Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/2599
Karar No
K. 2024/2079
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL BAM

8. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/2599

KARAR NO: 2024/2079

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/09/2024

NUMARASI: 2024/305 Esas - 2024/557 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024

İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;

K A R A R Görülmekte olan dava; 06/01/2014 tarihinde, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde, araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle maluliyet (kalıcı-geçici) ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "2918 sayılı KTK'nun “Zamanaşımı” başlıklı 109. Maddesi; “...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır.Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir.Vurgulamakta yarar vardır ki, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/II. maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, sadece eylemin “cezayı gerektiren fiilden” doğmuş olması gerekli ve yeterlidir. Diğer bir ifade ile tazminat davalarına daha uzun süreli ceza davasına ilişkin zamanaşımının uygulanması için fail hakkında bir ceza davası açılması; mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı veya zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması aranmamaktadır. Sadece cezalandırılması kabil bir eylemin işlenmiş olması, bir diğer söyleyişle, haksız fiilin suç niteliğini taşıması yeterlidir. Anılan madde uyarınca “eylemin” suç teşkil etmesi; cezai nitelik taşımasından hareketle mahkumiyet veya takipsizlik kararı aranmaksızın ceza zamanaşımı uygulanacaktır. "...Olayın meydana geliş şekli itibariyle ölen sürücünün eylemi bir bütün olarak ele alındığında, murisin işleteni olmadığı aracı kullanırken tek taraflı ve kendisinin tam kusuru ile meydana gelen eylem aracın frenlerinin arızalı olması nedeniyle TCK 179/2 maddesinde tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmaktadır. " "..Buna göre davacının desteğinin tam kusuru ile neden olduğu ve kendisinin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nun 179/2. maddesinde düzenlenen ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır." (Bkz. Yargıtay H.G.K.'nun 2014/17-2198 Esas ve 2015/1495 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, davacı tarafça 06/01/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini talep edilmektedir.

Davalı tarafça ise cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Trafik kazasının meydana gelişine ilişkin dosyadaki mevcut deliller irdelendiğinde, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın tek taraflı trafik kazası gerçekleştirdiği, davacının yaralandığı, sürücünün ise vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili tarafından, kazada ölüm de meydana geldiğinden zamanaşımı süresinin 15 yıl olarak değerlendirilmesi gerektiği iddia edilmiştir. Ancak, yukarıda emsal olarak değinilen H.G.K kararında da, ölen murisin mirasçıları tarafından açılan davada meydana gelen olayda TCK 179 maddesi gereği trafik güvenliğinin tehlikeye sokulması suçu gerçekleştiği kabul edilerek zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Somut olayımızda ise, davacının yolcu olarak bulunduğu araçta kaza nedeniyle yaralanması nedeniyle davacı açısından taksirle yaralama suçu oluşmuştur. Ceza hukukunun genel prensibi gereği tehlike suçu ile zarar suçu birlikte oluşamayacağından, zarar suçunun nazara alınması gerekmektedir. Bu nedenle davacı yönünden gerçekleşen taksirle yaralama eylemi açısından TCK'da 8 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, davaya konu taleplerin ilk olarak 18.07.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine karşı ileri sürüldüğü ve sonrasında işbu davaya konu edildiği anlaşılmakla, zamanaşımı süresinin dolduğu" gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, ilk derece mahkemesinin kararında isabet bulunmadığı belirtilerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu trafik kazasının; ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı olduğu anlaşılmaktadır.Bu nevi trafik kazaları yönünden zamanaşımı hususunda açıklama yapılmasının faydalı olacağı değerlendirilmiştir.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.

