11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2021/1961 E. , 2024/238 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul 26.
Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/182 Esas, 2016/10 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.01.2021 tarihli, 2016/101973 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii temyizinde özetle; sanığın suçunun sübut bulmadığı, delil bulunmadığı, suçun maddi-manevi unsurlarının gerçekleşmediği, çekin gerçek olduğu, ciro silsilesine bir sahtecilik, çek üzerinde bir değişiklik bulunmadığı, dolayısı ile aldatma kabiliyetine ilişkin herhangi bir unsur da bulunmadığı, sahte resmi belgeyi “bilerek” kullanmadığı, çekin çalıntı veya sahte olup olmadığını bilmesine imkan bulunmadığı, çekin çalıntı olduğuna ilişkin davanın da henüz sonuçlanmadığı, sanığın suçsuzluğunu ispatlaması gerekmediği, sanığın suçluluğunun kanıtlanması gerektiği, aradaki tüm kişilerin atlandığı, yeterli inceleme yapılmadığı, çekle ilgili silsilenin dikkate alınmadığı, şüpheden sanık yararlanır kuralının ihlal edildiği, savunmada adı geçen ...'ın açık kimlik bilgileri ve adresinin sanık tarafından bilinmemesi kararın gerekçesinde belirtildiği gibi hayatın ve ticaretin gerçeklerine aykırı olmayıp tam tersine hayatın ve ticaretin gerçeklerine uygun olduğu, ticari hayatın hızı ve ani gelişen olaylar çerçevesinde zaman zaman hizmet verilen kişilerin bilgilerinin kontrolünün ihmal edildiği, ...'la ilgili araştırma yapılmadığı, çekle ilgili çalıntı bildiriminin hangi tarihte yapıldığının incelenmediği, çekte sadece arka yüzündeki sanık ismi altındaki imzanın sanığa ait ve çekin hakiki olduğunun belirlendiği, kararın varsayımsal ve soyut gerekçelere dayandığı gerekçeleri ile ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın çeki ... isimli şahıstan aldığını belirtmesine rağmen açık kimlik ve adresini bildiremediği, ... ile olan ticari ilişkisini belgeleyemediği, önceye dayalı borcuna mahsuben ...'ya verdiği, böylece resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2.Sanık özetle, suçlamaları reddetmiştir.
3.Mağdur ve katılanların beyanları alınmıştır.
4.Dosya kapsamından, suça konu çekin 08-10.12.2012 tarihleri arasında keşideci görünen katılan Cenk Firmasının ofisinde çalındığına dair şikâyet olduğu, buna ilişkin 20.12.2012 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığı yazısı bulunduğu görülmüştür.
5.Dosyadaki uzmanlık raporu ve bilirkişi raporlarında; çekin hakiki olduğu, ön yüzdeki yazılar ve keşideci imzası, arka yüzdeki 1 inci ciranta ve 2 nci ciranta imzalarının mağdur/ katılan ...'a, ...'e,...a, ...'e, ...’e ve sanığa ait olmadığı, çekin arkasındaki sanığın, mağdur ...'in ve ...'ın cirolarındaki imzaların ise kendilerine ait olduğu belirtiği görülmüştür. IV. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kuran Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi ve gerekçeli karar başlığında 05.09.2013 şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin "06.07.2013" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli ve 2015/182 Esas, 2016/10 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.