı tarafça somut olarak ispat edilmesi gerektiği hususunu katı bir biçimde uygulamaktaydı. Ancak --------- aşkın zararla ilgili vermiş olduğu kararında TBK 122. maddesinde düzenlenen “Aşkın Zarar” müessesi ile paradaki alım gücü düşüşüne (enflasyon vb.) bağlı taleplerindeğerlendirilebileceğini açıkça beyan edilmiştir.--- kararından sonra ----- arasında görüş farklılığı ortaya çıkmıştır. Ancak -------içtihatlarına bakıldığında, aşkın zararın ispatı için alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir biçimde ispat edilmesi gerektiği yönündedir. Başka bir deyişle, ----- ihlal kararından sonra somut ispata ilişkin katı tutumunu biraz yumuşatmış ise de son kararlarında tekrar somut ispat hususunu katı bir şekilde aradığı görülmektedir. -----------Şunu ifade etmek gerekir ki aşkın zararın ispatında salt bir yöntemin seçilmesi hukuken mümkün değildir. Gerçekten de, ------ paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi sebebiyle ilgili aşkın zarar talebine ilişkin içtihatlarda açık farklılığın bulunması sebebiyle içtihatların birleştirilmesi için -------gündemine gelmiş, kurul somut olayın özellikleri dikkate alınarak maddi olguların kanıtlanması hususunun hakim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, kaynağı çok ve çeşitli olan maddi olguların tek bir ispat vasıtasına bağlanmasının hakimin delilleri serbestçe takdir etmesi ve vicdani kanaate göre hüküm kurması kuralını sınırlayacağını, aşkın zararda ispatın tek bir koşula bağlanmasının hukukun zaman içinde gelişimini de önleyeceğini belirterek içtihatların birleştirilmesine yer olmadığına karar vermiştir. ------- O halde aşkın zararın ispatı bakımından her somut olayda borcun kaynağı, kanunun emredici hükümleri vb. hususlar dikkate alınarak kendi özelinde değerlendirme yapılmalıdır. Ayrıca ------geçmişten günümüze kararları incelendiğinde uyuşmazlığın bir tarafının bireylere göre güçlü konumda olan devlet veya kamu tüzel kişisi olması halinde paranın satın alma gücünün azalmasına ilişkin aşkın zarar taleplerini genellikle olumlu karşılamakta, devlete bu konuda pozitif yükümlülükler yüklemekte ve başvurucuların aşkın zarar taleplerini kabul etmektedir. Örneğin kamulaştırma kanununda yapılan kanuni düzenlemelerin ve değişikliklerin çoğu ----- yönde vermiş olduğu iptal ve hak ihlali kararlarına daynmaktadır. -----Yukarıda zikredilen --------- kararları gereğince borcun kaynağına ilişkin aşkın zarar talepleri yönünden iradi şekilde oluşturulan borç ilişkileri (araç satış sözleşmesi vb.) ile iradi olmaksızın (trafik kazasına bağlı haksız fiil, kamulaştırma vb,) oluşan borç ilişkileri bakımından ikili bir ayrım yapılması gerekmektedir. Hukukumuzda hakim olan sözleşme serbestliği ilkesi gereğince iradi borç ilişkilerinde kural olarak somut ispat yöntemi esas alınmalı, iradi olmayan borç ilişkilerinde ise soyut ispat yönteminin kabul edilmesi adalet duygusuna ve hakkaniyete daha uygun olacaktır. Çünkü trafik kazası gibi haksız fiil sebebiyle kendi iradesi olmaksızın zarar gören kişiye, enflasyon, develüasyon vb. sebeplerden kaynaklı paranın alım gücünün düşmesi sebebiyle oluşacak aşkın zararını ayrıca somut olarak ispat etmesini istemek (beklemek) TBK haksız fiil hükümleri gereği kazanın gerçekleştiği anda oluşan zarar tazmin edilmesi ilkesine aykırılık teşkil etmekte, ---- tabiriyle zarar görene aşırı külfet yüklemektedir. ----- kararlarının özü dikkate alındığında kanaatimizce iradi olmayan borç ilişkilerinde, bir tarafı kamu, devlet veya banka, sigorta şirketi gibi güven kuruluşları yönünden diğer şartların mevcut olması halinde aşkın zarar bakımından soyut ispat yönteminin kabul edilmesi gerekmektedir. ------Ayrıca -----güncel kararı, ----- Karar sayılı ilamı da benzer yöndedir.Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında; dava, haksız fiil hükümlerine dayamakta olup iradi olmayan bir borç ilişkisi mevcuttur. Davalı sigorta şirketi kanun emredici hükümlerine göre kurulan, devlet tarafından sürekli denetime tabi tutulan bir kurum olup güven kuruluşu olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca davalı taraf-----sigortacısı olup -------- kanun koyucu tarafından zorunlu tutulan bir sorumluluk sigortasıdır. KTK 99. maddesi gereğince trafik sigortacısı zarar görenin başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olup aksi halde aynı kanunun 99/3 fıkrası gereğince para cezası yaptırımına tabi tutulmuştur. Aynı şekilde 5684 sayılı SK m. 32/3 maddesi ile sigorta şirketlerinin sigorta tazminatının ödenmesinin geciktiremeyeceğini hükme bağlamış, aksi halde aynı kanunun 35/27 maddesi gereğince adli para para cezasına hükmedileceği öngörülmüştür.
Bu kapsamda KTK 99 maddesi ve SK 32/3 maddesi gereğince zorunlu trafik sigortası yönünden kanun koyucunun zarar görenin bir an önce tazminatına kavuşması amacında olduğu anlaşılmaktadır. ------------ Davalı sigorta şirketi tarafından KTK 99 ve SK 32/3 maddesi gereğince bir an önce tazminat ödenmesi yükümlülüğünün yerine getirilmediğine ilişkin kanundan kaynaklı ------------- herhangi bir defi ileri sürülmemiştir. Bu itibarla davacı-zarar görenin soyut ispat yöntemine dayanan aşkın zarar talebinin yerinde olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yönteminin ----------uygulamasına uygun olduğu anlaşılmış, davacının aşkın zarar talebinin kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın kabulü ile;
-5.386,36-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Alınması gerekli karar harcı 427,60-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 83,45-TL olmak üzere toplam 164,15-TL'nin mahsubu ile bakiye 263,45-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL peşin harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 83,45-TL olmak üzere toplam 164,15-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvuru harcı, 11,50-TL vekalet harcı, 120,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 3.200,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.412,,70-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5.Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle UYAP üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
7.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 5.386,36-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/03/2024