21. Hukuk Dairesi
T. C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/288 Esas 2024/253 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/288
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/01/2022
NUMARASI : 2021/567 Esas 2022/4 Karar
GEREKÇELİ KARARIN
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde düzenlenen kaçak elektrik tutanağı nedeniyle açılan menfi tespit davasında yapılan yargılama sonunda aleyhe hüküm altına alınan yargılama gideri ve vekalet ücretinin icra takibine konulması sonucu müvekkilinin 9.367,75 TL ödediğini belirterek 9.367,75 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte yorumlanması gerektiğini, bilanço çalışmaları yapılarak devre esas bilanço düzenlendiğini, geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, sözleşmede belirtilen 3. Kişinin şirketle bağlantısı olmayan kişileri ifade ettiğini, dava konusu uyuşmazlığın İHDS kapsamında yer almadığını, müvekkilinin sadece mahkeme kararında belirtilen tutarda sorumlu tutulabileceğini, icra takip giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizi talep edilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı tarafından dava dışı üçüncü kişi hakkında işletme hakkı devir sözleşmesi öncesinde düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağına dayalı olarak dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan dava sonucunda dava dışı üçüncü kişinin borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin dosyamız davacısından alınarak dava dışı üçüncü kişiye verilmesine karar verildiği, davacı tarafından bu bedellerin menfi tespit davasını açan dava dışı üçüncü kişiye yapılan icra takibi sırasında ödendiği, yapılan ödemenin işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalanmasından öncesi döneme ait olaya ilişkin olduğu, sözleşme öncesi döneme ilişkin olay kapsamında üçüncü kişiler tarafından açılan davalarda aleyhe hükmedilen yargılama giderleri ve vekalet ücretleri nedeniyle yapılan ödemelerden taraflar arasında düzenlenen işletme hakkı devir sözleşmesinin 7.1, 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca yapılan davalının sorumlu olduğu, tarafların tacir oldukları ve davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye ödeme yapılması tarihi itibari ile davacının mal varlığında eksilmenin meydana geldiği, bu nedenle de davacının ödeme tarihinden itibaren avans faizi talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 9.367,75 TL'nin ödeme tarihi olan 24/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, rücu davasının mahiyeti gereği ödeme belgesi ibraz edilmesini dava şartı olduğunu, cevap dilekçesi içeriğinin istinaf itirazı olarak tekrarladığını, zaman aşımı nedeniyle iptal edilmiş olan faturaya ilişkin dava açıldığını, konusuz bir davanın söz konusu olduğunu, asıl taleple ilgili olarak mal varlığında bir eksilme olmayan davacının kanundan ve ilamdan kaynaklı olarak ödediği yargılama gideri vekalet ücreti gibi fer'ileri müvekkilinden rücuen talep edemeyeceğini, davacının devir ile birlikte müvekkilini gayri kabile rücu ile ibra ettiğini, yalnızca İHDS esas alınmak suretiyle karar verildiğini, İHDS, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi ve ilgili kanun hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, idarenin sorumluluğunun baki tutulması şeklinde yorumun özelleştirmenin amacına aykırı bulunduğunu, dava konusu talebin İHDS kapsamında yer almadığını, davada üçüncü kişi zararından söz edilemeyeceğini, hükmedilen faizin başlangıç tarihi ve türünün kabul edilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09/10/2012 tarih ve 2009/561 Esas ve 2012/476 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalısı ... olup, 19/07/2000 tarihli kaçak elektrik faturası nedeniyle açılan menfi tespit davasının kabulüne, davacının kaçak elektrik faturası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği görülmüştür.
Şanlıurfa 1. İcra Müdürlüğü'nün 2014/6598 sayılı dosyası ile; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09/10/2012 tarih ve 2009/561 Esas ve 2012/476 Karar sayılı ilamına dayalı olarak, ilamda yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı, ... tarafından icra dosyasına 24/07/2014 tarihinde 9.367,75 TL ödendiği anlaşılmıştır.
Sözleşme hükümleri ile somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı ... tarafından kaçak elektrik faturası nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebi ile ... aleyhine açılan menfi tespit davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, dava dışı ...'in mahkeme ilamını ... aleyhine icra takibine koyması sonucu davacının icra dosyasına 24/07/2014 tarihinde 9.367,75 TL ödediği dosya içeriğiyle sabittir.
Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun TEDAŞ'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin TEDAŞ tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının TEDAŞ olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından icra takibi nedeniyle alacaklı ... hesabına yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra takibi nedeniyle ödediği tüm bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).
Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır.
Davalı vekilinin hüküm altına alınan alacağın faiz başlangıç tarihine ve avans faizine hükmedilemeyeceğine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gerekli olan 639,91 TL istinaf karar harcından peşin alınan 159,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 479,93 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3.Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 14/02/2024 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.