Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/88
Karar No
K. 2024/180
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/88 Esas
KARAR NO: 2024/180
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/02/2023
KARAR TARİHİ: 06/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili 05/02/2023 tarihli dava dilekçesinde, dava açılmadan önce ticari davalarda zorunlu dava şartı arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nın ... dosya numaralı ve ... karar numaralı dosyası üzerinden davalı tarafla yapılan arabuluculuk görüşmesi görüşme sonunda anlaşamama olarak anlaşmazlıkla sonuçlandığını, davalı şirket ile müvekkil şirket arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacakların davalı şirket tarafından ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkilin faturalardan kaynaklanan bakiye cari alacağı tüm resmi kayıt ve belgelerle sabit olduğunu, davalının icra takip dosyasına sunulan cari hesap ekstresinde ayrıntılı olarak belirtilen faturalardan kaynaklanan bakiye borcu nedeniyle müvekkile borçlu bulunduğunu, davalının, itirazında müvekkile borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, icra dosyasına sunulan ve taraflar arasındaki faturalar ve ödemeleri içerir cari hesap ekstresiyle ilgili bir açıklama getirmediğini, ödeme belgesi de sunmadığını, müvekkilin, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı borçlunun ...

35.İcra Dairesi'nin ...sayılı icra dosyasından başlatılan takibe ve borca yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili 20/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde, Davacı tarafın gerek yasada gerekse sayın mahkeme tarafından tensip ara kararı, ön inceleme tutanağı ve takip eden diğer tüm ara kararlar ile yükümlü olduğu ve/veya olacağı süreli, kesin süreli işlerinin süresi içinde yerine getirmemesi nedeniyle ve/veya getirilememesi halinde davacı tarafa bu işin yürütümü için yeni veya ek bir süre verilmesine, davacı tarafın bu anlamdaki her türlü talebine, kesin süre bitiminden sonra yerine getirilen her türlü adli iş ve işleme muvafakat etmediklerini peşinen bildirdiklerini, bu beyanların yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulmasını, Müvekkil firmanın, Türkiye’nin ilk yapı marketi olarak uzun süredir perakende sektöründe faaliyet gösterdiğini, Müvekkil şirketin, faaliyetlerini elli iki şehirde, pek çok mağazada sürdürdüğünü, ev, bahçe ve ofis için kullanıma uygun on binlerce ürünün satışını yaptıklarını, altı yüzden fazla tedarikçi ile çalışan davalı müvekkilin mağazaları her yıl kırk milyonu aşkın müşteri tarafından ziyaret edildiğini, davalı müvekkilin alacaklı olduğunu iddia eden davacıya, takibe konu tutarda herhangi bir borcu bulunmadığı için takibe itiraz edildiğini, davacıya, tarafından alınan hizmete ilişkin tüm yasal hak edişler ödenmiş olup, davalı müvekkilin davacıya takibe konu nam ve tutarda borcu bulunmadığını, yapılan ödemelerin tespiti için davacının banka hesap hareketlerinin celbi gerektiğini, tarafların aralarındaki ticari ilişki sözleşmeye uygun şekilde devam ederken, davacı tarafından ...

35.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı müvekkilin takibe itirazı neticesinde ise, itirazın iptali için mahkemeye başvurulduğunu, davalı müvekkilin, davacıya hiçbir nam ve sıfat altında borcu bulunmadığını, taraf defterleri incelendiğinde bu durum net olarak ortaya çıkacağını, davacının takibe kötüniyetli olarak itiraz edildiğini iddia etmekteyse de, itirazın kötüniyetli olarak yapıldığına dair herhangi bir delil ibraz etmediğini, icra takibine yapılan her itirazın kendiliğinden kötüniyetli olarak yapıldığının kabulünün mümkün olmadığını, davalı müvekkil hakkında icra takibi yapılmış olması, davalıyı kendiliğinden borçlu hale sokmayacağı gibi, icra takibinin varlığı borcun varlığı anlamına da gelmediğini, bu hususa ek olarak, alacağın tutarı ve likit olma hali de tartışmalı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04.07.2011 tarihli, 2011/8434 E. 2011/8141 K. sayılı kararında hangi tür alacağın, likit alacak vasfı taşıdığı irdelendiğini, ilgili Yargıtay kararına göre bir alacağın likit alacak niteliğine sahip olması ve bu sebepten ötürü tazminat istenebilmesi için, alacağın; önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik ve hesap edilebilirlik vasıflarına haiz olması gerektiğini, bu nedenlerle itirazlarının kabulüne, müvekkil firmanın davacıya borcu olmaması sebebiyle davacının davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası. Bilirkişi Raporu. İstanbul/Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısı.

GEREKÇE

Dava, fatura alacağından kaynaklı itirazın iptali davasıdır.

Huzurdaki davada taraflar arasındaki ticari ilişki gereği davalı şirkete mal verildiği, bu satış gereğince davacı şirket tarafından davalı firmaya gönderilen faturalardan dolayı davacının davalıdan cari hesap alacağı olduğu iddiası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığı ve davalının bu takibe itiraz etmesi sebebiyle uyuşmazlığın taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağına dayandığı anlaşılmaktadır.

Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.

Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.

İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.

Somut olayda davalı yan icra dosyasına yapmış olduğu itirazda davacı yana hiçbir borcunun olmadığı gerekçesiyle alacağa itiraz etmiş, huzurdaki davada davalı yan cevap dilekçesinde, davacı şirketten alınan hizmete ilişkin olarak tüm yasal hak edişlerin ödendiğini, davalının davacıya takibe konu nam ve tutarda borcu bulunmadığı belirterek davanın reddini etmiştir. Bu durumda ispat yükü malları teslim edip etmediği hususunda öncelikle davacı yanda olduğu görülmekle, ticari ilişki ve sözleşme karşılığı bedelin ödenip ödenmediği, alacağın ticari kayıtlara nasıl işlendiği ve davacının alacaklı olup olmadığı hususunda tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesine karar verilmiştir.

HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/425 K. 2021/440 sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.

Yukarıda kapsamda Mahkememizce taraflara ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, bilirkişi olarak atanacak mali müşavir bilirkişiye bildirilmesine, davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde ticari defter ve belgelerini ibraz etmesi, aksi takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağı duruşmada ihtar edilmiş, aynı hususta davalı yana tebliğ ile ihtarat yapılmıştır.

Davacı ve davalının defterleri incelenerek, dosyamıza sunulan 20/01/2024 tarihli bilirkişi raporu ile; taraf 2018, 2019, 2020, 2021, 2022 yılları ticari defterlerinin TTK 64/3.maddesi gereği açılış ve kapanış noter tasdik ve Gelir İdaresi Başkanlığı Bilgi İşlem Sistemine yüklemelerinin kanuni süreleri içinde yaptırıldığı, Taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olduğu, sahipleri lehine delil teşkil edebileceğinin görüldüğü, taraflar arasında bahse konu yıllarda yoğun ve sürekli bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı ticari defterlerine göre, davalı adına düzenlediği faturalar, davalı iade faturaları ile davalıdan yaptığı tahsilatları ticari defterlerine kaydettiği, 2022 yılı sonu itibariyle davalıdan 16.394,19 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defterlerine göre, davacı faturaları ile davacıya iade faturaları ve yaptığı ödemeleri ticari defterlerine kaydettiği, davacıya 16.015,91 TL borçlu olduğu, taraf defterlerinin küçük bir farkla birbirini doğruladığı, davaya konu cari hesap alacağının, 09/12/2020 tarihli ... no'lu 65,73 TL tutarlı fatura ... tarihli ... yevmiye kaydı) ile başlayıp 2021 ve 2022 yılları faturalarının tamamı ile oluştuğu, davacının takipte ve davada 16.394,19 TL talep ettiği, davacıdan 2020 yılı Formba'sında, 53 adet belge karşılığı 13.828,00 TL tutarında mal/hizmet alımı bildiriminde bulunduğu, 2021 ve 2022 yıllarında bildirimin bulunmadığı tespit edilmiştir.

HMK 222/3 maddesinde, İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Hükmü yer almakta olup, davacı tarafın ticari defterlerini usulüne uygun olarak tuttuğu anlaşılmış ve bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere davacı defterlerinde yer alan alacak tutarının davalı yanın ticari defterleri ile de yaklaşık olarak birbirini doğruladığı görülmüş davacı tarafın defterinde alacak olarak kaydedilen tutarın, davalı tarafın ticari defterlerinde de davacıya borç olarak gözüktüğü anlaşıldığından ve her ne kadar davacı tasrfın defterlerinde 16.394,19 TL olduğu belirtilmiş ise de, davalı tarafın usulüne uygun olarak tutmuş olduğu defterlerinde davacıya borcunun 16.015,91 TL olarak gözüktüğü anlaşıldığından, davalının defterlerini kendi lehine delil olması göz önüne alınarak, davalı defterlerindeki kayıtlar esas alınmış ve davalının davacıya 16.015,91 TL borçlu olduğu kanaatine varılarak, davalının ...

35.icra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 16.015,91TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 16.015,91 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 oranındaki 3.203,18 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması, alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1.Davanın KISMEN KABULÜ, Davalının ...

35.icra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 16.015,91TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 16.015,91 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %15,75 ve değişen oranlarda avans faizi, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın %20 oranındaki 3.203,18 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.090,68-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 198,01-TL harcın ve icra takip dosyasında alınan peşin harç olan 81,97-TL'nin mahsubu ile bakiye 810,70-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcının 198,01-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Davacı tarafından yapılan; posta, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 2.136,00‬-TL yargılama giderinden davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 2.086,71-TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına,

6.Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 16.015,91-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,

7.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 378,28-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

8.Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL bedelin davanın kabulü reddi oranında yapılan hesaplama neticesinde 3.048,01-TL yargılama giderinin davalıdan, 71,99-TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,

9.Bakiye gider avansının HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda miktar itibariyle HMK 341 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. 06/03/2024

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.