Yine maddi ve manevi tazminat istemlerinin bağlı olduğu zamanaşımı süreleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60.) maddesinde de düzenlenmiştir. 6098 Sayılı TBK'nın 72/1. maddesinde "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." denilerek mülga 818 sayılı BK'nın 60. maddesinde olduğu gibi üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüştür.6098 Sayılı TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/1.) maddesi, özellikle zamanaşımının başlangıç anını belirleyen bir düzenlemedir. Bu düzenlemeye göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Burada, uygulamada "kısa süreli zamanaşımı" olarak adlandırılan süre söz konusu olup, sürenin başlangıcı sübjektif bir koşula bağlanmıştır. Çünkü, sürenin başlaması zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusu kişiyi öğrenmesi gibi sübjektif bir koşulun gerçekleşmesi ile mümkündür.Mutlak nitelikteki "uzun süreli zamanaşımı"nın başlangıç tarihi ise zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir. Buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrar. Burada on yıllık sürenin başlangıç anı, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlanmıştır. Olağan zamanaşımı süresi iki yıllık olan kısa zamanaşımı süresidir. Diğer bir anlatımla iki yıllık zamanaşımı süresi on yıllık süre ile sınırlıdır. Zarar ve zararın sorumlusu olan kişi öğrenildiği takdirde davanın kısa zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerekir. Zarar veren eylemin işlenmesinden itibaren on yıl geçtikten sonra zarar ve zararı veren kişi öğrenilmiş olsa bile tazminat istemi, zamanaşımı def'î ile karşılaştığında reddedilir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20/12/2017 tarih ve 2017/3-2786 E., 2017/2016 K. Sayılı kararı).TBK'nın 72/1. (BK'nın 60/2.) maddesinde düzenlenen üçüncü süre ise "ceza zamanaşımı süresi"dir. Zarara neden olan eylem, aynı zamanda ceza kanunları uyarınca suç teşkil eden bir eylem oluşturuyor ve bu eylem için ceza kanunlarının öngördüğü zamanaşımı süresi daha uzun bir süre ise bu takdirde uygulanacak olan zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Ceza zamanaşımı süresinin başlangıç anı da zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihtir.Açıklamalardan sonra somut olaya gelince; ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı kaza 06/01/2014 tarihinde meydana gelmiş olup, eldeki dava 17/05/2024 tarihinde açılmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, (trafik kazasında ölümde olduğundan) ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 06/01/2014 tarihi ile dava tarihi olan 17/05/2024 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı sonucuna varılmıştır.Her ne kadar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihatlarında, kaza sonucu başka bir kişinin hayatını kaybetmemiş olması durumunda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'ya göre; eylem trafik güvenliğini tehlikeye sokmuş olup, uzamış ceza zaman aşımı süresinin bu suretle 8 yıl olduğu yönünde belirleme ve değerlendirmeler mevcut ise de; Dairemizce böyle bir durumda uygulanması gereken uzamış ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğuna ilişkin önceki yargısal uygulamalar benimsendiğinden, ilk derece mahkemesinin; zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın reddi yönündeki kararı isabetli bulunmamıştır.Hal böyle olunca da; ilk derece mahkemesince davalı tarafın zamanaşımı defi'nin reddi ve davaya devamla yapılacak yargılama sonucunda esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.4 ve 6.maddeleri gereğince kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Gerekçe uyarınca, 1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)-a.4 ve 6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına,2/İşin esasına girilerek toplanan ve toplanacak delillere göre esas hakkında bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3/İstinaf başvurusunun kabulü nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin karar ve ilam harcının davacıya iadesine,4/İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,5/İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK' nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.19/12/2024

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK DIGER Ceza Hukuku 5237 sayılı TCK'nun 179/2. maddesinde düzenlenen ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçmeden açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır." (Bkz. Yargıtay H.G.K.'nun 2014/17-2198 Esas ve 2015/1495 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, davacı tarafça 06/01/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında uğranılan zararın tazmini talep edilmektedir. Davalı tarafça ise cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Trafik kazasının meydana gelişine ilişkin dosyadaki mevcut deliller irdelendiğinde, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın tek taraflı trafik kazası gerçekleştirdiği, davacının yaralandığı, sürücünün ise vefat ettiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından, kazada ölüm de meydana geldiğinden zamanaşımı süresinin 15 yıl olarak değerlendirilmesi gerektiği iddia edilmiştir. Ancak, yukarıda emsal olarak değinilen H.G.K kararında da, ölen murisin mirasçıları tarafından açılan davada meydana gelen olayda TCK 179 maddesi gereği trafik güvenliğinin tehlikeye sokulması suçu gerçekleştiği kabul edilerek zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Somut olayımızda ise, davacının yolcu olarak bulunduğu araçta kaza nedeniyle yaralanması nedeniyle davacı açısından taksirle yaralama suçu oluşmuştur. Ceza hukukunun genel prensibi gereği tehlike suçu ile zarar suçu birlikte oluşamayacağından, zarar suçunun nazara alınması gerekmektedir. Bu nedenle davacı yönünden gerçekleşen taksirle yaralama eylemi açısından TCK'da 8 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, davaya konu taleplerin ilk olarak 18.07.2023 tarihinde davalı sigorta şirketine karşı ileri sürüldüğü ve sonrasında işbu davaya konu edildiği anlaşılmakla, zamanaşımı süresinin dolduğu" gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından; davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, ilk derece mahkemesinin kararında isabet bulunmadığı belirtilerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu trafik kazasının; ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı olduğu anlaşılmaktadır.Bu nevi trafik kazaları yönünden zamanaşımı hususunda açıklama yapılmasının faydalı olacağı değerlendirilmiştir.2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza Kanunu 818 sayılı Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 2918 sayılı KTK'nun “Zamanaşımı” başlıklı 109. Maddesi; “...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu HMK md.353/1 TBK md.72/1 K2918 md.109/2 K2918 md.179/2 K5237 md.179/2 K6098 md.6 K818 md.60 TCK md.85/1 K6098 md.72/1 HMK md.353 K2918 md.109 TCK md.179/2 TCK md.66/1 TCK md.179 K6100 md.355
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.