7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2021/28940 E. , 2023/11047 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Nizip 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2012/396 Esas, 2015/457 Karar sayılı kararı ile sanığın kaçakçılık suçundan hapisten çevrili 3.000,00 TL ve doğrudan tayin olunan 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, kaçak eşyanın müsaderesine ve nakil aracının iadesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan ...
İdaresi Adına Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri Nakil aracının müsaderesinin gerektiği ile re'sen tespit edilecek sebeplere ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, buna ilişkin gerekçenin dosya kapsamına uygun olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
1.20.05.2012 tarihinde saat 03.20 sıralarında Karkamış - ... Köyü Türkiye sınır hattında kaçak çay ve aracın bulunduğu ihbarı üzerine kolluk görevlileri tarafından aynı gün saat 04.10 sıralarında olay yerine intikal edildiği, olay yerinin nöbet kulesinin yanı olduğu, sınır hattına yaklaşık 70 metre mesafede olduğu, olay yerinde Türkiye - Suriye arasındaki sınır tellerinin kesilmiş olduğu, sanık ...'ın olay yerinde bulunduğu ve adına kayıtlı ... plaka sayılı minibüsün kapılarının açık olup içinde çay yüklü olduğunun ve aracın yükten dolayı çamura saplandığının görüldüğü,
Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle verilen yazılı arama emri ile araçta yapılan aramada 26 çuvalda 1040 kg Akbar marka kaçak çay ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.Sanığın kolluk ifadesinde; çayları Suriyeli şahısların Türkiye tarafına getirmekte olduklarını, çayları birinci sınır teline yakın tarladan alıp aracına yüklediğini, olay sırasında askerler tarafından yakalandığını, çayları satmak için aldığını beyan ettiği, mahkemedeki savunmasında ise; çayları satmak amacıyla Nizip ilçesindeki sınır bölgesinde yabancı uyruklu kişilerden aldığını belirterek atılı suçu ikrar ettiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Dava konusu çayların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması, sanığın çaylarla birlikte suçüstü yakalanması ve sanığın ikrarı karşısında kaçakçılık suçunun sübuta erdiği anlaşılmış olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Dava konusu eşyanın, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması halinde, eylemin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalacağı, buna göre sanığın Suriyeli şahısların sınıra getirdikleri çayları aracına yükledikten hemen sonra, sınıra yaklaşık 70 metre mesafede aracın çamura saplanması üzerine yakalandığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden, sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi,
3.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'nun 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına yapılan ekleme uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
4.5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine objektif koşullar yönünden engel hali bulunmayan, yakalandığı yer mahkemesinde alınan savunmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiğini beyan eden ve yakalama evrakı ekinde kaçak eşyaya mahsus tespit varakası bulunmadığından kamu zararından haberdar olmayan sanığa, davaya konu eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplamı olan miktarın kamu zararı olduğunun bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken kamu zararının giderilmediği gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
5.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası yerine aynı Kanunun 54 üncü maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi ve davaya konu çaylar hakkında 27.11.2012 tarihinde tasfiye kararı verildiğinin anlaşılması karşısında, eşya tasfiye edilmiş ise tasfiye bedelinin Hazine adına irad kaydına, tasfiye edilmemiş ise 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereği müsadereye karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2), (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Nizip 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2012/396 Esas, 2015/457 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.12.2023 tarihinde karar verildi.