Esas No
E. 2023/5748
Karar No
K. 2023/7000
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

1. Ceza Dairesi         2023/5748 E.  ,  2023/7000 K.TEKERRÜR HÜKÜMLERININ KARARDAN ÇIKARILMASINA KARAR VERILMIŞ ISE DE ANILAN EK KARARIN HUKUKI DEĞERDEN YOKSUN VE YOK HÜKMÜNDE RED

TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 86

"İçtihat Metni"Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.10.2022 tarihli ve 2013/950 Esas, 2014/152 Karar sayılı ek kararı ile hükümlü hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın asıl karardan çıkarılmasına ilişkin ek kararın, itiraz edilmeksizin 02.11.2022 tarihinde kesinleştiği, kanun yararına bozma talebine ilişkin talepnamede hükümlünün D. A. F. olan adının hatalı yazıldığı belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/31165 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61393 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61393 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli ek kararı ile, sanık hakkında tekerrüre esas alınan Karaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/592 esas, 2015/136 sayılı kararına konu suç tarihinin 07.05.2005 olduğu, 5237 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01/06/2005 tarihinden önce işlenen suçların tekerrüre esas alınamayacağından bahisle sanık hakkında uygulanan tekerrür hükümlerinin hükümden çıkarılmasına karar verilmiş ise de,

1.Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.2009 tarihli ve 2008/2-270 esas, 2009/68 karar sayılı ilâmında, '...5237 sayılı TCY’nın 58. maddesi uyarınca kişinin mükerrir sayılabilmesi için ilk hükmün kesinleşmesinden itibaren ikinci suçun 01.06.2005 tarihinden sonra işlenmesi yeterli olduğundan, ilk suçun 01.06.2005 tarihinden önce veya sonra işlenmesinin bir önemi yoktur...' şeklinde belirtildiği üzere,

Somut olayda, tekerrrür uygulanan inceleme konusu dosyadaki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden sonra 30.06.2008 olduğu, dolayısıyla tekerrüre esas alınan kararın suç tarihinin bir önemi bulunmadığı anlaşılmakla, 02.05.2006 tarihinde kesinleşen ilk suçun, inceleme konusu 30.06.2008 tarihli ikinci suç bakımından tekerrüre esas olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

2.Kabule göre de, Mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra ek kararla hükümde değişiklik yapılamayacağı ancak 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesinde karşılığını bulan ve mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesaplanmasında duraksama yaşanması durumunda hükmü veren mahkemeden bir karar vermesi istenebileceği, bu kararın verilebilmesi için tekerrüre esas alınan hükümde, kesinleşme tarihinden sonra ortaya çıkan bir değişiklik meydana gelmesi gerektiği (tekerrüre esas alınan kararın bozulması, mevzuat değişikliği ile suç olmaktan çıkarılması vs.) nazara alındığında,

Somut olayda, inceleme konusu Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2014 tarihli kararının, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/34460 esas, 2015/7842 karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştikten sonra mahkûmiyet hükmünün yorumunda tereddüt oluşturacak yeni bir durum meydana gelmediği, savcılıkça hukuka aykırı olduğu iddia edilen hususun temyiz incelemesi sırasında da mevcut bulunduğu nazara alındığında, Yargıtay onama kararının hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi kapsamında anılan Dairenin onama ilâmına yönelik itiraz hususunun değerlendirilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiği, Mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra ek kararla hükümde değişiklik yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.Öğretide olağanüstü temyiz olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü kanun yolunun koşulları ve sonuçları, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi ile aynı Kanun'un 310 uncu maddesinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar."

Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün hukuken geçerli olması ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.

2.Hâkim veya mahkemenin, kovuşturma aşaması sonucunda verdiği karar ya da hüküm, kanun yolu incelemesi ile ortadan kaldırılmadıkça veya yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulü söz konusu olmadıkça aynı davaya bakma imkânı olmadığı hâlde, mahkemenin, yeniden dosyayı ele alarak verdiği karar ya da hüküm hukuken geçersizdir. Bu hüküm veya karar, kural olarak olağan kanun yolu olan itiraz, istinaf ve temyiz yoluna konu olamayacağı gibi olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluna da konu olamaz.

3.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27.10.2009 tarihli ve 2009/206 Esas, 2009/250 Karar sayılı kararında; "...Hukuken geçerli olmayan karar ve hükümlere karşı yasa yararına bozma yasa yoluna başvurulması olanaklı olmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının bu nedenlerle kabulü ile Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteminin bu nedenlerle reddine karar verilmesi” gerektiği kabul edilmiştir.

4.Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; bozma üzerine verilen Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2014 tarihli ve 2013/950 Esas, 2014/152 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (e) bendi, 87 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 03.03.2015 tarihli ve 2014/34460 Esas, 2015/7842 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. İnfaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine inceleme konusu ek karar ile hükümlü hakkında tekerrür hükümlerinin karardan çıkarılmasına karar verilmiş ise de anılan ek kararın hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde bulunduğu belirlenmiştir.

Hukuken varlık kazanmayan bir kararın kanun yararına bozma istemine konu edilmesi de olanaklı değil ise de mevzuatta hukuken geçersiz nitelikteki kararların kendiliğinden yok sayılmasını düzenleyen bir hüküm de bulunmamaktadır. Hukuken geçersiz ve yok hükmündeki kararlar, olağan veya olağanüstü kanun yolları vasıtasıyla, hukuken geçersiz olduklarına ilişkin bir tespit yapılmadıkça şeklen varlığını koruyacaktır.

5.Yukarıda (3) numaralı paragrafta zikredilen YCGK, 2009/206 E., 2009/250 K. sayılı kararında açıklandığı üzere hukuken geçerli olmayan, yok hükmünde olan inceleme konusu kararın kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.11.2023 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.