2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; Müvekkili şirkete ... sayılı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç, 07.09.2022 tarihinde, davalı ...'un maliki ve sürücüsü olduğu, davalı ...Sigorta A.Ş.'ye... sayılı poliçe ile sigortalı... plakalı aracın %100 kusurla sebebiyet verdiği kaza neticesinde hasara uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, sigortalı aracın park halinde bulunduğunun anlaşıldığını, hasar gören sigortalı araçta tespit edilen 19.305,22 TL hasar bedelinin, 14.11.2022 tarihinde sigortalıya ödendiğini, hasar bedelini ödeyen müvekkil şirket, ödediği hasar bedellini Türk Ticaret Kanunu md. 1472 uyarınca davalıdan ve davalının sigorta şirketinden talep edildiğini, ödeme yapılmaması sebebiyle zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, arabuluculuk aşamasında davalı sigorta şirketi birden fazla aracın hasar gördüğünü kaza başına limitin diğer araçlara ödenmiş olduğunu teminat olarak ödenecek bir meblağın kalmaması sebebiyle ödeme yapılamayacağını belirterek ödeme yapmaktan imtina ettiğini, davanın kabulü ile 19.305,22 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, (davalı ...Sigorta A.Ş.'nin poliçe limitiyle sınırlı sorumlu), alacağa 14.11.2022 tarihinden itibaren avans fazinin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
1.Dava, sigortalısının trafik kazasından kaynaklanan zararını karşılayan sigorta şirketinin zarar sorumlusuna karşı açtığı rücuen tazmin davasıdır.
2.Dosya kapsamının incelenmesinde davacı şirketin sigortalısı ...'ın gerçek kişi olduğu, zarar gören aracın otomobil cinsi olduğu ve ruhsat kaydına göre hususi amaçlı kullanıldığı, davalı ...'a ait aracın ise... marka Kamyon türünde ticari nitelikte bir araç olduğu görümüştür.
3.Görev hususu kamu düzeninden olup mahkeme tarafından her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 1472.maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nun 1472.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ...K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.17.01.1972 tarih ve... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; velhasıl sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün defilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. maddesine (TBK m.52) de dayanabileceği;doğal olarak sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, 3 Temmuz 1944 tarihli ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir." şeklindedir.
4.Halefiyete dayalı davalarda görevli mahkemenin belirlenmesinde davacının ödeme nedeniyle halef olduğu zarar gören ile davalı zarar veren arasındaki hukuki ilişkinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Davalıya ait aracın ticari nitelikte kamyon olduğu anlaşılmakta ise de bu husus davayı tek başına ticari dava haline getirmemektedir. Davacının halefi olduğu ... plaka sayılı aracın da ruhsat kaydının hususi, türünün ise otomobil niteliğinde olduğu, gerçek kişi ... adına kayıtlı olduğu, ticari nitelikte kullanıldığına dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı görülmüştür.
Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda, davacının halefi olduğu sigortalısı ile davalı araç maliki arasında ticari nitelikte bir uyuşmazlık bulunmadığı, iki taraf arasındaki haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği, davacı sigorta şirketinin davada taraf olmasının sonuca etkili olmayacağı ve sigorta şirketinin açtığı davanın da sigortalısının tabi olduğu hükümlere tabi olacağı ve yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanına girdiği anlaşılmıştır.
5.Davanın sigorta şirketinin halefiyetten kaynaklanan dava hakkına dayalı olarak açıldığı, dosyanın görüldüğü ... Esas sayılı dava dosyasında dava dışı KZMMS sigortacısı ...Sigorta A.Ş. İle birlikte zarar veren davalıya birlikte dava açıldığı ve davanın her iki zarar sorumlusuna karşı birlikte görülebileceği, ancak sigorta şirketi yönünden açılan davada sigorta şirketinin yetki itirazı neticesinde dosyada yetkisizlik kararı verildiği, davalı ... yönünden açılan davanın tefrik edilerek farklı bir esasa kaydının yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere davacının sigortalı olan aracın hususi nitelikte olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere mahkememizin görevsizliğine ve Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verildi.
1.DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2.HMK'nun 20. maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA,
3.Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiben karar verildi.15/09/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)