3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, davalı/borçlu İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanlığı'nın temizlik hizmetlerini yürütmekte olup taraflar arasında bu hususta yazılı sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme ile ilgili damga resminin müvekkil şirket tarafından ödendiğini, makbuzun ekte sunulduğunu, yine taraflar arasındaki sözleşme ile ilgili olarak davalı borçlu tarafından müvekkil şirketten teminat talep edildiğini, bu teminatın da müvekkil şirket tarafından ödendiğini, halihazırda davalının uhdesinde olduğunu, Müvekkil şirket ile davalı arasında süregelen hizmet ilişkisinden dolayı müvekkil şirketin verdiği hizmetler karşılığı muavin defter kayıtlarında da görüleceği üzere müvekkil şirket tarafından 28,03,2023 tarihli 4720,TL meblağlı, 19,04,2023 tarihli 4,720,TL meblağlı, 07,06,2023 tarihli 11,214,72-TL meblağlı, 20,06,2023 tarihli 135,700,TL meblağlı faturalar keşide edildiğini, davalı tarafından ilk fatura bedeli ile ilgili olarak 4,682,08-TL ödeme yapıldığını ancak bundan sonraki fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, İcra dosyasına sunulan faturalar, sözleşme ve işbu faturalara ilşkin sözleşmelerle müvekkil şirketin ödemiş olduğu damga resmi ve teminat makbuzuyla da sabit olduğu üzere her iki tarafın ticari kayıtları incelendiğinde davalıdan alacaklı olunduğunun ortaya çıkacağını beyanla fazlaya ilişkin her türlü dava, talep ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davanın kabulüne karar verilerek davalı/borçlunun İzmir ....İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının kötüniyetli olması ve haksız itiraz nedeniyle %20 tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkilince ilgili firmaya takip öncesi ödeme yapılmamasının sebebinin vadesi geçmiş borçlarının bulunmadığına ilişkin vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin müvekkili idareye sunulmamış olması ve takip tarihi itibari İle davacının müvekkili idare hesaplarında bulunan alacağının takip miktarı kadar bulunmuyor olmasından kaynaklanmakta olduğunu, bahsi geçen belgenin tanzim edildiği tarihten itibaren 15 gün geçerli olduğu için ilgili davacı firmanın, her ödeme için ayrı ayrı bu belgeyi sunmakla yükümlü olduğu halde, bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı tarafça verilen hizmete konu iş kapsamında değişik tarihlerde ve değişik miktarlarda faturalar kesilmiş olduğunu, söz konusu faturalara ilişkin olarak, 19.04.2023 tarihinde 4.720,00-TL; 07.06.2023 tarihinde 11.214,72-TL ve 20.06.2023 tarihinde 135.700,00-TL tutarında faturalar kesilmiştir. 19.04.2023 Tarihli 4.720.00-TL tutarındaki fatura, %0.948 damga vergisi kesintisi yapılarak 05.05.2023 tarihinde 4.682.08-tl olarak ödenmiş olduğunu ayrıca 22.05.2023 tarihinde cereyan eden, yüklenici firmaya ait taşıma personelinin kusurlu davranışları sonucu demirbaşa kayıtlı bilgisayar monitör ve kasalarının hasar görmesi olayında; yüklenici firmanın 26.05.2023 tarihli başvuru dilekçesi ile ortaya çıkan hasarın hesaplanıp hakedişten kesilmesi talebi üzerine, 31.05.2023 tarihinde düzenlenen değer tespit komisyon raporu ile toplam zararın 15.433,86-TL olduğu hesaplanmış ve gelir olarak kaydedilmiş olduğunu, bakiye kalan borçların damga vergisi kesintisi yapılarak toplamda 130.327,56-TL davacı tarafa ödenmek üzere emanet hesaplara alındığını, buna karşın, borcu yoktur yazısının taraflarına verilmemesi sebebi İle davacı tarafa ödeme yapılmamış olduğunu, davacı yanın toplamda 151.634,72-TL tutarında fatura düzenlemiş olmasına karşın, takibe konu ettiği ve dava dilekçesinde belirttiği faturalara ilişkin, yapılan kısmi ödemeler, cezai bedel ve damga vergisi kesintisi miktarı düşülmeksizin alacak iddiasını takip ve dava konusu yaptığını, davacının yasanın kendisine yüklediği yükümlülükleri (vadesi geçmiş borçlarının bulunmadığına ilişkin vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgenin sunulması yükümlülüğünü) yerine getirmeden, icra yolu ile alacağını tahsil etme yönüne giderek, hem müvekkili idareyi icra tehditi altında bırakmaya çalıştığını hem de yasaları dolanmak sureti ile açıkça kötü niyetli davrandığını, takip konusu edilen alacağın henüz muaccel hale gelmediği gibi, likit bir alacak da olmadığını beyanla davanın öncelikle usulden reddine, aksi halde esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER
1.İzmir ....İcra Dairesinin ... E.sayılı dosyası
UYAP üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınan dosyanın incelemesinde; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine 3 adet fatura tutarına ilişkin toplam 151.634,72-TL alacağın tahsili istemiyle başlatılan ilamsız takip olduğu, davalı borçlu vekilinin 31/08/2023 tarihli itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
2.Ticaret Sicil Müdürlüğü Kayıtları Davacı şirketin en son sicil kaydı İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, İzmir ....İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır.
HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkeme re'sen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.
22.gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.
Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay tarafından re’sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK’nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2015 gün ve... E. ... K.; 16.09.2015 gün ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, hizmet sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ile uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesi tarafından çözülebilmesi için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Uyuşmazlık konusu işin, davacı şirketin ticari işletmesiyle ilgili olduğu konusunda tereddüt bulunmamakta ise de, davalı Belediyece uyuşmazlık konusu işin ihalesi, ticari işletmeleriyle ilgili olarak değil kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirmiştir. Kaldı ki,
TTK’nın 16/2. maddesi uyarınca devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılamayacağından Belediye Başkanlığının tacir olarak kabulü de mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, tacirin işlerinin ticari olması ilkesi de burada işlevsiz hale gelmiştir. Hal böyle olunca, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/15-301 Esas,2015/2659 Karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/15-440 Esas,2015/1769 Karar ) Açıklanan bu gerekçelerle, ticari dava niteliğinde olmayan eldeki davanın, göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, dosyanın davaya bakmaya görevli olan İzmir Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun tespitine,
2.6100 sayılı HMK nun 20. maddesi uyarınca karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşirse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde DOSYANIN GÖREVLİ İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3.6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli Mahkemece gözetilmesine,
4.Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin belirtilen süre içerisinde talep edilmemesi halinde HMK nın 20. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı,
HMK'nın 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesince incelenmek üzere istinaf yolu açık olarak verilen karar açıkça okundu, ana çizgileriyle anlatıldı. 22/02/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)